Kuşaklararası Kopuşun Kısa Tarihi
Bu “kısa tarih” ten olarak yazımıza, günümüzün hatırı sayılır ve düşünürlüğünün büyüklüğü görülen Süleyman Seyfi Öğün’ den bir alıntı ile başlamak istiyoruz. “Yaşadıklarımız, geleneksel moderne doğru derin bir hafıza boşalımından ibaret. Bu boşalımın, bir nesilden (kuşaktan) diğerine en az 20 senelik bir boşalım olduğu düşünülürdü. Ama 1990’lardan sonra bu zamansal mesafe hızla 10, derken 5 seneye düştü. Eskiden anlaşmazlık ‘baba- genç evlat’ arasındayken bugün ‘kardeşler’ arasında tezahür ediyor. 78’liler (1978) , 68’li (1968) ablalarını gayet iyi anlıyorlardı; muhtemelen 88’liler (1988) de 78’lileri. Tarihçi nesillerdi bunlar. Kendi neslinin şuuruna tarihle ermek ve kendisini kronolojik olarak kodlamak bunun en büyük ispatı olsa gerek. Ama 98’lilerden (1998) başlayarak bu bağların hızla aşındığı görüldü. Milenyum asrında (21 yüzyıl) 08’liler (2008) ve 18’liler (2018) için ise hafızasızlık artık bir avantaj ve hatta bir ‘özgürleşim’ meselesi. Matematiğe başvurulması da bunun göstergesi. Artık 68’li, 78’li olmak gibi bir tarihsel bir kodlama yok ; x,y, z gibi ‘tarih dışı’ kodlar kullanılıyor. Edward Luttwak’ın kullandığı tabirle ‘turbo kapitalizm’ en büyük darbeyi hafızaya vurdu. Tarih artık bir bilinç konusu değil. Daha çok nesnelleşmiş ansiklopedik bir oyun. Siyaset de bundan nasibini alıyor. Kadim siyasetin tecrübi dünyası uçuculaşıyor. Siyaset de tarih dışı bir çerçeveye oturuyor. Akıldan çok rahatsızlıklara dayalı duygulanımlar yönetiyor bu evreni. Siyasal akla hitabeden ‘başarılar’, mesela GSMH’yi yükseltmiş olmak, alt yapı yatırımcılığında sağlanan başarılar, başarmadıklarını başarmak; hasılı eski –yeni farkını kuran siyasal propagandalar çok bir şey ifade etmiyor zihinlerde…” (Süleyman Seyfi Öğün, Siyasetin Hafızası, Yeni Şafak, 25 Ocak 2021)
Adı Geçen Kısa Tarihin Pratikleriyle Kısa Açıklanması
71 yaşında bir tarihçi yazar olarak yaşadıklarımdan hareketle maddeler halinde açıklamalar yapılacak olunursa şunlardan bahsedilebilir:
1-1900’lü yılları kapsayan 20’ inci yüzyıl dünyamızda, adına “Yeni Dünya Düzeni” denilen başlıca üç düzen yaşanmıştır. “Birinci Yeni Dünya Düzeni”, I. Dünya Harbi’nden sonra dünyanın süper gücü İngiltere, “İkici Yeni Dünya Düzeni”, II. Dünya Harbinden sonra dünyanın süper gücü haline gelen Amerika Birleşik Devletleri (Amerika), “III. Yeni Dünya Düzeni”, 1990’lı yılların başında Komünist Rusya dağılıp dünyada Komünizm çökünce, tek süper güç olarak kalan Amerika tarafından kuruldu. Bu düzen, Amerika’nın liderliğinde halen ağır -aksak devam ediyor. İşte bütün dünya yanında, ülkemiz de birçok şeyi tayin edici bu üç yapılanma olmuş, milletimiz artık “tarihin dışı” na itilerek, “tarih yapan özne” olmaktan çıkarılarak, adı geçen dünyalara adapte –dizayn ile onların “nesneleri” olmuştur.
2-Türikye, 27 Mayıs 1960 Darbesi – Rejimi günlerine kadar “ kapalı bir kutu” idi. Adı geçen darbenin 1961 Anayasası’nın getirdiği “hürriyetler havası” nda millet başını yorganından çıkarmaya başladı. Aynı zamanda, 1960 – 1970 dönemi, dünyada II. Yeni Dünya Düzeni ile gelen Kapitalist ve Komünist Bloklar arasında “Soğuk Savaş” ın iyice hızlandığı bir zaman dilimi oldu. İşte, adlarına 68, 78 kuşakları dediğimiz ve bunların değişik şekillerde devam eden 88, 98 ve 2000’li yıllarda 08, 18 kuşakları bu iki olgunun etkisi altında kendisini gösterdi.
Hürriyetler havası içinde gençlik kendisini, iki ana unsurdan “Tarihsellik” (Bu, felsefi anlamda evrimci tarih anlayışı ile değil, yakın tarihin kronolojik tarih bilgilerine dayalı olarak kendisini tanımlamadır) ve “İdeolojik” olarak tanımlama ihtiyacı duydu. Öncelikle, “kendi neslinin şuuruna tarihle ermek” isteyen nesle “Tarihçi nesil” denildi. Bunun esasını, geçmiş tarihimizle hesaplaşmak teşkil ediyordu. “Batılılaşma sürecinde yaşanan” denilen Tanzimat, II. Abdülhamid, II. Meşrutiyet ve Tek Partili Cumhuriyet dönemlerinde pek çok “karanlık noktalar” ın bulunduğu, milletimize “gerçek tarihinin öğretilmediği” nde hareketle, olup bitenlerin “perde arkaları” nı öğrenerek, “geçmişle hesaplaşmak”, “gerçek kimliğine kavuşmak” için “Tarihçi nesil ” ön plana çıktı. Türk İstiklal Harbinin gerçek hedeflerine ulaşamadığından olarak, buna reaksiyon için “Yeni İstiklal”, “Yeniden Milli Mücadele” isimli mecmualar ve çevreleri ortaya çıktı. 68, 78 kuşağının yer aldığı 1965 – 1980 zaman diliminde tarih kitaplarının en çok okunanlar arasına girmesi bu “Tarihçi Nesil” olmaktan kaynaklandı. Ben, 68 kuşağının bir üyesi olarak, “milli tarihimiz” i öğrenmek için daha o yıllarda lise ve üniversitede iken Cevat Rıfat Atilhan, Osman Turan, Nurettin Topçu, Necip Fazıl Kısakürek, Yılmaz Öztuna, Kadir Mısıroğlu, Mustafa Müftüoğlu’nun bütün kitaplarını okumuştum. Lise son sınıfta 500 tarih kitabım vardı . Ortaokul üçüncü sınıfta 7’si tarih, 3’ü İslami, 3’ü sanat ve edebiyat dergisi toplam 13 dergi ve 2 ulusal gazeteye abone idim.
Bizim gibi “sağ gençlik” yanında “sol gençlik” de kendisini tarihle tanımlamaktan geri kalmazdı. O da tarihi bunun için okurdu. Yalnız, onun okuyuşu bambaşka idi. “Tanzimat reformları” ndan “Kemalist devrimcilik” e kadar bütün olup bitenleri, bir çırpıda “Burjuva devrimciliği” olarak inkar ve öteleştirmeyle, kendilerinin “Proletarya devrimciliği” ile “ülkeyi kurtacakları” nın propagandasını yaparlardı. Komünizmin peygamberi Karl Marks ’ın tarihsellik felsefesinden gelen insanlık tarihini beş döneme ayıran ilkel, komünal, feodal, kapitalist ve komünist toplum evrimlerine “imanları” olarak inanırlardı.
Tarih, nihai tahlilde “İdeolojik kimlik tanımlanması” nın önemli bir unsuru idi. 68, 78 kuşağının ideolojik tercihine, “tarihimizle hesaplaşmak” yanında, “Soğuk Savaş” döneminin getirdiği dünyadaki Kapitalizm veya diğer bir ifadesiyle “Demokrasi” ile Komünizm arasındaki “ideolojik hesaplaşma” damgasını vurdu. “Muhafazakar ve Milliyetçi gençler” olarak biz gençler, , kendisine karşı olduğumuz “Allahsız komünizmi” in ülkemize hâkim olacağından sürekli korkuyor, gece –gündüz bununla yatıp kalkıyorduk. Amerika- Batı ve içimizdeki her çevreden taraftarı da bizi sürekli “Komünizm öcüsü” ile korkutarak kendilerine dizayn ediyorlar, , siyasi mevta Celal Bayar, ikide bir “Bu gece komünizm gelecek” diyordu. Düşmanımız Komünizm’ i öğrenmek için de anti –Komünizm’ i anlatan kitapları okumaya başladık. Bu arada “Milliyetçi kimlik” yanında “İslami kimlik” de Komünizm’ e karşı çatışmanın “kontrollü alternatif kimliği” olarak ortaya çıkarıldı. “İslami kimlik” kazanmak için de Mısır ulemasından Seyit Kutup ve kardeşlerinin yanında, Pakistan ulemasından Mevdudi’ nin Türkçeye çevrilen bütün kitaplarını okuduk. Bizim gibilere “sağcılar”, Komünizm ve türevleri olan “Ortanın Solu, Demokratik Sol, Sosyal Demokrat, Özyönetim” taraftarlarına ise “solcular” deniliyordu. Solcular da Batı dillerinden çevrilen Komünizmin önderleri Karl Mark, Friedrich Engels, Lenin, Stalin, Mao, Fidel Kastro, Che Guavera’nın vb. kitaplarını okuyarak “sol ideolojik kimlik” kazanmışlardı. Zaten, 68 ,78 kuşağı demek, genelde “sağ ve sol gençlik taraftarlarının kültürel ve silahlı çatışması” demek olmuştu. Özellikle, olup bitenlere, üniversitelerde ve sokaklarda “silahlı gençlik çatışmaları” damgasını vurdu. Bu çatışmaları, 1971 ve 1980 darbelerini yapan cuntalar, darbelerine “yaratıcı kaos” dan olarak “şiddet olayları” ile zemin hazırlamak için tahrik ettiler. Emellerine ulaştılar. Her iki darbe kuşaklar harcandı, özellikle de 12 Eylül 1980 Darbesi ve Rejimi, sağ-sol 68 , 78 kuşağının üzerinden bir silindir gibi geçti. Türkiye’yi kalkındıracak beyinler istismar edilip kötüye kullanılarak iç ve dış güçler (dışta Amerika –Batı ekseni) tarafından yok edildiler, nesiller harcandı.
Özellikle, 88 , 98 kuşağını FETÖ’nün harcaması üzerinde de önemle durmak gerekir. Tarihimiz, Tanzimat’tan bu yana hep “kuşakların harcanması” ile geçmiştir. İki Osmanlı kuşağının harcanmasına damgasını vuran 1866 – 1883 zaman diliminde “Yeni Osmanlılar Kuşağı”, 1896 – 1918 zaman diliminde “Jön Türkler Kuşağı” çeşitli algı operasyonlarından olarak harcanmış, bu tasfiyeler Osmanlının yıkılmasında çok etkili olmuş, Türkiye Cumhuriyeti kuşaklarının harcanması ise, onu Cumhuriyet’ in ilanının 98’inci yıl dönümünde bile “güdük” bırakmış, bölgesinde ve dünyada süper güç olmaktan alıkoymuştur.
3-12 Eylül Rejimi ile gençliği, tarihinden ve sahip olduğu ideolojilerinden koparmak için planlar yapılmaya başlandı. Bunlar, 1983 – 1992 zaman dilimini kapsayan Özal döneminde atak yaptı. Bu dönemde gençlik, “3 F Formülü” ile uyutularak iyice etkisiz hale getirilmeye çalışıldı. “3 F” nin açılımı, fenimizm - futbol - festivaldir. İspanya diktatörü anti – Komünist Franko da toplumunu 40 yıl süreyle bu 3F formülü ile uyutmuştu. Türkiye’de 88 , 98 kuşakları, özellikle cinsel tahrik, porno ile hız, haz, ayartı ve eğlenceye dayalı olarak uyutuldu. 28 Şubat 1999 Postmodern Darbesi de onları İslami kimlikten iyice koparmaya çalıştı. Dini kitaplar artık okunmaz oldu.
4-Siyasetin de günümüzde “tarihten kopuşu” nu ben eski başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın şahsında yaşadım. İstanbul’da kitap imzalarken standımın önünden geçiyordu. Yazdığım, 3500 sayfalık ve üç ciltlik 28 Şubat Postmodern darbesini anlatan kitaplarımı kendisine göstererek, “Başbakanım bu kitaplarımın yarısı sizden bahsediyor, sizin adınıza da imzalayalım okur musunuz? ” dediğimde, yüzüme bile bakmadan ve almadan çekip etti. Ben olsam, benden bahseden kitaplarımı ne yapar yapar mutlaka alırdım. Yılmaz gibi standımın önünden daha nice başbakanlar ve siyasiler geçti, almadılar. Kendilerine “İngiliz Başbakanı Churchill’e sormuşlar ‘Nasıl başarılı devlet adamı oldunuz’ sorusuna ‘Önce tarih öğrendim, sonra devlet adamı oldum’ cevabını vermiş. Sizlerin de başarılı olmanız için tarih öğrenmenize ihtiyacınız vardır” dediğimde dudak büküp, burun kıvırarak almadan çekip gittiler.
Günümüzün iktidarları artık, matematiksel veya kantite ile övünür hale geldiler. Sayısallık ve rakamların büyüklüğü ön plana çıktı. Kaç bin kilometre “bölünmüş yol”, kaç adet “köprü, alt –üst geçit” yaptıkları vb. ile övünürler ama, ülkeyi kalkındıracak kaliteli ve kalifiye insan ve personel yetiştiremediklerinden hiç bahsetmezler. “İnsana yatırım” onların programlarında yoktur. Yeri geldi mi de “Eğitimde, kültürde başarılı olamadık, fikri hâkimiyetimizi kuramadık” diye itiraf ederek dövünürler. Bunu söylemeleri, onların bir “erdem” i olasına rağmen, içini dolduramadıkları için bu kısır döngü hep sürüp gider.
5- 2000’li yılların 08, 18 kuşakları ve günümüz itibariyle yaşanılan “Z kuşağı” söylemleri ise, tamamen Amerika’nın 1990’dan sonra yaptığı “Üçüncü Yeni Dünya Düzeni” nin eseridir. Gençlik ve toplumlar, “Turbo Kapitalizmi” nin sömürünün devamına göre adapte ve dizayn edilmiştir. “Dünyalılaşmak”, “Popülizm” ve “Konformizm” in hâkim zihniyet haline getirildiği günümüzde, toplumların giderek “üretim ve tüketim ekonomisi” ne göre dizayn edildiği, üretenlerin, dünyanın birçok devletinden zengin iki elin parmak sayısı kadar Kapitalist lordu olduğu halde, tüketenlerin ise, onların “tasmalı çekirgeleri” milyarlarca yığınların varlığıyla dünyamız büyük bir kıyamete doğru sürüklenmektedir. Özelikle “Z Kuşağı” için “tarih dışı” veya “tarihin sonu” denmesinin anlamı ise korkunçtur. Artık giderek, her şeye boş vermeye başlamış, geçmişini, dinini, tarihini bilme ihtiyacı duymayan, ananesi –babası , kardeşlerini bile takmayan, hayatını gününü gün etmeye kilitlemiş vb. bu kuşak herhalde Korona Virüs kadar ”tehlikeli” olsa gerektir. Adı geçen virüs için “aşı” arandığı gibi “Uluslararası Turbo Kapitalist Sömürücü Virüsü” nden kurtulmak için de “aşı” aramak gerekecektir. 30 Ocak 2021.
Öztürk Samuk
Yok hükmündedir!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)