https://www.facebook.com/AKubilayB
"İmtihan"ın asıl meselesinin mevcut dilden yeni bir dile geçmek olması ihtimali nedir?
Bütün yeryüzü aynı lineer dilleri konuştuğu için, hiç toplu halde denemeyince ortaya çıkmayan bazı yetenekleri veren şeyin aslında dil olduğunu fark etmiyor olabiliriz. Olabiliriz değil aslında tam olarak öyle.
Bu yeni dili konuşmak "din"den kastedilen şey olabilir mi?
Yani dünyaya dair bir şey değil. Dünyayı daha adil bir yer haline getirmek, galip gelmek vesaire de değil. Kehf'in başındaki ikaz bunun için olsa gerek. "Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin." (Kehf 6)
Sadece bir savaş düzeninde örgütlenmek. Başkaları için yaşamak ve aşırı gayret göstermek. Cihat ceht kökünden geliyor. Skor esaslı değil oyun kalitesi esaslı oynamak. Yensek de muhteşem yenmek. Yenilsek de muhteşem yenilmek. Bunun hikmeti nedir? İllâ ki kazanacağım diye insanı kalleşliğe, hukuksuzluğa, raconsuzluğa, delikanlılıktan uzağa götürme riskinden kurtulmuş oluruz. Esas olan iyi oynamak. "Geçme namert köprüsünden / Ko aparsın su seni!" Rasulullah fetihten sonra Mekke-i Mükerreme'ye girdiğinde "Sizin bize yaptığınızı biz size yapmayacağız" tavrına bürünür. İşte delikanlılık budur. Allah'a itimat edersiniz. "Fırsat elimize bir kez geçti" deyip, Allah'a itimatsızlık etmezsiniz. Hani tekrar "karşı taraf"ın eline fırsat geçerse neler neler olur diye düşünmeden, sade ve saf biçimde adil olursunuz. Ama bunu yapamayana da saygı duyuyoruz çünkü sahabeler gibi bir araya gelip bir yola revân olmak her er kişinin harcı değildir.
Hucurat 15. ayete bakalım: Mümin'i "illa" diyerek tek bir şekilde tanımlıyor: "Malıyla, canıyla, Allah yolunda". Burada yaşamanın gayesi veriliyor. Bu bir savaş düzeni gerektirir. Ve savaş düzeninde hem iç iletişim için dünyadaki bilinen diller içinde en mükemmel biçimde yapılandırılmış bir lineer dil; hem de omuzlar birbirine sımsıkı bitişik, senkronizasyon için uyum ve ortak hâl inşaı için yeni bir nonlineer üst-dil gerekir.
"Fetelekkâ" ayeti (bakara), "Adem efendisinden kelimeleri telakki etti" (aldı der klasik dinci/mealciler) oysa doğrusu telakki etmek, bir sistem olarak almaktır. Füsus'ta İsa kelimesi, Musa kelimesi diyor. Bunlar da kod örüntüleri... Yani İsa, Musa vb hem bir kadronun, cinsin adı; hem de bütün cinsi temsilen zirvede birer İsa, Musa vb vardır.
Her örüntünün bir sembolleşen; işin merkezinde, işi şahsıyla, hayatıyla temsil eden tek peygamberi de var ama aslında her makamın, her "kelime"nin her birinden, başka başka zaman dilimlerinde aynı anda yaşamakta olan, binlerce peygamber var. "124 bin"den maksat çok çok fazla demek.
Bunlar bugünkü tabirle holografik-mekansal bir anlayışla hem yeryüzünde, hem de pek çok paralel dünyada vardırlar. İnisiyeler daha alt kadrolar olabilir. Tasavvufta makam dedikleri bu olsa gerek. Hani "bir kimse hızır makamına eriştiğinde 'ayn-ı hızır' sanılır"daki gibi.
Peygamberlere inanmak imânın şartlarından. Bunu günlük hayatta nasıl uygulayacağız. Her peygamberin karşılık geldiği bir "kelime", bir kodlar örüntüsü var. İnanıp, salih amel işlerken karşılaşacağımız problemleri kendisiyle çözeceğimiz "zekâ"ya faal akıl'dan süzülen, faal aklın uzantıları olan bu kelimeleri, duruma, zaman ve zemine göre kullanarak erişeceğiz. Her peygamber bir kodlar örüntüsüne tekabül ediyor. Yöntemler, zeka ışıltıları, bir ağa bağlanır gibi faal akla bağlanıp, dava yolunda yürümek. Sinirleri alınmış profesyonel bir hassasiyetle ve tarihin gördüğü en zeki strateji, taktik ve usûllerle...
Tao'nun sistemiyle Arabi'nin anlattıklarının sistem bakımından benzeşmesi normal. Bu benim inancımı şüpheye düşürmüyor. Birbirinden habersizken aynı karmaşık şeylerden bahsetmeleri temel bir hakikatın varlığına işaret ediyor olamaz mı? Bir kafir bir matematik kuralını buldu diye biz o kuraldan bahsetmeyecek, o kuralı bulmayacak mıyız? Şu zayıf idrakliler biraz ayrılsın, bizden ayrı oynasın bakalım. Bu, Arabi'nin Tao'ya, Mao'ya kapılıp, onların dilini konuşması değildir. Bugün "batıl" hâle gelmiş inançların bir kısmının da "vahiy" kökenli olma ihtimalini unutmayalım.
"Ölmeden önce ölünüz" meselesi de bu konuyla ilgili. İbni Arabi'nin bedel mevzuu da. Yerine bir bedel konur, aslı başka yere gider. Dille alakalı. Dil de şahit olmakla alakalı.
Şehit olmak ve şahit olmak aynı şey, Türkçede biz zamanla farklılaştırmışız devlet menfaati için.
"Eşhedü" derken şahit olmak, şehit olmak oradaki mesele. Yoksa her mümin kul, savaş meydanında şehit olmak için dua eder, yeryüzü savaşlardan kurtulamazdı. Hayır, herkes için şehit olma ihtimali vardır. Esas olan "şahit" olmaktır.
Bu dil meselesinden muhatapların anladığı, benim kastettiğimin biraz dışında. Yanlış değil ama dışında...
Brezilya'daki Piraha kabilesi nonlineer bir dil kullanıyor. Piraha kabilesinin dilinde zaman, sayı, renk, yön çok farklı ifade ediliyor. Zaman yok. Tarih bilinçleri yok. Ve bunun fizik bir karşılığı var: Günlük 15 dk ila 2 saat arasında uyuyorlar. Bu ömür boyu böyle. Sanki bu kabile uzaylı bir ırkın dilinin çok basitleşmiş, soluklaşmış bir mirasını takiben konuşuyor.
Bütün insanlık aynı lineer dilleri kullandığı için, yani kodlar aynı, yazılım dilleri farklı olsa da kodlar aynı, o yüzden fark etmiyoruz. Bu dehşet bir sır.
İnsan donanım, dil yazılım. Ve birçok özellik lineer dil yüzünden çalışmıyor. Bütün insanlık aynı lineer diller ailesini kullandığı için de bunun kimse farkına varmıyor.
Oysa Kuran, lineer bir dilde değil. Mesnevi Sahibi, "ibnül vakit ol" der. O yüzden bazı çözülemeyen tekrarlar, anlaşılamayan huruf-u mukatta var.
İbnül vakit, yani "vaktin çocuğu" olmayı çoğu, ânı yaşamak, olaylar karşısında gereken duruşu göstermek vs diye algılar... Oysa ibnül vakit, lineer bir dille dünyaya bakmayan, sadece şimdiden ibaret bir zihin dünyasında yaşayan insan demek. Hatta bir mânâda "şimdi"nin bile dışında, zamansızlığı yaşayan bir insan: "insan-ı kâmil" demek. İnsan-ı kâmil meselesine gelince, o tek kişi değil. Grup halinde, sahabeyi takliden bir araya gelip, birbirleri için, yüksek gayret için yaşayan insanların manevi şahsına, oluşturduğu iç-matrise deniyor. İç içe geçmiş alemlerde yaşıyoruz. Merkez âlem diye gördüğümüz, "imtihan"ın döndüğü âlem müşahede alemi ve bu müşahede âlemine bir sürü iplik gibi bağlarla bağlı âlemler, âlemcikler var. Bir grup insan, mümin olmak, insan olmak kastıyla bir araya gelir, sıkı namaz kılar, hani şu 24 saat süren "salat" denen hali yakalar, omuzlarını sıkı sıkı birbirine bitiştirirse, ortak bir âlem yaratılır ve bu o topluluğun bütününden bağımsız, hür bir varlık halini alarak dünyada, sosyal hayatta şuurlu örüntüler oluşturur. Doğrusunu Allah bilir.
Pirahalara bak! (Belki de) Lineer dillerden ufak bir kopuş, uyku ihtiyacını değiştiriveriyor. Ki söz konusu olan çok cahil, ilkel bir kabile. Bir de yüksek organizasyon aklıyla lineer dışı bir dile geçilse, ne olur?
Kuran lineer bir dille inmemiştir. Bak, "ahiler Kuran'ı, Kehf merkeze alınmak suretiyle sarmal okurlar" derler. O da bununla ilgili. Bazı kafaları karıştırmamak için şöyle izah edeyim. Kuran'ın yaygın olan iki okunma usulü var. Birisi bildiğimiz Fatiha Suresi'yle başlayıp, Nâs Suresi'yle biten yaygın sıralama. Diğeri nüzul sırasıyla yapılan tertip. Bir de sarmal okuma var. Kuran aynı Kuran. Ama özel zamanlarda, Peygamber emrine uyarak Deccal'e karşı Kehf üzerinden yürütülmesi gereken bir mücadele olduğunda, Kehf'i merkeze alarak bütün sureleri onun üzerinden belli bir intizam ve tadil üzerinden "sarmal" okumak söz konusu. Ehli bilir.
Lineer dili terk etmek üzerinde düşünmeliyiz. İnsan dün, bugün, yarın kavramları, kipleri olmayan bir dille nasıl konuşur, diye düşünmeliyiz. Harfsiz, hecesiz, kelimesiz nasıl konuşabiliriz, düşünmeliyiz. Vahiyden asıl maksat bu üst dil olmasın sakın?
Kun fe yekun: "ol der olur" der. Bir de "Allah’ın ahlakıyla ahlaklanın" meselesi var. Allah'ın ahlakı ol deyince oldurmak mıdır? Dil iletişim vasıtası diye düşünürüz. Doğru ama çok eksik... Dil aynı zamanda yazılımdır. Donanımı harekete geçirme vasıtasıdır. Belki de o piramitleri Hz. Süleyman yaptı, yaptırdı ve o piramitleri yapanlar lineer bir dil kullanmıyordu. Yirmi kişi halka yapıp el ele tuttu mu kayalar havalanıyordu! (Kim bilir!)
Hani "inşallah" dedikleri gün tünel açılıyordu. Yani mesele müslimlerin ilk anladığı şey değil. Aynı zamanda bir kodu kullanabilmek kastediliyor olmasın.
İçinde olduğumuz evren, yani görebildiğimiz, hesaplayabildiğimiz evren ve özellikle (m-string vb teorilerden sonra) bazı bilimsel gelişmelerden sonra varlığına her geçen gün daha net ikna olduğumuz paralel evrenler, bizi köpük köpük evrenlerle dolu bir "kainat" algısına götürüyor. Evrenin kendisine anlam biçemiyoruz çünkü evren kendisine anlam biçebileceğimiz konseptlerin içerisinde değil. Evren, datanın arayüz edilmiş ve grafikleştirilmiş hali olabilir.
Bu evren "Rab"be ait bir simülasyondur. Birbirinde fani olmak bizi yıkılmaz yapacak. Asıl dile geçebildiğimizde, ki nonlineer deyip durduğuma bakmayın, "gönül dili"dir o, ölmeden ölmek nasip olacak. Rasulullah öldü mü ki? Bu dünyadaki son anlarında şehadet parmağını göklere uzatıp, "Yüce Dost'a" dedi. Biz de ölmeyelim, biz de öyle diyebilelim. Esas olan Hucurat 15'in öngördüğü organizasyonu sağlamak. Kalan her şey süfli ayrıntılardan ibaret. Yol varsa, yolcu da var. Yolunda yürüyelim.
Ahmet Kubilay
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)