Bir zamanlar, coğrafyasında Aydın yetiştiren medreseler.
Bu aralar medreseler, özellikle de Kürt medreseleri gündemde…
Bu medreselere bir vefa borcu olarak ben de birkaç söz söylemek isterim. Hem belki bu vesile ile anıların canlanmasına da katkıda bulunmuş olurum...
Öncelikle belirtmeliyim ki; medrese bir bölgeye has bir eğitim-öğretim mekânı ve sistemi değildir. İslâm tarihinde eğitim ve öğretim kurumlarının genel adıdır.
Hatta tüm semavi doktrinlerin yolu bu mekânlardan geçmiştir desek abartmış olmayız.
“Ders” sözcüğü Sâmî dil ailesinde ortak kullanılan bir kelimedir.
Bilindiği üzere Yahudiler, Tevrat'ın okutulup öğretildiği binalara Beytülmidrâs derlerdi.
Medrese, ders kökünden “İsmi Mekân” olarak türeyip ders verilen yer anlamına gelmektedir.
Peygamberimizin döneminde; Ehlî Suffe veya Ashâbı Suffe denilen topluluğun varlığı; Medine'de de bu adla adlandırılmasa da bu türden işlev gören bir mekânın varlığını net olarak ortaya koymaktadır.
Medrese adıyla ilk medreselerin ne zaman inşa edildiği net olarak bilinmese de Corcî Zeydân[1]; “bazı Batılı araştırmacıların medreselerin kuruluşunu Abbasî Halifesi Me'mûn'un Horasan valiliği dönemine kadar götürdüklerini” nakleder, ancak bu bilgiyi İslâm tarihî kaynaklarından teyit edemediğini belirtmektedir.
Bazı kaynaklarda da ilk medresenin Nişabur’da, fakih ve muhaddis Ebû Bekir Ahmed b. İshak es- Sıbği (342/954) tarafından inşa edilen Darüssünne olduğu geçmektedir.
Bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır.
Medreselerin çoğalmasının sebebi, mescidlerin çoğalmasının sebebiyle aynıdır.
İslam’da ilkin bir mescit bina edilmiş ve yanında da Ehli Suffe’nin yerleşkesi.
İslam coğrafyası genişledikçe ilk mescidin şubeleri mesabesinde olan camilerin çoğalması, beraberinde medreselerin çoğalmasını da getirmiştir.
Geniş İslam coğrafyasının bağrında yaşayan farklı kültürler mozaiği, İslam dininden etkilendiği gibi çok çeşitli sanat anlayışları ile İslam mimarisini de etkileyip, zenginleştirdi.
Elbette ki camiler ve hemen yanı başlarında inşa edilen medreseler, kurulduğu coğrafyanın farklılıklarından müspet anlamda nasibini almıştır. Bu, aynı zamanda cami ve medreselerin işlevselliğinin ve sisteminin değişmesine ve farklılaşmasını da sağladı.
Medrese, dini ilimlerin yanı sıra bulunduğu memleketin kültürünü de yaşatan bir eğitim ve öğretim mekânıydı. Medreselerin sistemleri kültürlere göre şekillendiği için, bu, medreseler arasında farklılığı da kaçınılmaz kılmıştır.
Konumuz, “Ümmetin Yetimleri” olan Kürtlerin yaşadığı coğrafyadaki medreseler olduğundan, burada bizatihi yaşayarak öğrendiğim ve sonraları bir nevi müfredat olarak benim de uyguladığım bu coğrafyanın medreselerinin sistemi, işleyişi ve kültürüdür.
Bu konuda Eyyûbilerin dönemi dikkate değerdir. Bu dönemde bölgeler arasında fark gözetmeksizin medreselerin inşası hız kazanmış ve işlevselliği de ayrı bir önem kazanmıştır.
EĞİTİMCİSİNİ SEÇME ÖZGÜRLÜĞÜ
Medrese, öğreticisini ve öğrenim yerini seçme özgürlüğünü öğrenciye sunan eğitim sisteminin adıdır.
Buralarda özellikle göze çarpan iki önemli husus vardır: “Seçme ve hareket etme özgürlüğü.”
Örneğin; bir öğrenci A medresesinde dersin işleyiş ve anlatım tarzını beğenmediği takdirde B medresesine gidebilir. A medresesinden ayrılış ve B medresesine giriş noktasında da öğrencinin önünü tıkayan ve eğitim-öğretimini geciktirebilecek veya sekteye uğratacak herhangi bir şartname ve bağlayıcı bir teselsül yolu yoktur.
Bu bağlamda öğrenciler açısından bakıldığında medreselerde, öğrencilerin öğretmenlerini seçme özgürlüğü vardır.
EĞİTİM ŞEKLİ
Gece-gündüz eğitim. Yatılı da denilebilir.
Öğrenciler, temel ihtiyaçları olan (yemek, uyku, vs…) haricinde bütün vakitlerini öğrenime harcamaktadırlar.
Bu eğitim camide sabah namazından sonra bir veya yarım cüz Kur’an okumakla başlar. Okunan kitapların metinlerini ezberlemekle devam eder.
Bu durum sabah saat 07.00’a kadar devam eder.
Medreseye geldiklerinde günlük temizliklerini ve görevlerini yerine getirdikten sonra, halk tarafından karşılandığı için kahvaltılarını almak üzere evlere “Tayın” getirmeye giderler.
Kahvaltıdan sonra, ders saatine kadar bir önceki günün derslerini bir üst seviyedeki öğrencilerle müzakere ederler.
Burada ders veren kişiye Seyda denilmektedir. Ders alanlara da derecelerine göre mübtedi, müntehi veya talib gibi isimler verilir.
Öğrenciler, Seyda’dan tek tek ders alırlar. Her öğrenci özeldir. Hiçbiri feda edilemez.
Her öğrenci, kendine has bir zaman diliminde Seyda’dan birebir ders alır.
Her öğrenci ders aldıktan hemen sonra aldığı dersi kendinden bir üst seviyede olan öğrencilerle tekrar etmek zorundadır. Burada üst derecede olan öğrenciler, bir bakıma hem ders alıyor, hem de ders veriyorlar.
Bu bağlamda öğrenci daha öğrenim dönemindeyken öğretmeye başlıyor.
Bu da medreselerin başka bir yönü ortaya çıkıyor ki o da; üst seviyede olan bir öğrenciye, alt kademedeki öğrenciye dersini tekrar ettirerek bir nevi öğreticiliğe de adım atıyor.
Bu müzakereler öğlen namazına kadar devam edilir. Namaz sonrası öğle yemeğine geçilir.
Bu arada verilen kısa bir teneffüs ve istirahat evresinden sora ikindi namazına kadar eğitime devam edilir.
İkindiden sonra da gün içerisinde öğrenilen dersin metinlerini tekrar ve ezberleme işlemi akşam namazına kadar devam eder. Akşam namazı kılındıktan ve yemek de yenildikten sonra, yatsı namazına kadar bir dinlenme evresi vardır.
Yatsı namazı kılındıktan sonra; yatma vaktine bir saat kalana dek metinlerin ezberlenmesine devam edilir.
Yatmadan bir saat önce de, yarın okunacak ders mütalaa edilir ve yarınki ders ile alakalı akla takılan ve Seyda’ya sorulacak sorular not edilir.
Mütalaadan sonra yatılır.
Medresedeki yirmi dört saatlik eğitim süreci böyle geçmektedir.
TOPLUMSAL TAHAMMÜL VE KAYNAŞMA FAKTÖRÜ
Kürt coğrafyasında bulunan medreseler sadece ilmi eğitim-öğretimi sağlamıyor, halklar arasında kardeşliği ve sevgiyi de tesis ediyordu. Kürt coğrafyasındaki medreselerin eğitim-öğretim haricinde toplumsal sorunların izalesi yönünde kaynaşmaya vesile olduğu da bir vâkıâdır.
Bu medreseler bağırlarında sadece Kürtleri barındırmıyor, diğer halklara da kucak açıyordu. Örneğin okuduğum dönemde Arap, Türk, Laz, Zaza öğrenci arkadaşlarım vardı.
Enteresandır ki günümüzün “Modern” öğrencileri arasında sıkıntı doğuran meseleler bu medreselerde yaşanmamaktaydı. Bu medreselerde Türk öğrenciler birçok kişiye Türkçeyi öğrettiği gibi kendisi de Kürtçe öğreniyor ve biri ötekini bırakın dışlamayı, bu farklılığın rahatsızlık duyulacak bir şey olduğunun farkında bile olmuyorlardı.
Hakeza Arap ve diğer kardeşlerimizde de durum değişmiyordu…
Böylelikle aynı mekânda kendinden/renginden ödün vermeyerek, ötekileşmemeyi veya ötekileştirmemeyi ve dışlamamayı başararak bir arada yaşamayı da öğretiyordu bu medreseler.
Tabi ki bunu yaşayarak öğrenen bir önder-model, rehberlik edeceği halka da bu öğretiyi yerleştirmeyi ödev biliyordu.
Dolayısıyla bu kaynaşma ve ötekiyi olduğu gibi kabullenme, toplumda da kök salıyordu…
DERSLER, KONULAR VE OKUTULAN KİTAPLAR
Bu medreselerde keyfi veya nasıl olursa olsun başka bir ifade ile “Ketober”denilen tarzda ilim eğitimi yapılmamaktaydı.
Aksine sistematik dini ve fenni bir müfredata sahipti.
Örneğin Molla Nizameddin Sihalvi’nin hazırladığı medrese müfredatı şöyledir:
Okutulan ilimler:
Sarf ve İştikak, Nahiv, Mantık, Felsefe, Hisab ve Astronomi, Belağat, Usûl-i Fıkıh, Fıkıh, Kelam, Tefsir ve Hadis.
Okutulan Kitaplar:
Sarf ve İştikak ilminde; Penc Genc (Farsça)[2], Zübde.[3] Nahiv ilminde; Nehvi Mir (Farsça)[4], el- Kafiye[5]. Mantık ilminde; es- Süğra- el- Kübra (Aristo mantığı üzerine yazılmış risale) ve ş Şerhu’ş Şemsiye[6], İsağoci[7] ve Süllemu’l ‘Ulum[8]. Felsefe ilminde; Şerhu’ş Şadra ‘ala Hidayetul Hikme[9] ve eş- Şemsul Baziğa[10]. Hisab ve Astronomi ilminde; Tahriri Öklides[11], Teşrihu’l Eflak[12] ve Risale-î Kuşciye[13]. Belağat ilminde; Muhtaserül Meani[14]. Usûl-i Fıkıh ilminde; Nurü’l Envar[15] ve et- Telvih ila Keşfi haka’iki’t- Tenkih[16].
Benim bildiğim ve yaşadığım kürt coğrafyasındaki medreselerde ise müfredat şöyle idi; başlangıçta arap alfabesinin hem yazılışını hem de harflerini öğrendikten sonra Kur’an ile başlanıp Melayê Batê’nin Kürtçe olan Mevlüdü, Ahmedê Xanê’nin Kürtçe olan Nûbara Biçûkan ve Eqida İmanê, İbrahim Hakki Erzurumi’nin Arapça olan Akidesi, Melle Xelil Es’erdi’nin Kürtçe olan Nehculenam’ı okunurdu.
Sarf ilminde; ilkin Arapça olan; Emsile, Bina, İzzi[17] okunurdu. Gerekli görüldüğünde de bazen Maksûd ve Merâh[18] da okutulurdu.
Nahiv ilminde ise ilkin Arapça olan; Evamıl Curcani, Kürtçe olan; Züruf ve Terkib[19] okunurdu. Sonra Arapça olan; Sadulla Seğir, Müğni’nın[20] şerhi Şerhil Muğni[21], Şerhıl Kıtır[22] okunurdu.
Bu aşamadan sonra yine Sarf ilminden; Tedricil Edani Sa’dedin[23] okunurdu.
Bu kitap da bitirildikten sonra yine nahiv ilminden; Kavaid’in[24] şerhi olan Hel (Mukayyed şeri l- Kevaid)[25], Sadulla Gevra, (Behcetü’l Merdiye) Suyuti[26] diye bilinen “Elfiye”nin şerhi, Molla Cami diye bilinen “Kâfiye”nin şerhi ve Mola caminin haşiyesi olan Abdulgafur okunurdu.
Mantık ilminden; İsağoci’nin[27] şerhi olan Muğni Tullab, Kavli Ahmed ve Molla Fenari olarak da bilinen Fanari[28] okunurdu.
Vedi’ ilminde; Risale[29] ve İstiare ilminde ise ‘İsam okunurdu.
Belağat ilminden ise; Muhtasarul Meani okunurdu. Kelam ve Akide ilminde; Cevheret’tu t- Tevhid[30] ve Şerhul Ekaid okunurdu. Usulul fıkıh ilmin de ise; Cem’il Cevami’[31] okunurdu.
Fıkıh ilminde ilkin; Şerhi inbil Kasım daha sonra Siracül Vehhac, Müğnil Muhtac, Tühfe ve bazı bölgelerde de Envar okunurdu. 2010 yılında Kürtçe’ye bu kitapları da kapsayan “Eqîde û Fiqha Zelal” adıyla hem Akide (Kelam) hem de fıkıh kapsayan bir kitabı kazandırdık.
Hadis ilminde; Muhtarul Ahadis, Riyadus Salihin ve Tac[32] okunurdu.
Tefsir ilminde; Celaleyn[33], Savi ve Kadi Beydavi[34] okunurdu şimdilerde Sefvet et- Tefasir de eklenmiş.
MEDRESELER VE YEREL KÜLTÜR
Perşembe günleri ikindiden sonra başlayarak Cuma günü ikindiye kadar devam eden tatilde bu kültürü yansıtan o halkın kültüründen oyunlar vb. etkinlikler yapılıyordu.
Melayê Cezeri’nin divanından gazeller, kasideler, Ahmedê Xanî’nin Mem û Zîn-î ve benzeri edebi eserler de okunurdu bu tatilde.
Tabi bu müfredatın bu şekilde günümüz medreselerinde okutulduğunu söyleyemeyiz.
Bazı nedenlerden dolayı bize gelinceye kadar hem işlev hem de müfredat olarak bir çok sıkıntı ve erozyon yaşayan bu medreseler, mezun olmamızdan sonra da bir çok sıkıntı yaşamıştır ve malasef yaşamaya da devam etmektedir
Örneğin müşahede ettiğim kadarıyla fıkıh müfredatında artık sadece ibadat kısmı olan: Teharet, abdest-gusul,namaz, oruç, zekat, hac, buyu’un bazı bölümleri ve nikah okunmakta.
Ve her ne hikmetse: Faraiz (Veraset), ganimet, cirah, diyat, da’ved dem ve-l kesamet, büğat, rıdet, zina, kazf, hırsızlık, cizye ve benzeri hukuki ve insani ilişkileri kapsayan kısmı okunmamakta.
Bu medreselerde sadece zahiri ilimler eğitimi yapılmamaktaydı.
Ruh-Nefs terbiyesi de buralarda seçmeli olarak alınırdı.
Medreseler; birlikte yaşamın mekânı olduğu için bu eğitimi alanların ister istemez diğer almayan arkadaşlarına da etkileri olurdu. Ve bu etkileşim, bu eğitimi alamadıkları halde diğer arkadaşlarının hayatında iz bırakmaya yetiyordu.
Melayê Cezeri, Ahmedê Xanî, Sultan Fatih’in hocası Kürt olan Molla Goranî[35] ve daha saymakla bitiremeyeceğim zatlar bu medreselerden mezundurlar.
Peki, bu medreseler neden bu gün böyle mezunlar vermemekte?
Tek neden yukarıda söylediğim erozyonla beraber hukuken yok sayılmaları ve ekonomik bir getirileri ve bağımsızlıklarının olmaması değildir elbet.
Eskiden beri bu medreselerin ekonomik giderleri halk tarafından sağlanıyordu.
Bu konuyu ve nedenlerini başka bir yazıda ele almak gerekir belki de…
Sadece bu yetim medreselerin özlük haklarının, eski itibar ve işlevselliğinin iade edilmesinin çığlığıdır bu.
Dipnotlar
[1] - Corcî b. Habîb Zeydan (1861-1914) Beyrut’ta ortodoks mezhebine mensup fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyay geldi. Son devir Arap tarihçisi.
[2] - Siracedin Osman Avedi 758-1357
[3] - Zahir b. Muhammed b. Mesu’d el-Alevi 1279-1863
[4] - Seyid Şerif el- Cürcani 816-1413
[5] - İbnul Hacib 646-1249
[6] - Seyid Şerif el- Cürcani 816-1413
[7] - Esîrüddin el-Ebheri 663-1265
[8] - Muhibbüllah el-Bihari 1119-1707
[9] - Sadreddin Şirazi 1050-1640
[10] - Molla Mahmud b. Muhammed Caunpûri 1062-1652
[11] - Nasurüddin-î Tûsî 672-1274
[12] - İmamuddin er- Riyazi b. Lütfüllah Muhendis 1145-1733
[13] - Ali Kuşçu 879-1474 (Risale Fi’l- hey’e)
[14] - Sa’dedin et- Teftezani 792-1390 (Sedrüşşeri’a olarak da bilinir)
[15] - Ahmed b. Ebu Said Molla Ciyûn 1130-1718 (Hanefi Usul Fıkhı)
[16] - Sa’dedin et- Teftezani 792-1390 (Sedrüşşeri’a olarak da bilinir)
[17] - İzzeddin Abdülvahhab b. İbrahim ez-Zincânî -1257
[18] - Ahmet b. Ali b.Mesut
[19] - Mele Yunus Erqutnî
[20] - Ahmed b. Hesen Çarperde
[21] - Muhammed b. Abdürrehim b. Muhammde Ömeri el- Meylanî
[22] - Ebi Muhammed Abdüllah Cemalüddin b. Yusuf b. Ahmed b. Abdüllah b. Hişam el Ensari
[23] - Sa’dedin et- Teftezani 792-1390 (Sedrüşşeri’a olarak da bilinir)
[24] - Yusuf b. Hişam
[25] - Ahmed b. Muhammed
[26] - Meşhur Suyuti’nin kitabı
[27] - Mîr İsagûcî Esîrüddin el-Ebherî’nin ( -1266) Porphyrios'un "Eisagoge"
[28] - Mevlâna Şemsettin Fenarî (1315-1431)
[29] - Risala ved’ de denilmekte.
[30] - eş- Şeyh İbrahim Lükkani
[31] - Takiyüddin Subkî’nin (-1355)
[32] - Şey Mensur Ali Nasıf
[33] - Celâleddin Mahallî tarafından başlatılan ve Celâleddin es-Suyûtî tarafından tamamlanan tefsir
[34] - Nasrettin Abdullah b. Ömer Beydâvî ( -1286)
M. Burhan HEDBÎ
Öztürk Samuk
Düşmanın bile sinsi olmasın!
Seyfettin BUDAK
Zymunt Bauman Soruyor: Modern Dünyada Ahlaki Sorumluluğumuzu Kime Devrettik?
Mehmet Ali Çamoğlu
Çöpteki Ekmek, Raftaki Vicdan ve Kaçan Bereket
Aydın BENLİ
15 Temmuz Öncesi ve Sonrası Darbelerle Sınanan Türkiye
Ahmet SAĞLAM
Herkes doğru mu!
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Ravza ZEYBEK
Bir Milletin Tekrar Destan Yazması
Mehmet Nuri BİNGÖL
Son Emir- Öykü
Halil MERT
Askeri darbe ne ki!
Adnan ÖZ
Süper lig fikstürü çekildi!
Bülent ERTEKİN
Maskeler Düşerken…
Hasan KARADEMİR
Persona Ve Gölge: Fethullahçilik Örneği
Recep YAZGAN
Agape hause - Sevgi Evi’nden, Samsun Protestan Kilisesi’ne!
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Ömer Naci Yılmaz
Hûd 112’den Rahatsız Olanlar
Mehmet BOZKURT
İnsanlık Tarihi Acılarla Dolu
Hüseyin KURT
NATO Zirvesinde Bir Tabanca
Nihat Güç
Dine değerlere düşman olarak yetişen bu nesil yurt dışından mı ithal edildiler?
Vehbi KARA
Kurtuluş Savaşı Yerine Milli Mücadele
Eyüphan KAYA
Risale-i Nur Nurculuktan büyüktür!
Songül KARAMAN
Tefekkür Ve Nörobilim
Özlem Gürbüz
Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Memiş OKUYUCU
Ritim ve Eğitim İlişkisine Yakından Bakmak!
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)