Uzun zamandır görmek istediğimiz Kuzey Afrika’nın batısındaki Fas’a bir pazartesi sabahı yani 21 Şubat 2019’da İstanbul Yeşilköy Havalimanı’ndan saat 10:55’teki tarifeli THY uçağıyla hareket ettik.
Pilotun yaptığı anonsla yaklaşık 5 saat süreceğini öğrendiğimiz yolculuk sürecinde herhangi bir sıkıntı yaşamadan Allah’ın izniyle Fas’ın Kazablanka şehrine iniş yaptık.
İlim-irfan havzasında yetişmiş, dindar, mütevazı ve çok değerli Arap asıllı Türkiyeli bir kardeşimiz tarafından Kazablanka’daki 5’inci Muhammed Uluslararası Havalimanı’nda karşılandık.
Arap coğrafyasının en batısı sayıldığı için adı Arapça El-Mağrib olan ülkenin ekonomik başkenti sayılan Kazablanka kalabalık ve yer yer düzenli olmakla beraber biraz karışık ve altyapı çalışmaları dolayısıyla görüntü kirliği dikkat çekiyor.
Arapçada adı Ed-Dar’ul Beyza (Beyaz Ev) olan bu kadim kentin yaygın ismi olan Kazablanka adı ise İspanyolca “beyaz ev” anlamına gelen “Casablanca”dan geliyor.
Atlas okyanusunun kıyısındaki bu şehrin en gözde kıymetli eseri olan 2’inci Hasan Camii, okyanusun sahilinde 1987 temeli atılmış 1993’te faaliyete girmiş, 30 hektar arazi üzerinde bina edilmiş son derece haşmetli bir camii.
Açık alanlarıyla birlikte yüz elli bin kişiye ibadet imkânı sağlayabilecek bir kapasiteye sahip olan 2’inci Hasan Camii’nin minaresinin uzunluğu 210 metre olup mimarisi Endülüs-Mağrib karışımı. Bu şaheserin mimarı ise Fransız mühendis Mishel Binso’dur.
Ülkenin isminin etimolojisi[1]
Tam Arapça ismi El-Memleke El-Mağribiyye (Batı Krallığı)'dır. Genellikle El-Mağrib (Batı) ismi kullanılır. Tarihî referanslarda, orta çağ Arap tarihçileri ve coğrafyacılar, Fas'ı El-Mağrib el Aksa (En Uzak Batı) olarak anmışlardır. Aynı şekilde Cezayir için El-Mağrib El-Evsat (Orta Batı) ve Tunus için de El-Mağrib El-Edna (Yakın Batı) denmiştir.
İngilizce adı olan "Morocco" ise Latince'deki "Morroch" kelimesinden gelir. Morroch, Latince'de Murabıtlar ile Muhavvidler'in başkentleri olan Marakeş'e verilen isimdir. İranlılar "Marakeş" derken, Türkler de antik İdrisî ve Marinî başkent Fes'ten dolayı bu ülkeye Fas demişlerdir.
Marakeş ismi büyük ihtimâlle Berberîce'de Tanrı'nın Toprakları anlamına gelen Mur-Akush kelimesinden gelmektedir.
Genel hatlarıyla Fas
Kuzey batı Afrika’nın en uç noktasında, Atlas okyanusu kıyısındaki Fas, krallıkla yönetiliyor, başkenti Rabat, en büyük şehri ise Kazablanka’dır. Yaklaşık 36 milyonluk ülkenin yüzde 99’u Arap ve Berberilerden (Amaziğ) oluşmaktadır.
Köklü bir geleneğe ve kadim bir medeniyete ev sahipliği yapan Fas’ta resmi diller Arapça ve Berberice’dir. Geçtiğimiz yüzyıl uzun süren sömürge nedeniyle ülkede 2. dil olarak, özellikle elitler arasında Fransızca, ülkenin kuzeyinde ise İspanyolca konuşulmaktadır. Bu durum nedeniyle halk arasında konuşulan Arapçada çok sayıda Berberice, Fransızca ve İspanyolca kelime bulunmaktadır.
Fas'ın, Atlantik Okyanusu'dan, Cebelitarık Boğazını çevreleyip Akdeniz'de son bulan uzun bir sahil şeridi vardır. Doğudan Cezayir, Kuzeyden İspanya (boğaz boyunca bir denizden bir sınır ve Ceuta ile Melilla adlarında iki küçük özerk şehir), güneyden de Moritanya ve Batı Sahra ile komşudur.
Mağrib’in İslam haritasındaki dini kimliği
Mağribilerin ezici çoğunluğu Maliki mezhebine mensup olmasına rağmen fertler bazında değişik mezheplere (İbadilik gibi) müntesip bir kısım azınlıklar da varlığını sürdürüyor.
Kuran’ı Kerim’den sonra İmam Malik’in El-Muvatta kitabı dini otorite kaynak olarak kabul edilir. Yalnız Buhari başta olmak üzere Kutub-i Sitte de tabii olarak makbuldür.
Peygamber Efendimizi anmak üzere özellikle bazı kırsal bölgelerde Kadı İyad’ın Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hakkında yazdığı çok kıymetli eseri olan Eş-şifa Bi-tarifi Hukuk El-Mustafa adlı eser Rebiyülevvel ayında meclislerde toplu olarak okunmaktadır.
Dünyaca ünlü seyyah İbn Battuta Mağriblidir. Öte yandan İslami ilimlerde meşhur çok çok sayıda alim bu coğrafyada yetişmiştir.
Mağrib’de tasavvuf da son derece yaygındır; ülke ve bölge çapında etkili, irili ufaklı yüzlerce tarikat ve bu tarikatlara bağlı tekke ve zaviyeler ülkenin her tarafına yayılmıştır.
Eski başkent Fes’te metfun Ahmet et-Ticani’nin Ticaniyye tarikatı, Kadiriyye, Şazeliyye, Derkaviyye, Helheliyye gibi çok sayıda tarikat Fes, Tanca, Marakeş, Şefşaun, Tatvan, Raşidiyye ve Meknes başta olmak üzere çok sayıda kente yayılmıştır.
Söz konusu şehirlerde dolaşırken mezkûr tarikat mensuplarından, yamalı ve yırtık kıyafetlerle şeyhin emri üzerine nefis tezkiyesi için dilenen veya sokakları temizleyen, çok sayıda derviş ve sofuya rastlamak mümkündür.
Fes’te karşılaştığımız, sokakları temizleyen sakalı kınalı, elinde asası olan, rengarenk, son derece kirli, yırtık ve yamalı elbiseler içerisindeki Helheli dervişi yaşlı bir adam tüm rica ve ısrarlarımıza rağmen fotoğraf çekinmeyi ve bizimle röportaj yapmayı reddetti ve hızla kaçarak uzaklaştı.
Mağrib’in camilerinde gördüğümüz kadarıyla en büyük problem taharet ve su kullanımıdır. Ev ve işyerlerinde olduğu gibi camii tuvaletleri ve şadırvanlarında da musluk adeti son derece kısıtlı. İnsanların abdest için açık havuz şeklindeki şadırvanlardan abdest alması bir noktada kabul görse de çoğu zaman tuvaletlere de elinde dolu maşrapa veya kovayla girmeleri, doğrusu Müslüman ruhunu inciten bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Buna karşın Mağrib’de bütün Müslümanların göğsünü kabartacak bir de haslet var; Allah Resulü’nden (s.a.v.) rivayet edilen çok sayıda hadisin doğrudan ravisi durumunda, sened zincirinde yer alan ve bu İslam geleneğine sahip çıkarak nesilden nesile hadis-i şerif rivayet eden onlarca alim ve ilim talebesi varlığını sürdürüyor.
Mağrib’in tarihi kentlerine ziyaretlerimiz
Ziyaretimiz boyunca konaklayacağımız Başkent Rabat son derece temiz ve ferah bir şehir olarak dikkat çekiyor. Rabat’ta yaptığımız günlük gezilerimiz esnaısında şehirde yeşilliğie çok önem verildiğini, neredeyse bütün yollarda sağlı sollu veya duble yollar arasına dikilmiş palmiye ağaçları başkenti süslemişti. Muvahhideun Devleti döneminde, Ebi Rakrak nehri ile Atlas okyanusunun birleştiği noktaya inşaa edilmiş Udaya Kalesi manzarası göz kamaştırıcıydı.
Kale içindeki mahalle, tarih ve kültür kokan dar sokakları, etekleri maviye gerisi beyaza boyanmış yüzlerce yıllık evleriyle varlığını ve güzelliğini halen koruyor. Kalenin batıya bakan tarafında görülen Atlas okyanusunun sonsuzluk hissi veren, rehabilite edici, manzarası saatlerce izlenmeye değer. Kalenin nehir tarafında, manzaranın bu rahatlatıcı etkisinden faydalanmak isteyenler için güzel bir seçenek olarak kurulmuş bir de kafeterya var. Burada Mağribin geleneksel naneli çayı mutlaka içilmeli.
Rabat’ta görülmesi gereken diğer mekanlar ise Muvahhidun devleti zamanında 12. Yüzyılda inşa edilmiş 365 stunlu Hasan camiinin kalan kısımları ile yine Ebu Rakrak nehri üzerine kurulmuş tarihi Şellah kalesi ve içindeki tarihi eserler şeklinde özetlenebilir.
Cebel-i Tarık ve Tanca
Rabat’taki birkaç günlük istirahat ve ziyaretlerden sonra gitmeye karar verdiğimiz Tanca tarihi ve stratejik konumuyla son derece önem teşkil ediyordu. Arabayla 2,5 saatlik bir yolculuktan sonra Tanca ziyaretmizin ilk durağı Herkül Mağarası oldu; yaklaşık yer deniz kenarında ki bir tesisin içinden yer altına inen merdivenleri karanlık ve soğuk bir geçitten sonra ulaştığımız mağara son derece ilginçti.
İddiaya göre Yunan mitolojisi kahramanı Herakles (herkül) bu mağarada hapsedilmeye çalışılmış, o da mağaranın duvarlarına vurmuş ve denize doğru büyük bir delik açmıştı. Denize açılan ve pencere görevi gören soz konusu deliğe dikkatlice bakıldığında Afrika haritası şeklindeki yapısıyla görenleri şaşırtıyor. Mağaranın zaman zaman yaşanan savaşlar sırasında yerel halk tarafından uzun süreli sığınak olarak kullanıldığı da ziyaretimizde aldığımız bilgiler arasındaydı.
Mağara ziyareti sonrası tekrar yola çıkıp Tanca kent merkezine doğru yolumuza devam ettik. Yolda uğradığımız Akdeniz ile Atlas okyanusunun birleştiği noktada ise muhteşem bir manzarayla karşı karşıya kaldık. Akdenize ve dokunduğu sahillere bakınca dalgalarının yumuşaklığı ve sakinliği, Atlas Okyanusu’na bakınca dalgalarının hırçınlığını görüyorduk.
Her ne kadar okyanusun ve akdenizin güzelliğine doyamazsak da Tanca eski şehir yani “Medina’ya” görmek üzere bu noktadan ayrıldık ve kısa süre sonra hedefimize nihayet ulaştık.
Afrika kıtasının kuzey batısının en uç noktasında yer alan Tanca Cebeli tarık boğazının Fas tarafında yer alıyor 15 kilometrelik mesafeli karşı kıyıda ise İspanya var. Cebel-i Tarık diye adalndırdığımız küçük yarım ada şeklindeki parça ise İngiliz kontrolünde yer alıyor. Öte yanda Tanca’nın doğusundaki Sebte limanı ve biraz daha doğuda yer alan Melilia kenti de İspanyol işgalinde.
Tanca beyaz evlerden oluşan dar sokaklarla örülmüş, denize nazır son derece ihtişamlı bir manzaraya sahip. Seyahatimizin bu durağında Tanca’nın sokaklarını dolaşıp tanımaya çalışırken meşhur seyyah İbni Battuta’nın kabrini de ziyaret ettik. Meşhur muhaddis, Ali Muhammed El Gumari’nin kabri ve zaviyesini de ayrıca görüp ziyaret ettik.
Tanca medinayı, sokaklarını çarşısını, camilerini, tarihi tekke ve zaviyelerini ve konaklarını ziyaret ettikten sonra gece geç vakitlerde Rabat’a geri dönüş yolculuğuna başladık.
Fes kentine ziyaret
Mağrib ismini hafızalarımıza “Fas” şeklinde nakşetmiş olan şehir, Fes’tir. Fes ziyaretimiz son derece önemliydi çünkü bizim için bütün ülkeye adını verdirecek kadar önem arz eden bu şehri tanımak Fas ziyaretimizin en önemli ayaklarından biri olacaktı.
Geçtiğimiz yüzyılda, 1912’de, Fransızların işgal ettiği Fas’ın başkenti Fes, Fransız sömürgecilere karşı direnişin merkezi olduğundan, Fransızlar kontrollerindeki kral ve yöneticileri sahil kenti Rabat’a nakletmiş ve buraya yeniden başkent inşaa etmiştir. Çünkü Fes dindarlığı ve tarihi dokusuyla Fransızlara boyun eğmeyecek özgüveni ve bağımsılık ruhu güçlü bir nitelikteydi.
Her ne kadar başkent olmaktan çıkarılmış ise de Fes’e ilk girişten itibaren henüz modern kısımda bile şehrin özel mimari algısı ve son derece güçlü kültürel öğeleriyle dikkat çekiyor, başkent olmayı hakettiğini size hissetiriyor.
Eski Fes şehri yani medina kısmı şehiren geçen nehrin üst tarafında ve alt tarafında kalan 2 bölümden oluşuyor; biri Endülüs Mahallesi diğeri ise Karaviyyin mahallesi. Geçmişte Endülüs’te yaşanan savaşlardan kaçan bir kısım Endülüslü buraya geldiği için bu bölüme adını vermiş, diğer bölüme ise Tunus’un Kayravan kentinden gelenlerden dolayı Karaviyyin ismi verilmiştir.
Dünyanın en eski üniversitelerinden biri kabul edilen ve Kayaravan’dan göçmüş, Fatıma el-Fihri tarafından inşaa ettirilmiş Karaviyyin Camii ve kütüphanesi, olağan üstü bir sanat müzesi ve mimari bir harika olarak gerçekten büyük değer ifad ediyor.
Başlı başına üstü açık devasa bir tarihi müzeyi andıran eski Fes’te 9 bini aşkın daracık sokak ile 360 camii ve mescit içerdiğini öğrendik. Geleneksel Fes evleri, tekkeleri zaviyeleri, medreseleri ve camiilerinin her biri birer sanat harikası, her biri paha biçilemez birer abide.
Daracık sokaklarında dolaşırken sırtında ağır yüklerle ziyaretçilerin arasından gelip geçen katırlar kimileri için korkutucu olabiliyor. Bazen yüklü katırın geçebilmesi için herkesin duvara yapışması gerekebiliyor.
Öte yandan sokaklarda dolaşırken tekke ve zaviyelerden kaside ve zikir seslerini rahatça duyabilirsiniz. Burada bulunan zaviyelerde bazan karşılaştığımız manzaralar ise doğrusu pek iç açıcı değildi. Ölmüş şeyhin zaviyenin ortasında yer alan mezarına yapışmış istiğase ve istimdatta bulunan müritlerin hıçkırıkları, rabıta halindeki bir kısım dervişin aynı yerde yatıp kalkıp, yiyip içmesinden kaynaklı dışa zühur etmiş acayip durumları, mezarın etrafına saçılmış demir ve kağıt paralarla sayısız mumlar, içerideki keskin çorap kokusu ve daha sayılabilecek çok sayıda unsur can sıkıcı bir derecedeydi.
Karaviyyin Camii’nin hemen yanında yer alan, Merini sultanı Ebu Said Osman tarafından 1323 yılında inşaa edilmiş Attarin medresesi, Endülüs tarzı duvar ve el işçiliği sanatlarında tam bir şaheser. Benim gibi bir medrese hocasının imrendiği bir tarza sahip bu şaheser gerçekten insanı kendisine hayran bırakıyor, unutulmaz hisler yaşatıyordu. Mesela böyle bir medresede ders almak veya ders vermek hayali beni bambaşka dünyalara götürüyordu.
Arkadaşların zorlamasıyla gitmek zorunda kaldığımız Dabakhane ise dayanılmaz kokusu yüzünden ziyareti benim için tam bir çileydi. Yüksek bir yerden burun deliklerimizde nane yaprakları olduğu halde izlediğimiz deri dabaklanması işlemlerini midem zor kaldırıyordu. Beline kadar su, yağ boya, dışkı vs. içinde deri yıkayan boyayan veya dabaklayan adamları ve inanılmaz derecedeki ağır kokuyu daha fazla çekmek mümkün olmadığından buradan hızla kaçmak durumunda kalmıştım.
Bakırcıları, dericileri, ahşap oymacıları ve daha bin türlü zanaatle uğraşan yüzlerce esnafın bulunduğu bu muhteşem şehirdeki mihmandarımız ise Karaviyyin üniversitesinde (Karaviyyin camii) araştırmacı olan doktora öğrencisi Mahmut Özdemir kardeşimizdi. Fes gibi bir ilim merkezinde böyle takva ve ilim ehli genç bir kardeşimizi görmek ise son derece mutluluk ve umut vericiydi.
Marakeş ziyareti
Başkent Rabat’tan yaklaşık 3,5 saatlik bir mesafede yer alan tarihi Marakeş Fas ziyaretimizin son ana durağını teşkil ediyordu. Yolculuğumuzu yaptığımız kara yolları son derece modern geniş ve temiz otobanlar şeklinde tasarlanmış. Yol boyunca neredeyse Türkiyeyi aratmayacak dinlenme tesisleri ve mola noktaları mevcut.
Çok kısa sayılmayacak bir yolculuktan sonra öğle namazı vaktinde Marakeş’e girdiğimiz ilk andan itibaren, şehrin güzelliği bizleri büyülemişti. Tamamı kızıl renkteki binaları yeşillendirilmiş ve düz yolları, şehrin arkasına yerleşmiş Atlas dağları manzarası gerçekten büyüleyiciydi. Fas şehirlerini kendilerine has renkleri ve mimari dokusu İslam medeniyetindeki şehir anlayışına epey uygun. Her şehrin kendi ruhu var, her şehrin mimari dokusu var, rengi var. Mesela Tanca beyazdır, Fes sarıdır, Şifşaun mavi, Marakeş ise kızıldır.
Marakeş’te her şeyden önce Kadı İyad’ın kabrini ziyaret etmek istedim ancak türbe ve çevresi tadilatta olduğu için göremedik. Şehrin en meşhur meydanı Camiul Fena meydanındaki tarihi Kutubiyye camiinde namazlarımızı seferi olarak kıldıktan sonra, yılanların, maymunların oynatıldığı her türlü sihir, büyü, şarkı, şiir ve halk oyununun sergilendiği Fena meydanı ve çevresindeki eski şehir pazarını dolaştık. Gerçekten görülmeye değer bir alem burası, karanlık çöktükçe kalabalıklaşıyor, yemek satan seyyar veya sabit akşamlık tezgahlar kuruluyor, meyve suyu satan onlarca tezgahta istediğiniz meyva suyunu taze taze içebiliyorsunuz. Hediyelik eşyaların, deri ürünlerin, ahşap parçaların bolca bulunduğu pazar ise çok girift ve insan içinde kayboluyor.
Geç vakitlere kadar eski Marakeş’i, camiilerini, medreselerini, şehir meydanı ve pazarlarını dolaştıktan sonra Rabat’a dönmek üzere tekrar yola koyulduk.
Fas diyarında Tasavvuf
Tasavvufun neredeyse bütün yüzlerinin tebarüz ettiği Mağrib’de genellikle Cüneydi Bağdadi izinde bir sufilik yaptıkları iddiasındadırlar. Daha çok anadolu ve doğusunda yaygın Nakşibendiliği seferim boyunca Mağrib’de duymadım ama yüzlerce alt kola ayrılmış şekilde çok sayıda tasavvufi tarikatten bahsetmek mümkün. Şazeliler, Ticaniler, Buçişiler, Derkaviler, Helheliler, Kadiriler, Rekrakiler, Raysuniler, Kettaniler, Aleviler, Gergeriler vs. (bunların bir kısmı birbirine bağlı olmakla beraber kendi başına aşırı yaygınlıkları dolayısıyla ayrı saydım)
Her ne kadar bir noktaya kadar kültürel bir öğe olarak görülseler de Mağrib’deki bu akımlar maalesef aşırı cehalet, sefalet ve atalet üzerinde kaim haldedir. Kadın erkek karışık garip zikirler, özellikle mevlid gecelerinde gerçekleştirilen karanlık gece ayinleri, buralarda yapılan şişli kılıçlı keramet gösterileri, Peygamber efendimizin ve bazı şeyhlerin ruhlarını çağırma ayinleri gibi çeşitli fiiliyat dikkatleri üzerine çekmektedir.
Özellikle mevlidi Nebi’de ülke çapında yüzbinlerce insanın çeşitli bölgelere dağılmış türbe ve zaviyelere akın ettiği ve bunların bazılarında akla hayale sığmaz bir kısım merasim yapıldığı yönünde duyduğumuz iddiaları ise burada paylaşmaktan imtina ederiz. Ancak özetle şunu söylemek gerekir ki; Fas’ta da diğer birçok müslüman ülkesinde olduğu gibi hurafelere itibar eden insan çok.
Mağrib’de hadis ilmi
Peygamber fendimizin Sünnetine karşı birçok islam ülkesinde gerçekleştirilen saldırılara rağmen bilad-i Mağrib’de sünnetin müdafaasını yapan çok sayıda alimle karşılaşmak mümkündür. Alimlerin gerçekleştirdikleri özel çalışmaların yanında, özellikle peygamber efendimize ulaşan hadis senetlerine sahip çıkmaları ve nesilden nesile emin ellerde aktarmaları son derece takdire şayandır. Bu noktada şeyh Muhammed Ebu Hubze, şeyh Mevlud es-Seriri gibi önde gelen alimler hadisi senediyle rivayet ve sünneti müdaafa noktasında büyük isimler olarak anılabilir.
Şeyh Seriri ve Buhubze ile yaptığımız telefen görüşmelerine rağmen birinin hastalığı, diğerinin aşırı uzaklığı ve zamanımızın kısıstlılığı nedeniyle kendilerini ziyaret edemedik ancak, şeyh Buhubze’nin icazetlisi çok sayıda alim gibi, hadis senedine sahip Şeyh Bilal Tanci’ye ziyaretimizi hamdolsun gerçekleştirebildik.
Uzun bir yolculuktan sonra Şeyh bilal ve ilim talebesi başka dostlarını küçük bir köyde ilimle meşgul bir vaziyette ziyaret etmek nasip olmuştu. Şeyh Bilal ile hadis sünnet ve islami ilimler üzerine yaptığımız uzun müzakerelerin, izzet-u ikramın ardından son derece müstefid şekilde ayrıldık.
Mağrib ziyaretimizin belki de en hayırlı ve faideli kısmı da bu kısımdı, çünkü ilim ve ilim ehli ile geçmişti.
Artık Mağrib seyahatimizin sonuna gelmiştik ve ertesi gün tekrar ülkemize dönmek üzere yollara düştük…
Allah’a (C.C) sonsuz hamdu senalar olsun…
Mehmet FIRAT
[1] Vikipedi, Fas maddesi
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)