https://www.facebook.com/AKubilayB | http://www.twitter.com/AhmetKubilay_
2. SUYLA SEÇİLEN ARKADAŞLAR, SUDAN GEÇEBİLEN ARKADAŞLAR TEKNİĞİ. Arkadaşlarına su içmeyin, de. Onları nehre kadar yürüt. Nehirden geçerken su içmeyin, de. Yine de su içen olursa içenleri gönder; kalanlara su içmeden yola devam edin de. Onları ikinci nehre yürüt. Nehre ulaştıklarında yine su içmeyin de. Bir avuç içenler müstesna… İşte o kalanlar senin gerçek arkadaşlarındır.
3. ALTKÜLTÜR TIRNAK ARASI TERLİK GİYMEYİ BİLMEZ. Bir meşhur yazar – analizci – eğitimci yaygın bir okul çeşidi ile ilgili kötü düşünenlerden alıntı yapıyor. Denilenleri onaylamıyor bile sadece alıntı yapıyor. “Bu okullar hakkında şöyle şöyle düşünürler” diyor. Ortaya çıkan gürültü, yazara yapılan hakaretler, ithamları görenlerin bazısı da buna “linç kültürü” diyor. Asıl mesele bunun linç olması değil. Asıl mesele geniş bir kitlenin, o sevmeyenleri haklı çıkarırcasına okuduğunu anlamaktan uzak oluşudur. Alıntı nedir, gönderme nedir, mecaz nedir bilmiyorlar. Allahım aralarında hak edenleri affet! Genellikle bir ifadenin, bir sözün anlamı, içinde bulunduğu bağlama bakılmadan anlaşılmaz. Vicdanlı, insaflı ve akıllı bir muhatap önce bağlama bakar. Basit matematiği anlamayan bu altkültür kitlesi hiç de şaşırtıcı olmayan bir biçimde temel edebiyat bilgisinden de mahrum. Ne bilirler bağlamı! Nerde ki çok üstün bir dille ifade edilecek hakikatleri anlasınlar. Daha günlük hayatın basit döngülerini anlamaktan acizler. Peygamber’in kuzeni İbni Abbas var. İlk müfessirlerdendir. “Allah göğsünü açsın” duasıyla da İndirilen’i en iyi anlayanlardan ve bunu ifade edenlerden olduğunu düşündüğümüz Peygamber amcaoğlu şöyle diyor: “Akıldan nasibi olmayan kişi, dünya işlerinin nasıl çevrildiğini bilmez. Bu kişi din alanına geçtiğinde, bu aklıyla geçiş yapar. Dünya hakkındaki cehaleti miktarınca ahiret hakkındaki cehaleti daha fazla olur. Çünkü bu [dünya] müşahede edilebilmekte, öteki [dünya] ise gayb halinde bulunmaktadır. Gözle görülen bir şey hakkında cahil olan kişi, kendisi için gaybette olan bir şey hakkında daha büyük bir cehalet içindedir.” Unutmayalım, dişi deveyle erkek deveyi karıştıran, Kuzey Kore futbol takımının Alman panzerlerini 7 farkla yenebileceğine inanan elemanlarla 9. nesil avcı uçağı üretilmez.
4. 19. YÜZYILIN ORTALARI, KIRIM SAVAŞI ÖNCESİ, “ORTADOĞU”DA BİR YER!
Biraz tarih bilmek çok önemlidir. Bir Osmanlı Rüyası isimli kitaptan okuyalım bakalım:
“Ama ne yapsak yetmiyordu.
Meclis-i Mahsus meseleye bir hal çaresi bulmak için yine toplandı. Yapılan uzun müzakereler neticesinde bu defa da Galata bankerlerinden borçlanma yoluna gidilmesi kararlaştırıldı.
Namık Paşa Avrupa’yı gezip dolaşıyor bir türlü borç para bulamıyordu ama, Devlet-i Aliyye’ye borç vermeye yanaşmayan Avrupa bankaları ve bankerleri, Galata bankerlerini Devlet-i Aliyye’den daha itibarlı buluyor olmalılar ki, onlara borç vermekten çekinmiyor, onlar da, Avrupa’dan uzun vadeli ve %3-4 gibi düşük faizlerle aldıkları paraları hazinesine kısa vade ve yüksek faizlerle borç verip büyük karlar elde ediyorlardı. Fakat son zamanlarda onlar da teminatsız para vermeye yanaşmaz olmuşlardı.
Meclis-i Mahsus’un kararı üzerine ilk olarak Banker Zarifi ve ortaklarıyla anlaşıp mültezimi oldukları vergileri teminat göstererek senelik %10 faizle 125.000 altın borç aldık.
Yetmedi, Mısır Eyaleti’nin vergi gelirlerini teminat gösterip aynı faizle ilk partide 300.000, daha sonra da 3 partide 290.000 olmak üzere cem’an 590.000 altın daha borçlandık.
Yetmedi, Saruhan, Suğla, Menteşe, Denizli, Karesi ve Karahisar sancaklarının vergilerini teminat göstererek başka bir banker grubundan %12 faizle 500.000 altın daha borç temin ettik.
Ama yine yetmedi. Bir hesap ettim, harp başladı başlayalı ordu kaimeleri dahil faizli ve faizsiz çeşitli kaimeler çıkararak, esham-ı mümtaze ihraç ederek 3.914.790 lira; Galata sarraflarından kredi alarak da 1.215.000 lira olmak üzere cem’an 5.129.790 lira borçlanmıştık. Yetmeyince Eytam Sandığı’na el atmış, tüyü bitmemiş yetimin parasını dahi harcamıştık ama yine yetmemişti. Harp içinde olduğumuz için yeteceği de yoktu.” * Not: Galat bankerleri gayrimüslimdir. O dönem itibariyle memleket ekonomisi büyük oranda yerli gayrimüslimler ve yabancıların kontrolündedir. Burada enteresan olan almazlık “örüntü”sü, kızanlar her zaman atananlara kızıyor, atayanı hep görmezden gelip, dokunulmaz sayıyor. Şu hikayesi alıntılanan süreçten hemen öncesinde iki Galata bankeri devleti her defasında farklı yöntemlerle ama göstere göstere dolandırır, savaş çıkınca yine bu bankerlere müracaat edilir. Çünkü bu bankerler padişah ve çevresinin gönlünü almasını minik hediyeler, ufak yaramazlıklarla çok iyi becermektedirler. Duruma ayık olanlar da bir türlü kimesneye laf, söz anlatamaz durumdadırlar. (Adı geçenler Baltacı Manoki ve Jack Aleon adında memleket-i şahanenin tebaından iki “gavur” oğlu “gavur”dur.)
5. DIŞARDAN GELEN BİLGİ ANCAK İÇERİNİN DİLİNE İNDİRGENİRSE ANLAŞILIR GİBİ OLUR. Kapalı bir sistemi o sistemin içinde yaşarken, dışardan bilgi akışı olmadan anlamak mümkün değildir. Veya çok çok zordur. Örnek: rüyadaki bilincimiz. Dışardan, bu içinde bulunduğumuzun rüya olduğuna dair bir bilgi gelmeden/inmeden rüyada olduğumuzu bilebilir miydik? Bu aşamada bir sorun daha ortaya çıkıyor. Rüyadayken bir ses duysak, o ses “rüyadasın muhterem” dese, aynı ses rüyaya dahil değil midir? Yine rüyada olduğumuzu bilemezdik. Kapalı bir sistemde dışardan gelecek/inecek bilgi yine o sistemin bir parçası olabilirse algılanacaktır. O yüzden kapalı bir sistemde olmaklığımızı anlamak normal dilin, normal matematiğin işi değildir. Mesela sadece Arapça konuşulan bir gezegen olsa ve bu gezegenin kapalı sisteminde dışardan bambaşka bir boyuttan/sistemden bir mesaj gelse bu mesaj yine o kapalı sistemin iç dilinde geleceğinden yine boyut kaybına, anlam daralmasına uğrayacaktır. Hakikate ulaşmak için veya en azından ulaşır gibi olmak için daha derin, çok çok daha zekice bir gönül/dille bakılması gerekir. Memleketimizi ve dünyayı yüksek zeka kurtaracak.
6. UÇAKTAN PARAŞÜTSÜZ ATILANA “DÜŞÜYORUZ” DEMENİN YASAKLANMASINA DAİR. Tarih, ibret alınmazsa mütemadiyen tekerrür eder. Almazlığın tunç kanunudur. Almaz, kriz durumlarında, birden fazla olumsuz seçenek karşısında kısa vadede en az zarar verecek seçeneği seçerken, ironik biçimde, o seçenek orta ve uzun vadede çok katlı zararlar doğurur, hatta bazen şahsı, ekonomiyi, ülkeyi yıkar. Son dönemin “beka” algısıyla üretilen politikaların başat olanlarının aynı talihsiz örüntüyle malul olduğuna eminim. Göstergeler bunu diyor ama bu yazdıklarımdan daha açık konuşmak, söylemek de maalesef muteber altkültürün haksız saldırıları karşısında tedbir almak açısından yine aynı göstergeler sessiz kalmak seçeneğini en makul seçenek haline de getiriyor. Özetle: altkültür almazı, sıkıntıya düştüğünde aklı olduğundan daha da zayıf hale düştüğünden elindeki seçeneklerden kısa vadede en karlı ama uzun vadede en zararlı olanı seçer. Günlük hayattan daha yüksek ölçekli ilişkilere kadar bu örüntü değişmez. Almazlığın tunç kanunlarındandır.
(Ki gerçekte almazlığın bütün kanunları tunçtur. Tunç derken de retorik olarak diyoruz. Almazlığın teneke dışında bir metalle, herhangi daha değerli ve gerçekten işe yarayan bir metalle ilişkilendirilmesi de mümkün değildir. Ağır vebadır. AIDStir. Kanserdir. Ondan kaçılması, kendisinden uzaklaşılması mümkün ve var olan bütün dünyaların saadeti açısından çok ama çok gereklidir.)
Almaz iki ve daha fazla unsurlu olaylar arasındaki bağlantıları okumayı beceremez. Biraz zarara katlanıp daha sonra kazanç elde etme bilincinden mahrumdur.
Unutmayalım, almazlık, 1600’lerden sonra arka arkaya yaşanan savaşlar, felaketler, Anadolu’da bazısı dev boyutta olmak üzere gerçekleşen isyanlar sonucunda çoğu ahalide ortaya çıkan, beynin çalışma biçimini travmatik ölçüde etkilemiş altkültürün “işletim sistemi”ne deniyor. Bu Türk kültürü değildir. Çok talihsiz bir dönemin kara Anadolu’da hakim olmuş dünyayı algılama biçimini, beynin çalışma pratiğini bozan altkültürdür. Bu altkültürden kurtulmak asıl beka meselesidir. Bu temel mesele çözülmeden herhangi bir dava gütmek, herhangi bir şeyin kalıcı bir surette gerçekten gelişeceğini, değişeceğini, ileri gideceğini düşünmek akıl dışıdır. Altkültürün hakimiyetinden kurtulmadan yapılacak herhangi bir yatırım, iş, eylem, hareket kızgın saca atılmış minik bir yağ parçasının eriyip anında kenarlardan dökülüp gitmesi gibi boşunadır.
7. YENİ BİR DİL ŞART OĞLU ŞART. Yeni asil sınıfın dilinin kendine has olması elzemdir. Kullanılan dilin kendisi bir test olmalıdır. Akıllıyla akılsızı ayıran, dost olunabilecekle dost olunamayacağı ayıran. Kendisinin eteğine yapışılacak ile kendisinden uzak dağlara kaçılacakları ayıran. Yeni dil elzem. Onunçün ey okur, anlamıyorsan ya kendi boyutun içinde uza yahut kendini zorla. Bizi ekstrem sporlar kurtaracak.
8. BEKA SORUNU ALMAZLIK. Almaz akılla, çok zayıf akılla dalga geçilmez. İmkansız suç gibi bir şeydir. Çünkü almazın aklı yok hükmündedir. Vardır ama yoktur. Almaz, normal matematikle anlaşılmaz. Almazın işleri ancak kuantum hesaplama teknikleri cinsinden bir mantıkla belki açıklanabilir. Ama işin aslı, almazın işlerinin açıklaması yoktur. İşin aslının aslında da, almaz ve onun zihnini işgal etmiş işletim sistemi olan almazlık, ancak kendisinden şeytan mazeret gösterilip kaçılacak bir şeydir. “Çok da şey’etmeye gerek yok yani!”
Ahmet KUBİLAY
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)