25-27 Kasım tarihleri arasında 4.sü düzenlenen Uluslararası Din ve İnsan Hakları Çalıştayına katıldım. Teması “KÜRESEL FAKİRLİK” olarak belirlenen bu çalıştayda birçok tebliğ sunuldu. Müzakereler yapıldı. Bu çalıştayda; günümüzde yaşanan sorunların temelinde “Varlık mı” yoksa “Yokluk mu” yatıyor, sorusuna cevap aradığım tebliğimden bazı kesitleri sizlerle paylaşmak istedim.
Adalet ölçüsüyle yapılmayan her davranış ve ‘imtihan' zulümdür. İslam adaleti emrediyor. Adalet sağlanmayınca acı, sefalet ve yoksulluk ırk, dil ve din ayrımı yapmıyor.
Yoksulların adalete erişimi, avukatların ve/veya mahkeme yetkililerinin zengin-fakir insana farklı yaklaşımı ve bu yaklaşımın giderilmesi salt yazılı metinleri övmek ile giderilmeyeceği mücerrep ve reel bir gerçekliktir.
Buna engel olabilmek için tarihte Atina'da karanlık yerlerde (davalı-davacıyı görüp etkilenmemek için) muhakemelerin yapıldığı bilinmektedir.
Bu konuda dinlere ve dindarlara gelirsek…
Yoksullara dağıtma karşılığında göklerin krallığını müjdeleyen İsa'dan (a.s), kilise saltanatında; altından tahtalara oturmayı vadeden bir hiristyanlık anlayışı çıkaran din adamları ile bir sundurmada bir hasır ve bir yastıkla yaşayan, arka arkaya üç gece buğday ekmeğiyle karnını doyurmayı kabul etmeyen Muhammedî bir islam anlayışından günümüz Müslümanlık anlayışını çıkaranlar beni çok derin düşündürüyor.
İnsan kabataslak iki şeyden oluşuyor. Ruh ve beden!
Boş ve aç bir ruh ile bedenleri doyurmaya kalkışmak ne kadar başarılabilinir sorusunu ıskaladığımız müddetçe muvaffak olmak konusunda çok az şansa sahip olunacağını belirtmek isterim. Ruhu ne ile ve nasıl doldurabileceğimiz konusuna yönelmeli ve bu sorulara cevap aranmasının başat pratik olması gerektiğini düşünüyorum.
Burada nefs, ruh ve irade ilişkisi de yadsınamayacak kadar etkili ve üzerinde durulması gereken bir husustur. Zira söylemlerinden ötürü makamlarından azledilme korkusu veya yükselme beklentisi içinde olanların bilgileri eylemlerine ne kadar yansır ve söylemleri ne kadar etik, hukuki ve bağlayıcı olabilir?
Aslında günümüzde dünya, boş bir ruh ile dolu bir mide sahiplerinin yaptığı ittifakın ceremesini çekiyor, diyebiliriz!
Sorunların nedeni varlık mı yoksa yokluk mu?
İnsandan önce de ağaç, demir taş vardı. Ama ne zaman insan oldu, bunlar silah dönüştü. Dün taş ve ağaç silah olarak kullanılırdı bugün atom veya fosfor. Dün Halepçe bugün Halep! Dün Âdem’in çocukları ilk kanı dökerlerken de sebebi yokluk değildi, bana göre bugün de!
Kâinata baktığımızda, önce yokluk sonra da varlık olduğunu anlıyoruz. Yokluk evresinde sorun ve sıkıntıların oluşmasına imkân yoktu. Varlık evresi başlayınca da birkaç dönem/çağ oluştu. Bu dönemlerden ikisinin üzerinde durmaya gayret edeceğim.
Bir; dünyanın yaratılması. İki; canlıların yaratılması.
Dünyanın yaratılması
Ağaç, taş, demir, toprak vb. varlıklar, canlılar yaratılmazdan ve özellikle canlılar türünden insanlar yaratılmazdan önce de vardı. Fakat insanlar yaratıldıktan sonra bunlara sahip çıkma, bunları sahiplenme beraberinde birçok sorunu da getirdi.
Bundan ötürü de diyebiliriz ki sorunların temelinde yokluk değil varlık vardır. Âdem’in çocuklarıyla başlayan kavga ve öldürme, yokluk yüzünden değil belki varlık ve var olandan daha fazlasına sahip olma hırsıdır.
Canlıların Yaratılması
Canlıların yaratılması ve özellikle de insanların yaratılmasından sonra iki şey ortaya çıktı. Bir; Kendini eşyaya/var olana sahip görme yani sahiplenme veya sahip çıkma.
İki; Eşyayı/var olanı kullanma tarzı ve yöntemi. İşte bu evre/dönem, kargaşa, öldürme ve diğer tüm sorunların başladığı evredir...
İnsanlar bedensel olarak obez ve aç/cılız olmak kaydıyla ikiye ayrıldığı gibi dinleri, dilleri, ırkları ve coğrafyaları ne kadar ayrı olsalar bile ruhsal olarak da vicdanlı ve vicdansız olmak üzere ikiye ayrıldıklarını düşünüyorum.
Aslında fakirlik sadece açlık değildir fakat basit bir dile anlatmak gerekirse; mesele aç kalmak değil, tıka basa doymamaktır.
Kirlenen insanlık, kirleten insan! Bunu temizleyecek olan da yine insandır.
Hırs ve kanaat faktörü
Açlık; doyunca biter. Yırtıcı hayvanlar bile doyunca avlarından arta kalını stok etmezler. Bu konuda insanların tavrı hayret vericidir.
Açgözlülük; doymaz.
Kıskançlık-çekememezlik ise; ötekinin elinkine de göz diker.
Son ikisi hırsın neticesidir. Kanaat; başkasının elindekine göz dikmemek, ‘gayrı meşru da olsa mülk edinme hırsını’ kontrol altına alabilmektir.
Şimdi bir an semavi ve beşeri tüm yazılı metinlerin olmadığını varsayın. Yaşanan tüm bu sorunların sebebi kim veya nedir sorusuna ne cevap verebileceğinizi düşünün! Hz. Ömer Müslüman olur ve kendine söyle der: Ömer değişti ama Mekke hala aynı. Peki, Ömer’in değişimi dış dünyaya yani Mekke’ye yansımıyorsa bu ne kadar doğru veya bu değişim olduğunun yansımasıyla görünmesi, kendini göstermesi gerekmez mi? Diyordu. O vakit Mekke de değişmeliydi.
Şimdi yazılı metinlerin yeni geldiğini-oluştuğunu düşünelim. Bu metinler bizde ne gibi bir değişim yapar veya yapar mı?
Gerçeğe yaklaşmanın bir yolu da sahteden uzaklaşmaktır. O zaman suçu başkalarında aramak, başkalarını yargılamak yerine kendimize dönelim ve gelin hep beraber sahte din ve sahte dindarlıktan uzaklaşmakla başlayalım.
Mesele zengin olmak değil, zenginlikten ötürü kendini beğenmişlik, bir üst sınıf görme merhalesine gelmemek.
Bir düşünür derki; zenginlerin ayıbı ile fakirlerin ölümü geç fark edilir.
Diklenmeden dik duruş için gerçek manada tam bir özgürlük için ‘Ekonomik Bağımsızlık’ önemli ve gereklidir. Bu, bir kural niteliğindedir. O kurala göre davranılmadığı için de maalesef bugün İslam âleminde büyük problemlerle karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. İslam âlemi olarak bugün; ekonomik bağımsızlığımızı koruyamadığımızdan olacak ki; omurgalı bir duruş sergileyemiyoruz. Elimizi uzattığımızdan olacak ki ayağımızı uzatamıyor, dindaşlarımıza ve insanlığa yapılan kıyımlara sessiz kalıyoruz.
Ekonomik bağımlılık birçok kötülüğü beraberinde getirir. Hele bir de karşıt kültürden birilerine bağımlıysanız; bu bağımlılık kötülüğün ve yozlaşmanın anası oluverir. Bu bağlamda ekonomik bağımsızlık ve sınırların da bir biriyle doğrudan ilişkisi vardır. Ekonomik bağımsızlığa sahip ol(a)mayanlar, sınırlarını da koruyamazlar. Sınırlarını koruyamayanların, ahlaki, iktisadi ve tüm erdem ilkeleri işgal ve tehlike altına girer.
Ekonomi elbette ki küçümsenmeyecek kadar önemlidir ama aslında derinlemesine analiz edildiğinde asıl sorunun salt ekonomik gelirin azlığı veya gelir dağılımının adaletsizliğinde olmadığı görülecektir.
"Galat-ı meşhur lûgat-ı fasihten evladır." Derler. Bilindiği üzere, Birleşmiş Milletler (BM), periyodik olarak "İnsani Gelişme Endeksi (İGE)" yayımlar. Mesela BM'in açıkladığı bir İGE'nde, Hindistan Federasyonu'nu oluşturan devletlerden biri olan Korela (Hindistan'ın Güney-Batı kıyısında bulunan Katolik ve Komünist devlet), Hindistan'da kişi başına düşen gelir açısından en yoksul devletlerden biridir; lakin insani gelişme göstergesi, en zengin ülkelerinkinin çok üstündedir.
Yani bir bakıma temel sorun ekonomik gelirlerin adaletsizliğinde değil değerlerimizin ekonomikleşmiş olmasında. Değer yargılarımız ekonomik göstergelere bağlanmış. Örneğin çalışan bir kadın ile getirisi olmayan bir kadın toplumumuzda aynı statüde değildir. Kız istemelerinde; sorgulanan ilk şeyin ‘oğlumuz ne iş yapıyor’ faslına girmeyeceğim bile. Bu, aynı zamanda toplumumuzun insana bakış açısı ve yozlaşan değerlerinin de göstergesidir... Yalan söyleyen, aldatan, zülüm eden, emeği sömüren biri, toplum tarafından ‘zengin’ olduğundan ötürü itibar görüyorsa, bu eylemlerin kötü olduğunu genç nesillere nasıl izah edebilirsiniz?
Her ne kadar “Dağlara buğdaylar serpin. ‘Müslüman ülkede kuşlar aç’ demesinler.” diyebilecek bir seviyeye ulaşan kültürün varisleri olsak da bugün pekiyi bir durumda olduğumuz da söylenemez.
Oysa ne demişti İmam Gazali; “Atalarının dindarlığı ile kurtulacağını zannedenler; babalarının yemesiyle kendi karınlarının doyacağını, onların içmesiyle susuzluklarının gideceğini, onların okumasıyla bilgili olacağını sananlara benzerler.”
Burada bir düşünürün ne kadar insansınız sorusuna verdiği ekonomik cevabını da sizlerle paylaşmak isterim. Varsayalım ki bir aylık geliriniz 100 tl’dir. Asli ihtiyaçlarınız da 75 tl’dir. Geriye kalan 25 tl’nin yüzde kaçını paylaşıyorsanız o kadar insansınız. Yani kendi asli ihtiyaçlarımız dışında, öteki ile ne kadar ilgileniyorsak o kadar insanız.
İslam bunu bir adım daha öteye taşımış: "Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Haşr 59/9"
Burada bir cümleyle de olsa göç-tehcir ve sürgün hayatına değinmek isterim. Kürdler "Bila heft sala xela be, salkê ne cela be." yani "Yedi yıl kıtlık olsun ama bir yıl da olsa göç-tehcir ve sürgün olmasın" demişler.
OHAK-DER YKB M. Burhan Hedbi
Öztürk Samuk
Düşmanın bile sinsi olmasın!
Seyfettin BUDAK
Zymunt Bauman Soruyor: Modern Dünyada Ahlaki Sorumluluğumuzu Kime Devrettik?
Mehmet Ali Çamoğlu
Çöpteki Ekmek, Raftaki Vicdan ve Kaçan Bereket
Aydın BENLİ
15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye
Ahmet SAĞLAM
Herkes doğru mu!
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Mehmet Nuri BİNGÖL
Son Emir- Öykü
Halil MERT
Askeri darbe ne ki!
Adnan ÖZ
Süper lig fikstürü çekildi!
Bülent ERTEKİN
Maskeler Düşerken…
Hasan KARADEMİR
Persona Ve Gölge: Fethullahçilik Örneği
Recep YAZGAN
Agape hause - Sevgi Evi’nden, Samsun Protestan Kilisesi’ne!
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Ömer Naci Yılmaz
Hûd 112’den Rahatsız Olanlar
Mehmet BOZKURT
İnsanlık Tarihi Acılarla Dolu
Hüseyin KURT
NATO Zirvesinde Bir Tabanca
Nihat Güç
Dine değerlere düşman olarak yetişen bu nesil yurt dışından mı ithal edildiler?
Vehbi KARA
Kurtuluş Savaşı Yerine Milli Mücadele
Eyüphan KAYA
Risale-i Nur Nurculuktan büyüktür!
Songül KARAMAN
Tefekkür Ve Nörobilim
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)