Bir süredir Batı dünyasının Filistin konusundaki tarihsel çizgisindeki değişim zannediyorum ki herkesin de malumudur.
Herkes Batı dünyasında Filistin'i tanıma kararı alan veyahut İsrail'in eli satırlı başcelladı Tel-Aviv canisi Netanyahu için UCM'nin çıkardığı tutuklama kararına uyan ülkelerin listesini yapmakla meşgul.
İşte…
“Belçika UCM'nin tutuklama emrini uygulayacak” diyorlar…
“Fransa, İrlanda, Slovenya, Danimarka, Hollanda, Finlandiya, İsveç, İsviçre, Portekiz, İspanya, Norveç, Litvanya, Estonya ve Lihtenştayn dahil birçok ülke tutuklama emrini yerine getirecek” diyorlar…
Hakeza Andorra, Avustralya, Kanada, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, San Marino, Slovenya ve İspanya dışişleri bakanlarının açıklamaları adeta izleniyor…
En son da yıllarca, asırlarca “Üzerinde güneş batmayan ülke” olarak uluslararası kamuoyunun zikrettiği ve bu zikredilmesini de dünyanın her yerinde sömürgeleştirdiği topraklarla kendine sömürge imparatorluğu kurarak kendi ana dilini de dünyanın ortak dili yapan, Balfour Deklerasyonu’nu da şapkadan tavşan çıkarır gibi çıkararak Filistin'de bir -Yahudi Devleti- kurulması için çabalayan İngiltere’deki tavır değişikliği çok konuşuldu.
Ama Batı'nın Filistin politikalarındaki bu değişikliğin sebebini yalnızca İsrail'in kudurukluğu ve Filistinlilerin mağduriyeti üzerinden yorumlamak ve bu değişikliği sadece İsrail-Filistin başlığı ile sınırlı tutmak ne kadar doğru olacaktır? Büyük resmi görmenin zamanı gelmedi mi artık?
Öyle ya, artık İsrail-Filistin başlığı vesilesiyle dünyada dengeler değişmeye başladı ki Batı'daki tavır değişikliği de bu değişen dengelerin sonucudur. Bu değişim, sembolik bir jest değildir. Aynı zamanda İsrail-Filistin başlığı vesilesiyle yeni bir diplomatik paradigma arayışının ve değişen küresel dengelerde pozisyon belirleme işaretleridir.
Ancak bunları anlayabilmek için öncelikle şu hususları tartışmak gerekir ki ancak taşlar yerine o zaman oturur ve değişen dengeleri iyi analiz edebiliriz. İşte tartışma konusu olan hususlar şunlardır:
Uluslararası hukukun ve arka arkaya alınan BM kararlarının İsrail tarafından hiç umursanmama durumu eleştirilmekle beraber enine boyuna niye çok tartışılmadı?
Onu geçtim, dünyayı çöplük sayıp kendini de bu çöplüğün efendisi olan horoz gibi gören ABD'nin tüm dünyayı karşısına almayı göze alıp İsrail'den ve Siyonistlerden fazla nasıl olup da İsrail'e ve Siyonizm'e kuyrukçuluk yaptığını ele almak neden hiç kimsenin aklına gelmez?
Öyle ya, ABD'de İslamofobinin çok kuvvetli olduğunun söylenmesi dışında bu mesele ile ilgili küçücük bir teşhis dahi konmadı.
Halbuki yapbozun tamamlanarak büyük resmin ortaya çıkması için evvela bu meseleyi enine boyuna ele almak gerekmektedir.
Öyle ki John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt, beraber kaleme aldıkları İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası adlı kitaplarında bu mevzuyu detaylıca ele almışlar, yayınlandığı andan itibaren şiddetli eleştiriler ve güçlü övgüler almış olan bu kitaplarında, ABD’nin özellikle Orta Doğu’ya yönelik dış politikası üzerinde İsrail Lobisi’nin oynadığı belirleyici rolü derinlikli bir şekilde ele almışlardır.
ABD’nin İsrail’e verdiği muazzam maddi ve diplomatik desteğin, sadece stratejik ve ahlaki gerekçelerle açıklanamayacağını iddia eden yazarlar, Lobi’nin gevşek bireysel ve örgütsel gayretleri sonucunda, ABD dış politikasının İsrail-yanlısı bir yörüngeye oturduğu tespitini bu kitapta koyarken Lobi’nin ABD’nin –Irak, İran, Suriye, Lübnan ve İsrail-Filistin çatışması gibi– Orta Doğu meselelerinde ABD’nin uzun-dönemli tavır alışlarını etkilediğini ve uzun vadede ABD’nin ulusal çıkarlarını, müttefikleriyle ilişkilerini, dünya barışını ve hatta, uğruna uğraş verdikleri İsrail’in güvenliğini ciddi ölçüde tehlikeye soktuğunu
İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası adlı kitaplarında belirtiyorlar.
ABD'nin İsrail'e arka teker olma sebebini merak eden herkese bu kitabı öneriyoruz. Yani ezcümle Amerika'da Siyonist Yahudi lobisi çok kuvvetlidir ve ABD'nin dış politikasını, hatta İsrail karşıtları için ABD'yi cehenneme çevirebilecek kadar etki sahibidirler.
Siyonist lobi sadece Amerika’nın dış politikasını etkisi altına almakla yetinmemekte, aynı zamanda Hristiyan evanjelikleri de etkisini altına almaktadırlar. Hristiyan evanjeliklere göre İncil’deki kehanetin İsrail’in doğuşuyla aynı anlama geldiği düşüncesi ciddi anlamda desteklenmektedir.
Siyonist Yahudi lobisinin uğraşları sayesinde ABD, İsrail'e adeta hizmetkar olurken aynı şekilde İsrail'in uluslararası ilişkilerde ABD'ye doyurucu bir destek verdiğini söylemek ise çok güçtür.
Hatta öyle ki İsrail, ABD'nin düşman olarak gördüğü devletlerle daha dirsek teması bile yapmaktadır. Nitekim İsrail, hiçbir zaman Rusya ve Putin ile düşmanca bir tavır içinde olmadı ve İsrail'in savaşta Rusya'ya karşı kullanması için Ukrayna’ya silah satmamakta direndiği ve Çin'le ticari ilişkilerini de sessiz sedasız geliştirip pek çok alanda Çin'le ortak projeler geliştirdiği vakıadır. Öyle ki hatırlanacak olursa ABD hükümetinin 2004 yılında İsrail'den, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii'nin on yıl önce Çin'e sattığı Harpy füze sistemini geliştirme taahhüdünden vazgeçmesini istemesine rağmen İsrailli yetkililer, füze sisteminin Amerikan teknolojisi içerdiğini inkar ederek Çin'e verdiği sözleşmesel taahhütleri yerine getirdi.
1992 yılı itibariyle İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkiler başlatan Çin, 2000’li yıllarda geliştirdiği ticari ve teknolojik işbirliğiyle İsrail’in en büyük iki ticari ortağından biri hâline gelmişti. Devlet destekli Çinli firmaların İsrail’de yapmış oldukları yatırımlar ve aldıkları projelerden bazıları şunlardı:
- Şangay Uluslararası Liman İşletmeleri ‘’SIPG’’nin, İsrail Hayfa Limanı’nın modernizasyonu ve 2021 itibariyle 25 yıllık süreyle işletilmesi
- Tel Aviv – Kudüs hızlı tren projesi
- Ölü Deniz su arıtma ve seviye arttırma projeleri
- Eliyat – Hayfa, Eliyat – Aşdod ticari demiryolu nakil hattı projesi
- Tel Aviv şehri ve çevresinde hafif raylı sistem inşâ projesi
- Otoyol yapım projeleri
- Aşdod şehri liman inşâsı ve işletme projesi
Bu projelerin yanında, yapay zekâ, siber güvenlik, biyoteknoloji, startup, Ar-ge çalışmaları, ileri teknoloji üreten firmalara yapılan yatırımlar, lojistik, tarım, gıda, tarım kimyasalları, tarım teknolojileri ve sair alanlarda işbirlikleri kurulmuştu.
1990’lı yıllardan itibaren Çin, İsrail’in en büyük ticaret ortaklarından biri olmuştu. Çin aynı zamanda İsrail ihracatının en büyük alıcısıydı.
“Kuşak ve Yol Projesi” bağlamında İsrail, Çin’in Akdeniz’e açılan kapısı konumundaydı ve Çin için İsrail limanları kritik öneme sahipti. Bu öneme sahip limanlardan biri de, işletme haklarını Çinli firmaların aldığı Yunanistan’daki Pire Limanıydı. Çinli şirketler üzerinden işletmesi alınan limanlar vasıtasıyla Çin, Hint Okyanusu’ndan Süveyş Kanalı’na ve Avrupa’ya uzanan deniz ticaret yollarını kontrol altına alarak bölgesel pazarlara erişimi güvence altına alıyor ve büyük bir avantaj elde etmiş oluyordu.
1965’te Filistin Kurtuluş Örgütü FKÖ’ye Pekin’de ofis açarak diplomatik tanıma sağlayan ilk devletlerden biri olan Çin, 1988 yılında Filistin Devleti’ni tanımış, El-Fetih’e silah tedarik etmiş ve her fırsatta Filistin’e yaptığı yardımlarla “iki devletli çözüme” olan desteğini yinelemesi ve aynı zamanda son yıllarda İsrail’le olan diplomatik ve ticari ilişkileriyle iki taraflı bir denge politikası izliyordu.
Fakat son yıllarda İsrail ile Çin arasındaki ilişkiler dengesi bağlamında önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bunun başlangıcı ise şüphesiz 1980'lerde Sovyetler Birliği'nin Afganistan’a müdahalesiyle mümkün olabildi. O süreçte iki ülke de bu müdahaleyi işgal olarak gördü ve Afganistan'daki Sovyet istilasına karşı aynı çizgide buluştu. Ayrıca İsrail ve Çin arasında akademisyenler, uzmanlar, iş insanları ve askerlerden oluşan bir dizi ziyaret gerçekleşti.
Deng Xiaoping'in 1978'de ülkenin lideri olması ve piyasa reformlarına ve yabancı yatırıma izin vermesiyle Çin'e kapılar ciddi anlamda açıldı.
Bu değişikliklerden ilk yararlananlardan biri, ailesi Şanghay'a yerleşip II. Dünya Savaşı sırasında Çin'e sığınan 20.000 Yahudi arasında yer alan Shaul Eisenberg'di.
Eisenberg, 1979'da İsrail savunma sanayi liderlerinin Çinli mevkidaşlarıyla gizli bir görüşme yapmasını sağladı ve bu da kazançlı silah anlaşmalarına yol açtı. Sovyet emellerini engelleme konusunda ortak bir Amerikan-Çin çıkarı olması nedeniyle, ABD, İsrail-Çin iş birliğini sessizce destekledi. Geleneksel Arap müttefiklerini kızdırmak istemediği için, ilişki büyük ölçüde gözlerden uzak kaldı.
İsrailliler 1991'de Madrid'de Filistinlilerle masaya oturduğunda ve Sovyetler Birliği çöktüğünde, yeni bir zorluk ortaya çıktı: Amerika Birleşik Devletleri artık İsrail'in Çin'e ileri teknoloji aktarmasına izin vermekle ilgilenmiyordu. Clinton başkanlığı döneminde Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişkiler gerginleşince, Amerikalılar 2000 yılında İsrail hükümetini Çin'e dört adet Phalcon hava erken uyarı ve gözetleme sistemi satışı için yapılan 1 milyar dolarlık anlaşmayı iptal etmeye zorladı. Çin öfkelendi, ancak pragmatik liderler soğukkanlılığını korudu. İsrail'in ileri teknolojisi 2000'lerde kendini göstermeye başlayınca, iki ülke arasındaki ticaret üç katına çıktı.
Belirleyici değişim, Batı ekonomilerinin 2008'de çökmesinin ardından gerçekleşti. Çin, 2010 yılında inovasyonu ekonomisinin yeni motoru haline getirme niyetini açıkladı ve İsrailli politikacılar ve işadamları, ülkelerinin ekonomik geleceğini yeniden yönlendirmenin zamanının geldiği sonucuna vardılar.
Bu dönüşüm üç örnekle açıklanabilir: Eylül 2011'de Çin-İsrail Küresel Ağı ve Akademik Liderlik (SIGNAL), İsrail'de ilk Çin-İsrail Strateji ve Güvenlik Sempozyumu'na ev sahipliği yaptı. SIGNAL, Çin üniversitelerinde beş İsrail çalışmaları programı kurdu (bugün 11 program mevcut) ve 2013 yılında İsrail Teknoloji Enstitüsü Technion, ülkenin en kalabalık eyaleti olan Guangdong'daki Shantou Üniversitesi'nde bir kampüs açacağını duyurdu. İsrail, Çinli öğrencilere İsrail'de bilim ve teknoloji eğitimi almaları için yüzlerce burs ayırdı.
Ayrıca Çin'in genel dış ekonomik politikasına uygun olarak kurulan Asya Altyapı Yatırım Bankası'nın 51 kurucu üyesinden birinin de halihazırda İsrail olduğunu da eklemekte fayda var.
Son yıllarda İsrail ile Çin arasındaki ilişkiler dengesi bağlamında yaşanan gelişmeler öyle bir boyuta ulaştı ki, Çin ile İsrail arasındaki vizeler bile kaldırıldı.
Sonuç ortada, Çin'in İsrail'e doğrudan yatırımı neredeyse üç katına çıkarak milyar dolarları aşmış durumda ve yakın bir gelecekte Çin'in, İsrail'in en büyük yabancı yatırım kaynağı olarak yakında Amerika Birleşik Devletleri'ni geride bırakması bekleniyor.
İsrail'in alttan alttan Çin'le flört edip ABD’yi ve Batı'yı dengelemesi Atlantik Bloku'nu rahatsız etmiş olacak ki ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo 13 Mayıs 2020 tarihinde gerçekleştirdiği İsrail ziyareti sonrasında yaptığı açıklamalarda; “Biz, Çin Komünist Partisi’nin İsrail’in altyapı ve iletişim ağlarına erişmesini istemiyoruz. Bu tarz şeyler İsraillileri ve ABD’nin İsrail ile olan işbirliği kapasitesini tehlikeye atmaktadır.” diyerek İsrail-Çin yakınlaşmasının sonlandırılması için açık bir uyarı yapmıştı.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun yaptığı bu ikazdan 4 gün sonra, Çin’in Tel Aviv Büyükelçisi Du Wei konutunda ölü olarak bulunacaktı. Oldukça manidar olan bu ölüm, anlayan için çok açık bir mesajdı.
Fakat bütün bunlar, İsrail'in kendine has esnek tavırlarını değiştirmeye kâfi olmadı. Bir de üstüne üstlük Amerika'daki Yahudi lobisi, Amerika'dan sonu gelmez ve kabul edilmesi zor isteklerde bulunmaya, her şeyde İsrail kuyrukçuluğu yapmaya zorlamayı sürdürüyorlar ki bu gidişat şüphesiz Amerika'nın dünya egemenliğinin sonunu getirir ve Amerika için bir intihar olur.
An itibarıyla ABD, tıpkı son yılların halef-selef başkanları Joe Biden ve Donald Trump gibi hala güçlü görünmeye çabalasa da yaşı geçkin bir veteran takımı gibi.
Zira işbirliği ve ticaret kozunu kullanarak Siyonist İsrail'le dahi alttan alta kavak yelleri yaşayacak kadar nüfuzunu genişleten ve partnerlerini artıran Çin'e karşılık hala kaba kuvvetle, zor kullanarak, vergi artışına giderek günü kurtarmaya çalışan bir ABD gerçeği var önümüzde.
Hem de en güçsüz, ekonomisi ve altyapısı bitikken.
Tüm bu bedbaht vaziyetine karşın geri adım da atamıyor.
Gerçi ABD'de vaziyet bu da, AB'de çok mu farklı?
Onlarda da manzara çok farklı bir durumda değil. ABD'ye güvenip Rusya'ya diklenmek Avrupa için pahalıya mal olacağa benziyor. ABD’ye güvenip Ukrayna'yı o kadar pohpohlamalarına rağmen şimdi Ukrayna'yı ABD'siz savunamayacak durumdalar ve Rusya'yla restleşme sonrası yaşanan enerji sorununa ek olarak Rusya'nın Ukrayna'yla da yetinmeyip başka Avrupa ülkelerine de meydan okumasından korkuyorlar.
Üstad Mehmed Âkif’in kaleme aldığı İstiklâl Marşı’ndaki dizelerinde “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” olarak tasvir ettiği Garp Cephesi'ndeki son durum aynen böyle. Amerika'sından Avrupa'sında “Tek dişi kalmış canavar”lık bir durum hâkim.
Bir de İsrail Çin ve Rusya ile ilişkiler bağlamında Garp Cephesi'nden bağımsız biçimde kendi diplomatik yolunu çizmeye çalışınca artık İsrail, Atlantik Bloku'nun ileri karakolundan ziyade Atlantik Bloku'nun ayağına bağlanmış, dolanmış bir taşa dönüşmüştür.
İsrail Gazze'nin altını üstüne getirirken her türlü askeri mühimmatı ve yardımı Siyonist rejime yapan Batı, geçen zaman zarfında, ─muhtemeldir ki─ Batılı dostlarının tahayyüllerinin ötesinde bir gelişme kaydedip Soğuk Savaş yıllarında olduğu gibi, bir -ileri karakol- gibi davranmayarak artık “yardımcı oyuncu” rolünden sıyrılıp Batı'nın düşmanları olan Rusya ve Çin'le ilişkilerini sıklaştırdıkça işin rengi değişmeye başladı.
İsrail'in artık Atlantik Bloku'nun ileri karakolundan ziyade Atlantik Bloku'nun ayağına bağlanmış, dolanmış bir taşa dönüştüğünü anlayan Batı, gelecekte İsrail'in kendisine yeni efendiler arayacağını ve buna binaen Siyonist çevrelerin sermayelerini Çin'e, -Hindistan da alternatif ülkeler arasında- taşıyacağını sezmeye başladı. Böyle bir durumda jeopolitik fay kırılmaları yaşanacak ve dünyanın jandarmalığı Batı'dan Doğu'ya kayacak ki an itibarıyla dünyanın gidişatı o yönde.
Kısacası yüzyıllardır Doğu'dan Batı'ya doğru akan nehir artık yön değiştirmiş gibi gözüküyor. Artık akış tersine dönüp Batı'dan Doğu'ya doğru gerçekleşiyor. Tabi ki Siyonist baronların da bu gerçeği görmemiş olmaları düşünülemez.
Öyle ya, artık dünyanın yeni jandarması olmaya hazırlanan Çin, Yahudi sermayesi ve Siyonist gruplar da dahil olmak üzere küresel ilgiyi üzerine çekmektedir. Tıpkı ABD’de olduğu gibi Yahudi sermayesi küresel güç olan Çin’de kendine bir yer edinmeye çalışıyor. Böylelikle Çin’in gelecek yüzyıllarında ülkenin kritik noktalarında yer edinerek ülkede söz sahibi bir grup oluşturmayı hedeflemektedir.
Tarihsel olarak, Song Hanedanlığı (MS. 960-1279) döneminde Çin’e yerleşen Kaifeng Yahudileri gibi dikkate değer istisnalar dışında, Yahudi toplulukları Çin’de minimum düzeyde varlığa sahip olmuşlardır. 20. yüzyılda Şangay, Holokost’tan kaçan Yahudiler için bir sığınak haline gelmiş ve bu da şehirde geçici ama önemli bir Yahudi varlığına yol açmıştı. Ancak bugün Çin’deki Yahudi cemaati Avrupa, Rusya, Amerika ve İsrail’dekilerle karşılaştırıldığında nispeten küçük kalsa da bu durum yakın gelecekte büyük değişmelere gebe bir vaziyettedir. Zira dünyanın jandarmalığı başta Çin olmak üzere Doğu’ya tamamıyla geçince o vakit küresel Siyonizm, gelecekte dünyaya jandarmalık yapacak Çin’in gelecek yüzyıllarında kendine yer bulmak için dünya Yahudilerinin Çin'e göçünü teşvik edecektir.
Bütün bunlar olurken de bugün Çin'deki mevcut Yahudi cemaatinin özgül ağırlığı gelecekte artarak Çin'in konumuna ve dış politikasına etki yapacak bir duruma gelecektir. Bütün bunlar olurken de küresel Siyonizm’in Batı ile işi biteceği için Garp Cephesi'ni terk edecek ve Atlantik Bloku bütün küresel ağırlıklarını tamamen kaybederek balon gibi söneceklerdir.
Çin'in İsrail için yeni partner adayı olduğuna delil göstermek hususunda önemli bir kalemin, Abil Babaoğlu isminde bir yazarın kaleme aldığı bir yazıyı, asla virgülüne dahi dokunmamak kaydıyla referans gösterirsem galiba daha kuvvetli bir kanıt göstermiş olurum. 24 Nisan 2025 tarihli Barın Ajans'ta Yazar Abil Babaoğlu "Günümüzde, Türkiye İsrail savaşı bir tek Gazze’de ve Suriye’de gitmiyor" başlıklı yazısında şöyle diyor:
"Günümüzde, Türkiye İsrail savaşı bir tek Gazze’de ve Suriye’de gitmiyor.
Boş hayaller ve bu hayaller uğrunda katliamlar yapan terör devleti İsrail hem Batıdan (GKRY ve Yunanistan; hem de Doğudan (İran) Türkiye’yi kuşatmak istiyor.
Son günler Urmuda baş verenler İsrail’in Türkiye’ye karşı davalının bariz göstergesidir.
Urmuda olanlara bir tek Kürt Türk yerleşim çekişmesi gibi bakmak,değerlendirmek bizleri esas düşmandan yayındırır. Bu gün Urmuda olanlar Musulda,Kerkük’te,Erbil’de,Iğdırda olanların devamıdır.
….
Bütün bunların arkasında İsrail’in PKK maskesi altında Gazze’den Azerbaycan’ın kadim şehri Genceye kadar bir siyonist şerit oluşturma siyaseti duruyor.Bu oluşturulmak istenilen şerit ise Türk Birliğine karşı,Türk Gücüne karşı bir yeni güç olarak planlanılıyorŞimdi biz Türkler ya Urmu'dan Zengezur'a İrevan'a Tebriz’e gideceğiz .Sonra ise büyük Türk Birliğine doğru önemli adımlar atacağız.
Ya da İsrail PKK nın eliyle Tebriz’e Gence'ye gidecek!Urmuya uzanan elin kolu vücudu beyni İsraildir. Bu İngiliz p… devlet Türkiyeyi kuşatmak,Türkleri bölmek için her vasıtaya el atıyor.
Bugün Türkistan devletlerinin AB ile yeni ilişkilerinin kurulmasında ,bu devletlerin Türk düşmanı GKRY tanımasının de arkasında AB değil,İsrail ve Çin vardır!
Bu gün Globalçıların büyük yatırım yaptıkları Çin gizli gizli siyonizmle iş birliğindedir Trump Amerika’sının borç batağına sokarak ölümüne fetva veren siyonizmin yeni askeri Çin adaydır.
Büyüyen Çin ise Türk dünyasının ezeli ve gelecekteki en büyük düşmanıdır.
İsrail ise tarihte mevcudiyetinin devamı için Çin gibi müttefike ve ona askerlik yapacak olan bir PKK devletine ihtiyacı vardır."
Bu tanımadığım yazarın sözlerine bir şey de ben katayım:
İsrail yakın bir gelecekte kendine efendi olacak yeni emperyalist güç olarak Çin'i seçecektir ki işte o vakit Siyonist baronların desteğini de almış bir Çin Doğu Türkistan’da ortaya koyduğu İslâm düşmanlığını bütün dünyada ortaya koymaya başlayacaktır ki tarihsel olarak eski Çin İmparatorluğu'nun Abbasilere karşı vaktiyle aldığı Talas hezimetinin öcünü alırcasına tüm İslâm alemine Doğu Türkistan zulmünün kat be kat fazlasını yapacak olan ve Siyonistlerle bir olup Müslümanlara karşı açıkça askeri bir güç ortaya koyarak bütün Müslümanları yeryüzünden silmek, yok etmek isteyen bir Çin hakikati önümüze çıkacaktır.
Bütün bu yakın gelecekte yaşanacaklara işaret etmişken küresel Siyonizm'in, gelecekte dünyaya jandarmalık yapacak Çin’in gelecek yüzyıllarında kendine yer bulmak için dünya Yahudilerinin Çin'e göçünü teşvik edecek olmasına da ayrı bir parantez açmak isterim ki bu belirttiğim hususun göstergeleri de sahada görülmeye başlandı.
Zira Eski
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)