Sultan II. Abdülhamid, “Osmanlı Devletinin Çöküş Dönemi” denilen en buhranlı döneminde 33 yıl (1876- 1909) süren padişahlık yapmış, denilebilir ki, dıştan ve içten saldırılarla dört bir tarafından çatırdayan, buhranlar içinde kıvranan İmparatorluğu, usta politikası ve diplomasisi ile uzun süre yaşatmayı başarmış, bu dönemi içinde, içte ve dışta onun sevenleri ve sevmeyenleri olmuştur. Sultan’ın adına “İstibdat” denilen baskı yönetimi sebebiyle içte, ülke ve devletin kurtuluşunu Meşrutiyet rejiminin uygulanmasında gören, genelde sivil – asker genç bürokratlar ve gençliğe inhisar eden ona karşı mücadele ve düşmanlık sebebiyle, II. Abdülhamid’in karşılaştığı en büyük tehlikeler karşısında bile onun bu haline sevinen, tehlikeleri atlattığı için hüzün duyan ve üzülen kimseler olmuş, hatta bu uğurda onun hakkında teessürnameler yazılmıştır. Teessür, Arapça bir kelime olup “hüzün ve keder duyma” anlamındadır. Bir olay karşısında duyulan hüzün ve kederi manzum olarak dile getirmeye edebiyatımızda “teessürname denilmiştir.
Sultan II. Abdülhamid hakkında teessürnameler, padişahlık döneninde onun karşılaştığı tehlikelere sevinmek veya yönetimine karşı olarak ona düşmanlık beslemek şeklinde yazılmıştır.
II. Abdülhamid hakkında “İstimdatnameler” ise, Sultan padişahlıktan düştükten, devlet ve ülke Meşrutiyet dönemi (1908 – 1918) parti ve hükümetlerinin elinde battıktan sonra, yaşanan büyük kayıplar ve acılar karşısında Sultan’ın “İstibdat” dönemini aramaya yönelik ona övgü ve özlem dolu şiirler olmuştur. İstimdat, Arapça bir kelime olup, “birinden yardım isteme” anlamındadır. Bunların manzum olanlarına “İstimdatname” denilmiştir. Sultan II. Abdülhamid’in padişahlık ve sonrası döneminde onun hakkında yazılmış birçok teessürnameler ve istimdatnameler vardır. Aşağıda bunlardan, Sultan’ın dönemini ive sonrasını yaşamış dört şair ve yazarımızın bu yazdıklarından bahsedeceğiz.
Tevfik Fikret’in Teessürnamesi
Sultan II. Abdülhamid, Ermeni Komitacılarının vatan bölmeye yönelik isyanlarını aldığı etkili tedbirlerle bastırdığı için onların düşmanlığını kazanmıştı. Bu komitacılar, II. Abdülhamid işbaşında kaldığı sürece emellerini gerçekleştiremeyecekleri için onu öldürmeye karar vermişler, bu uğurda 5 Temmuz 1905’de ona Yıldız camiinde bir cuma namazı vakti başarısız suikast girişiminde bulunmuşlardı. Sultan’ın camiden çıkarken komitacıların planladıkları saate göre 2 dakika 42 saniye gecikmesi ve bombaların bu müddet içinde patlaması sonucu onu ölümden kurtarmış, suikastın dehşetine bakınız ki 27 kişi ölmüş, asıl hedeflerinde olan Sultan’ın ölmemesine üzülmüşlerdi. İşin garip tarafı, bu başarısızlığa Türklerden de üzülenlerin çıkması olmuştu.
Şair Tevfik Fikret’in suikast günü “duygulanarak” yazdığı “ Bir Lahza-i Teahhür” (Biraz Gecikme) başlıklı şiiri, Padişah’ın şahsında “Türk Milleti’ne suikast” tan başka bir şey olmayan suikast karşısında “devrin aydınları” denilen Meşrutiyet taraftarı zümrenin içine düştüğü gaflet, dalalet ve cehaletin bir “simgesi” olmuştur. Sekiz beyitten ibaret şiirin bazı beyit ve mısraları şöyledir:
Biraz Gecikme
“Bir darbe… Bir duman… Ve bütün bir düğün alayı.
Bir bayağı seyirci kalabalığı, haşin, kudurmuş,
Kahreden bir gücün tırnaklarıyla, didik didik,
Yükseldi havalara bacak, kelle, kan, kemik…
Ey sayın patlayış, ey intikamcı duman,
Kimsin nesin?... Bu saldırışa seni yollayan kim, sebep ne?
Arkanda binlerce gözetleyen varken sen orada yoksun;
Sen görünmeyen, fakat kurtarıcı bir eli andırıyorsun.
…………..
Dehşetle, asırların sakat görenek ve bâtıl an’anelerini
Silkerek milletleri en çetin uykularından uyandırırsın.
Ey şanlı avcı, tuzağını beyhude kurmadın;
Attın, fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın !
…………………
Bir milleti çiğnemekle bugün eğlenen alçak,
Bu keyfiyetini biraz gecikme anına borçludur!” (Tevfik Fikret, Rübabı Şikeste, İnkılap ve Aka Kitabevleri, İstanbul, 1962, s. 35-37)
Şiir ismini, Sultan’ın Şeyhülislâm Cemalettin Efendi ile cami içinde az bir görüşmesi, “biraz gecikme” sayılmasından almış, Sultan’ın bu “biraz gecikme” kurtarmıştı. Şiir’de geçen “şanlı avcı” Ermeni Komitacısı, “av, alçak” da II. Abdülhamid’tir.
Tevfik Fikret, bu uğursuz şiirini İstibdat yönetimine karşı duyduğu Sultan’a düşmanlığı sebebiyle, Sultan öldürülürse adı geçen yönetimin ortadan kalkacağı düşüncesine kapılarak yazılmıştı. Fikret, 18 Ağustos 1915’de de öldü. Bu sebepten, Sultan II. Abdülhamid’den sonra ülke ve devletin içine düştüğü daha büyük acıları ve kayıpları göremedi. Uzun yaşayıp görebilse idi, herhalde onun hakkında aşağıda göreceğimiz üzere teessürname yazan şairler gibi o da istimdatnameler yazardı.
Rıza Tevfik’in (Bölükbaşı) İstimdatnamesi
Tarihimizde “Filozof Rıza” lakabıyla anılan Rıza Tevfik, 1869’da Edirne’de doğdu. Mekteb –i Tıbbiye’yi bitirdi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. Meşrutiyet ilan edilince Edirne mebusu seçildi. İttihatçılarla ihtilafa düşerek onlardan ayrıldı. Hürriyet ve İtilaf Partisi’ne katıldı. Mütareke döneminde bakanlık ve Meclis başkanlığı yaptı. Ağustos 1920’de Paris’te Sevr Antlaşması’nın imzalayanlar arasında bulunduğu için Cumhuriyet döneminde 150’likler listesine dahil edilerek Osmanlı Hanedanı ile birlikte yurt dışına sürüldü. Hicaz, Amerika ve Ürdün’de yaşadı. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü kendi döneminde bazı 150’likler için af çıkarınca yurda döndü. 1949’da İstanbul’da öldü. “Biraz da Ben Konuşayım” isimli hatıra kitabında kendisini savunur. Şiirlerini “Serab-ı Ömrüm” isimli kitabında topladı. Rıza Tevfik’in Sultan II. Abdülhamid hakkındaki istimdatnamesi şöyledir:
Sultan Hamid’in Ruhaniyetinden İstimdat
“Nerdesin, şevketli Sultan Hamid Han
Feryadım varır mı barigahına
Ölüm uykusundan bir lahza uyan,
Şu nankör milletin bak günahına!
Tarihler ismini andığı zaman
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Arzın en siyasi Padişahına!
Padişah her zaman zâlim dedik;
İhtilale kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz belli dedik,
Çalıştık fitnenin intibahına!
Divane sen değil, meğer bizmişiz;
Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz,
Sade âdi değil, edepsizmişiz,
Tükürdük atalar kıblegahına!...” (Necip Fazıl Kısakürek, Babıâli, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1986, s. 309 – 310, Prof. Dr. Osmanlı Turan, Türkiye’de Siyasi Buhranın Kaynakları, İstanbul Matbaası, İstanbul, 1969, s. 54)
Süleyman Nazif’in Teessürname ve İstimdatnamesi
Şair, yazar ve devlet adamı Süleyman Nazif, 29 Ocak 1870’de Diyarbakır’da doğdu. Doğum bölgesinde özel eğitim alarak kendisini yetiştirdi. Gençliğinde edebiyata merak sardı. Çeşitli dergi ve gazetelerde şiir ve nesir yazılar yazdı. İstanbul’a gelerek burada Jön Türklerin Meşrutiyet mücadelesini katıldı. İttihatçıların döneminde onların Basra, Kastamonu, Trabzon, Musul, Bağdat valiliklerini yaptı. Mütareke döneminde İtilaf Devletlerinin İstanbul’u işgalini Hadisat gazetesinde 23 Kasım 1918’de yazdığı “Kara Bir Gün” isimli ünlü yazısı ile tenkit etti. İngilizler tarafından Malta’ya sürülenler arasında yer aldı. 4 Ocak 1927’de İstanbul’da öldü.
Süleyman Nazif, Jön Türklerle Sultan II. Abdülhamid’e karşı Meşrutiyet mücadelesi verirken, Ağustos 1897’de yazdığı “Ey Ebnayı Vatan” (Ey Vatan Oğulları), isimli şiirinde Sultan’ın “İstibdat” yönetiminin yıkılması için kan dökülmesine kadar varan isteklerde bulunur. Bunu yönelik bir kısım beyit ve mısralar şöyledir:
Ey Ebnayı Vatan
“İşte gülzarı (gül bahçesi) vatan mahvoldu İstibdat ile
Bizden istimdat eder her zerre feryat ile
Geçmesin eyyamımız (günlerimiz) beyhude istimdat ile
Pençeleşmek muktazı gaddar ile, biat ile.
Zulmü İstibdat devri derdü yes’e eyyamıdır
Arkadaşlar!... Kan dökün kan dökmenin hengamıdır.” (Hilmi Yücebaş, Süleyman Nazif’ten Hatıralar, Dizerkonca Matbaası, İstanbul, 1957, s. 125)
Meşrutiyetini ilanı mücadelesinde Sultan II. Abdülhamid’in yönetimini yerin dibine batıran ve yıkılması için kan akmasını bile isteyen Süleyman Nazif’in, Meşrutiyet ilan edilip ülke yönetimine İttihatçılar hâkim olunca, bunlar döneminde yaşanan büyük kayıplar ve facialar karşısında bu sefer de diğer bir kısım Jön Türkler gibi II. Abdülhamid’den “İstimdat” istemesi ilginçtir ki, bunu aşağıdaki şiirinde dile getirmiştir:
Sultan Hamid’e Şarkı
“Padişahım gelmişken yâda (anma) biz
İşte geldik senden istimdada biz
Öldürürler basarsak feryada biz
Hasret olduk eski İstibdada biz.
Dembedem (hiddetli) coşmakta fakr – u ihtiyaç
Her ocak sönmüş ve susmuş, millet aç
Memleket matemde öksüz taht –u taç
Hasret olduk devri İstibdada biz.” (Yücebaş, s. 125)
Mehmet Akif Ersoy’un Teessürname ve İstimdatnamesi
İstiklal Marşımızın yazarı, milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy (1873 – 1936) Süleyman Nazif gibi, ilkin Sultan II. Abdülhamid’in “İstibdat” yönetiminin yıkılmasına çalışarak, Sultan’ın aleyhine şiirler yazmış, ardından Meşrutiyet döneminde ülkenin içine düştüğü felaketi görerek o da sonunda II. Abdülhamid’in devrine özlemini dile getirmiştir.
“İstibdat” isimli şiirinde Sultan’ın yönetimini şöyle yerin dibine batırır:
İstibdat
“Yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdat (kirli istibdat devri)
Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd (kötü bir hatıra)
Diyor ecdadımız makberlerinden (mezarlarından) ey sefil ahfat (oğullar)
Niçin binlerce masum öldürülürken her gelen cellad…
………………………………………
Otuz üç yıl devam etsin, başından gitmesin nekbet (felaket))…
Bir ibrettin amma olmayaydık böyle bir ibret!” (Mehmet Akif Ersoy, Safahat, İnkılap ve Aka Kitabevleri, İstanbul, 1973, s. 85)
Mehmet Akif, bir başka şiirinde ise İstimdatname olarak Meşrutiyet devrinde yaşanan felaketler karşısında II. Abdülhamid’in dönemine özlemini şöyle dile getirir:
“Nasıl da kadrini vaktiyle bilmedik tuhaf iş:
Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş
……………………………………………………….
‘Devr-i Sabık’ mı (İstibdat Devri) dedin şimdi? Elindeyse çevir,
Ensesinden tutup eyyamı da (günleri de) gelsin o devir.” (Ersoy, s. 387)
Sultan II. Abdülhamid’in saltanatının ilk yıllarında, Osmanlı İmparatorluğu “Çevre” sinden toprak kayıplarına uğramış, felaketler yaşamıştı. Osmanlı Devleti, 1877-78 Türk –Rus Harbinden yenik çıkınca, imzalanan 1878 Berlin Antlaşmasıyla Sırbistan, Karadağ, Romanya, Bulgaristan’ı kaybetti. 1881’de Fransa Tunus’u, 1882’de İngiltere Mısır’ı işgal etti. 1890’lı yıllarda Basra Körfezi Arap Şeyhlim ve Emirlikleri, İngiltere ile yaptıkları ikili antlaşmalarla Osmanlı Devletinden koptular. II. Abdülhamid zamanındaki bu kayıplar, İmparatorluğun “Çevre” topraklarındaki kayıplardı. Bu sebepten milletimize fazla dokunmadı.
Sultan II. Abdülhamid, kendisinin padişahlıktan uzaklaştırılmasını yönelik 31 Mart 1909 İhtilali sonucu tahtından 27 Nisan 1909’da indirilince, Osmanlı İmparatorluğunu Jön Türklere “Yükseliş Devri” sınırlarında teslim etmişti. Bunlardan özelikle, hükümet olmalara ağırlıklarını vuran İttihat ve Terakki Partisi (kısaca İttihatçılar) yanlış ve tecrübesiz yönetimi sonucu, İmparatorluk, bunların elinde 1918’de yıkılana kadar savaşsız hiçbir yıl yaşamadı. II. Abdülhamid işbaşında olmaya devam etse idi ne yapıp yapar bunları engellerdi. 1909 “ Arnavutluk İsyanı”, 1911- 1912 Osmanlı –İtalyan Harbi, 1912 – 1913 Balkan Harbi, 1914 – 1918 I. Dünya Harbi sonunda yaşanan büyük kayıplar, Osmanlı’nın “Merkez” topraklarını da içine almış, Başkent İstanbul bile düşman işgaline uğramış, sınırlar “Kuruluş Devri” sınırlarına çekilmiştir ki, Milletimize en acı gelen işte bu olmuş, İttihatçılara bu sebepten yüklenilmiş, bunların iktidarı II. Abdülhamid’in dönemi ile kıyaslanırken bu dönemde “Merkez” fazla zarar gördüğünden Sultan’ın yönetimi aranır olmuş, onun hakkında istimdatnameler bu sebepten yazılmıştır.
Ama, artık olan olmuş, Sultan II. Abdülhamid ve yönetimini başa getirmek hiç mümkün olamayacağından, önemli olan, tarihte olup bitenlerden doğru ve gerçekçi dersler ve tecrübeler çıkararak, uğursuz tarihin üzerimizde tekerrürünü önlemeye çalışmak olmalıdır. 3 Mart 2022
Öztürk Samuk
Yok hükmündedir!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)