https://www.facebook.com/AKubilayB
"Ebdal'dan el Kesib isimli imam şöyle derdi: Allah bütün bilgiyi feleklere yerleştirdi. İnsanı ise bütün alemin bağlarının (alemdeki şeyler arasındaki bağ ve münasebetler) bir toplamı yaptı. Binaenaleyh insandan alemdeki her şeye uzayan bir bağ vardır. İnsanda bulunan bu bağdan, insana ulaştırması için Allah'ın o şeye bıraktığı durumlar meydana gelir. (Yine) Arif-insan, bu bağdan istediğinde o şeyi hareket ettirir. Şu halde alemde insanda eseri bulunmayan bir şey olmadığı gibi insanın eserinin bulunmadığı her hangi bir şey de yoktur. "
Muhyiddin
Yaşadığımız tek yer olduğunu düşündüğümüz/zannettiğimiz dünyaya "görünen âlem", "müşahade âlemi" deniyor. Kaba bir tasavvuf teriminden öte, içine ilk doğduğumuzda, kendimizi bilmeye başladığımızda "işte dünya budur, burasıdır, böyle bir yerdir" diye şuurlandığımızda bu dünyayı, "ölümlü dünya"yı en kaba haliyle idrak etmeye başlamış oluyoruz. Yazdığım kelimeler üzerinde daha ince düşündüğümde her bir ifadenin tekrar açıklanmaya muhtaç olduğunu görüyorum. Bu da en hafif tabirle kafa karıştırıcı oluyor. Okuyanlardan özür dilerim. "Ölümlü dünyayı idrak etmek" dedim ama bu da bir seviye meselesi. Ortalama bir insan ölümlü dünyayı hangi seviyeden idrak eder? Hele de günlük algı doğal olarak bu kadar sorunluyken. Birçok istatistik gösteriyor ki günlük seviyede algımız zayıftır. Karşılaştığımız herhangi bir sosyal tabloda beş unsur varsa en akıllılarımız bile bu unsurların en az bir ikisini fark bile etmemektedir. O zaman idrak nasıl olacak? Ol sebepten bulanık bir dil kullanmak zorundayım. Özür dilerim.
İnsanların çoğunun yaşamakta oldukları tek yer olduğunu düşündüğü dünya aslında bir arayüzden ibaret. Bu arayüzü zihnimizde yüklü dil hangisiyse o dille dünyayı bir arayüz olarak okuyoruz. Bu, (Türk isek) sadece anadilimiz (olan Türkçe) değil, doğumumuzdan itibaren, çocukluğumuz, çevremiz, idrak ettiğimiz ve edemediğimiz şeylerle her bir insan teki için aslında çok farklı olabilen bir dildir. En yaygın kavle göre İslam Peygamberi'ne verilen ilk talimat "oku". Mesele bu arayüzün ötesine geçmek olabilir mi?
Çünkü dilimiz lineer bir dil. Bütün insanlığın bilinen dillerinin çok ezici çoğunluğu lineerdir. Dün, bugün, yarın çizgisinde ilerleyen zamanı yine dün, bugün, yarın çizgisinde ilerleyen lineer dillerle en doğru biçimde algıladığımızı düşünüyoruz. Oysa kaçırdığımız o kadar çok şey var ki. Sicim teorisinde an itibariyle son varılan noktada bilim insanları, sicimin yukarı doğru yedi aşamalı bir yansıyışla 11 boyutta bulunduğumuz varlık/düşünce kaneviçesine yansıdığını düşünüyor. Önemli noktaları deneysel ispatlı olan çalışmalar sonucu, yapılan matematik hesaplarla da belli oranda sağlaması yapılabildiği üzere, iki boyutlu sicim tam 11 boyutta (bildiğimiz) en yukarı yere yansıyor. Bizse ağırlıklı olarak 3 boyut içinde yaşıyoruz. Bu mantıktan hareketle bazı bilim adamları birden fazla evrenin var olduğunu düşünüyor.* Benim üzerinde durulması için ısrar ettiğim konu: bu evrenlerin iç içe olmaklığından bize ne türden bir "pratik" alan kurgulama imkanı düşebilir? En baba soru; bir çok sorunun sorusu işte tam olarak budur.
Dilimiz lineer dedim. Yeryüzünde bilinen ve kısıtlı ölçülerde incelenmiş birkaç lineer olmayan (non-lineer) dil var. Bu dilleri kullanan bu birkaç nadir bulunan kavim** modern anlamda teknolojiyle bağlantısı olmayan, ilkel tabir edilen kavimlerdir. Non-lineer bir dil konuşan bu kavimlerin günlük hayatları, benlik algıları, toplu yaşarken telepati dışında izah edilemeyen şeyler yapabilmeleri, uyku düzenlerinin, bazı biyolojik süreçlerinin tuhaf ve "modern" dünyadaki insana göre üstün sayılabilecek farklılıkları non-lineer dilin insanda neyi açabileceğine, günlük hayatın ne türden bir idrakle farklı okunabileceğine dair ilginç fikirler veriyor.
Bir de İlahî vahyin, Kuran-ı Kerim'in nasıl okunması gerektiği meselesi var. Günlük dilimiz ancak ölmemeye yetecek kadar zayıf bir seviyede seyrederken, Allah'ın kelamını idrak mümkün müdür? Yahut hakikati idrakten hissemize düşen şairin ifade ettiği kadar mıdır? "Anlamak yok çocuğum/ anlar gibi olmak var!" Kitabı non-lineer dillerden herhangi biriyle okumak bize ne öğretir? Elest bezminde "Rab" vurgusuyla sorulmuş bir soruya muhataptık. Yani temel mesele ömür boyu öğrenmek. Verimsiz bir dille bu ne kadar mümkün? Sakın imtihanın sırrı tam da bu hususta tecelli ediyor olmasın! Non-lineer okuma bahsinde de, non-lineer dillerin muazzam bir çeşitlilik arz ettiğini söyleyeyim.
Non-lineer dili öğreneceğimiz zemini önce inşa etmemiz gerekiyor. Bu, insan tekinin yapabileceği bir şey değil. Bu şey, Rasulullah'ın "omuz omuza" diye emrettiği bir araya gelme teknikleriyle kurgulanabilir bir şey. Ayna nöronlar denilen, bilimin yeni yeni varlığını ve derinliği, önemini fark ettiği bir mesele var. Aslı şudur: İnsanlar neredeyse hiçbir şeyi tek başlarına gerçek anlamda öğrenemiyor. Başka birinin aynı şeyi yaptığını görmeleri lazım. Beraber yaparak öğrenmeleri lazım. Bu işte sahabenin sırrı olsa gerek. Bahsettiğim, tabir caizse, ortak bir frekans yakalayan insan gruplarının beraber inşa edebildikleri/ettikleri/edecekleri dil non-lineer dildir. Bu dilin grameriyle ilgili bir şey değildir. Uzakdoğu anlatılarındaki mantra mantığına benzer bir idrak gerekmektedir. Hazreti Peygambere bir gün biri geliyor ve karın ağrısından bahsediyor. O da "bal geçirir" diyor. Daha sonra aynı zat geliyor ve "bal karın ağrısını geçirmedi" diyor. Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi vessellem) "Allah ve Rasulu doğru söylüyor. Karnın yalan söylüyor" diyor.*** Mantra mantığı da buna benzer. İnsan grupları ortak örüntüler ağı oluşturur. Yine tabir caizse bütün insanlığı kapsayan matriksin içinde özel bir iç-matris oluştururlar. Genel fütüvvet söylemimizde iç-kavim dediğimiz budur.
Ayna nöron bahsinde de muhakkak vurgulamadan geçmemem gereken bir bahis var: Eğitim, çok yaygın olarak düşünüldüğü gibi teori esaslı değildir. Bilginin çoğu usta - çırak fizik ilişkisi sayesinde öğrenilir. Özellikle pratiğe dökülen bilgi böyledir. Tıp ve mühendislik eğitimine bakalım. Asıl mesele pratiğiyle, elle, dille, kulakla, tenle, insanın insanla, öğrencinin hocasıyla temasıyla öğrenmektir. Bilgi, Peygamber'e "yukardan" iner, Melek o bilgiyi özel usullerle iletir, Rasulullah da "insan tekleri"ne teker teker izah eder. O'nun izah edişi de sadece konuşma usulüyle değildir. Hep beraber işin pratiğine girişirler. Meseleler dar halkadan giderek genişleyen halkalara aktarılırken aynı zamanda holografik biçimde özel iç-matrisler de oluşturulur. "İkinin ikincisi" bahsindeki gibi daha özel bilgi, ancak daha özel iç gruplar arasında öğrenilebilir, tecelli edebilir. Kehf Suresi'nde "Rabbin katından bir ilim" verilmiş (Hızır)ı, Musa aleyhisselamın gerçek manada idrak edemeyişi örneğinde olduğu gibi bazı bilgiler de bazı "tek"lerin ömürleri boyunca oluşturabildikleri örüntüler ağında okunamaz, anlam ifade etmez veya yanlış yorumlanırlar. Özetle, eğitim büyük oranda pratik ağırlıkla yapılabilen bir şeydir. Gerçek ortam, gerçek ilişkiler, gerçek irtibatlar ve birbirini görebilen insanların birbirlerinden aldıkları hâller bütünüyle erişilen bir manevi sırdır. Aslında gayet açık bir sırdır ama Kartal'ın bir kilometreden yerde gördüğünü bazısı burnunun dibindeyken göremez.
Günlük hayat olarak algıladığımız, ahlaklı ve ahlaksız yöneticilerin, yalancı ve dürüst dindarların, ileri ve geri zekalı çoğunluğun, köşedeki market zincirindeki kasiyer, ötedeki hızlı tren garındaki biletçi, ahlakı ve müşteriyi memnun etmesiyle tanınan uluslararası firmayı bir sürü özel plakası olan siyasetçilerin desteğiyle kovan kavgalı evlilik mahsulü taksici, başçavuştan bozma apartman yöneticisi, maliyetinden kat kat pahalıya satılan elif cüzlerinin, ve daha neler nelerin hep birlikte oluşturduğu bu "ölümlü dünya"ya aslında bir arayüz muamelesi yapılmalı. Başka yazılımlarla çalışan bambaşka ve harp meydanında mertlere keyif verici arayüzler üzerinden aynı dünyanın çok daha fazlasının algılanması mümkün. Bambaşka bir dünya ve bambaşka hayatlar mümkün. O yüzden almazlardan uzak duralım. Yolda Ebubekir'i görünce selam veren Peygamber; insanların içlerinde işe yarar ancak bir tane bulunabilecek bir deve sürüsüne benzediğini söylüyor. Bu söze muhakkak itimat edelim. Bundan bir dünya görüşü, kafile kafile bir araya gelişlerden bir ahir zaman devrimi inşa edelim.
Ancak bazı filmlerde mümkün sanılan bir konglomeralar ağıyla mazlum milletlere güç, mağrur milletlere ayar verecek yeni bir arayüz tasarlamak icap ediyor. Söz ehlinedir. Antrenman yapmayan salonu meşgul etmesin. Vesselâm.
Ahmet Kubilay
* Bu akademik bir makale olmadığı için uzun vadede edindiğim teorik ve pratik birikim üzerinden konuştuğum için kaynak, ayrıntı vermiyorum. Bu başka bazı yazılarım gibi sohbet havasında okunabilir.
** Mesela bunlardan biri Güney Amerika kıtasındaki Pirahalar, bir başkası da Avusturalya kıtasında bulunan aborijinlerden bir kısmı... Ciddi incelenmesi gereken bu kavimler ve dilleri hızla yok oluyor. Ehline alarm vermiş olayım.
*** Hadis-i bilmânâ.
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)