“Puşta puşt diyememek seni rahatsız etmiyorsa, sende de bir puştluk var demektir dayı.”
Olan biten için.
Bir müddettir neden köşeyazmadığımı soran kardeşlerime, dostlarıma, düşmanlarıma, ilgilenenlerime, ilgilenmeyenlerime yerine göre saygılar, muhabbetler, selamlar sunarım. Aslım başka bir galaksideydim artık buraya bıraktığım karbon (C) kopyam yokluğumu ne kadar belli etmediyse burada ancak o kadar varmışımdır. Panik yapmayın. Otostopçunun Rehberi’ne bakın. Orada da bu türden durumlarda panik yapılmaması tecviz ve teşvik ediliyor. Ne diyeyim. Demek ben yokken köşeler muntazaman yazılmamış, çizilmemiş, ekilmemiş, dikilmemiş. Kendi aslım kendi gölgemi cezalandırabilecek değilim. Demek ki bazı görevler, bazı savaş eylemleri kişinin kendi gölgesine bile emanet edilmeyecek kadar bizzat yapılası şeylermiş. Bundan sonra daha dikkatli olacağım.
Başka bir felekteydim, buranın evkatine göre kısa ama yaşayan aslıma göre çok uzun sayılacak bir süre boyunca bazı enteresan ve bu galakside nasıl hüsnü istimal edebileceğimi henüz keşfedemediğim ilimlerin tahsili ile meşguldüm. Tahsil bitti, şimdi sıra temrinde olsa gerek. Yürüyüşümüze kaldığımız yerden devam edebiliriz.
Bir kavle göre “oku” emri ile başlayan bir yolculuktayız. Bu yolculuğun paratoneri muhakkak yazmaktır. Yazmak eylemi üzerimize çektiğimiz, çekeceğimiz yıldırımların devasa elektrik yükünü “sadık dostumuz” kara toprağa akıtmaya yarıyor. (“Bir kavle göre” derken ilk inen emrin bu olmadığı iddiası da var. Yabana atmayalım derim.)
Bir Güney Amerika uyuşturucu baronunun hayatını anlatan dizinin girişinde “Son derece detaylı ve gerçekçi bir dünyayı, inanması çok zor bir unsur ele geçirdiğinde buna büyülü gerçekçilik denir. Büyülü gerçekçiliğin Kolombiya’da başlamasının bir sebebi var.” deniyor. Ülkemiz her ne kadar Amerika’nın güneyinde ve hemen altında yer almasa da son devrin gelişi ve gidişatı açısından manzaranın çok da farklı olduğunu düşünmüyorum. Kolombiya’ya nazaran daha uzakta olsak da etrafı darma duman eden fırtınanın gözü, Langley’dedir. Belki ancak adlandırmada minik bir farklılık olabilir: “Büyüsüz gerçeksizlik”.
Bol yalan. Yalan o kadar baskın ki gerçek taklidi yapan bir maske onun yalandan yüzüne yapışmış, çoğu onu gerçek sanıyor. Nasıl bir yalandan bahsediyorum? Şöyle ki, pek çok yerine “tarım başkenti” dövizleri asılmış bir şehirde bile gerçek yumurta, gerçek tavuk eti, gerçek kırmızı et bulmak kafirle cihat kadar aşırı gayret gerektiriyor. Hele aslına müdahale edilmemiş buğday unu bulmak çetin bir matematik gerektiriyor. Daha da kötüsü bunun böyle olduğunu tarif ettiğiniz önde gelenler, kendilerinin hakiki yumurtayı falanca köyden temin ettiklerini, istiyorsanız size de getirtebileceklerini söylüyorlar. O kadar sevimsizler, o kadar büyüsüz, hakikatten o kadar uzaklar ki, hakikatte yalan bile değiller. Öyle besmelesiz kesilmiş eşek etinden yapılmış, yarım pişmiş kıymalı pide gibiler. Ama sorsanız lokantalar muhteşem, işletmeciler süper kahraman. Beğenmezseniz ölümlerden ölüm beyenin. O kadar da netler! Sizin, kendiniz dışında kalan insanların, özellikle çoluk çocuk sabi sıbyanın gerçek yumurta yeme ihtimalini savunduğunuzu anlayamıyorlar. Bu sinemaki güruh, o türden bir diğergamlığı basit dünyevi pozisyonlara tercih ve terk edeli çok olmuş. Ne diyelim, Allah büyüktür!
Bu bahsettiğim Yaban romanında evsafı (veya vasıfsızlığı) tarif edilen bir türdür. Daha doğrusu alttürdür. Doğru ya, altkültür alttür doğurur. Başta Yakup Kadri olmak üzere o dönemin gözlemcileri çok uzun yıllarını savaşlarda takım, bölük yöneterek geçirmiş okumuş kimselerdir. Milli coğrafyanın bütün renklerini iyi tanırlar. O yüzden tespitleri “yaban”a atılmamalıdır. Aradan geçen zaman yüz yılı buluyor ama özde değişen bir şey yok.
Oysa her şey kökünden sarsılmalı ve değişmeli. Milyonlar bir yanlışa doğru demekle o yanlış doğru olmaz. Kötü misal vereyim; milyonlarca insan muhalfarz homoseksüelliğin eyi bir şey olduğunu düşünüyor diye biz de öyle olmayı normal karşılamayacağımıza göre iyilerin azlığı kötü bir şey olmayabilir. Korkunç vasıflı bir azlığın peşinde binlerce ömür geçirmeye değer. Yanlış ve yanlışın türevi yollar bizi doğruya götürmeyeceğine göre doğrusu öteki dünyada verilecek hükmü beklemektir. “Az olacağız, az kalacağız” diye bir şart da yoktur. Sadece işin başındaki acemi arkadaşlar kendilerini yalnız hissetmesin diye onlara can simidi atıyorum. Yoksa akıllı bir azlar topluluğu milyonlarca öküzü, sığırı pek rahat güdebilir. Zekamızı kat be kat artırmalıyız dostlarım. Vasıf, daha çok vasıf.
Boş verin ahmakları, aptalları, gayretsizleri. Boş verin biraz yemek, güvenli bir çatı bulduğu için bir müddet sizinle takılıp sonra kendilerini daha güvende hissedecekleri minik ekonomik özgürlük alanları bulduğunda zıplayan it mabadından haysiyetsiz dümbelek ve fakir pireleri. Boş verin ahlakı tersinden kurgulanmışları. Boş verin nasipsizleri. Boş verin boksörün burnundaki lekeye odaklanıp, yumrukları okuyamayanları… Bırakın bu minik komiklikleri, yanlış okuyanları, okumayı bilmeyenleri. Şeşi beş görenleri boş verin. Bu tarihi bir yürüyüştür ama siz yürümekle iktifa etmeyin, koşun. Vakti gelmediği için nasibi olmayanları da affetmeyi bilmek şartıyla, boş verin geride bıraktıklarımızı. Boş verin. Gerçek süt ve yumurtayla beslenemeyen her bebeğin vaziyetinde vebali olduğunu bilen mertler sizlersiniz. Bırakın bu müptezelleri. Siz kendi yolunu kendi açanlar, göstere göstere gelenler ve çakınca çok fena vuracak olanlarsınız. Müstakim olun, rahat olun, koşun. Sizler, bin yılda bir doğmuş bu nasip dönemi içinde asıl neye yoğunlaşmanız gerektiğini iyi bilenlersiniz. Seke seke koşturun, eze eze devam edin. Bu coğrafya daha yumuşağını kaldırmayacak. Gevşemeyin, ciddiyetsiz olmayın. Yeni bir kavim ancak bu şartlarda mümkün. Bu gevşeklere benzeyen onlardan beter olsun. Gayretinizi katlayarak artırın. Sizler tarihsiniz, tarih yazmaya devam edin.
Bu doğru okuyarak ve etkili, güzel yazarak devam edilen bir yolculuktur. Gerçeğin katları olduğunu unutmamak gerek. Ortalama insan gerçeğin görünen hâlinin mümkün tek gerçek olduğunu sanır. Oysa gerçek kat kattır. Gerçeğin ikinci katına, ikinci fizikle çıkılır. İkinci fiziğin kendi tıbbı, kendi sosyolojisi, kendi psikolojisi, kendi özel ilimleri vardır. Yol azlarla inşa edilir ama Allah nasip ederse de o azlar milyonları başka bir ufka, başka bir medeni seviyeye çıkarır. Yol uzun, yapılacak çok. Mesele niyet etmek.
Size yeterince yaklaşamayanlar hayalden bahsettiğinizi sanacaklar. Oysa “anlatılmaz, yaşanır” bir süperpoze maddi-manevi hâlin çocuklarısınız. Birbirinize bir dokunursunuz, üç kat hızlı okumaya başlarsınız. Biraz daha yükselmiş olanınız yek diğerine bir dokunur, uyku ihtiyacı katlanarak azalır. Bunu altkültüre tapanların anlaması mümkün değildir. Ne sizin standartlarınızı idrak edebilirler, ne size yetişebilirler. Bırakın, gürültü yapsınlar. Bırakın hemen algılamasınlar. Her döngüde zamanı geldiğinde, vakteriştiğinde skor tabloları, bilbordlar, yön tabelaları sizi gösterecek, sizi konuşacak zaten. Ansiklopediler sizi yazacak.
Sizi kibirli sanmaları dahil bir sürü eksik anlamayla muhatap olmanız başlarda kaderdendir. Zamanla bu da düzelecek. Sabretmek gerek. Sizi bildiğini sananların en az yedi ceddinin görmediği başarıları hazırlayın, başarılara hazırlanın. Gerek ferdî, gerek toplu başarılarda iksirle bakırı bile altun yapın, tuğları yüceltip, çağı değiştirin. “Ne diyor bu” diyenleri dualarla nasiplerine uğurlayıp, tarihi yürüyüşünüze fert fert devam edin.
Bu hayaller o kadar gerçek ki. Sadece inanmak ve çalışmak gerekiyor. Safları sık tutup, omuzları bitiştirip, saf saf dizilmek gerek. Selametle.
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)