Herkes Ukrayna’da ve başta Suriye olmak üzere Ortadoğu'da yaşanan son gelişmelere yoğunlaşmışken dikkatten kaçan ve oldukça sıcak gelişmelerin yaşandığı bir adres var: Afrika…
Hep açlığın, sefaletin adresi olarak hafızalarımıza kazınan emperyalizm mağduru Afrika'da son yıllar itibarıyla köklü bir değişim yaşanıyor.
Herkes Avrupalıların “Rusya bize saldıracak” demesinden Rusya'nın Ukrayna'dan sonra başka Avrupa ülkelerini de işgal edebileceği anlamını çıkarırken Avrupa kamuoyu esasında, Rusya ve Çin yanlısı cunta yönetimlerinin iktidara gelmesiyle kendilerinin Afrika'dan kovulmasını ima ediyorlar. Yıllarca soyup soğana çevirdikleri, fakirleştirdikleri, köle haline getirdikleri Afrika halklarınca şimdi kapı dışarı edilmelerini bir türlü içlerine sindiremedikleri ortada ve Rusya ve Çin yanlısı cunta yönetimlerinin iktidara gelmesini de yok Rus saldırısı, yok Çin nüfuzu falan diye yansıtmaya çalışıyorlar.
Unutmamak gerekir ki bu kıtada yıllarca sürdürülen Fransız ve İngiliz sömürge politikalarının neticeleri yalnızca Afrika kıtasının tüm zenginlikleri yağmalanmakla ve buradaki halklar açlığa, sefalete mahkum edilmekle sınırlı olmadı. Aynı zamanda I. ve II. Dünya Savaşlarında yaklaşık 4.500.000 Afrikalı zoraki olarak Avrupalı devletler adına savaşlara katılmak üzere Avrupa kıtasına getirtildi. Ve bu Afrikalıların en az yarısı Avrupa'daki savaşlarda, kendilerini hiç ilgilendirmeyen bu it dalaşında kurban edildiler, hayatlarını kaybettiler. Ancak ne yazık ki tarih kitaplarında Avrupalılar ölüme sürdükleri bu insanları anmıyorlar bile…
Dolayısıyla kıtada yıllarca Batılı emperyalistlerin açmış oldukları yaralar gerçekten çok ama çok derin… Yani bu travmaların kıta halklarının ortak belleğindeki yeri hala daha çok taze bir durumda… Sahil bölgesi veya sahil kuşağı olarak bilinen “Sahel” bölgesi, daha az kurak olup ve yaklaşık 3.000.000 kilometrekarelik bir alanı kaplayan eko bölge özelliğine sahiptir. 12 ülkeyi kapsayan bu bölge, yaklaşık 400.000.000 civarında bir nüfusu bünyesinde barındırmaktadır. Yani neredeyse Avrupa kıtasının tüm nüfusuna sahip desek hiç abartılı olmayacaktır. Sahil bölgesi aynı zamanda Afrika'nın en genç nüfusuna sahiptir. Nüfusun %65’i 25 yaş altı gençlerden oluşur. Yani bu şu demektir ki bölgede muazzam bir iş gücü bulunmaktadır. Aynı zamanda bölgede bulunan Senegal, Nijer, Mali ve Burkina Faso ülkelerinin ECOWAS üyesi olduklarını da eklemeliyiz. Ancak yaşanan askeri darbeler sonucu cunta yönetimlerinin başa geçtiği Nijer, Mali ve Burkina Faso ülkelerinin ECOWAS üyelikleri donduruldu. Bu dondurulma kararı sonucunda bu üç ülke rest çekerek bu birlikten ayrıldığını açıkladı. Türkiye de ECOWAS’ta 2005 yılından bu yana gözlemci üye olarak bulunmaktadır.
ECOWAS’la tüm bağlarını koparan Nijer, Mali ve Burkina Faso, topraklarındaki Fransız sömürgeciliğini sonlandırınca Fransız askerlerini ülkelerinden kovarak Fransız üslerini kapatmışlardır. Şu an Rusya'ya yakın duran bu üç ülke, halihazırda BRICS'e de üye olmak istiyorlar. Haliyle en son ECOWAS’tan da kopmaları Batı dünyasını dehşete düşürdü.
ECOWAS’la tüm bağlarını koparan Nijer, Mali ve Burkina Faso, yalnızca Fransız askerlerini ülkelerinden kovarak Fransız üslerini kapatmakla yetinmediler. Artık ordularının güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması politikalarına ağırlık veriyorlar.
Derken tıpkı bu üç ülke gibi ECOWAS üyesi olan Sahel bölgesindeki bir başka ülke olan Senegal'de de beklenen gelişmeler yaşandı ki benim kanımca en az Ukrayna ve Ortadoğu kadar gündemin bir başka önemli maddesi de budur.
Nijer, Mali ve Burkina Faso derken geçen günlerde Senegal'de de Fransız askeri üsleri merkezi hükümete teslim edildi ve ülkedeki 65 yıllık Fransız varlığı son buldu. Bugüne kadar Senegal ordusu ile ortak operasyonlar yürütmekle görevli yaklaşık 350 Fransız asker de 3 aylık bir ayrılma sürecinin ardından Senegal'e tamamıyla mendil sallayacak.
Böylece Fransız ordusunun Batı ve Orta Afrika'da kalıcı bir üssü kalmamış oldu.
Fransız emperyalizminin Afrika'da ektiği rüzgarın karşılığında böylesine bir fırtınayı biçeceği elbette belliydi, tıpkı perşembenin gelişinin çarşambadan belli olması misali… Fakat böylesine bir fırtına sonucu Fransızların bir aşağılanma ile yel gibi kaçacağı da herhalde Afrikalıların dahi beklemediği bir neticeydi… Peki böylesine kimsenin beklemediği bu sonucu hızlandıran gelişme neydi…
Elbette ki 2011’de Libya'ya karşı yürütülen Haçlı seferinde Fransa'nın başı çekmesiydi ki bu tablo, Fransızlara karşı dolmuş olan Afrikalıların adeta patlama noktasına gelmesini sağladı ve Üstad Mehmed Âkif’in İstiklâl Marşı’ndaki dizelerinde de belirttiği “Tek dişi kalmış canavar” tasvirine uyduğu gibi davranan Fransızlar Libya'ya II. Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi tekrar çöreklenmek isterken bütün Afrika'dan kovulma gibi bir netice ile karşılaştı.
Özellikle 2011’de Fransa'nın Libya'ya karşı takındığı tavrı anlayabilmek güçtü ki dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin devrilen efsane Libya lideri Albay Muammer Kaddafi'yle ilişkilerini bilen herkes Fransa'nın Libya'ya karşı takındığı tavrı garip karşılamıştı. Öyle ki Fransa'nın Kaddafi'ye karşı Libya üzerinde uçuşa yasak bölge ilan edilmesi çabalarının uluslararası planda başını çekmesi sonrası Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, Nicolas Sarkozy'den ''palyaço'' diye bahsederek, ''Ona Libya halkına yardımcı olması için para vermiştik. Ama bizi hayal kırıklığına uğrattı. Paramızı geri versin. Para transferleriyle ilgili her türlü banka bilgisi ve belge elimizde.” demişti.
Üstelik Fransa, geçmişte Libya’daki Kaddafi rejimine Mirage savaş uçakları bile satmış ve kasasını doldurmuştu.
Aynı şekilde yine Suriye'nin devrik lideri Beşşar Esed'in altına da Elysse Sarayı'nda kırmızı halılar seren Fransız devlet erkânı, sonradan Esed'e karşı da anında pozisyon almıştı.
Kaddafi'nin ve Esed'in yüzlerine karşı gülücük saçan, fakat arkalarından çevirmediği iş kalmayan “Tek dişi kalmış canavar” durumuna düşmüş pabucumun medeniyeti Fransız emperyalizmi, bu iki yüzlülüğü Libya'da ve Suriye'de pek çok ekonomik ilişkilere sahip olmasına rağmen göstermiş ve bütün dünyada tiksintiyle karşılanacak bir tavır almıştı.
Sıcak temaslar kurduğu Kaddafi'yi ve Esed'i arkadan hançerleyen Fransa, oysa ki aynı Kaddafi ve Esed gibi sıcak temas kurduğu Saddam Hüseyin'in 2003’te devrilmesine ise karşı çıkmıştı. Saddam'ın devrilmesine karşı çıkarak 2003’te ABD ve İngiltere ile ters düşen, hatta devlet yetkililerinin işgal esnasında yer yer atışmalar ve restleşmeler yaşadığı Fransa, 2011’de ise Libya'da ve Suriye'de Kaddafi'ye ve Esed'e ihanet ederek ABD ve İngiltere ile aynı safta buluşacaktı. Bu alçakça ikiyüzlülüğün sebebini Fransızlar hiçbir zaman izah edemeyecekti. Irak'ın işgalini haksız bulan Fransızlar, Libya'nın bombalanmasını ve Suriye'de iç savaş çıkarılmasını ise haksız bulmayacak, hatta Üstad Mehmed Âkif’in İstiklâl Marşı'mızdaki dizelerde de belirttiği gibi “Hayasızca akın”da başrol oynayacaktı.
İşte yıllarca sömürgelerinde uyguladığı zulüm politikalarına ek olarak son yıllarda Irak, Libya ve Suriye başlıklarında gösterdiği çelişkili tavırlarla adeta şimşekleri üstüne çeken Fransa, esasen bütün dünyada kendi ipini çekmiş oldu.
1962’de Cezayir’in bağımsızlığıyla sona eren Fransız emperyalist dönemi, sonradan reorganize olarak varlığını neo-kolonializm olarak devam ettirmişti. Üstelik en çirkin ve gayriahlaki yöntemlerle Fransa’nın borusunu öttürmeyi sürdürme gayreti ısrarla güdüldü.
Fransa sadece eski kolonileriyle uğraşmaz. Dış politikasında transaksiyoneldir. Yani değerler yerine çıkarlar ön plandadır. Kurtuluş Savaşı’nda müttefiklerini satıp, Birleşik Krallık'ı yalnız bırakan Fransa, Büyük Taarruz öncesi Türkiye’ye cephede kullanılması için kamyon bile satmıştır. Buna karşılık Lozan görüşmelerinde kapitülasyonlar ve Osmanlı’dan alacaklarının yer aldığı konu başlıklarını Türk heyetinin başındaki İsmet Paşa'ya hatırlatan ülke olmuştur. Yani derdi paradır.
Bu tavırlarını Irak, Libya ve Suriye başlıklarında da göstermiş, 1991’deki Körfez Savaşı ile Irak'a koalisyon güçleri adeta cellat gibi çökerken bu koalisyon güçlerinin arasında Paris de yer almış, fakat 1995’ten itibaren Amerikan ve İngiliz ortaklarını satarak Bağdat yönetimine birden yakınlaşmaya başlamıştı. 2000 yılının Ekim ayında Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, "düşmanın para birimi" olan ABD dolarını terk edip yerine daha çok taraflı bir para birimi olan euro üzerinden petrole fiyat biçeceğini ilan edince adeta sevinçten havalara uçan Avrupa’nın yaşlı patronlarından Fransa, ABD'nin Irak'ı işgaline karşı yaygarayı koparmaya başlamıştı. Elbette ki Irak'ın ve Saddam rejiminin hukukunu savunmak için değildi bu yaygarası, yani çıkarlarını kaybetmemek içindi…
Yine Libya ve Suriye ile ekonomik ilişkiler geliştirmesine rağmen yine ikiyüzlü ve namert yönünü ortaya koyan Fransa, Kaddafi'yi ve Esed'i düşman ilan edip onları devirmek ve Libya'yı, Suriye'yi kana bulamak için harekete geçen ilk ülkelerden biri olmuştu. Tıpkı Irak misali bu ülkelerle de ekonomik ilişkileri olmasına rağmen Irak başlığında yaygara koparanlar Fransa'nın tavrı Libya'da ve Suriye'de tam tersi şeklinde olacaktı.
İşte tarihsel olarak böylesine mide bulandırıcı bir çizgisi, istikameti olan Fransa şimdi ektiği kötülük tohumlarını biçiyor ki en son Yeni Kaledonya’nın bağımsız olması üzerine paşa paşa elleriyle bir anlaşma imzalamak zorunda kaldı.
Ee ne demişler, mazlumun ahı indirir şahı… Kimsenin yaptığı kötülük yanına asla kâr kalmıyor. Fransa da geçmişte ne yaptıysa
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)