PROF. GEOFFREY L. LEWİS’İN GÖRÜŞLERİ
“Türkler Dillerini Kendi Elleriyle Nasıl Öldürdüler?”
İngiliz Türkolog G. L. Lewis’in, 1999’da yayınladığı ve Türkçeye 2004 yılında çevrilen “ The Turkısh Language Reform: A Catastrophiç Succes” (Trajik Başarı - Türk Dil Reformu” isimli kitabında, Dil Devriminin öncüsü Atatürk’ün önce “tecrübe, deneme” kabilinden başvurduğu Türkçeden bütün yabancı kelimelerin atılarak yerlerine Türkçe olanlarının konulmasını ve bu mümkün olmazsa yerlerine uyduma kelimeler getirmeye yönelik “uydurukça dil” nden, daha sonra bunun zararlarını görerek bundan nasıl vazgeçtiğinden ve o öldükten sonra ise uydurukça dile döşünün nasıl bir büyük bir hata olduğunu dile getirdikten sonra şunları yazar:
“Atatürk bütün bu çalışmaların (uydurukça dil akımının) aşırıya kaçtığına karar verdiğinde ve kendi doğal ifade biçimine döndüğünde, onun sahneden çekilmesi için makul bir aralık tanıdılar ve sonra işlerine kaldıkları yerden devam ettiler. Sözcük (kelime) uydurmakta bir beğeni geliştirmişler ve bu iş onların birçoğu için bir meslek haline gelmişti. Dolayısıyla uydurmaya devam ettirmeler ki, bunun için bu insanlar çok sert bir şekilde suçlanmamalıdırlar. Nihayetinde Atatürk’ün öz Türkçenin ıssız kıyılarından geri çekilişi, onun hiç kimseye dayatmadan teşebbüs etmediği kişisel bir karar üzerine temellenmiştir. Fakat uydurmaya devam ederken Atatürk’ün izini takip ettiklerini iddia etmekte ısrar ettiler ki, bu onların affedilmez bir suçudur…
Dildeki fakirleşmenin boyutları, modern bir Türkçeden Türkçeye sözlüğü, özellikle de Arap kökenli sözcüklerin çoğunu içeren ‘m’ ve daha az sayıda olmakla birlikte ‘t’ ve ‘i’ ile başlayan sayfalara göz atarak anlaşılabilir. Tek kelimelik karşılıkları olmaları değil de bir tanımla açıklanmış sözcüklere baktığımızda bulacağımız her kelime reformcular açısından bir başarısızlığı ifade etmektedir… Müddet, mühlet, mehil ve vade sözcüklerinin hepsi ‘süre’ sözcüğünün karşısında yenilmiştir…
İngilizceden Türkçeye geçen kelimelerin çoğunun Osmanlıcada yani erken dönem Cumhuriyet Türkiyesinde birer karşılığı vardı. Modern Türk insanını seçim imkanı ise neredeyse sadece ‘değişme’ ve ‘başkalaşmak’ arasında sınırlıdır…
Osmanlı Türkçesinin engin kaynakları reformcuların tasarrufundaydı. Bu bereketli kelime hazinesinin tümü kalıcı kalmak zorunda değillerdi; istediklerini ayıklayıp seçmekte özgürdüler, fakat onlar; bile bile miraslarını harcamayı seçtiler…”(Geoffrey L. Lewis, “Trajik Başarı - Türk Dil Reformu”, Çev. M. F. Uslu, Gelenek Yayıncılık, İstanbul, 2004, s. 94, 185, 186, 197)
Geoffrey, kitabının yayınlanmasının ardından konferans vermesi için Türkiye’ye davet edildi. 11 Şubat 2002 tarihinde verdiği konferansında uydurukça dil taraftarlarının verdikleri zararlardan olarak şunlardan bahsetti:
“700 yıllık dilde ‘etnik temizlik’ bir ‘felaket’ oldu. Nesiller gün geçtikçe birbirini daha anlayamaz hale geliyorlar”
“Bu akşam Türk Dil Reformu hakkında konuşacağım… Bu konudaki kitabıma ‘A Catastrophiç Succes’ (Yıkıcı Bir Başarı) adını verdim. Her ne kadar bu reform konuşma dili üzerinde o kadar büyük bir tesir yaratmadıysa da 1930’ dan önce yazılmış her şeyi ve o z amandan beri yazılanları yeni nesiller için gün geçtikçe daha anlaşılmaz hale getirdi. Bu reform inkar edilemez bir şekilde muvaffak olmuştur, etnik temizlik yapma konusunda muvaffak (başarılı olmak, zafer kazanmak) olmuştur. Türkçe olmayan unsurları temizlemek bakımından muvaffak olmuştur. Öyle ki daha evvel yedi yüz sene yapılanları son asır içinde tamamen değiştirmiştir. Bu muvaffakiyetin niçin bir felaket olarak isimlendirdiğimi size izah edeceğimi ümit ediyorum.”
Geoffrey, konferansının devamında, 1932’ de Dil Devriminin başlatıldığından bahisle, öz Türkçecilik adıyla Türkçedeki Arapça ve Farsça kelimelerin atılıp yerlerine Türkçe karşılıklarının bulunması için halk dilinde yaşayan kelimelerden tarama çalışmasının başladığını ve bunların “Tarama Dergisi” nde yayınladığını, yazarların yazılarını yazarken onlara bundan kullanacakları kelimelerin Türkçe karşılıklarının bulunarak kullanılması zorunluluğu getirildiği üzerinde durarak şunları söyledi: “Gazeteciler fıkralarını Osmanlıca yazıp kelimelerin yenileriyle değiştirmesi için ‘ikameci’ye veriyorlardı. İkameci tarama Dergisi’ni açıp münasip gördüğü kelimeyi eskisinin yerine koyuyordu. Aynı zamanda diğer bir gazetedeki ikameci, aynı Osmanlıca kelimenin yerine koymak üzere, başka bir yeni kelimeyi seçebiliyordu.
Atatürk bu noktada reformun bir çıkmaza girdiğini ve Türkçede muadili olmayan, karşılıklarının Türk etimolojisinde de yapılma imkanı olmayan umumi kullanımdaki ecnebi menşeli kelimelerin lisanda bırakılmasına karar verdi. Bundan cesaret bulun herkesi bir gayrettir aldı.
Lanetlenmiş Arapça ve Farsça kelimeleri atmak için kökler icat etmek yerine , dürüstçe saf Türkçe karşılıklar bulmaya çalışanlar, çok ciddi bir hata yaptılar. Mesela Arapça ‘maarif’ in Türkçe muadili yoktu.
Reformcular kadim Türkçedeki ‘eğitimek’ fiilinden isim olarak ‘eğitim’ kelimesini imal ettiler. Esasen ‘eğitimek’ diye bir kelime yoktu: Manası (insanları veya hayvanlar beslemek anlamında) olduğu için ‘eğitimek’ fiili yanlış okunmuştu, ama bu bile ‘eğitim’ kelimesinin ‘maarif’ in yerini almasına mâni olamadı.
‘Millet’ için araştırmacılar aralarında ‘uluş’ ve ‘ulus’ olan sekiz muhtemel karşılık buldular ve yanlış olanı seçtiler. ‘Ulus’, hakiki bir Türkçe kelimeydi, fakat millet değil, memleket demekti. Moğollar bu kelimeyi aldı. Moğol söyleyişine uydurarak ‘ulus’ haline getirdi ve ‘imparatorluk’ veya ‘halk’ diye bir mana verdi. On dördüncü asırda Türkler kelimeyi Moğol söyleyişiyle geri aldı ve onu yedinci asra kadar kulandılar; bugün tekrar aldılar… Birçok yeni kelime Türkçe kök ve eklerden doğru bir şekilde teşkil edilmiştir. Bununla beraber büyük ekseriyeti böyle değildir…
“Reformcular (Dil Devrimcileri) miraslarını bilerek çöpe attılar”
Bunlar (uydurmaca kelime imalı) reformcuların yaptığı tipik bir hatadır. Diğeri ise, Türkçede karşılığı olmayan, Türkçe ek ve köklerden yenilerini de yaratma zahmetine katlanılmayan, Arapça ve Farsçadan gelmiş olan pek çok kelimeyi atarak lisanı fakirleştirmeleridir. Osmanlı Türkçesinin inanılmaz büyüklükteki kaynakları hizmetlerinde idi. Bu bereketli kelime hazinesinin tamamını kabul etmeleri gerekmiyordu; istediklerini seçmekte serbesttiler, ama onlar bilerek miraslarını çöpe attılar.
Geoffrey, konferansının sonunda Türk dilinde yaşananları “felaket” olarak adlandırarak bunları dört madde halinde şöyle sıralar:
“Reformu niçin felaket olarak vasıflandırdığımı dört maddede izah etmeye çalışayım:
1-“Bir aydınlar dili oluşturarak, toplumlarını iki dilli haline getirdiler”:Reformcular (Dil Devrimi ile gelen Dil devrimi savunucuları, uydurukça dilciler), entelektüellerle (aydınlar) entelektüel olmayanlar (halk) arasındaki lisan farkını göremediler, yeni bir lisan yarattılar. (Ahmet Kemal Yahyaoğlu, Öztürkçeciliğin İçyüzü Türkçenin Katli, Yakın Plan Yayınları, İstanbul, 2013, s. 159 – 160)
2- “Dillerini aciz bıraktılar, fakirleştirdiler”: Reformcular, unutulmaya mahkum ettikleri bütün Arapça ve Farsça kelimelere karşılık bulmada aciz kaldılar ve lisanı fakirleştirdiler. Bu kayıp, konuşurken ve yazarken, hislerini ifade edecek bir kelime arayıp da, o kelime bir Etrüsklü kadar ölü olduğu ve yerine yeni bir kelime konulmadığı için, bulmayan her Türk’ü çaresiz bırakmaktadır.
3- “Uydurmaca dil bile Öztürkçe değildi”: Yeni imal edilmiş kelimelerin çoğu öz Türkçe olmaktan çok uzaktır.
4- “Maziden - geçmişten koparma projesi”: 50 yaş üstündeki Türklerin ekseriyeti modern Türk edebiyatının en büyük dönemlerinden biri olan 1920 – 1930 arası kaynaklarından koparılmıştır. Kitabevlerinde gördüğüm ‘Modern Türkçeye (uydurukça dile) yapılmış tercümelerin asıllarının yerini tutması mümkün değildir.
“ Çok büyük felaket I : 1930’ larda yayınlanan Yakup Kadri’nin (Karaosmanoğlu) kitabını bile bugünkü dile tercüme edecek eleman bulunamıyor.”
1995 senesinde bir gazeteye yazılmış bir okuyucu mektubundan kısaca bahsedeceğim: ‘Yakup Kadri’nin bir kitabını arıyordum. Hiçbir yerde bulamadım. Onun kitaplarının yeni baskısını yapan neşriyatcıya (yayınevi sahibine), niçin bu kitabın yeni baskısı olmadığını sordum. ‘Türkçeye tercüme edecek kimse bulamadıkları” nı söyledi. Bu kitap 1930’ larda yayınlandı; daha talebe iken onu okumuştum; şimdi Türkçeye tercüme edilmesi gerekiyor. Yakup Kadri onu Çince mi yazmıştı acaba? Daha da garibi, o Türkçeyi anlayıp yeni süprüntüye (uydurukça dile) tercüme edecek kimse bulunamıyor.”
“Çok büyük felaket II: 1960’ larda yayınlanan 1001 Temel Eserin bile 2000’ li yılların başında tercümeleri yapıldı”
“O dönemde (1930’ lu yıllar) yazılmış eserlerin orijinallerini bulabilmek hepimizin problemidir. Daha 1960’ larda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından neşredilen ‘1000 Temel Eser’ serisinde bile, 1960’ ların başlarında yani daha 40 – 50 sene evvel konuşma Türkçesi ile yazılmış eserlerin birçoğu maalesef yeni Türkçeye tercüme edilmiş olarak halka sunuldu. Bu şekli ile bu eserlerin ne kadar ‘temel eser’ oldukları münakaşa edilebilir. Sadece şiir kitapları bu katliamdan kurtulabildi. 27 Mayıs darbesinden sonra yeniden resmi politika haline getirilmiş tasfiyeciliğe boyun eğen muhafazakar bir iktidar (Adalet Partisi iktidarı) tarafından neşredilen bu kitaplar da esasında tasfiyeciliğe hizmet etmiş oldu. Bu eserlerin orijinallerinin neşredilmesi Türkçe için çok büyük bir hizmet olacaktır. Gençler için bazı kelimelerin manaları bir lügatçe halinde kitabın sonuna ilave edilebilir…”
“Öz Türkçe kelime bulmakta çaresiz ve yetersiz kalanlar dilin gümrük kapılarını İngilizce veya Fransızcaya sonunu kadar açtılar. 50 yıllık enkaz kolay temizlenemez.”
“Eski lisanı seven, her ne kadar, bazı kelimelerin geri dönüşünü görerek sevinseler de, Dil Reformunun bittiğini düşünerek kendilerini aldatmamalıdırlar. Bugün çok az kelime yaratılmaktadır. İngilizce veya Fransızca biliyorsanız ne diye yeni kelime yaratmak için kendinizi yorarsınız? Fakat 50 senedir beyin yıkamanın neticelerini ortadan kaldırmak o kadar kolay değildir.” (Yahyaoğlu, s. 163 – 166)
Lewis’in İsmet İnönü’nün kendi dönemlerinde uydurukça dile katkı ve destekleri hakkında yazdıkları: “ İsmet İnönü dil reformunun her zaman hararetli destekçilerinden birisi olmuştur: Onun ‘gelenek’ sözcüğünün yaratıcısı olduğu hatırlanmalıdır. 1945 Anayasası taslağının hazırlanmasında da bizzat bulunmuştur.
1962-65 yılları arasında, birbirini izleyen koalisyon hükümetleri döneminde İsmet İnönü başbakanken Türk Dil Kurumuna her türlü desteği vermiştir (Başbakan Menderes’in kestiği devlet bütçesinden desteği yeniden vermeye başladı); mesela okullarda okutulan ders kitaplarının yazarları Eğitim Bakanlığı tarafından ‘arı bir Türkçe’ kullanmak için eğitilmişlerdir…” (Yahyaoğlu, s. 277) 13 Mayıs 2023
Öztürk Samuk
Yok hükmündedir!
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mehmet Ali Çamoğlu
Rehberden Silinen Her Numara, Taştan Silinen Bir Yazı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Eyüphan KAYA
Erdoğan’ın Kürtler İçin Kalıcı Hizmetleri Takdire Şayandır
Seyfettin BUDAK
Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)