Türk Milleti'nin kaç imparatorluk, kaç büyük, kaç küçük devletler kurmuş olduğunu, kesenkes ortaya koyan bir araştırmacı - tarihçi, henüz çıkmadı. Her tarihçi, değişik listeler ortaya koydu ve hala, gerçek bir Türk Tarihi yazılmadı.
Tarihimizde bir Karahanlılar Sülâlesi vardır. Onuncu yüzyılın başlarında bağımsız bir Türk-İslâm devleti kurmuş olan Karahanlılar, o yüzyılda Orta-Asya’da yaşamakta olan Türk dilli bütün halkların birleştiricisi ve uygarlıkta öncüsü olmuşlardır. Tarihçiler, Küçük Uygur Hanlığı’nın varisi olarak görürler Karahanlıları…
Türkistan'ın doğusuyla batısını egemenlikleri altında bulunduran bu Sülâlenin en önemli Han'ı Satuk Buğra Han'dır. Satuk Buğra’nın “Han” olarak bu devletin başına geçmesini ise neredeyse tüm tarihçiler gerek Orta-Asya Türklüğü, gerekse İslâm tarihi için bir dönüm noktası olarak kabul ederler. Yerden göğe dek tarihçilerin bu kabullerinde haklı olmalarına rağmen bu değerli Türk Hükümdarı hakkında Türkiye'de yeterli araştırma yapılmadı; hakkında makale yazılmadı. Dolayısıyla, sadece Türkiye Türkleri değil, Türk Dünyası da O'nu yeterince tanımadı.
Satuk Buğra Han, yazılmalıydı. Çünkü O, İslâmiyeti ilk kabul eden Türk Hakanı olma şerefine ebediyen nail olmuştu...
O, Satuk Buğra Han’dı...
O, Satuk Buğra Han ki; Allâh-u Teâlâ’nın (c.c) engin kudreti ve geniş hikmeti ile yarattığı ve İki Cihan Güneşi Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz’in (s.a.v.) cihana yaymak için yoluna baş koyduğu hak dininin daha çok insana kabul ettirilmesi şerefini bahşettiği bir yiğit idi...
O, Satuk Buğra Han ki; son ilâhi kitabımız ve rehberimiz Kur'an'ın "Küfre karşı cihad; her an..." emrinin gereğini tereddütsüz her an yerine getirmek suretiyle yorulmak bilmeden, hiç yılmadan gece gündüz koşturup İslamiyet’i Asya’da yaymak için sonsuz mücadelelere girişen, düşman ve küffar üstüne gazalar yapan, insanları İslam’a çağıran, inanmayanlara keramet gösteren, Türk’ün gönlünde İslam’ın yıkılmaz tahtını sabırla kuran, Türklüğün önüne iman ışığını saçan, neslini Sevgililer Sevgilisi’ne ümmet yapan, 300 kişiyle, Ashab-ı Bedir kadar, Calut'a karşı kıyasıya bir savaş veren, 3000 kişiyle Kaşgar’da, on katı kalabalık bir orduya karşı yürüttüğü çetin harpte âdeta bir “Hakkı Müdafaa” yapan, İslam meşalesini elinde sımsıkı tutup gök kubbeyi inleten “Allah Allah” nidalarıyla savurarak ateşe verdiği küfrün ve batılın gayrimeşru düzeninin külünden Allah’ın tevfik ve inayetiyle iman ve kurtuluş aydınlığının tomurcuklanmasını sağlayan bir mücahid idi..
O Satuk Buğra Han ki, cihan içinde gönül baharı, Oğuzda Türk milletinin şanı,
Hak aşığı olanların canı, Ümmet-i Muhammed’in gülü, Türklüğün medarı iftiharı, her daim biçarelerin, mazlumların dili, gönül ikliminde iman dağı olan, Nizam-ı Alem için pusatını giyip zırhını kuşanan mübarek bir zabid idi…
O Satuk Buğra Han ki; Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında asırlardır süren batıl, küfür ve isyan dönemlerini ortadan kaldıran, hak yolcularının başbuğu, gece gündüz Allah yolunda, itikat yolunda, şeriat yolunda mücadele etmekten bir milim geri durmayan, dini rabıtaya değer kazandıran, yeryüzünün ve dönemin padişahı, imanın ruhunun mazharı, Allah’ın ve O’nun alemlere rahmet olarak gönderdiği Resul-ü Ekrem’i Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimizin dostu, mazlumların yardımına koşan, çaresizlerin ev sevimlisi, sufilerin tacı, gazilerin şehinşahı olan bir mümin idi...
O Satuk Buğra Han ki; Rüstem-Dâstân’ın kolunun kuvveti, Peygamber Efendimizin gözünün nuru Şâh-ı Merdân Hz. Ali’nin (r.a) himmeti, şanı yüce Emir Hamza’nın cesareti ile kâfirleri İslâm’a yani Hak dergâhına yönelten, küfre batmış câhil toplulukları küfür ve cehaletten kurtarıp doğru yola ulaştıran bir veli idi…
O Satuk Buğra Han ki; soyu Afrasiyab bin Besen vasıtasıyla Türk bin Yafes bin Nuh aleyhisselama ulaşan, soyunun hakkını vererek Türk'ün damarlarında ezelden beri mevcut olan asaletini İslâmiyet’in sonsuz şerefiyle birlikte daha da göz kamaştırıcı hale getiren, İslâm dinini bir hidâyet fırtınası hâlinde Türkistan'da estiren ve Türk boylarını bir insan seli hâlinde peşine takarak birbirleri arkasından Allah'ın hidâyetine koşturan, Türkistan'da Muhammedi ilerleyişin âdeta ete kemiğe bürünen hali olan, imanı kendine dava yapmış inanç eri bir asilzade idi…
Ve bunca hakikate rağmen çok vahim bir durum mevcuttur ki, böylesine anlaşılması ve anlatılması gereken yüce bir insan olan Abdülkerim Satuk Buğra Han ve onun İslamiyeti nasıl, hangi şartlarda kabul ettiği ile Kâşgar merkezli kurduğu ilk Türk-İslam devleti hakkında gerçekten de bilgiler ne yazık ki son derece sınırlıdır.
Abdülkerim Satuk Buğra Han ile ilgili yapılan ilk çalışma, Abdül Gafgar'ın Kâşgar Tarihi'ne ait eseridir, denilebilir. Bu eserin aslı kayıp olduğu için hangi şartlarda yazıldığını ve içeriğini bilememekteyiz. Abdül Gafgar'ın Kâşgar Tarihi'ndeki bilgilerin bir kısmını yaklaşık 4 asır sonra Cemal Karşî (Ebû'l Fazl b. Muhammed) 1282'de Kâşgar'da yazmış olduğu Mülhakatü's-suruh adlı eserinde nakletmiştir.
Abdül Gafgar'ın yazdığı, Cemal Karşî'nin naklettiği bilgilere göre Abdülkerim Satuk Buğra Han, İslamiyeti önce Hazret-i Hızır'dan öğrenmiştir. Daha sonra Sasanîler hanedanına mensup olup Karahanlılar Devleti'ne iltica etmek mecburiyetinde kalmış olan Şehzade Ebü'n Nasr Samani'den Artuç kentinde dinî bilgileri edinmiştir. Onun verdiği bilgiler ile 12 yaşında İslamiyeti benimseyip öğrenen, küçük yaştan itibaren Hak din için mücadeleler veren Satuk Buğra Han’ın İslam’ı kabulü için denir ki, vadide, tekbir sesleri öylesine güçlü çıktı ki taşlar yerinden oynadı, kayalar aşağı yuvarlandı. Kurtlar kuşlar uyandılar ve bu tekbir sesine eşlik ettiler. Bugünden sonra Abdülkerim adını alarak İslam dinini Asya’ya yaymak için gece gündüz çalışan, tebliği eden, savaşan Satuk Buğra Han, babası Tengri Buğra Han’ın Buhara seferi esnasında hayatını kaybetmesi üzerine annesiyle birlikte himayesine girdiği amcası Oğulcak Kadir Han’a karşı 25 yaşında bayrak açarak Müslüman olduğunu resmen açıklamıştır.
SATUK BUĞRA HAN'IN TAHTA ÇIKIŞINA GİDEN SÜREÇ
Satuk Buğra Han, Müslüman olduğunu açık olarak ilan edip amcasına karşı bayrak açarak ona karşı mücadeleye karar verdi.
Bir gün yanına iman edenlerden elli kişilik bir süvari grubu alarak ava gitmek maksadıyla yola çıktı. Yegaç Balık adlı beldeye gelince şehrin kalesini kuşattı. Bu kuşatma üç ay sürdü. Bunu haber alan Oğulcak Kadir Han ona karşı hemen harekete geçti. Bu sırada, Satuk Buğra Han’ın etrafında bulunan süvari sayısı üç yüze çıktı. İki taraf arasında Fergana Savaşı’nın başlamasını takip eden günlerde Satuk Buğra Han'ın taraftarları bin kişiye yükseldi.
İlk olarak Atbaşı Kalesi'ni zapteden Satuk Buğra Han, daha sonra üç bin kişilik bir orduyla üzerine akınlar gerçekleştirdiği Kaşgar'a fetih sancağını dikti. Putperest amcası Oğulcak Kadir Han'ın ortadan kaldırılmasıyla sonuçlanan bu mücâdelede Müslüman gönüllülerden de faydalanan Satuk Buğra Han, bu zaferden sonra 26 yaşında Karahanlı Devleti'nin tahtına çıktı. Bu süreçte Kaşgar'ı fethiyle rüştünü ispatlamanın ve tahta çıkmanın verdiği şevkle Börmekik şehrini de fethetti.
Güzel idaresi, kavminden binlerce kimsenin Müslüman olmasına sebep oldu. 70 yıl ülkesini idare etti. Satuk Buğra Han ile birlikte binlerce Türk ailesi de (en az 700 bin) İslamiyeti kabul etti.
Abdülkerim Satuk Buğra Han, 955'te Kaşgar yakınlarındaki Artuş'ta Hakk'a yürümüş ve burada defnedilmiştir. Bu tarihe kadar Kâşgar ve çevresinde Karahanlı Devleti'ne mensup Türkler veya bu devletin sınırları dışında kalmış yüz binlerce Türk İslamiyeti kabul etmiştir. Bu dönemde O'nun hakkında çok geniş menkıbeler ortaya konuldu. Sonraları bütün menkıbeler "Tezkire-i Buğra Han" adlı eserde toplandı. Zaten Türklerin İslamiyeti kabulü ve Karahanlı Devleti'nin tarihini yazan araştırmacılar da aslında kaynak yokluğu veya azlığından dolayı, çok da belirtmeden, genellikle Tezkire-i Satuk Buğra Han'dan yararlanmışlardır. Tezkire-i Satuk Buğra Han'ın dünya kütüphanelerinde Çağatay Türkçesi ya da Doğu Türkçesi ile kaleme alınmış on bir nüshası tespit edilmiştir. Bunlar: Paris nüshası, Lond-ra nüshası, Rusya nüshası, Berlin nüshası, Taşkent nüshası (dört adet), İngiltere Oxford-Bodleian Kütüphanesi nüshası (üç adet). Tezkire-i Satuk Buğra Han ya da Satuk Buğra Han Destanı gerçekten çok şaşırtıcıdır. Zira Anadolu'da teşekkül eden destanların tamamına yakınını eserde görmek mümkündür. Bunların tamamına yakınını yayımlayan bir araştırmacı olarak konuya bakınca, ayrı bir heyecana kapılmamak mümkün değildir. Zira bu destanı okurken Battal Gazi Destanı'nı, Danişmend Gazi Destanı'nı, Saltık Gazi Destanı'nı hatırlayacaksınız. Gerçekten benzerlik insanı hayretlere düşürecek kadar nettir. Demek ki Anadolu'da teşekkül eden destanların da kaynağı, tıpkı Anadolu insanı gibi Türkistan'dır.
Konu, destan benzerliği ile de bitmemektedir. Öyle anlaşılmaktadır ki Anadolu'da derlenen pek çok efsanenin kaynağı da Türkistan gibi görünmektedir: Satuk Buğra Han'ın kızları Bubi / Bubiçe Meryem Hatun ve Hediye Türkân Hatun farklı zamanlarda düşmanla karşılaşırlar. Düşmanların kendilerine kötü niyetli bir şekilde zarar vereceğini anlayınca dua edip Tanrı'ya sığınırlar. Yer yarılır, yere girerler. Anadolu'da tarafımızca derlenen Kırk Kızlar Efsaneleri ve Uzun Kızlar Efsanesi de aynen böyledir. Bunlar arasındaki benzerlik tesadüflerin çok ötesinde ve insanı titretecek derecededir.
Tüm bu menkıbelerin bir arada toplandığı Tezkire-i Satuk Buğra Han’ın yanı sıra Satuk Buğra Han dönemi olaylarının işlendiği bir diğer eser ise Tezkire-i Ebû'n Nasr Samanî’dir. Ayrıca Satuk Buğra Han’ı anlatan tüm bu eserleri okumaya başlamadan önce Satuk Buğra Han’ı okumaya karar verenlere önereceğimiz esas kaynaklardan biri, Uygur Türkü Seyfeddin Aziz’in Türkiye’de ilk defa 1990’lı yıllarda Ocak Yayınları tarafından yayımlanan “Satuk Buğra Han” adlı romanıdır. Satuk Buğra Han’ın yaşamı ve büyük mücadelesi, hem yeterli ayrıntıyla, hem de akıcı ve yalın bir dille romanda anlatılmış. Bu durum; kitabın, sıkılmadan, ilgiyle ve zevkle okunmasını olanaklı kılıyor. Ayrıca romanın, Karahanlılar’ın Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet’i kabul etmelerinin öyküsünü gerçeğe yakın bir kurgusallıkta anlattığını da belirtmek lazım gelir. Kitaptaki süreci ve diyalogları okuduğunuzda yukarıda ortaya sunulan kanıtların doğruluğuna daha çok yaklaşıyorsunuz. Bu kitapta geçen olaylar serisini okuyan herkes artık Satuk Buğra Han’ın anlatıldığı menkıbelerin toplandığı eserleri okuyup özümsemeye hazırdır.
Satuk Buğra Han’la ilgili çoğu menkıbenin toplandığı Tezkire-i Satuk Buğra Han ya da Satuk Buğra Han Destanı’nda bu büyük Türk hakanının ruhunun, Miraç’ta Peygamber efendimizle görüştürülmesi hadisesi çok anlamlıdır.
Miraç’ta şanlı Peygamber efendimizin duasına mazhar olan Satuk Buğra Han Türk milletine büyük ülkü ve ideali de aşılamıştır.
Bu ülkü: İlâ-yı kelimetullah davasının müdafii ve savunucusu olmaktı.
Sultan Alparslan ''Biz halis Müslümanlarız'' derken bu ülkünün sevdalısıydı.
Sultan Melikşah bir seferinde Akdeniz’e ulaştığında “Yarabbî, şu uçsuz bucaksız deniz önüme çıkmasa idi adını gidebileceğim yere kadar götürürdüm” derken bu ülkünün cihangiri idi.
Dolayısıyla Türk milleti Satuk Buğra Han’dan itibaren Orta Asya, Hindistan, Afganistan, Mısır, Suriye, Anadolu, Afrika ve Avrupa’da kurmuş olduğu devletlerle Cenab-ı Hakk’ın yüce ismini her tarafa duyurmuştu. Satuk Buğra Han'la başlayan bu kutlu mücâdeleyi Gazneli Mahmud, Tuğrul Bey, İmadeddin Zengi, Muhammed Alparslan, Nureddin Zengi, Melikşah, Baybars, Babur, Enrengzib, Emîr Timur, Kılıçarslan, Berke Han ve Osman Gazi binbir itinayla sürdürdüler. Neticede başta Orhan Gazi, Murad Hüdavendigâr, Yıldırım Bayezid, Fatih, Yavuz ve Kanuni olmak üzere yine bu ideal ve aşkla çalışarak Hak mücadelesini başarıyla yürüttüler, Cenab-ı Hakk’ın yüce ismini her tarafa duyurmakla kalmayıp her tarafa ezberlettiler.
Bunlar hiçbir zaman birbirlerini yüceltmediler. İslam’ı yücelttiler. İslam ahlakını tavsiye ettiler. Hepsi o ulvi yolun aciz bir ferdi gibi gayret gösterdiler.
İşte bu kutlu menzilin başlatıcısı Abdülkerim Satuk Buğra Han'dır. Yüce Hakan, Türklerin kitleler halinde İslamlaşmasına imzasını atarak bir büyük milletin geleceğini aydınlattığı gibi hak dinin de seyrini ve kaderini değiştirdi. Zira hak din İslâm'ın lehine büyük değişmeler olmuş, gerek medeniyet gerekse siyasî ve askerî alanlarda İslâm dini müstesnâ bir siyasî güç hâline gelmiştir.
Cennet-i mekân Satuk Buğra Han’dan sonra, oğulları devrinde de ülkesine pek çok İslâm alimi gelip, İslâmiyet’i doğru olarak anlattılar ve İslâm’ın ışığını yaymaya çalıştılar.
96 yaşına kadar hak din için gece gündüz koşturmuş, Türk denince akla İslâm’ın, Müslüman denilince de Türk ulusunun akla geldiği bir kutlu silsileyi başlatan şahsiyet olarak tarih sahnesindeki yerini almış olmanın şerefine nail olan Satuk Buğra Han, 955'te Kaşgar yakınlarındaki Artuş'ta dâr-ı bekâya irtihal etti. Kalbi pûr-nûr, mekânı cennet, makâmı âli olsun…
Abdülkerim Satuk Buğra Han'ın ardından yazılmış olan ve Yüce Hakan'ın Hz. Sultan olarak zikredildiği şu koşuk ile Satuk Buğra Han'ı yâd etmiş olalım:
Atuş denen güzel yurt,
Pazartesi pazarı var
Garipleri kollayan,
Hz.Sultan mezarı var.
Hz.Sultan tuğ alem,
Elinde kılıç kalem.
Ağlamayın çocuklar,
Geçip gidiyor alem.
Ve sözümü şu dua ve temennilerle noktalamak istiyorum:
Allah, Hazret-i Ömer gibi, Halid Bin Velid (r.a.) gibi, Tarık bin Ziyad gibi, Selahaddin Eyyubi gibi, Alp Arslan gibi, Nureddin Zengi gibi, Kılıç Arslan gibi, Rüknüddîn Baybars gibi, Abdülkerim Satuk Buğra Han gibi, Gazneli Mahmud gibi İslâm Serdarlarının heybetini, yolumuza tuttukları ışığı bizlerden eksik etmesin!
Kurban olduğum Kadir Yaradan Gazze’nin, Kudüs’ün, Arakan’ın, Keşmir’in, Bosna’nın, Moro’nun, Kerkük’ün, Yemen’in, Urumçi’nin, Lübnan’ın, Patani’nin, Kosova’nın, Belucistan’ın, Kırım’ın ve daha pek çok mümin ve mazlum coğrafyanın adalet ve hürriyet beklediği şu günlerde içimizden yeni Ömer’ler, Halid’ler, Tarık’lar, Selahaddin’ler, Alparslan’lar, Nureddin’ler, Kılıçarslan’lar, Baybars’lar, Abdülkerim’ler çıkarsın inşAllah…
Selâm ve dua ile…
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)