Aziz dostalar, bugün sizlere hem tarih ve hem de günümüz penceresinden bakarak sesleneceğiz ve yazacağız. Tarihimizin hiç bilinmeyen veya az bilinen önemli bir konusunu aydınlatmaya devam
Siyonizm’in Doğuşu ve Amacı
Siyonizm, 19. asrın ikinci yarısında, doğan ve amacı, yaklaşık 2000 yıl önce Roma İmparatorluğu tarafından M.S. 135’de yıkılan ve ahalisi Filistin’den dünyanın dört bir tarafına sürülen “Yahudi Krallığı” nı, içinde artık neredeyse hiç Yahudi kalmamış, “Yahudisiz” (Siyonizm’in doğduğu yıllar 1880’lerin başında kadimden kalma 5 bin Yahudi vardı. 1 milyona yakın nüfuslarıyla burası artık Arapların vatanı olmuştu) “Vaat Edilmiş Toprak Filistin” de yeniden kuramaya yönelik “vatan bölücü” ve “dünyanın en ırkçı siyasal cereyanı” olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyonizm, “vatan bölücülüğü” ile öncelikle Türkiye’yi hedef almıştır. Çünkü Filistin, Osmanlı Devletinin Şam vilayetine bağlı, ortalama yüzölçümü 27 bin kilometrekare yönetim merkezi Kudüs olduğu halde sancağıdır (ilçesi).
Siyonistler, 1918’de Filistin İngiliz işgaline uğrayıp kendilerine yeni bir yol açılana kadar, hep Türkiye’ye ile muhatap olmuşlar, burasının 1920’de Milletler Cemiyeti tarafından İngiliz manda yönetimine verilince, artık bundan böyle Türkiye devreden çıktığı için İngiltere ve özellikle de Filistinli Araplarla muhatap hale gelmişlerdir. Bunları buradan tamamen çıkararak Filistin’e tek başlarına sahip olmak emelleriyle de dünyanın günümüzde bile, en ırkçı ve bu uğurda “kan dökücü” siyasi cereyanı olarak varlığını sürdürmektedir. Siyonizm’in , 17 Kasım 1975’de de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun kararıyla “ırkçı bir cereyan” oluşu günümüzde tescillenmiştir.
Siyonist Yahudilerin Türkiye İle Diplomatik Mücadeleye Başlamaları
“Yahudi Devleti” ni kurmak amaçlı Dünya Siyonist Teşkilatı, 1897’de Viyana’ da oturan Siyonist Yahudi Theodor Herzl tarafından kurulmuştur. İlk kongresini 29 Ağustos 1898’de İsviçre’nin Basel şehrinde yapılan, kuruluşun adına “Basel Programı” denilen programı da bu kongrede yapılmıştır. Bunu göre, Filistin’i Yahudilerin “Milli Yurdu” haline getirmek kararı alınmış, İcra Komitesi başkanlığına da Theodor Herzl seçilmiştir. Herzl’in, “Theodor Herzel’in Bütün Hatıraları” isimli İngilizce yayınlanmış 4 ciltlik hatıra kitabında geniş olarak anlatıldığı üzere, bunun esasını, sınırları Süveyş kanalından Kapadokya dağlarına (Orta Anadolu Torosları) kadar olan alanda, o yılarda var olan Osmanlı’ya özerk yönetimleriyle bağlı Bulgaristan Prensliği ve Mısır Hidivliği benzeri, Yahudi göçleriyle burada bir “Özerk Yahudi Yapılandırılması” gerçekleştirilecek, Osmanlı Devletinin dağılması halinde bu yönetim “Bağımsız Yahudi Devleti” ne dönüştürülecekti. Herzl, Sultan II. Abdülhamid’e bu özerklik karşılığı, Osmanlı devletinin Avrupa devletlerine olan 20 milyonluk borçlarının kendileri tarafından ödenmesini, Ermeni Meselesi konusunda Sultan’ın desteklenmesi ve lehine propaganda yapılmasını, Türkiye’ye göçlerle gelecek Yahudi sermayesi ve bilgi birikimi ile onun kalkındırılacağı vb. tekliflerinde bulunmuştu. Hatırlarında özet olarak bunları anlatılır.
Herzl, Türkiye’ye II. Abdülhamid’in 1883’de koyduğu göç yasaklarının kaldırılmasıyla yoğun Yahudi göçleriyle olacak bu özerk yapılandırmanın iznini Sultan II. Abdülhamid’den diplomatik temaslarla almak için 1897 – 1902 zaman diliminde İstanbul’a Viyana’dan tam 6 defa geldi ve gitti. Siyonist Yahudilerin emellerini de Ermeni, Bulgar, Sırp, Arap vb. ayrılıkçılarının “vatan bölücü” faaliyetleri gibi “vatan bölücü” bir faaliyet olarak gören Sultan, bu sefer de Yahudilerden kaynaklanan devletin başına yeni bir “bela” almamak ve üstelik de “Halifeleri” olması sebebiyle Müslüman Arapları darıltmamak için ret etmiş, bu cümleden olarak Herzl’e kesin kararını şöyle bildirmişti: “ Ben bir karış olsa bile toprak satamam. Zira, bu vatan bana ait değil, milletime aittir… Ben onun hiçbir parçasını veremem… Benim İmparatorluğum parçalandığı zaman, Yahudiler hiçbir karşılıksız sahip olabilirler Ben canlı bir vücut üzerinde ameliyat yapılmasına razı değilim… (Theodor Herzl, The Complete Diaries of Theodor Herzl, Volume I, New York, London , s. 379)
II. Abdülhamid’den umduğunu bulamayan Herzl, İstanbul’a son geliş tarihi Temmuz 1902’de hatıralarında, “Basel Programı” nı gerçekleştirmeye yönelik “yeni planlarından” olarak özetle şunlardan bahseder:
1-Sultan Abdülhamid’in muhalifleri Jön Türklerle işbirliği yapıp onu devirmek suretiyle onları işbaşına getirmeli. Jön Türk hükümetleri de onun gibi bize engeller çıkarırlarsa;
2- Bu sefer de Osmanlı Devletinin dağılmasını beklemeli ve hatta dağılması için çalışılmalı, bu dağılmadan bize de Filistin hissesi düşeceğinden devletimizi rahatlıkla kurabiliriz. (Theodor Herzl, Complete Diaries… Volume I, s. 374 ve Volume III , s. 1080)
Siyonistlerin II. Abdülhamid’i Devirmek İçin Jön Türklerle İşbirliği ve Diplomatik Mücadelelerinin Devamı
Türkiye’de bir rejim değişikliğinden medet uman Siyonist Yahudiler, “memleketin kurtuluşu için” denilerek Meşrutiyet’i ilan etmek uğrunda II. Abdülhamid’in “İstibdat” denilen rejimi ile mücadele eden Jön Türklere Herzl’in emirlerine uyarak bu uğurda aktif destek vermeye başladılar. 1902- 1909 zaman diliminde bu yapıldı. Bu uğurda merkez, içinde 80 bin Yahudi’nin yaşadığı Selanik oldu. Buraya postu seren Siyonistler, bu Yahudileri Jön Türlerle işbirliğine kazanmak için çalıştılar. İsrailli tarihçi Jacop M.Landau’nun yazdıklarına göre hizmetleriyle en büyük olarak kazanılanlar şunlardı: Haham Jacop Meir, gazeteci Josehp Noar, Nissim Masliyah, Nissim Ruso. Daha büyük kazanç Yahudi Avukat Emmanuel Karasso (Emanuel Karasu) olmuştu. (Jacob M.Landau The ‘Young Turks’ and Zionizm: Some Comment, The Hebrew University of Jerusalem, 1983, s. 202). Çünkü, ihtilalci kuruluş İttihat ve Terakki Cemiyeti, onun Üstat-ı Azamı (başkanı) olduğu Macedonia Risorta isimli mason locasının içinde kurulmuş, bunun içinden çıkmıştı. Bu örgüte bağlı Enver, Resneli Niyazi ve Eyüp Sabi gibi yüzbaşılar, emirlerindeki askeri birliklerle Balkan dağlarına çıkarak isyan etmek suretiyle Sultan II. Abdülhamid’den Meşrutiyet’in ilanını istediler. İsyanı bastıramayan Sultan, 24 Temmuz 1908’de Meşrutiyet’i ilan etmek zorunda kaldı. Özellikle, Siyonist Mason Yahudi Emanuel Karasu’nun Jön Türleri tavlayıp emelleri uğrunda onları nasıl kullandıkları, “Türkiye’de Gizli Tarih Gizli Yüzler Gizli İşler” isimli kitabımızda yerli ve yabancı belgelere dayalı olarak bütün ayrıntılarıyla anlatılmıştır.
Türkiye’de rejim ve hükümet değişikliğini sevinçle karşılayan Siyonist Yahudiler, yeni hükümet nezdinde Filistin’e Yahudi göçü yasaklarının kaldırılması için diplomatik temasları ve mücadelelerine yeniden başladılar. 1904’de Herzl ölünce yerine David Wolffsohn geçmiş, Kasım 1908’den itibaren İstanbul’a pazarlık için gelmeye başlamıştı. En sonunda, Hüseyin Hilmi Paşa Hükümetine göç yasaklarını Haziran 1909’da kaldırtmıştı ama, bu ancak üç ay sürebilmişti. Çünkü, Jön Türkler de II. Abdülhamid gibi Siyonist hareketi “vatan bölücü” bir hareket olarak algılamaya ve görmeye başlayınca, Ağustos 1909’da Sultan’ın göç yasağı kararlarına geri döndüler.
Görülüyor ki, Siyonist Yahudiler Meşrutiyet Türkiyesi ve Jön Türk hükümetlerinden de umduklarını bulamayınca, bu sefer de Herzl’in “B planı” olarak “Osmanlının dağıtılması projesi” ni I. Dünya Harbi yıllarında devreye soktular.
Siyonist Yahudilerle I. Dünya Harbinde Savaşımız
Siyonistler, kendi tarihlerini anlatırlarken hep şunu söylemişlerdir: “I. ve II. Dünya Savaşları hep bize yaradı. Çünkü, bunlardan azami derecede faydalanarak İsrail Devleti’ni kurduk.”
I. Dünya Harbi’nin sonuçlarından birisi de yenilmesi sonucu Osmanlı Devleti’nin dağılması olmuştu. Zaten Siyonistlerin isteği de Filistin’e konmak için bu idi. Bu harpte, dünyanın süper gücü İngiltere’ye dayanmayı en iyi politika olarak gören Siyonist Yahudiler, Osmanlı’yı yıkmak için onun safında I. Dünya Harbine girdiler. Kendileriyle savaştığımız gönüllülerden kurulu Siyonist Yahudi askeri birlikleri şunlardı:
Çanakkale Cephesinde Siyon Katır Alayı: 650 askerden ibaret b u alayın komutanı Hristiyan Siyonist Albay John Henry Patterson idi. Misyonları ile ilgili olarak, “İngilizlerin zaferi bizim de zaferimizdir” diyordu. (William Ziff, The Rape of Palestine, Ink Lınks, Paris, 1969, s. 60) Adı geçen alay, 1915 yazında geri hizmetlerde kullanıldı. Çanakkale’de 60 ölü, 40-50 yaralı verdi. Ardından “Kral Askerleri” yle birleşmek için Filistin’e gönderildi. (Max l. Margolins – Marx Alexander, A History of the Jews People, A. Temple Book, New York, 1972. s. 728).
Filistin Cephesinde “Kral Askerleri”: 5 bin kişilik 4 alaydan ibaret bunların kurucusu ve komutanı Rusyalı Siyonist Yahudi Wladimir Jabotinsky idi. Hatıralarında, “Siyonizm’in tek umudu, Türk İmparatorluğunun yıkılması idi… Filistin’i kurtarmak için öncelikle Türkleri yenmek gerek. Darbeyi Doğu’dan mı, Batı’dan mı vuracağız, bu sadece teknik bir soru. Her cephe, Siyon’a giden yoldur” şeklinde yazar. (Wladimir Jabotinsky, Sadece Bir Emir Kipi İsrail’i Kur, Çev. Atilla Aşçı, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2013, s. 10 ve 24). “Kral Askerleri”, İngiliz Generali Allenby’in emrinde savaşarak Filistin’in Osmanlıdan alınmasına Arap isyancılardan daha çok yardımcı oldular. (Nathan Weinstock, Zionism: False Messiah ,İns Link, Paris, 1969, s.101 ve Ziff, s. 62)
“Yahudi Sağlık Birliği”: Amerika’da kurularak Filistin’e sevk edildi. Cephe gerisinde İngiliz askerlerini sağlık hizmetleri verdi. (H. Mayer Kallen, Zionism and World Politicis A History and Social Psycholgy, Doobleday Pase and Company, Toronto, 1921, s. 171 – 172).
Casusluk Hizmetleri: Filistin ve Suriye’ye yerleşik Yahudiler de İngilizlere “Casusluk Hizmetleri” verdiler. Kurdukları teşkilatın ismi “Nili” idi. 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa, bunları “Yahudi Tehciri” ile Mısır’a göndererek buralardan çıkardı.
İsrail Devletinin Kuruluşu
I.Dünya Harbi İngilizlerin zaferiyle bitince Siyonist Yahudilere gün doğmuştu. Adı geçen devlet daha 3 Kasım 1917’de harp içinde iken Filistin’i Yahudilerin “Milli Yurdu” haline getireceğine “Balfour Deklarasyonu” ile söz vermişti. Milletler Cemiyeti, Filistin’i 1920’de İngiliz Manda İdaresine verdi. Bu idarenin himayesinde Filistin’e Yahudi göçleri arttı. Fakat bu yeterli değildi.
II. Dünya Harbi de Siyonist Yahudilerin “imdat” ına yetişmiş; I. Dünya Harbi gibi onlara yaramıştı. Bu harp ortamında Almanya’da “Yahudi Katliamları” başlayınca, buradan Filistin’e 650 bin Yahudi’nin göç etmesi , nüfus dengesini Araplar aleyhine iyice değiştirdi. Siyonist Yahudiler ayrıca, bir kolordu tutarınca gönüllü askeri birlikleriyle İngilizlere zaferleri için cephelerde de yardımcı oldular. Rotchiller gibi İngiliz Yahudi Siyonistler zayıflayan İngiliz bütçesine harbi finanse için büyük paralar akıttılar vb.
1947’de Filistin’de Yahudi nüfusu Arap nüfusu eşitlenince, bundan istifade ile Araplara saldıran Yahudiler günümüzün “Filistin Meselesi” nin doğmasına yol açtılar. Osmanlı’yı yıkarak yok etmişlerdi. Şimdi sıra Araplarla mücadeleye gelmişti. Mesele Birleşmiş Milletlere taşınınca, iki devletli bir bölünme kararı alındı. Filistinli Araplar bunu tanımadılar. İç savaş daha da arttı. Araplar donanımsız oldukları için yenilince, Siyonist Yahudiler, 14 Mayıs 1950’de İsrail Devleti’nin kurulduğunu resmen ilan etiler.
Bunun ilk cumhurbaşkanı İngiliz Siyonist Yahudi lideri Chaim Weizamnn oldu. Başbakanlığına da Türkiye’li Siyonist Yahudi David Ben- Gurion atanmıştı. Weizmann, hatıra kitabında, devletlerini kurmaları karşılığı, Ortadoğu ve Süveyş kanalı bölgesinde “İngiltere’nin Jandarması devlet” olduklarını kabul ettiklerini açık açık yazar. (Chaim Weizmann, Trial and Error, Happen and Brothers Publishers, New York, 1949, s. 149)
Siyonist Yahudiler ve İsrail’in Türkiye İçin Yeniden Bir “MİLLİ BEKA MESELESİ” Haline Gelişi
14 Mayıs 1950’de “Küçük İsrail” kurulunca, bununla sınırlı kalmayacak, Siyonizm’in yeni amacı “BÜYÜK İSRAİL” i kurmak olacaktı. Zaten, 1967 ve 1973 İsrail-Arap Harpleri bunun için yapıldı. Zaferi İsrail kazanınca, topraklarını Süveyş kanalına kadar kazandığı topraklarla da iki katına çıkardı. Bu da yeterli değildi. Theodor Herzl’in gösterdi hedef, “Kapadokya dağları” na kadar uzanılarak “Büyük İsrail” kurulmalıydı. Bunun için de Osmanlı gibi “Türkiye zayıflatılmalı” ve giderek parçalanmalıydı.
Bu uğurda 1978’de CIA-MOSSAD ikilisi tarafından PKK’nın kurulması tam bir dönüm veya kırılma noktası oldu.2017’de İsrail Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Yair Golan, “PKK biz hizmet ediyor” itirafında bulundu. (Yeni Şafak, 13 Eylül 2017) Anlaşılan, İsrail’i kurmak için Osmanlı’yı dağıtan Siyonist Yahudiler, bu sefer de “BÜYÜK İSRAİL ” in önünde “EN BÜYÜK ENGEL” olarak gördükleri Türkiye’yi de “parçalayıp güçsüzleştirmek” suretiyle emellerine ulaşmak istiyorlar. Bu sefer zafer bizde kalacaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Mayıs 2021 Kudüs –Filistin olayları sebebiyle, “Terör ve Soykırım Devleti” denilen İsrail’i durdurmak için dünya liderleri arasında en çok “çırpınan” lider olması, herhalde adı gecen milli beka meselemizden kaynaklansa gerektir.
Öztürk Samuk
Yok hükmündedir!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)