Türk Milletini diğer milletlerden farklı olarak, milletimizi millet yapan ve milli varlığımızın, milleti tarif etmemizin temel ve birinci kültür unsuru ve yapı taşı milli dilimiz, 1932’de adına yanlış olarak “Dil Devrimi” (“Dilde Devrim”, tabiri yanlıştır. Çünkü, dil, bir anda tümüyle devrilip yerine yepyeni bir dil konulmaya feda edilemez. Ayrıca, dünyada saf dil olmayıp, diller, devrimlerle değil evrimlerle gelişir ve zenginleşir) ile gelen süreçte “İKİ BÜYÜK DİL YOL KAZASI” na uğramıştır. Bunlar şunlardır:
1-1932-1980 dönemi: Dilimizin;
a-Hamasi ve kuru-sıkı bir ırkçılık-milliyetçilik duygusu yanında,
aa-Toplum Mühendisliği” ne soyunmuş küçük bir “bürokrat- aydın hâkim azınlık” ın toplumuzu, Avrupa’dan kötü bir taklitçilikle “Batılılaştırmak ve Laikleştirmek” ideolojik –pratik yapılanmalarından kaynaklanması yanında, dilimizin, “dillerin sürekliliği kanunu” na ( “İhtilaller ve İnkılapların Kanunları” na -Fransa Kapitalist, Rusya ve Çin Komünist Devrimlerinde olduğu gibi- da aykırı olarak) uymamasıyla da “siyasi ve ideolojik tercihler” e bir “maziden koparma projesi” olarak âlet edilmesi sonucu, bin yıldan beri konuşup yazdığımız, artık bizim imlamız ve gramerimize uyarlanarak “milli kelimelerimiz” olmuş Arapça ve Farsça kelimeleri dilimizden topyekun tasfiye ile yerlerine;
b-“Öz Türkçe” denilen kelimelerin kullanılması,
bb-Bu yetersiz kalınca, masa başında Türkçenin imlası ve gramer kaidelerine uymayan “uydurukça kelimeler” yapmak, üretmek suretiyle de dilimizin iyice bozulması ve iyice zayıflatılmasına yönelik “BİRİNCİ UYDURUKÇA BÜYÜK DİL YOL KAZASI” ile dilimizin sabotajlara ve suikastlara uğraması.
2-1980 – 2022 dönemi:
“Dış ve İç Algı Planları ve Operasyonları” sonucu, 1932 -1980 “Topyekun Tasfiyecilik ve Uydurmacılık Dönemi” nde iyice zayıflatılarak “kuş” a (Nasrettin Hoca’nın Leyleği fıkrası benzeri) çevrilen dilimizin bu hallere düşmesinin “fırsatını bekleyen” denilen İngilizce tarafından işgaline başlanması sonucu “İKİNCİ BÜYÜK DİL YOL KAZASI” nın kendisini göstermesi.
Atatürk’ün “Topyekun tasfiyecilik ve Uydurukça Dil” den Vazgeçmesi
Günümüzde artık, “Devrimlerinden olarak” denilen “Dil Devrimi” nin de öncüsü, lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün, bu devrimin amaçlarından olarak yukarıda bahsettiğimiz a ve aa tercih ve pratikleri sonucu başvurduğu, “Yaşayan Türkçe” yi topyekun tasfiyeyle, yepyeni bir dil yaratmaya yönelik, yaşayan kelimelerin çoğunun Öz Türkçe karşılıklarının bulunamaması (bulunsa bile, imlamız-gramerimize uymamaları yanında, matematik uyumları ve musiki algılanmalarının bozum olmalarından) sonucu da yepyeni bir “UYDURUKÇA DİL İCADI” deneme ve tecrübelerinin, dünyada saf dil olmayacağı, dilin bir devrim hareketiyle “pat” diye değiştirilemeyeceği, sürekliliği ve evrimle gelişmesi kanunlarıyla çatışmasından olarak tutmayınca, Atatürk’ün 1934 yılından itibaren bundan vazgeçmeye başladığı görüldü. Bu cümleden olarak dil konusunda en yakın çalışma elemanları şu isimlere, bunların değerlendirmeleriyle de söyledikleri söyle idi:
Falih Rıfkı Atay : ‘Çocuk beni dinle, dedi. Türkçenin hiçbir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik. Bir çıkmaza girmişizdir. Dili bu çıkmazda bırakırlar mı? Bırakmazlar. Biz de çıkmazdan kurtarma şerefini başkalarına bırakamayız’ dedi.” (Falih Rıfkı Atay, Işık, Dünya, 17 Temmuz 1966)
Ahmet Cevat Emre: “Bu uydurma dil bir müddet yazılarda tecrübe edildi, hatta böyle konuşmalar bile olurdu. Rahmetli Kâzım Dirik bu dili çıtır çıtır konuşurdu. Bir akşam sofrada, böyle konuşmuştu. Gazi yüzüne bakmış gülümsemiş, ‘Birbirimizi anlayamaz olduk’ buyurmuştu. O geceden itibaren özleştirmecilik, Gazi için iflas etmişti. Fakat geri dönmek de çok güçleşmişti… Milyonların anladığı, milletin konuşmada, yazıda, sahnede ve hatip kürsülerinde kullandığı dilde inkılap yapılmayacağına inandıktan sonra Atatürk bir irtica hareketi saydığı özleştirmeciliğe nasıl bir fren verebileceğini düşünüyordu.” (Ahmet Cevat Emre, Atatürk’ün İnkılap Hedefi ve Tarih Tezi, İstanbul, 1956, s. 35 ve 52)
“ (Uydurukça dili bunca deneme ve tecrübelerden sonra) “Dilde ve musikide inkılap olmaz” diyeceği günler yakındı." (Ahmet Cevat Emre, İki Neslin Tarihi, Hilmi Kitabevi, İstanbul, 1960, s. 338 - 339)
İsmail Habip Sevük: “Bu dil işi, bu tutumla (uydurukça ile) sökmeyecek; ben öldükten sonra döneceklerine ben kendim dönerim.”‘(İsmail Habip Sevük, Dil Davası, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1949, s. 47)
Yakup Kadri Karaosmanoğlu: “ Atatürk, Türkçenin arınmaya başladığı sıralarda, bir gün bize, yani yanında bulunan gazete yazarlarına bir emir verdi: ‘Yarından itibaren bütün yazılarınızda bir tek Arapça-Farsça kelime kullanmayacaksınız’ dedi. O zaman, Dil Kurumu henüz bir sözlük çıkarmadığı için bu emri yerine getirmekte büyük zorluklar çektiğimizi tahmin edersiniz. Nihayet, muayyen bir zamandan sonra artık yazamaz, yazılanları anlayamaz, istediklerimizi anlatamaz olmuştuk. İşte bu durumu gören Atatürk, ‘Bu iş bana çıkmayacak gibi görünüyor. Ben arkadaşlarımın böyle bir zahmete katlanmalarına artık taraftar değilim. Mutlaka başka bir yol bulmalıyız’ demişti.” (Hisar Dergisi, Kasım 1966)
Atatürk, “Uydurukça Dil İcadı” ndan “Güneş – Dil Teorisi” yle döndü. Bu teoriye göre, dünyadaki bütün diller Türkçeden gelmiş, Türkçe onlara ana kaynaklık etmişti. “Öyleyse” deniliyordu, “Arapça ve Farsça dilleri de Türkçeden türedikleri için, bu dillerin kelimeleri de bizim kelimelerimiz olabileceği için bunları konuşup, yazmakta bir mazur yoktur.” Böylece “dönüş” te de “milliyetçilik duygusu ” ön plana çıkmış oluyordu.
İnönü Dönemi’nde “Uydurukça Dil Salgın” nın Yeniden Başlaması, “İki Dilli” Oluş ve “Maziden Kopuş”
Atatürk 10 Kasım 1938’de hayata gözlerini yumunca, 11 Kasım’da, “Türkiye Cumhuriyeti Döneminin Atatürk’ten sonra ‘İkinci Adamı’ ” denilen İsmet İnönü Cumhurbaşkanı seçildi. 11 Kasım 1938 – 14 Mayıs 1950 zaman dilimine tarihimizde “İnönü Dönemi” denildi. Bu dönem, Atatürk Dönemine (29 Ekim 1923 – 11 Kasım 1938) nazaran birçok “olumsuzluklar” ı ile tanınır. Ünlü düşünürlerimizden Atilla İlhan, iki dönem ardasında bunların bir karşılaştırmalarını yaparken, Atatürk Dönemine “Kemalizm”, İnönü dönemine ise, onun bir çeşit alternatifi olarak “İnönizm” in damgasını vurduğunu ve bunun ülkemiz ve toplumumuz için birçok “olumsuzluklar” la yüklü bunduğundan bahseder.
“İnönizm” in “en büyük olumsuzlukları” ndan birisi, Atatürk’ün terk ettiği “Uydurukça Dil İcadı” na yeniden dönülmesi olmuştu. Bu, o dönemin ünlüleri tarafından şöyle dile getirilmişti:
Celal Bayar: (Dil Mesellerimiz konusunda), “İsmet İnönü, Cumhurbaşkanlığına geldiğinde ‘ne anarşi, ne cebir’ demişti “İnönü’nün bu görüşleri, onun dil konusunda “orta yolcu” olacağına yorumlandı. Fakat, daha sonraki yıllarda ne olduysa oldu, İnönü bu politikasından çark etti. “Onun (Atatürk’ün) ölümünden sonra, İnönü tasfiyecileri desteklemeye devam etti. Anayasa da yeni hukuk terimleriyle yazıldı.” (Peyami Safa, Osmanlıca Türkçe Uydurukça, Ötüken Yayınları, İstanbul, 1976, s.120 ve 166)
Yusuf Ziya Ortaç: “Atatürk’ün vazgeçtiği uydurukçaya geri dönüldü” (Akbaba Dergisi, 24 Ocak 1963)
Prof. Dr. Mehmet Fuat Köprülü: “Cumhurbaşkanı İnönü, dilde ‘Atatürk’ün yapamadığını ben yapacağım’ yanlışlığına düştü. Bu, vatanı, milleti hiçe saymanın ve onun en aziz varlığı Türkçe’ ye kastetmenin tâ kendisidir.” ( Emin Bayraktaroğlu (Nihat Sami Banalı), Fuat Köprülü ve Türk Dili, Meydan Dergisi, 2 Ağustos 1966)
İnönü Döneminde, “Uydurukça Dil Salgı” nında, Milli Eğitim Bakan Hasanı Ali Yücel ile Cumhurbaşkanı ve Milli Şef İnönü’nün “kültür danışmanı” Nurullah Ataç baş rollerde oynadılar. Ataç’ın masa başında, dilimizden Arapça-Farsça kelimeleri topyekun tasfiyeye yönelik olarak uydurduğu uydurukça kelimeleri resmiyette büyük kabul gördü. Ataç’ın dilimize getirdiği “büyük yıkım” için dil uzmanlarımızdan Muallimoğlu “ Türkçenin anasını ağlatıcı, mezarını kazıcı” (Nejat Muallimoğlu, Türkçe Bilen Aranıyor, Muallimoğlu Yayınları, İstanbul, 2023, s. 315) ifadesini kullanırken Hacıeminoğlu da “Türkçeyi Ataç yıkmıştır” ifadesini kullandı. (Prof. Dr. Necmettin Hacıemioğlu, Türkçenin Karalık Günleri, Polat Ofset, Ankara, 1972, s. 109 – 110). Vâlâ Nurettin de “Dilimiz Ataçcanın Cenderesindedir” görüşlerine yer verir. (Zafer Gazetesi, 12 Aralık 1962)
Cumhurbaşkanı İnönü, 1945’de 1924 Anayasası’nı “Ataçça” ile yeniden yazdırırken, Milli Eğitim Bakanı Yücel de Ataç’ın bütün uydurukça kelimelerini, kendisine bağlı orta dereceli okullar ders kitapları yazımına taşımaya başlayarak, anne-babalarla bu okullarda okuyan çocuklarını birbirlerinden koparmanın yollarını açtı. Üniversite hocalarından da kitaplarını uydurukça dille yazmaları istendi. “Uydurukça dille ilim yapılamaz, kelimeleri ve terimleri, yazacağımız kitapların kelime ve terimlerini karşılamıyorlar” diye itiraz eden Ordünaryüs profesörlerden Sıddık Sami Onar ve Ali Fuat Başgil, İnönü ve Yücel tarafından azarlandılar.
Daha kurulduğu günden beri, ehliyetsiz ve liyakatsiz kadrolaşmasıyla “Uydurukça Dil İcadı” nın merkezi, beyni halini gelen Türk Dil Kurumu, 1945’de “daha büyük bir dil felaketi” ne sebep oldu. Adı geçen tarihte yayınladığı ilk Türkçe lugatı(Türkçe Sözlük), 20. yüzyılın başlarında Türkçede var olan yüz binin üstündeki kelimelerin sayısı, “bunlar bizim kelimelerimiz değildir” düşüncesiyle 15 bine indirilerek yayınlanmıştı. Bunun yarısı da zaten uydurukça kelimelelerdi. Şemsettin Sami’nin 1900’da yayınlanan “ Kamus-ı Türki” sinde 100 bin, 1922’de ikinci baskısı yapılan, İngilizce - Türkçe “Redhouse Sözlüğü” nde ise 135 bin Türkçe kelimenin İngilizce karşılıkları yer almıştı.
Uydurukça kelimelerin basın ve yayın hayatımıza da kullanılmasının artmaya başlamasıyla birlikte, nesiller arasındaki uçurum iyice açılmaya başlanmıştı. Öyle ki, ünlü edebiyatçı yazarlarımızdan Halit Ziya Uşaklıgil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Peyami Safa vb. gibi yazarlarımız, “Dil Devrimi” öncesi yazıp yayınları kitaplarını yeniden yazmak zorunda kaldıklarını hatıralarında dili getirmişlerdi. Aradan ne kadar zaman geçmişti? Yarım asır bile geçmemişti. Halbuki, İngiltere’de bir İngiliz gencinin 500 yıl önce yazılmış ünlü edip Şekspir’in kitaplarını okuyup anlayabildiğine bakılırsa, bizim yaşadığımız “büyük kültür, dil felaket” nin ne derece büyük boyutlarda olduğu kendisini gösterir.
Bu “büyük dil felaketi”, Osmanlı döneminde yaşanan “istenilmeyen durum” gibi toplumumuzu yeniden “İKİ DİLLİ” hale getirmişti. Bunu vurgulamak için halkımızın kullandığı Yaşayan Türkçemizin dışında yalnızca “Dil Devrimcileri” ve destekçileri azınlık tarafından kullanılan ve anlaşılan bu dile birçok sağduyulu edebiyatçı yazanlarımız ve düşünürlerimiz tarafından şu isimler verilmiştir:
Atilla İlhan: “DEVRİMCİLER LEHÇESİ (uydurukça dil) ile dilimiz budanıp kuşa çevrildi.” (Cumhuriyet, 5 Mayıs 2005)
Vâlâ Nurettin: “Türkçe, ‘ATAÇCA’ya dönüştürülmek, Arapça kelimeler atılıp yerine ‘ATAÇCA’ konulmak isteniliyor. Bu ucuz bir ilericiliktir.” ( Türk Dili İçin V, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1972, s. 3)
Cevdet Kudret: “Halktan koparsanız ‘AYDINLAR DİLİ ’ oluşturmuş olursunuz.” (Cevdet Kudret, Dilleri Var Bizim Dilimize Benzemez, Bilgi Yayınları, Ankara, 1986, s. 59)
Prof. Dr. Faruk Timurtaş: “Kavramlar anarşisi ve uydurmacılığa Ecevit de (CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit) âlet oldu. “ECEVİTCE LEHÇESİ” oluşturuldu.” (Faruk Kadri Timurtaş, Türkçemiz ve Uydurmacılık, Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1976, s. 100- 106)
Munis Faik Ozansoy: “Dilimize yapılan saldırı yeni bir Haçlı Seferidir… Dilimizi hâkir görmekle mânen soysuzlaştık. Dilimiz ‘KABİLE DİLİ’ ne döndü…
Karşımızdakiler Türk dilinin var olduğuna inanmıyorlar. ‘ÖZ TÜRKÇE DİLİ’ adıyla yeni bir dil yaratmaya kalkışıyorlar.” (Türk Dili İçin V, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1972, s. 57 – 58)
Hilmi Yavuz: “Öz Türkçecilikle, Cumhuriyet elitlerinin ardı ardına gelen üç ‘YAPAY DİL’ ile edebiyat inşa edildi.” (Ercan Köksal, Tarihin Arka Planıyla Harf ve Dil Devrimi Üzerine Röportajlar ve Soruşturmalar 100 Yıllık Dava, Sebil Yayınları, İstanbul, 2012, s. 156 – 157)
Bizde, Yaşayan Türkçe’nin dışında yaşanan, buna yabancılaşmış, halktan kopmuş yukarıdaki bütün dil çeşitlilikleri, hamasi ve kuru –sıkı milliyetçilik duyguları sonucu dilimizdeki bütün Arapça-Farsça kelimelerin atılması sunucu “Uydurukça Dil Hastalığı” ndan doğmuştu. Sanki, tarihte ve günümüzde dünyada bu hastalığı yakalanan yalnızca biz olmuştuk. Çünkü bizim dışımızda hiçbir milletin edipleri, düşünürleri bu yola başvurmamışlardı. Bunlardan, Alman Goehe ve Fransız Lettrê, başvurmaları halinde dillerinin başlarına gelecek büyük felaketleri şöyle dile getirmişlerdi.
Goethe: “Bir dilin kudreti, kendisine yabancı olan kelimelerini atmasında değil, onları yutup sindirmesinde kendisini gösterir.
İfade etmek istediğim duyguyu bir yabancı kelime karşılıyorsa, hiç tereddüt etmeden alır kullanırım ve o kelimeyi de Almanca sayarım.” (Faruk Kadri Timurtaş, II. Dil Kongresi ve Akademi, Türkiye Muallimler Birliği Yayınları, İstanbul, 1969, s.7)
Lettré: “Eğer Fransız dilinden Yunanizm (eski Grekçe dili) ve Latinceyi çıkarırsanız Fransız dili diye bir şey kalmaz.” (A.g.e., s.16)
“Kalmazdı”. Çünkü, dünyada saf dil (Saf dil: Kabile dili olup, dillerin en ilkelidir) olmayıp, Almanca ve Fransızcanın da % 60 -- 70’ini Grekçe ve Latince kelimeler meydana getiriyorlardı.
Bütün bunların ifade ettiği anlamlar bile, “Dil Devrimi” sürecinde dilimizin, aklın ve ilmin dışında yapılanlar, yapılanmalarla ne büyük sabotajlar ve suikastlara maruz kaldığı kendisini apaçık gösterir.
Öztürk Samuk
Yok hükmündedir!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)