Ne yani şimdi... Bir heyecanla duvarlarımıza astığımız takvimleri, kaldırma vakti mi geliyor? Asarken sayfaları kalın ve kabaca olan, sanki hiç bitmeyecek gibi görünen 365 âdet yaprağı olan takvimden, sayılı âdetler mi kalır oldu?.. Her biri fütursuzca koparılan takvim yaprakları ile beraber ömrümüzün sayılı günlerini de koparıp attığımız bir sene daha mı mâziye karışıyor? O takvim yapraklarını ki; kâh elem ve kederlerle ve gözyaşları ile kâh da sürûr kaynaklarının verdiği tebessüm ile; ya sayfası takvim yaprağını koyduktan sonra bir daha açılmayan bir kitabın arasına ya da ayaklar altında kalacağını bile bile basket potasına top atar gibi elimizde buruşturup çöp tenekesine fırlatıyoruz. Takvim yapraklarının arasında, ömrümüzü de fırlatıp bir köşeye attığımızı, dünyanın hengâmesi içinde hatıra dahi getirmiyoruz!.. Sonra takvimin sonu gelmeden dünyaya elvedâ diyebilecek olmaya, takvim yapraklarını koparamayacak maddi-manevi hâllere bürünebilecek olmaya havsalamız da hiç yer ayırmıyoruz.
Hatırımıza getiremediklerimizin sayısı, her gün bir önceki güne nispetle azalan takvim yapraklarının aksine; her gün bir önceki güne kıyasla katlandıkça katlanıyor, kabardıkça kabarıyor. “Bugün Allah için ne yaptım?” , “Bugün kendim için ne yaptım?” tefekkürünü düşünebilmek için pek müsait vaktimiz yok. Hep meşgulüz. Meşguliyet nedenimizin büyük bir kısmını da mâlâyanilikler oluşturuyor. Sonrasında ise; aşure nefhalarının o büyüleyici atmosferiyle süslenen “hicrî yılımızın” da huşû ve huzuru literatürden çıkarılıyor da sıra milâdi yılbaşının mâlâyani garabetinin baş göstermesine geliyor.
Zulüm, karanlık ve ahlâksızlık içinde kıvranan âlem, Hz. Muhammed (s.a.v) vasıtasıyla hidayet güneşimiz “Müslümanlık” ile şereflendi. Bize neler oldu da böyle “hidayet güneşimize” bu denli sırtımızı döner olduk? Bize ne oldu ise azar azar oldu...! İslam güneşi ile amel etmemiz, İslâm’ın güzelliklerini sinemizde yaşamamız gerekirken ve İslâm dinimizin usûl, kural, kaide, anane, gelenek, görenekleri ve kültürü belli ve değişmez iken; bunlar unutturularak, yerle yeksân edilip yerine bâtıl bid’at ve hurâfeler nasıl da sinsice yerleştiriliyor böyle...! Karanlıktan aydınlığa çıkaran dinimizin kandilleri bir bir söndürülmeye çalışılırken, tekrar tekrar karanlığa dönüşmesi, bataklığa saplanması için birileri beyinleri yıkamaya çalışırken âdeta akıl tutulması yaşıyor bu ümmet...!
Doğal afetler sadece maddi felaketlerle sökün etmiyor. Manevi felaketler de birbiriyle yarışıyor. Bunlardan birisi de malûm üzere: yılbaşı safsatası. Takvim yapraklarını koparırken biraz olsun o günün tarih de, neye karşılık geldiğini göz ucuyla temaşa edebilsek, gözümüzün önüne bir nebze olsun fragmanlar, hatırımıza da katre katre kesitler düşer belki. Bu vatan toprakları ki; şehid kanları ile ıslandı, uğruna nice başlar verildi. Kaç çocuk yetim, kaç ana-baba evlatsız kaldı. Bu ülke istiklâl zaferini ve kurtuluş mücadelesini, Hristiyan âyinlerini taklid etmek için mi verdi?..”Savaş, ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.” (Aliye İzzetbegoviç) Gayr-i müslimlere benzeyeceğiz diye her geçen gün ölüyoruz. Bütün benliğimizi “Avrupa hayranlığı” kuşatmış gidiyoruz bir meçhule doğru.
Bir Hristiyan yortusu olan noel, İsa(Mesih)’in doğum günü olduğuna inanılan 25 Aralık’ta yapılan etkinliklerdir. Hristiyan kimliğine ait olan noel, İsa’nın (a.s) doğum gününe ithafen Hristiyanlar’ın kiliselerde yapmış oldukları âyin kutlamalarıdır. İsa’nın doğduğuna inanılan diyoruz çünkü; İsa (a.s) 25 Aralık’ta doğmamıştır. Bu bir paganizm inancı olan putperestlik bayramıdır. Putperestler, Güneş tanrısının bugün de (25 Aralık) doğduğuna inanıyorlar. Bu yüzden Batı kilisesi de 25 Aralık’ı baz almıştır. Teslis inancı doğrultusunda hareket eden Hristiyanlar, Allah’ın bugün de doğduğu ve İsa’yı (a.s) doğurduğuna inanıyor. Tevbe S/ 30-31 âyet-i kerimeler, “ Yahudiler, “Üzeyr Allah’ın oğludur” dediler. Hristiyanlar, “Mesih Allah’ın oğludur” dediler” diye başlar. Hangi bir tanesi İslâm şiârı ve şeâiriyle örtüşüyor? Bu inançlar doğrultusunda kutlanan noel, İslâm aleminde bu denli nasıl yer edebiliyor böyle?
Son peygamberimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v) varana kadar gelmiş geçmiş tüm peygamberlere de inandık ve itaat ettik. İncil de yazılan tebliğ de Kur’an da yazılan tebliğ ile birdir. İhlas suresi 3. Ayet-i kerime “ Ondan çocuk olmamıştır(Kimsenin babası değildir.) Kendisi de doğmamıştır (Kimsenin çocuğu değildir)” buyurur. Aksini savunmak ise küfürdür ve savunan kâfirdir. Kaldı ki; âlem-i İslâm, bu şenaetlere eşlik ediyor. Batı kendi elbisesini üstümüze giydirmeye çalışırken, bunlara itiraz etmemek ve basite indirgemek; ne derece İslâmî değerlerimizle bağdaşıyor farkında mıyız bunun?.. Bilerek veya bilmeyerek zevken yılbaşı kutlamalarına bu denli iştiyâk duymak ne hâzin bir zillettir böyle Ya Rab!.. Kendi tarzını benimsetmeye çalışan bu batıl düşüncenin kulu, Batı emperyalizminin uşağı oluyoruz. Batı kokuyor içimiz dışımız. Battıkça kokuyor, koktukça batıyoruz. Hristiyan misyonerliğinin empoze ettiği bu şedid ve meş’um kutlamayı nasıl da müreffeh, müşfik ve mesrurâne karşılıyoruz..!
Cadde ve sokaklar, süslenmiş çam ağaçlarıyla ne kadar itici ve çirkin bir görüntüye duçar oluyor. Adını henüz öğrenen çocuk “noel babayı” biliyor ve getireceği hediyeleri bekliyor. Noel yortusuna karıştırılan noel babanın da asıl adı Aziz Nichola’dır. Tarihi bir şahıs olarak bir Hristiyan azizidir. Hz. İsa’nın (a.s) tebliğ ettiği dine inanmış ve o din içinde yetişmiş ve ermiştir. Kendisiyle alâkalı bir çok efsane uydurularak noel yortusuna adı karışmıştır.
Süslenmiş çam ağaçlarının arasında bastığı topraklara dökülen al kanları düşünmeden; noel babanın al renkli elbisesinin silüeti eşliğinde, millî piyango kuyruklarında tahayyüllerini gerçekleştirecek olmanın ümidi ile değerlerine bir kez daha setlerle mesafe çekiyor. Bir o kadar da kuyruk beklerken, “Ya Bismillâh, bana çıkar inşâAllah” diye niyâzda bulunmayı da ihmal etmiyor. Hey gidi âhir zamanın getirdiği tezat...! Millî piyango kuyruğundan sonra; sıra, hindi ve alkol ve yılbaşı kutlamalarında farklılık arz etsin düşüncesiyle alınacak yiyecek ve içeceklere geliyor. Bir tarafın açlıktan kemikleri görünüyor. Susuzluğunu giderecek bir avuç “çamurlu suyun” duâlarına yer veriyor avuç içinde. Bir tarafta böyle çamurun kirinden de beter pislik içinde kapılıyor dünyanın rehâvetine. Bitmiyor...! Yorucu alışveriş sonrası eve gelinince de tombala takımı bir köşeye çıkarılıyor. Yılbaşı gecesine hazır ve nazır hâlde beklemeye alınıyor. Bunlara mukabil zinâ, kadının ve kadın vücudunun meydanlarda teşhir edilmesinin alçalmışlığının ifşası...Ve sâir rezalet üstüne rezaletler... İnsanın, “ ben nerede yaşıyorum?” diye sorası geliyor. “Acaba bir ışınlanma ile Avrupa’ya mı geldim?” diyesi geliyor. Lisâna da kalbe de çok şey dökülse de ülkemizin üstünde iğreti duran bu zihniyetin, kemiklerimize kadar işlediğinin acı gerçeği ile her ân yüzleşiyoruz.
Neden hindi, noel tortusunun olmazsa olmazı peki? Amerika’nın keşfinde bulunan hindi, Avrupa’da zamanın Hristiyan liderine hediye olarak götürülür; bunun üzerine papa hindiyi görünce ve ilk defa gördüğü hindiye bakarak; “Ne tür bir hayvan bu böyle, aynı Türkler gibi kırmızı suratlı, kabararak yürüyor, bunun adı Türk olsun. “ der ve Hristiyanlar’ın inanışlarınca her yıl başında Hz. İsa’ya bir Müslüman- Türk kurban etmek borç bilinirdi. Bunun üzerine Avrupalı Hristiyanlar her yılbaşında bir Türk kurban edemedikleri için Türklere benzettikleri ve de isimleri ne gariptir ki Turkey (hindi) olan bu hayvanı keserler.
Ne Hz. İsa’nın (a.s) doğum günü olarak bilinen, “25 Aralık” tarihinin içi dolu ne de “noel baba” aslî değerinde... Hindi tutkusu da ayrı bir karalama propagandası. Bunlara rağmen kendine ve dinine yabancı Müslüman ümmeti, hiçbir mukaddesatı için müteessir değil. Âdeta bukalemun kuklalar gibiyiz. Bir yeniçeri ile bir Sipahi kendi aralarında gökyüzüne bakarak münakaşa ediyorlar. Birisi diyor: “Bu güneştir!” diğeri de “Hayır, aydır!” diyor. Bu esnada da Nasreddin Hoca oradan geçiyor. Fırsattan istifade hocaya soruyorlar. Hoca başına geleceği biliyor. İki taraftan hangisine hak verse diğerinin hışmına uğrayacak. “ Ben buranın yabancısıyım, bilemeyeceğim!” diyerek sıyrılıyor işin içinden. Bizde yabancısı olduk tüm akîdelerimizin. Hakkı ve hakikati bilemez olduk.
Allah resûlü, kudsi hadisinde, “ Şüphe etmiyorum ki, siz, bir gün gelecek, kendinizden önceki milletlerin yoluna, santimi santimine, tıpa tıp uyacaksınız. Öyle ki şayet onlar daracık keler, deliğine girseler siz de onlara özenerek girmeye çalışacaksınız” buyurdu. Ashab-ı kiram sordu: ”Ya Rasulullah, bu ümmetler Yahudiler ile Hristiyanlar mıdır?” Allah Resûl’ü buyurdu: “Onlardan başka kim olacak ya?”
Ah Efendim (s.a.v), senin getirdiğin İslâm’a, ecdatlarımız gönül verdi ve yüzünü Hakk’a döndürdü. Biz ise tüm akîdelerimizden yüz çeviren acizler olduk. Bid’at ve hurâfe çamuruna saplanıp duruyoruz. Senin doğum gününde aşk ve meşk yok kalplerde. Mekke’den Medine’ye hicretinin baz alındığı “hicri yılbaşımızın” üstünü zifiri karanlıklar kapladı. Tarumar İslâm beldeleri Efendim(s.a.v). Hem de başına gelen illetin nedenini idrak edemeyecek kadar tarumar. Ahlâktan, hayâdan bî-haber Batı zihniyetinin boynuna sarılıyor da bütün edepsizliği, haysiyetsizliği, ahlaksızlığı dost ve yol belliyor.
İşte bu yüzden canhıraş bir çığlık savurmak istiyor insana kâinata: “EYVAH YIL SONU GELDİ..!”
“Batı, Batı!” diyerek eyvah hep batıyoruz. (M. Hulusi İŞLER)
“Ya Rab böyle mi olacaktı benim cennet yurdum? / Baktım da etrafıma yalnızım ağladım durdum. / Bir mana veremedim şu miladi yılbaşına! / Şaştım da kaldım Müslümanların vah telaşına...” (Mehmet Akif ERSOY)
Edep çizgileri içinde, felaket ve rezaletlerden uzak, kısıtlama kurallarına riâyet ederek, HAK VE HAKİKAT ekseni çerçevesinde 2021’yi selâmlayabilmeyi temenni ediyor, 2021 milâdî yılının Âlem-i İslâm için hayırlara ve gerçek manada uyanışa vesile olmasını ve Korona illetinden kurtulabilmeyi diliyorum. Sağlık ve esenlik dileklerimle.
Ölümünün 81. Yılında İstiklal Marşı şâirimiz, MEHMET AKİF ERSOY’u da rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhu şâd olsun.
Recep YAZGAN
Küresel Trans İfsat Çeteleri
Ömer Naci Yılmaz
Masum Değiliz
Eyüphan KAYA
Sendikalar sınıfta kaldı
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Ölüm Yıl Dönümünde Turgut Özal
Bülent ERTEKİN
Sizin yeriniz bizim gönlümüzde, ancak bu kadar mı diyorsunuz!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)