Alman Gâvuru Kahpeliğe Alışkındır
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Alman Gâvuru Kahpeliğe Alışkındır
18.05.2017 09:23:41

 

Alman Gâvuru Kahpeliğe Alışkındır

103 yıl önce Alman donanmasına ait Goben ve Breslau adlı iki savaş gemisi, Akdeniz’de, İngiliz donanmasının takibi altında önce Çanakkale’ye sığınıp ardından Karadeniz sahillerine gelmesi o sıralarda Alman Genelkurmayı ile görüşme halinde olan Osmanlı Devleti için beklenmedik bir gelişmeydi. Dostluğun gereğini yapıp bu gemileri İngilizlere teslim etmemiştik.

Meğerse koynumuzda yılan beslemişiz. Çünkü bu gemiler 1. Dünya savaşına girmemize sebep olacaktı. Alman Akdeniz Filosu Komutanı Wilhelm Souchon’un komutasındaki bu iki kruvazörü baskınla ele geçirebilirdik. Nitekim Hamidiye Kahramanı Rauf Bey donanma neferleri ile işgal etmek istemiş ise de Osmanlı yönetimi buna karşı çıkmıştı.

Gemilerin hikayesi kısaca şöyle gelişmişti. 

1914 yılının Ağustos ayında Fransa, Almanya’ya savaş ilan edince Alman Akdeniz Filosu Komutanı Souchon’un komutasındaki bu iki kruvazör, Fransa’nın Cezayir’deki üslerini bombalamaya başladı. Bu saldırının ardından aldıkları emir gereği Çanakkale Boğazı istikametine doğru hareket eden gemiler, 4 Ağustos günü İngiliz savaş gemileri ile karşılaşmış ancak aralarında bir savaş durumu olmadığı için sadece birbirlerini takip etmekle yetinmişlerdi.

İngilizler 5 Ağustos’ta, Goben ve Breslau’ın kömür ihtiyacını karşılamak için İtalya’nın Messina limanına geldikleri gün Almanlar’a savaş ilan etmişti. Düşmana görünmeden Çanakkale’ye gitmeye çalışan Alman mürettebat, 6 Ağustos günü Stinners adlı Alman şirketinin önceden getirdiği kömürle ikmal işlemlerini yaptıktan sonra yeniden yola koyuldu.

Amiral Souchon, düşmanı şaşırtmak için önce Adriyatik’e doğru bir seyir takip eder gibi yapıp gemilerin yönünü Çanakkale’ye çevirmiş 10 Ağustos 1914 günü Çanakkale’ye ulaşmıştı. O tarihlerde Osmanlı ve Alman genelkurmayları savaş için henüz bir mutabakat sağlayamadıklarından sahilde bulunan Türk bataryaları Goben ve Breslau isimli gemilerin Boğaz’ı geçmesine müsaade etmemiş ve durum hemen Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya arz edilmişti.

Bu arada takipteki İngiliz savaş gemilerinin de Çanakkale’ye varmaları an meselesiydi. Alman heyetinden Von Kress,  Enver Paşa’dan iki geminin Çanakkale Boğazı’ndan giriş yapabilmeleri için izin istediklerini aksi takdirde yaklaşan İngiliz gemilerinin kendilerini batıracağını söyledi. Enver Paşa bunun üzerine gerekli emirleri verdi

Enver Paşa bu oldu-bittiyi akşam vakti Sadrazam Said Halim Paşa’ya haber verecek İngiliz ve Fransızların bu duruma gösterecekleri tepkiyi en aza indirgemek için gemilerin sancakları değiştirilecekti. Alman bahriyelilere fes giyilmesi talimatı verildi ve gemilerin satın alındığı açıklaması yapıldı

Hatta Goben’e Yavuz; Breslav’a Midilli adı verildi. Aslında bu açıklama İngiltere’ye daha önce sipariş edilen üstelik parasını ödediğimiz ancak alamadığımız savaş gemilerine karşı bir tepki niteliği de taşıyordu. Bu da İngiliz kahpeliğine bir cevaptı.

27 Ekim 1914 tarihinde Enver Paşa’nın yardımları ile Çanakkale’den Karadeniz’e de geçmeyi başaran Yavuz ve Midilli, diğer Türk savaş gemileri ile birlikte Amiral Souchon komutasında tatbikat bahanesiyle Rus sahillerini bombaladı ve böylece Osmanlı Devleti faturasını çok ağır ödeyeceği bir savaşa girmiş oldu.

Bu arada İngilizler I. Dünya Savaşı esnasında Fransızlar ile gizli anlaşmalar yapmış Osmanlı Devletini parçalara ayırmak istemişti. 1915 yılının Haziran ayında yapılan Sykes-Picot Anlaşması bunun bir delilidir. Aynı zamanda Kasım 1917’de Belford Deklârasyonu ile Filistin’de İsrail devletinin kurulması öngörülmüştü. Bu seferki kahpelik çok daha büyüktü.

Bu amaçla İngilizler defalarca Filistin’e saldırdılar. 1. ve 2. Gazze Savaşlarında ağır yenilgi aldılar. Lâkin Bi’rüssebi’nin düşmesi ile birlikte Gazze her taraftan kuşatıldı ve teslim oldu. Bu savaşta Cephe Komutanı (Yıldırım Orduları Grubu) Alman Von Falkenhayn ve cephe komutanı Von Cress, 7. Ordu Komutanı General Fevzi (Çakmak) ve Bi’rüssebi’yi 3. Kolordu ve Komutanı Albay İsmet (İnönü) savunuyordu.

Başkomutanlık tarafından yenilgiden Von Cress sorumlu tutuldu. Fakat o da Albay İsmet’i suçluyordu. Evet, sorumluluk büyüktü zira 2. Gazze Savaşından sonraki beş aylık süre içinde tekrar saldırıya geçeceği bilinen İngilizlere karşı etkili bir savunma düzeni kurulamamıştı. Bu kayıp esnasında insanın canını yakan en feci olaylar ise Berlin’de cereyan etmişti. Almanlar yine gâvurluğunu yapmış birlikte savaştığımız halde Kudüs’ün Hristiyanlar tarafından kurtarılması ile ilgili olarak törenler yapmışlardı.

İşte kahpeliğin böylesi tarihte az görülmüştür. Bu nedenle işbirliği yaptığınız hangi ülke olursa olsun bunlara tam manası ile güvenmemek gerektiğinde ülke menfaatlerini korumak için tedbir almak gerekir. Hele hele Batılı Hristiyan ülkelerin sicili bozuktur. İnsanın en zor zamanında böğrüne hançer sokmaktan utanmazlar…

Almanlar sadece Filistin ve Kudüs konusunda değil, Kafkasya’da Bakü ve Gürcistan’da Batum’un kurtarılması esnasında da kahpeliklerine devam ettiler. Bakü kurtarılırken resmen İngiliz ve Rusların tarafını tuttular.

Barış anlaşmaları esnasında Hristiyanlardan yana taraf tutmuş 4 yıldır kaç cephede birlikte savaştığı Osmanlıya ihanet etmekten çekinmemişlerdi.

Şimdi ise Feto’cu darbecilere sahip çıkıp PKK’nın terör eylemleri ile ilgili istihbarat paylaşımını yapmıyorlar. Bu kahpe Almanların parlamento üyelerine İncirlik Üssü için işte bu yüzden izin vermedik. 

Yahudilere karşı soykırım yapan bu insanlık dışı ırkçı Almanlar aradan 80 yıl geçtikten sonra bu sefer onları ekonomik perişanlıktan kurtaran Türk işçilerine ve ailelerine saldırmaya başladılar. Diri diri çocukları yakmaktan çekinmediler. Sayıları yüzü bulan cinayetleri apaçık işlemiş suçluları korumaktan da çekinmediler. Camilerimize gamalı haç boyası çizen bu Alman gâvurları şımardıkça şımardı. En sonunda bakanlarımızı Almanya’ya sokmayacak kadar küstahlaşabildiler.

Aslında hem Almanlara hem de bu Batılı gâvurlara verilecek çok güzel bir cevabımız var. Lakin bunu yapacak cesur ve yürekli yöneticilerimiz yok. Yıllarca vaatlerde bulunmuş Erdoğan Ayasofya’yı putlardan temizleyip cami yapsa ne iyi olurdu. Bakalım hangi vatan evladı bu küstah Alman ve batılılara gereken dersi verecek. Allah büyüktür…

Vehbi KARA

İngiliz Enver Paşa Çanakkale Alman
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert