Aziz dostlar, 2021 yılı “Türkçe Yılı Münasebetiyle” bir dizi yazı yazmış, sizlerin okuyup faydalandığınız bu yazı dizimizin 2021 yıllının kapanmakta olduğu şu günlerde son yazısı olarak bu yazıyı yazarak, tarihimizin Cumhuriyet döneminde dilimizin maruz kaldığı “İKİ BÜYÜK FELAKET” İ özetleyerek dile getirmek suretiyle bu bahsi kapatmak istiyoruz.
Burada yeniden vurgulayalım ki, adı geçen yıl esprisi itibariyle birkaç zoraki, cız ve sönük etkinlik dışında hiçbir etkinlik düzenlenmemiştir. Büyük çapta etkinlikler düzenlense idi ne olacaktı? Türk dilinin Cumhuriyet döneminde maruz kaldığı “ihanetler” birbir dile getirileceğinden “uydurukça bir dil icadı hastalığı” yanında, dilimizin bununla iyice zayıflatılması sonucu, “Türkçe kalesinin İngilizce tarafından işgali” de söz konusu olacağından, bütün bunlar, bunlara sebep olanların foyalarını açığa çıkaracağı için, bu yılı deve kuşu gibi başlarını kuma gömerek geçirdiler. Ama, tarih onları hiçbir zaman affetmeyecek, ölüsünün de dirisinin de yakalarına yapışmaya devam ederek, bir gün gelecek yaptıkları hataların bedelleri kendilerine çok ağır ödettirecektir.
İki Büyük Dil Yol Kazası
“Harf İnkılabı” yla 1928’de ve 1932’de de “Dil Devrimi” yle günümüze kadar yaşadığımız bu süreçte dilimiz başlıca “İKİ BÜYÜK DİL YOL KAZASI” na uğramıştır:
1-(1928 – 1932) – 1980 Dönemi: Türk Milletini “mazisinden koparmak” a yönelik olarak ,”topyekun alfabe tasfiyesi” nin ardından gelen “Dil Devrimi” ile, binlerce yıldan beri konuşup yazdığımız “Yaşayan Dilimiz” e girmiş, bütün Arapça ve Farsça kelimeleri “bunlar kültürümüzün mânevi istila unsurlarıdır” düşüncesinden hareketle, kuru – sıkı, İngilizce tabiriyle “absürt” (akılsızca, saçma, sapan) yerli dilimiz tabiriyle “hamsi” bir “ırkçılık –milliyetçilik” duygusuyla, bunları topyekun tasfiye yanında, ikinci olarak da, “celladına âşık olmak” kabilinden, milletimize yabancılaşmış küçük bir hakim azınlığın, “tarihi ve ebedi düşmanımız” Batı emperyalizmi devletlerinin sürekli darbeleriyle, Osmanlı Devleti bu cellatlarımızın elinde yıkıldıktan sonra, adı geçen devletin son yarım asrında başlayan bir “toplum hastalığımız”, bu cellatlarımıza âşık olmak sürecinin, Cumhuriyet dönemine gelindiğinde atak yaparak, Batı medeniyetine “topyekun girmek” kararıyla, “Demir ve ateş kullanmak pahasına da olsa” denilerek, milletimizin 5000 yıllık tarihi süreç içinde oluşmuş, İslam dinine girmekle millet olma tarihi sürecini tamamlamış, bütün tarihi-milli –ilmi karakterleri ve tarihi- milli-ilmi misyonlarının “fabrika ayarları” nı bozarak, “Kötü bir Batı medeniyetçiliği davası” na feda etmeye yönelik, “Batı sömürgeciliği ve köleliğine yamama” ın aksiyonerliğinden olarak da “Ulusal ve Batı tipi yepyeni bir millet yaratmak” uğrunda mazinin topyekun tasfiye gidilmesi ve bunun için “Harf İnkılabı” ve “Dil Devrimi” nin kullanılması, birinci dönem büyük dil yol kazasının en büyük felaketi olmuştur.
“Harf ve Dil Devrimleri” ile gelen süreçte, milletimiz “devrilmesi” sürecine sokulmuştur. Bu devrimlerin mucitleri ve destekçileri bunların “ana ve asıl sebepleri” nden olarak hep, milletimizi bu “kültür devrimleri” yoluyla “maziden –geçmişten koparılmak projeleri” olarak açıklamışlar ve bu cümleden olarak hep şu beylik görüşlerini dile getirmişlerdir: “Harf ve Dil İnkılaplarını, kültürümüzü Arap kültürü istilasından kurtarmak, dilimizi millileştirmek, milletimizi Batılılaştırmak ve laikleştirmek için yaptık.” İşin esasın bakılırsa, burada “Arap kültürü istilası” dedikleri tam anlamıyla İslam dinin kendisidir. Milletimizden tepki görecekleri için “İslam kültürü istilası” yerine bu ifadeyi kullanmayı tercih etmişlerdik ki, bu süreçte esas alınan hedef, “Milletimizi İslam’dan tamı tamına soyutlayarak son zamanlar Batılı filozoflar ve düşünürlerin de kendi ifadeleriyle dile getirdikleri kokuşmuşluğu, çürümüşlüğü ve çöküş dönemine girmişliği ortaya çıkan Batı Hristiyan –Kapitalist kültürü ve medeniyetine yamamak” tan başka bir şey değildir. Zaten adı geçen iki devrim sürecinde, milletimizin yaşayan güzelim tarihi karakteri ve tarihi misyonunun “fabrika ayarları” nı bozarak, “Türk Milleti” yerine “Türk Ulusu” denilmeye başlanması, “ulus” da uydurukça bir kelime olduğundan “Türk Ulusu” demekle, tarihteki o güzelim “Türk Milleti” ni bununla başkalaştırmak ve giderek öldürmekten olarak sun’i yeni bir millet yaratmaktan şeklinde karşımıza çıkmıştır ki, buna, “Milletimizi, kendisini millet yapan mazisindeki yaşanan kültürü ve Yaşayan Türkçesi’nden topyekun kopararak milletimizin devrilmesi süreci” de diyebiliriz. Özetle anlaşılan, “Türk milleti öldürülmek Türk Ulusu yaratılmak” istenilmiştir. Bu sürecin daha da açıklı tarafı, celladına âşık olduklarımızın zaten “Milletimizin iradesini kendi iradelerine tabi hale getirmek suretiyle onu yok etmek” kültürel veya psikolojik harp hedefleri strateji ve taktiklerinden olarak yapmak istediklerini, bu sefer de kendi insanlarımızın bilerek veya bilmeyerek, aldanmış, saftirik olarak kendilerinin yapmaya kalkışmaları da tarihimizin en acı ve garip bir cilvesi olarak karşımıza çıkmıştır. Batılılar, bütün bu yapılanların kendileri açısından değerlendirmelerini yaparlarken, “Bu yolla kendilerini, Türk milleti tarihi ve ebedi belasından onun iradesini telim almakla suretiyle ondan kurtulmaya yönelik” olarak beylik görüşüne yer vermişlerdir.
Filozoflar ve bilim adamları özdeyişlerinde, “Dili bir milletin ruhudur. Bir milleti yok etmek için diline dokununuz”. “Geçmişi ile geleceği arasında köprüler kuramayan milletlerin geleceği olmaz” görüşleri boşuna dile getirilmemiştir. İşte bizde “Harf ve Dil Devrimleri” sürecinde milletimizin içine sokulmak istendiği yapılanma bu olduğu için, “Bu devrimlerle milletimiz devrilmesi sürecini yaşanmaya başlandı” teşhisinde de tam isabet kaydedilmiştir.
Edebiyatçı yazarlarımızdan merhum Peyami Safa’nın Harf İnkılabı ile ilgili çok ünlü ve halkı bir teşhisi vardır: “Yeryüzünde bir tek millet gösterilmez ki, orada gençler kazara milli kütüphanelerine girerlerse bir tek eser, okuyamadan çıkıp gitsinler. Böyle bir katliam hiçbir memleketin tarihinde yoktur…” Bu teşhisle, adı geçen inkılapla “birinci olarak” maziden “topyekun kopuş büyük felaketi” nin aksiyonerliği veciz olarak dile getirilmiştir.
“Milletimizi mazisinden koparmak projesi” olarak, bu yeterli görülmemiş, “İslam medeniyetinin din dili Arap alfabesi ile Batı Medeniyetçiliği, ulusalcılık, laiklik yapılamaz. Bunun için Batı medeniyetinin alfabesi Latin alfabesini almalıyız” denilerek birinci olarak, maziden koparmaya yönelik bunun ardından, bu sefer de “bu yetmez” düşüncesiyle, sıranın “dilimizin arındırılmasına geldi” denilerek, bin yıldan beri dilimize girmiş ve artık bizi malımız olmuş konuştuğumuz ve yazdığımız din dilinden Arapça ve edebiyat dilinden Farsça ne kadar kelime varsa bunlar da topyekun olarak dilimizden atılmadıkça ulusalcılık, Batı medeniyetçiliği ve laiklik yapılamayacağı gerekçesiyle, 1932’de başlatılacak olan “Din Devrimi” yle de sanki dünyada saf dil varmış gibi, tarihte buna benzer bir olaya hiç rastlanmadığı halde, dilimizdeki bütün Arapça ve Farsça kelimelerin topyekun tasfiyesiyle, bunların yerine halk dilinden ve Orta Asya Türkçesinden “derlemeler” le “öztürkçe” denilen kelimelerin kullanılması, bunlar yetmez ise, masa başında dilimizin imlası ve gramerine (dil bilgisi) uymayan uydurukça kelimeler icat etmek suretiyle ve genelde bu yola başvurulduğu halde tamı tamına “UYDURUKÇA BİR DİL İCADI” na (Uydurukça dil icadı ile sanki yeni bir uydurukça ulus yaratmak süreci) gidilerek, dilimiz bununla, milletimizin millet olma sürecine başladığı kabile hayatındaki dilinin en ilkel hali “kabile dili” ne dönüştürülmeye çalışılarak birinci dönem “Dil Devrimi” ile gelen en büyük felaketlerden birincisi ve ardından ikincisi de işte böyle ortaya çıkmıştır. Bununla filozoflar ve bilim adamlarının işaret ettikleri “bir milleti yok etmek için diline dokunulmuş” olunduğundan, bu iş sonuna kadar götürülürse milletimizi millet yapan Yaşan Türkçemizin topyekun ortadan kaldırılmasına sebep olacağından bu da milletimizi meydana getiren milli dilimizin ölmesine yol açması sonucu giderek milletimizin de ölümüne yol açacaktı. Hele ki daha sonra bu yapılanların sekteye uğrayıp yapılan işten geri dönülmesi, milletimizi büyük bir badireyi yaşamaktan az-çok kurtaracaktır. Böylece, iç ve dış algı operasyonları, etki ajanlığı sebebiyle dilimize dokunarak ve onunla oynayarak milletimizi bu yoldan yok etmek isteyen haiane odakların yanında, olanlara âlet olan saftiriklerimizin de bütün bu yaptıklarının akim kalması, tarihimize, “Milletimizin, mazisinin ve dilinin yok edilmesini yönelik büyük bir badirenin atlatılması” şeklinde geçmiştir.
Daha sonra, olup bitenlerin olumsuzluklarının ortaya çıkmaya başlamasıyla, bu badireden (tamı tamına uydurukça bir dil icadıyla sun’i, yeni bir ulus yaratılması) dönmenin “erdemi” ni şahsında gösteren Mustafa Kemal Atatürk hayata gözlerini yumunca, yönetimde onun yerini alan Cumhurbaşkanı ve Milli Şef İsmet İnönü’nün “Atatürk’ün dilde başaramadıklarını ben başaracağım” emeliyle uydurukça dile geri dönüşü ve bu geri dönüşün 12 Eylül 1980 Darbesi ve Rejimi günlerine gelindiğinde, zaten öteden beri ehliyetsiz ve liyakatsiz kadrolaşmasıyla birinci büyük dil yol kazasının büyük sebeplerinden birisi olmaya devam eden Türk Dil Kurumu’nun yapılanmasının adı geçen rejim tarafından değiştirilmesini müteakip, “uydurukça dil icadı” giderek tavsamaya başlamıştır. Ama, bu sefer de 1950’li yılların başında Türkiye’nin sahte bir Komünist Rusya tehdidi senaryosuyla bu sefer de dünyanın süper gücü Amerika’nın nüfuzuna sokulmasıyla birlikte, dilimizde “İngilizce dil salgını” kendisini göstermeye başlamış, 1980’li yılların başlarından itibaren atak yapmaya başlayan bu salgına, gününüz itibariyle gelinen noktada “Dil Devrimi İle Gelen İkinci Büyük Dil Yol Kazası” ndan olarak “Türkçe Kalesinin İngilizce Tarafından İşgal” denilmiştir ki, bunun yapılanmasını yazımızın ikinci bölümde anlatacağız.
Öztürk Samuk
Yok hükmündedir!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)