100 Bin Kişilik Hâçlı Ordusuna Karşı 9 BİN OSMANLI MÜCAHİDİNİN VURDUĞU ZAFER MÜHRÜ!..
UNUTULMAZ ZÂFER KANİJE…
Tarihimiz şanlı zaferler, fetihler, destanlar ve müdafaalarla dolu. Bu muzafferiyetlerin neredeyse tamamı düşman kuvvetleri bizden katbekat üstünken kazanıldı.
Bu muzafferiyetlerden, bu muvaffakiyetlerden biri de muharebe meydanında asker ve mühimmat sayısı gibi zâhirî üstünlüklerin zekâ ve mâneviyat karşısındaki acziyetini ispatlayan Kanije Direnişi’dir.
Bu direniş; dokuz bin imanlı Türk bahadırının büyük imkanlarla donatılmış yüz binlik haçlı keferesini pes ettirişidir.
Akıl, cesaret ve imanın yazdığı bir destandı bu şanlı direniş...
Tarih, bazen bir insanın azmi, bir ordunun iradesi ve bir milletin kaderiyle şekillenir.
1593'ten beri Osmanlı ve Almanya arasındaki büyük savaş devam ediyordu.
Müstakbel Alman İmparatoru Arşidük Ferdinand, Kanije Kalesi'ni almak için 1601'de, 100 bin kişilik bir ordu ve 47 büyük muhasara topu ile harekete geçti.
Almanlar'dan başka, İtalyan, İspanyol, Fransız, Papalık askerlerinin de olduğu devasa Haçlı ordusu Kanije önlerine geldi.
Kanije nerede derseniz Avusturya'ya 50 km uzaklıkta diye tarif etmek daha doğru olacaktır.
Yani Avrupa'nın göbeği. Ve burası hakikaten insanın sınırlarını zorlayan büyük bir mücadeleye sahne olacaktı…
Bu mücadele, yalnızca silahların değil, zekanın, sabrın ve imanın zaferi olarak da tarihe geçecekti…
SAVAŞIN KAZANILMASINDA TİRYAKİ HASAN PAŞA'NIN ROLÜ BÜYÜK
O sıralarda hayli yaşlı, ak sakallı bir ihtiyar olan Hasan Paşa’nın elinde kaleyi müdâfaa için sadece 9 bin asker vardı. Erzakları da oldukça sınırlıydı. Ancak o, şecaat ve cesareti yanında, zekâsı ve bilhassa düşman ordusunu mütemâdiyen şaşırtan harp hîleleriyle meşhur, mahâretli, emsalsiz bir kumandandı.
Engin tecrübesine ilâveten, aynı zamanda mânevî te’yîde mazhar kâmil bir paşaydı. Dolayısıyla kendilerinden katbekat kalabalık bir haçlı ordusunu kalesinin önünde görünce hiç telâş etmedi. Yiğit askerlerine:
“–Ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar! Bizler, düşmandan korkmadık, korkmayız hiçbir zaman!..” diyerek sıkı bir müdâfaa tertibâtı aldı ve o müthiş harp plânlarını yaparak düşmanın hücûmunu 9 bin asker ile karşıladı.
Haçlı ordusu günde bin ile iki bin arası gülle atarak Kanije surlarını dövmeye başladı.
Kuşatma altındaki kalede barut tükendi. Barut yapımını bilen bir Yeniçeri sayesinde bir süre daha kendilerine yetecek barutu üretmeyi başardı kaledeki Osmanlı askeri.
Tiryaki Hasan Paşa gerçekten kurt bir askerdi. Tam bir psikolojik savaş ustasıydı.
Mesela ele geçen bazı esirlere, kalede bol miktarda yiyecek ve cephane olduğu hakkında yanlış bilgi edinmelerini sağlıyor, sonra bunların kaçmalarına izin veriyordu.
Bu esirler Haçlı ordugahında bu haberleri veriyor ve bu haberler düşmanın psikolojik olarak umutsuzluğa düşmesine sebep oluyordu.
Sadrazamın Osmanlı ordusu ile yardıma gelmek üzere olduğu, kalenin durumunun mükemmel olduğu ile ilgili mektupları şehit askerlerin koynuna koyuyordu.
Aslında durum tam tersi idi. Sadrazam yardıma gelemiyordu. Kalede barut için hammadde kalmamıştı. Yiyecek sıkıntısı vardı. Kış gelmişti. Ama yine de Tiryaki Hasan Paşa, veziriazamın ağzındanmış gibi kendi yazdığı mektupları okuyarak kale müdafaası yapan askerlerinin maneviyatlarını kuvvetlendirmiştir. Diğer taraftan, güyâ serdâra gönderiyormuş gibi, bir takım aldatıcı haberlerle dolu mektuplar yazdırıp bunların düşman eline geçmesini temin ettirmiştir. Böylece düşmanlar kalenin ahvâlinden sıhhatli bir haber alamamışlar, üstelik aralarında ihtilaflar çıkmış ve korkuya kapılmışlardır. Düşman eline geçen üçüncü bir mektup ise, düşmanın muhâsarayı kaldırması ve ağırlıklarını bırakarak kaçmasını temin etmiştir.
Sahadaki gerçekliğe bakıldığında ise bir huruç harekâtı ile kuşatma yarılmazsa kale düşecekti. Kale yediği top gülleleri ile perişandı.
68 gündür kuşatma devam ediyordu. O gün Kanije ovası kar ile kaplıydı. Haçlı ordusu soğuktan çadırlara ve tahta barakalarına sığınmıştı.
Kanije Kalesi; kuzeydoğudan, güneybatıya doğru uzanan 77 km. uzunluğundaki Balatin Gölü’nden çıkıp, Drava Nehri’ne katılan Berk Suyu’nun üç tarafından kuşattığı bir düzlük üzerinde kurulmuş bir yerdi. Yalnızca, batı tarafı dağlık ve ormanlıktı.
İşte bu batı tarafından 5 bin kişilik düşman keşif birliği gözüktüğünde Hasan Paşa askerlerine son talimatları veriyordu. Önce, “Hiç kimse düşmana saldırmak için emir almadan kaleden çıkmayacak” diye bağırdı yaşlı kurt. Kaledeki durumları belli olmasın diye düşmanın eline esir vermek istemiyordu. Sonra, “Ben emir vermedikçe top atışı yapılmayacak, sadece tüfek atışı yapılacak” dedi. Kalabalık haçlı ordusunun Kanije’de topları yok diyerek sur dibine kadar gelmesini istiyordu.
Daha sonra yapılacak top atışlarından dolayı boşalacak barut çuvallarına kum, toprak doldurulup yeniden yerlerine istif edilmesini emretti. Zâhiri olarak hazırlıkların tastamam olduğunu görünce, Tiryâki Hasan Paşa, “Evlatlarım…” diye başladığı konuşmasına o babacan tavrıyla bu kez de farz olan cihad etmenin faziletlerini tane tane anlattı.
Sözünü; “Kalırsak Kanije bizim, ölürsek cennet bizim” diye tamamladıktan sonra Tiryaki Hasan Paşa, Gazi Kara Ömer Ağa'yı 800 askerle kaleden çıkarttı. İyice yaklaşan haçlı keşif birliğini karşılamak üzere mazgallara yürüdüler. Günlerdir tüfek talimi alan Hasan Paşa’nın yiğitleri mazgallarda yerlerini almışlardı ki, Hasan Paşa’nın gür sesi duyuldu “Ateeeşş…”
Hasan Paşa, son barutunu harcadı ve güya kaleye varan Sadrazamın ordusunu selamladı.
Bir yandan da mehter takımı yeri göğü inletiyordu.
"Serdar Hazretleri yetmiştir" diye bağıran Osmanlı askerleri düşmanın psikolojisini gece karanlığında altüst etti.
Tam o esnada Mehmed Âkif’in de dizelerinde belirttiği gibi;
“Mâdâm ki Hakk’ın bize vâdettiği haktır;
Şarkın ezelî fecri yakındır, doğacaktır!..” sözleri âdeta vücut buluyordu.
Bu beklenmedik huruç harekâtıyla Haçlı ordugahı karıştı.
Haçlı ordusunun tüm ağırlıkları, yiyecek, cephane ve barutu, bütün toplar ilk hamlede ele geçirildi.
Kanije Beylerbeyi Tiryaki Hasan Paşa’nın bu manevrası, uzun savaş sürecinde Osmanlı askerinin maneviyatını yükselttiği gibi düşman ordusunun da savaş gücünü kırmıştır.
Sadrazamın ordusunun baskınına uğradığını zanneden Haçlı keferesi, 18 bin ölü vererek kaçmaya başladı.
Düşman ordugahı ele geçti.
O gün öğleye kadar 30 bin Alman askeri daha düşman takibine çıkan Osmanlı birlikleri tarafından imha edildi.
Alman imparatorluk ordusunun ancak küçük bir kısmı, Kanije'nin 50 km ötesindeki Avusturya'ya yani Alman topraklarına can atabildi.
80 bin zaiyat veren Almanlar tek top ve tüfek götüremediler.
Üzerlerinde imparatorluk armasının bulunduğu korkunç büyüklükte 47 muhasara topu, 14 bin tüfek, 60 bin çadır, 14 bin kazma ve kürek ve binlerce araba dolusu yiyecek, ilaç, barut ve silah Osmanlıların eline geçti.
En büyük ganimet Arşidük Ferdinand'ın otağındaydı.
Bir altın ve bir gümüş taht, mücevherler, altınlar ve ordu hazinesi ele geçti.
Alman Başkumandanı, gecelik kıyafetiyle kaçmıştı.
Tiryaki Hasan Paşa, kısa bir hitabeden sonra Allâh'a şükür olarak hemen oracıkta maiyetiyle beraber namaz kıldı.
Bu zafer üzerine İstanbul’da şenlikler yapılmış ve “Kanije Kahramanı” Tiryaki Hasan Paşa bu zaferle o yaşına kadar erişemediği vezirlik payesi ve Sultan 3. Mehmed Han'ın
Hatt-ı Hümayun'u ile ödüllendirildi. Cihan Padişahı Üçüncü Mehmed Tiryaki Hasan Paşa'ya bizzat kendi eliyle hazırladığı "Hatt-ı Hümayun"u gönderip şöyle demiştir:
"Yerin ve göğün sahibi olan Yüce Allah'a hamdolsun ki, Osmanlı Devleti'ne senin gibi paşalar ve askerlerin sayesinde nice zaferler nasib eyledi.
Sevgili Peygamberimize salât ve selâm olsun ki, seni ve Devlet-i Aliyye askerlerini kendi yolunda cihad eylerken görürüz.
Ettiğin hizmetler yüce dergâha arzedilip adın iyi adlılar defterine yazılır olmuştur. Berhudar olasın; sana Vezirlik verdim. Seninle birlikte bulunan askerlerim dahi manevi oğullarımdır, yüzleri ak ola... Bu mektubumu al kahraman askerlerime okuyup, 'Allah'a, Peygamber'e ve sizden olan devlet reisine itaat ediniz' mealindeki ayet-i kerimenin yüce manasını onlara bildiresin. Seninle orada bulunanlara dilediklerini ver. Hepinizi Cenab-ı Hakk'a emanet ederim."
Ve işte, iltifat karşısında mahçup olan, gözyaşlarını tutamayıp ağlayan ve sevinecek yerde üzülen o büyük insanın yine gözyaşları içinde söylediği sözler:
"Kanije'de ettiğimiz küçük bir hizmet karşılığı bize vezirlik vermişler ve 'Hatt-ı Hümayun' göndermişler. Halbuki, Kanuni Sultan Süleyman Makbul İbrahim Paşa'yı tam bir selahiyetle kendi yerine vekil tayin ettiği zaman bile O'nun eline böyle bir yazı vermemişti. Rahmetli Piyale Paşa Yavuz Sultan Selim Hazretlerinin damadı olduğu ve Sakız Adası'nın fethi gibi nice zaferler kazandığı halde kendisine vezirlik çok görülmüştü. İslam Halifesi'nin Hatt-ı Hümayun'u Kanije savunması gibi küçük bir hizmete mükafaat olmaya başladı. Devletin vezirliği benim gibi kocamış kimselere kaldı. Buna üzülmeyeyim de neye üzüleyim?"
Tiryaki Hasan Paşa'nın, o eli öpülesi pir ü fani'nin altın harflerle yazılıp günümüzde her evin, her makamın baş köşesine çerçeveletilip asılması gereken bu sözleri üzerine söz söyleyip yorum getirmeye bilmem lüzum var mı?
30 bin Haçlı keferesinin leşi ile dolan Kanije burçlarının önü, bugün ne yazık ki bu destandan geriye kalan izleri taşımıyor. Elimizle dokunduğumuz, gözümüzle gördüğümüz müşahhas her şeyin elbette bir kıymeti olsa da görmediğimiz, duymadığımız lakin heyecanını kalbimizde tüm sıcaklığı ve şevkiyle hissettiğimiz hatıralarımız, bizim için sonsuza kadar gönüllerimizde yaşayacaktır. Selam olsun, gönüllerinde o kahramanların adlarını yaşatan genç nesillere… Selam olsun, o kahramanların izinden giden şerefli Müslüman gençlere…
Ve İnşAllah Râhmet Olsun Şânlı Ecdâdımıza…
Ve Kanije Direnişi'ni kaleme aldığım bu yazımı şu dizelerle sonlandırmak istiyorum:
Dayanabilir miydi yüz bine birkaç binlik bir ordu?
Başlarında 70’lik Tiryaki Paşa olmasa idi.
Bu ulu devletin vezirliği bir kocamış paşaya mı kaldı?
Yoksa kocamış bir paşa mı devleti ulu edecek idi?
Şimdilik bu kadar…
Selâm ve dua ile…
Eyüphan KAYA
İnsanlık Alemi Veda Hutbesini Arıyor
Erol AYDIN
İnsan Olmanın En Ağır Yükü
Nihat Güç
İyi İnsan, Kötü İnsan
Gülay ÇETKİN
Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor?
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
21. Yüzyılın Öğrenci Profili: Alfa Kuşağı
Fatih ORUÇ
SADİZM
Fatma Saçak Akbulut
SEVGİ DİLİ
Adnan ÖZ
Süper kupa ve transferler!
Aydın BENLİ
MİLLİ DUYGULAR ÖLDÜRÜLÜRSE NE OLUR?
Seyfettin BUDAK
Tek bir taşla kaç kuş vurulur?
Mehmet BOZKURT
Suçlu Kim? Müslümanlar mı?
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Hamdi TEMEL
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
Ravza ZEYBEK
Bizim çocukları ateşe atan kim?
Songül KARAMAN
YA RAB
Ahmet SAĞLAM
Kaçınılması Gerekenler
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’da Şirin Bir Köy: Duhancılar
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Özlem Gürbüz
Geçmişten Ders, Geleceğe Umut
Halil MERT
Polislerimiz şehid oldu
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Rahmetin Kapısında Bir Gece
Adnan İPEKDAL
Dijital İçerik Üretme Seferberliği
Bülent ERTEKİN
Bayraklı’daki Söyleşi Üzerinden Ciddi İddialar
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet DÜZGÜN
Kimse mucize beklemesin
Vehbi KARA
Kocatepe Olayı
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Sevgi Mi Bağ, Yoksa Görünmez Bir Kafes Mi!
Aydan KURT
Çok şey istemedik...
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)