Ben bir anneyim. Dünyaya bir evlat getirmeden anne oldum. Evlat da edinmedim. Ama anneyim!..Tâbiri câizse; sadece rolleri değiştirdik annemle. Annem benim kızım oldu. Ben ise annemin annesi oldum. Beni yediren, içiren, giydiren, büyüten, eğiten ve öğretmenim olan kadının şimdi ise ben yedireni, içireni, giydireni, hayat yoldaşı, öğretmeni oldum.
Nitekim Yasin Suresi 68. ayet-i kerîme, “Kime uzun ömür verirsek onu yaratılış çizgisinde tersine çeviririz. Hiç düşünmezler mi!” buyuruyor. Doğup büyüyoruz, olgunlaşıyor ve yaşlanıyoruz. Yaşlılık ile beraber dünyaya geldiğimiz ilk evreye geri dönüyoruz. Peki dünyaya geldiğimiz gibi kalabiliyor muyuz ki adına “modern yaşam” dedikleri bu çağda?. Her nimetin mahiyetini bataklığa sürüklenmeden idrak edebiliyor muyuz?.. Meselâ; anne ve baba nimetini…! Onlar ebedi saâdetine veya azabına namzet olacak yolun baş tacı kahramanları olan en ulvî nimetlerdir. Allah’ın rızâ-yî ilâhîsinin, anne ve babanın rızasında olduğu medâr-ı iftihârlar ve felahın nişanesi olarak bilinen nimet-i celîlelerdir. Yavaş yavaş dâr-ı bekâya yolculuk merhalesi için bilet almış, hürmet duyulası evin sürûru, neşesi ve bereketidirler. Tüm güzel hâsletleri kucaklarında sana sunan vesile, şerlerden de alıkoyanlardır.
Sürekli nefesini takip ettiğim anneme dalıp giderim bazı zamanlar. Belli ki şaheser bir sanat harikası olan tefekkür, gönül kapıma kapılarını açıyor. Ummanlarda kaybolur giderim o demlerde. Sonra ansızın hatırıma düşer: “huzurevine terk edilen yaşlılarımız.” Allah (c.c) insana bir başka odada dururken bile yalnız kalır düşüncesine büründüren bir merhamet hâli bahşederken, yurtlara teslim edilen öğrenciler gibi ellerinde valizle nasıl “titremeyen bir kalp” ile bırakılır huzursuzluğun yerine diye düşünmeden edemiyorum…!
Sâbit hazretleri buyurur ya;” Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat.”, ” En uzun geceyi astrolog ve vakit uzmanı ne bilir. Gecelerin kaç saat olduğunu dert sahibine sor.” Oysa bir tek tebessümlerinin verdiği huzur, dünyada önüne serilecek tüm nimetlerin yanında, en büyük şükür sebebi iken…! Duâları ile her musibetten kurtuluşa vesile iken…! Onlarla geçen her bir ân, ayrı bir ibâdet hükmünde iken…!
Bir zamanlar toplumumuzda yaşlılar; evin başbakanı, kendine mahsus bir köşesi olan, izni olmaksızın kimsenin o köşesine oturamadığı, yerine oturmayı dahi hayâ addeden, saygı da kusur etmeyi acizlik bilen evin yegâne demirbaşlarıydılar. Ellerinde yine kendi edâlarına has bir tespih, dillerinde zikir ile sobanın tavana vuran ateşinin yansımanın eşliğiyle, muhabbete dem vurulan hatırı sayılır büyüklerdi.
Onlar öyle bir hazine, eşi bulunmayan öyle bir külliyattırlar ki; maddi-manevi değerlerimiz, örfümüz, âdet, gelenek, göreneklerimiz, anânelerimiz ve tüm İslâmi akîdelerimiz onlarda saklıdır. Saklı incileri öyle herkesle de paylaşmaktan çok haz almazlar. Nabza göre şerbettir şiârları, geçmiş ve gelecek arasındaki köprünün mihenk taşlarını arz edişleri de muhatabına hastır.
Bana gelecek olursak… Ben bu nimetlerden de berîyim. Çünkü benim annem konuşma nimetine dahi vakıf değil. Bizim gizli bir parolamız var: HÂL DİLİ!. Demem o ki; böyle güzel hâsletlere mâlik olan büyüklerimizin, dizinin dibinde oturup yâd ettikleri noktaya kalbimizi siper almak varken; biz namluyu uçsuz bucaksız mekanı satıh olan bir “huzursuzluğun adresine” çeviriyoruz.
Bu denli saygının âbidesi olan büyüklerimize, artık “istenilmeyenler kategorisini” ve o kategoride de bir numarayı lâyık görüyoruz. Yanı başımızda aldıkları nefesten rahatsız oluyoruz. Bir nefesi bile çok görüp, gürültü kirliliği yaftasını yapıştırıyoruz. Oysa siz bilir misiniz sabah gözlerini açtığında, evde sana ihtiyacı olduğunu bildiğinin bir annenin nefesini, kontrol etmenin ne demek olduğunu? “Aman uyanmasın” diye sessizce parmak uçlarında yürümenin, arada bir başına gidip nefesini tekrar kontrol etmenin ne demek olduğunu bilir misiniz peki? Bir tebessümünün verdiği o destansı süruru, avuçlarımın içinde açan bir tek tomurcuk güle değişmem. Çünkü asıl “huzurun evi” bu değerler bunu bilirim. Toplum ve ümmet olarak da vakarında olabilmeyi cânı gönülden temenni ederim…!
Asıl nefesleri ile kirliliğe sebebiyet veren eli öpülesi yaşlılarımız değil; asıl kirlenen bizim zihnimiz, fikrimiz, inancımız, ahlâkımız, imanımız ve nicesi. Geleneksel aile düzenimizin yerini çekirdek aileler aldı alalı aile sayısı minimuma indi. Buna mukabil evlerimiz genişledi. Lâkin ruhlarımız da bir o kadar daraldı, katılaştı ve bencilleşti. Büyüdüğümüzü zannederken insanlık nâmına her gün küçülür olduk. Bir odacığa sığan insan, kocaman evlere sığmaz ve aile büyüklerini de sığdıramaz oldu.
Batı toplumlarında modernleşme akımından en fazla zarar gören kurum, aile kurumuydu. Birey odaklı bir hayat tarzı gelişti. Ana-babadan ve yaşlılardan bağımsız bir neslin varlığı modernleşme ile birlikte hız kazandı. Müslüman ümmeti olarak Batı’nın yozlaştırıcı mefkuresi içinde, modernite ve çağdaş saplantılarla yoğrulup duruyoruz. Kentleşme, şehirleşme mevhumunun dar boğazı içinde tüm hayrî ve manevi değerlerimizden gün geçtikçe yoksun kalarak ömrümüzü bitiriyoruz. Bencil, çıkarcı ve egoist zilletlerin esiri oluyoruz. Tüm bu vahâmetler, geleneksel aile değerlerimize de yabancılaşmamızın en büyük etkenleri ne yazık ki..!!
Evin bir köşesinde kandil gibi yanan, her yeri varlıkları ile apayrı aydınlatan, aydınlatmadıkları tek bir kör nokta kalmayan yaşlılarımızı, maneviyatın tefessühünün zuhuru ile kör kuyuları, bu denli “âsûde kaynağı” görür olduk. Büyükleri tek başınalığa mahkûm eden Batı’da resmî ve gayri resmî kurumlar açılmaya başladı. Batının ahlâkî ve hukukî yönden sosyalliğine kene gibi yapışan İslâm toplumunda da Batı’da kurulan müesseselere benzer “huzurevi” adı altında kurumlar kuruldu.
Asr-ı Saadet’te, Hulefâ-i Râşidîn devrinde, Emevi ve Abbasiler döneminde ve Türk Devletlerinde çeşitli güvenlik sistemleri oluşturulmuş ve müesseseler inşa edilmiştir.Ancak günümüzde gelişen ve Avrupa kültürünün bir ürünü ve neticesi olarak ortaya çıkan huzurevleri gibi kurumlara da pek az rastlanmaktadır. Bunun aksine günümüzde de açılan huzurevleri her geçen gün artış göstermektedir. 1950 yılında dünyada altmış yaşın üzerinde 200 milyon kişi yaşamaktayken, 2000 yılında bu sayı 600 milyonu bulmuştur. 2025 yılında ise 1 milyara ulaşacağı düşünülüyor. Bu demek oluyor ki; huzurevlerindeki artış da devam edecek.
Yaşlılara yapılan anketlerde, yaşlıların %49’u kendileri huzurevinde kalmayı tercih ediyorlar. Bir amcaya soruluyor: “Neden huzurevini tercih ettin amca?” “Rahatsız oluyorlar benden evladım!” diyor sevimli amca. Elbette huzurevlerinde maddi ve manevi bakımları temin ediliyor. Lâkin aile sıcaklığını hangi kurum verebilir ki?.. Öğrenci yurtlarında kalırken değil annemin dizi dibinde iken daha çok mutmainim “şu ahir hayatın” getirdiklerinden…! O yüzden diyebilirim ki sahte huzurun evidir, huzurevleri. İslamiyet elbet vakıf adı altında hayır kurumlarının destekçisidir. Buna huzurevleri de dahildir. Amma velakin; bu rızadan, keyfi tutumlar istisnadır. Zarûrî durum söz konusu olduğunda hüküm başkadır.
İnsan şerefli bir mahluktur. Şerefli olduğu kadar da zayıf yaratılmıştır. Yaşlılık evresinde daha bir hassas ve alıngan olur insan. Bir evlat nasıl yetiştirilmiş olursa olsun, ailesi kâfir de olsa; o aile, dışlanmayı hak etmiyor. Günümüzde manevi zedelenme yaşanmasının baş müsebbibi, “maddeye” bu denli sevdalı oluşumuzdur. Yaşam koşulları, çalışma hayatı insanların kendisine bile vakit ayıramamasına zemin hazırladığı için evde bir yaşlının olması da yük görülüyor. Yük olduğunu anlayan yaşlı da kendisi huzurevine yerleşme kararı alıyor. Veya bu kararı zorla alması dayatılıyor. Koronavirüs’den en çok etkilenen bir Avrupa ülkesi olan İspanya’da, askerler huzurevlerine girdiklerinde yaşlıların yataklarında ölüsü ile karşılaştı. Hapishaneye arkadaşını ziyaret etmeye gider gibi (yine de bir nebze olsun kıyamayıp) büyüklerini ziyarete giden evlatlar olduğu gibi; zerre miskal büyüklerinin yanına uğramayan, bu denli ahlâktan nasibini alamamış evlatlar da var. Cahit Zarifoğlu boşuna dememiş vesselâm: “BEN BU ÇAĞDAN NEFRET ETTİM. ETİMLE, KEMİĞİMLE NEFRET ETTİM.”
Hâlbuki insan ne garip değil mi? Bugün bir evlat iken; yarın kendisi evlat sahibi birer anne ve baba oluyor. Hayatın cilvesi bu ki; ne ekersen onu biçiyorsun. İnsan domates ektiği yerden buğday çıkmasını bekleyerek en büyük yanılgının zirvesinde buluyor kendisini ya zaten!
Bir evlat anne ve babasının konuşmasına şahit oluyor. Muhabbet konusu: “Beraber yaşadıkları kayınvalideyi huzurevine gönderme iştiyakı.” Çocuk soruyor; “ Huzurevi ne demek, ninem neden oraya gidiyor?” Anne-baba, “yaşlıların kaldığı yer” diye geçiştiriyor. Çocuktan şu ibretlik cevap geliyor: “ANLADIM ŞİMDİ NE DEMEK OLDUĞUNU. BENDE O ZAMAN SİZİ YAŞLANDIĞINIZDA HUZUREVİNE GÖNDERİRİM” diyor ve odasına gidiyor.
Âhir zamanın fitne ve fesatının ve dünyevi refah meramının had safhada olduğu, özümüzden sıyrıldığımız, despot Batı zihniyetinin içinde görünen o ki; huzurevine istikâmet gün geçtikçe artıyor.
Ümit ediyorum ki bu artış; aile bağlarının, dînî ve millî değerlerimizin, akîdelerimizin zirvelere yükselmesi adına olsun. Elbette insan yükü ağır. Elbette meşakkatli bir imtihan. Meşakkati olmasa imtihanın ne ehemmiyeti olurdu. Büyüklerimiz evlerimizin yıkılmaz kalesidir. Onların aile hayatına kattıkları o hoş rayihalar paha biçilemez derecede. Zamanı genç neslin, anne-babaya ve sâir büyüklerimize, “Naber pampa?” diyen zaman olmaktan çıkarıp, melâkilerin bile genç nesli takdir ettiği, takdirlerinden,”maşâAllah, bârekâllah” diyerek alkış yaptıkları zaman hâline getirmek bizim elimizde…! Zirâ halimiz her geçen gün, Necip Fazıl’ın dediği gibi; öz anne babasını huzurevine gönderip, evde kedi köpek besleyen insanların olduğu bir ülkeye daha da fazla dönecek.
Maddi elemlere karşı, sabırla mücadele etmeden “manevi lezzet” seni hanesine buyur edemez. Vel-hâsıl cennet gülü koklamaya layık olmak kolay değil azizim…! Tûbâ ağacının dallarının gölgesinde, ferahlanmak zordur da zakkum ağacının kucağına düşmek bir o kadar kolaydır. Zoru başaranlardan olabilmek duâsıyla. Sevgi ve muhabbetle kalasınız.
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Eyüphan KAYA
Mesleğine ihanet eden zerzevat!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Recep YAZGAN
Her Şehre Dron Üretim Merkezi, Her Eve Dron Atölyesi
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Nihat Güç
Zuhruf Suresi'ne Başlarken
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)