“Muhakkak Allahu Teâlâ hazretleri, sığır cinsinin otları dişleri arasında çevirdikleri gibi tekellüfle konuşan, ağzının içinde dilini dolaştıra dolaştıra belagat taslayan erkeklere buğzeder.”
H. Ş.
Dil insanlararası bir iletişim vasıtasından mı ibarettir? Dil, (yani lisan) aynı zamanda insanın beyninin çalışma tekniklerini belirleyen, ancak daha da ileri düşünmeye cesaret edebilenlerin anlayacağı yönüyle de vücut fonksiyonlarında olağanüstü farklılık ve değişikliklere sebep olabilen bir "şey"dir aslında.
Evet, aslında. İşin aslı bu olsa gerek ama insanoğlu, imtihan dünyası icabı pek çok şeyde yanıldığı gibi bunda da yanılmakla maluldür. Vücut, vücudun içinde yaşadığı sosyal ortam, insanın kaderi bir donanım gibi düşünülürse onun işletim sistemi dildir. Ne çare ki bunu anlatmak hiç kolay değil. Dil, bu "donanım" için hatta işletim sisteminden daha fazla bir anlam taşır. Bir çeşit sihirdir.
Oraya nasıl ulaşılır? Bu direkt öğretilebilen bir şey değil. Oraya hâlle gidilir.
Mesele biraz da, daha elit, daha ayvaz bir iletişime alışmak. Oraya gitmenin yolu bundan başlıyor. Çünkü biz toplumun mevcut iletişim tarzını amatör bulan, bundan şekva eden insanlarız. Toplum çok düşük bir iletişim seviyesinde anlaşıyor. Aslında belli ki anlaşamıyor. Anlaşır gibi yapıyor. Bu zayıf ama yaygın dilin maliyeti çok büyük. Nihai tahlilde kocaman bir imparatorluğu biz bu zayıf dil yüzünden kaybettik.
Ortalama insanlara dikkat edin. Onlar, üç öğeli bir cümle duyduklarında o cümledeki öğeleri tekrar tekrar sorarlar. Maksadı bir cümleyle, enlemesine boylamasına eksiksiz ifade ettiğiniz bir mevzuda her bir öğeyi sanki söylenmemiş gibi tekrar tekrar sorarlar. Bu çok düşük seviyede çalışan bir "işletim sistemi"ne işaret eder. Aynı insanların işlerinde güçlerinde de bir unsuru aşan basamaklı meselelerde akış hataları yaptıklarını göreceksiniz. Çoğu iki ve daha fazla unsurlu, en kısadan biraz uzun vadeli işlerde ya işin adımlarını birbirine karıştıracaklar, ya basamakları atlayarak iş yapmaya kalkacaklardır. Çok tuhaf, iş yapmayan - işçi çalıştırmayana, istihdam yapmayana inanılır gelmeyecek kadar tuhaf bir şekilde en basit işlerde çok basit hatalarla ya işi geciktirecekler ya insani ve ekonomik maliyeti artıracaklardır. Biraz karmaşık organizasyon gerektiren işlerle uğraşan insanları bezdiren bu durum neredeyse bütün büyük çaplı problemlerimizin özündeki, altındaki sorundur. Bir işletim sistemi olarak dilin olağanüstü sistemsiz oluşu ve zayıflığı. O yüzden toplumda cari, yaygın olan malum günlük dil; bir iletişim aracından çok safsatayla yaralı bir bulaşıcı hastalık yayma örüntüsüne (istasyona) benzer.
Bahsettiğimiz anamızın ak sütü gibi helal olan Türkçe değil. Ortalama insanın tâbi olduğu yıkılası alt kültürün bir fonksiyonu olarak her yerde yaygın bir işgalin vesilesi olan bir "tarz"ın adı. Eğer bu milletin düşmanları ana hamlelerini bizleri bu kadar zayıf ve safsatacı bir dille konuşmaya alıştırmakla yapmamışlarsa bize daha başka nasıl bir komplo kurmuş olabilirler ki!
Bu "dil"i konuşma alışkanlığı aramızdaki en zeki insanları bile zamanla aptallaştırıyor. Bunlar tecrübeden kaynaklanan beyanlardır. Bilimsel kanıt isteyenler laboratuvarlarda, çalışma gruplarında nörolojik deliller bulacaktır.
40'ına, 50'sine gelmiş bizdeki dedelere bakın; bir de aynı yaşlardaki bir Alman'a, İngiliz'e, İtalyan'a bakın. Temel fark beslenme, kafa rahatlığı değil, iletişimde kullanılan günlük dilin ciddi seviye farkıdır. Bu adamlar maalesef çok yüksek bir seviyede iletişim kuruyorlar. Günlük dilleri; duygudurum kontrolü başta olmak üzere çok daha yüksek bir idrak ve öz kontrolü getiriyor.
Ortalama günlük dilin, onu düzenli konuşanların beyin fonksiyonlarına vereceği en hafif zarar düşünce hızını yavaşlatmak, hafızayı köreltmek olacaktır. Kültürün, millî medeniyetin üst diline çıkmak, iletişim kurarken daha zekice, daha yüksek bir anlayışa, tabir caizse "racon"a geçmek şart.
Epigrafta geçen "sığır cinsinin otları dişleri arasında çevirdikleri gibi tekellüfle konuşan, ağzının içinde dilini dolaştıra dolaştıra belagat taslayan" ifadeleri bana hep cer hocalarını çağrıştırmıştır. (Başkalarını da anlatıyor belki ama öncelik cer hocalarının...) Osmanlı'nın yıkılış dönemlerinde köy köy dolaşarak, yarım dini bilgileriyle halkın sırtından geçinen cer hocaları... "Hoca" dendiyse meseleleri birilerine bir şey öğretmek değil, o yüzden aslında hoca da değiller. Temel meseleleri sermayeyi doğrultmak, hep daha fazlası hep daha fazlası... Bu maksatla girecekleri güç elde etme yolları, (ticaret, siyaset, vatan kurtarıcılık) için bol itibar edinebilecekleri dini söylemleri olmasından mütevellit kürsü dokunulmazlığına sahipler. Sanki aradan asırlar geçmemiş, daha üstün bir örgütlenme modeli de bulunamamış. Bazı kürsülere bakın, bu rivayet cuk oturmuyor mu? Çok ilginç bir tanım değil mi?
Bu hakikati sıradan dille konuşan sıradan insanın fark etmesi çok zordur. Hakikat (veya hakikatsizlik) en iyi ihtimal bu "elemanlar" birbirlerine düşerlerse ortaya çıkabilir. O da söylem manipülasyonlarından hakikatin sızabildiği kadar; yani kısmen. Yoksa iş yaş.
Daha anlaşılır bir dille ifade edeyim: Osmanlı yıkıldı, gitti. Biz aynı örüntüler ağının, güçlü bir devletin tekrar inşaı peşindeyiz. Ama bunun yolu Osmanlı'yı, bir önceki devletimizi yıkan modellerin ve rol kesen düşkünlerin tekrar aynı usul ve vasıtalarla iş yapıyor gibi patinaj yapması değildir. Zaten Osmanlı'yı bu cer hocaları modeli üzerinden gerçek dilini kaybeden halkın naifliği, zayıflığı yıkmıştı. Bizi dış sebepler ve başa gelen büyük savaş felaketleri değil; asıl (Elmalılı Hamdi merhumun tanımıyla:) "dilleri var anlaşamaz bir kavim" olmak yıkmıştı. Tıkır tıkır çalışan sistemler ve bu sistemlere bizi götürecek ayvaz insan modeli inşaını niyetimizin, düşüncelerimizin, eylemlerimizin merkezine koymamak yıkmıştı. Aynı felaketi tekrar tecrübe etmeye ne gerek var! Bu gerçek er geç zuhur edecektir. Bunun zuhuru peşindeyiz.
Yoksa bu zayıf günlük dille anlaştığını sanan ama gerçekte anlaşamayan bir topluluğun başına gelen ve daha da gelecek olanları tahmin etmesi bile mümkün değil. Zaten başına felaketler geldiğinde de o anda anlamaz, ancak çok daha sonra, ancak iş işten geçtiğinde bir felaket yaşamış olduğunu idrak eder. Bu idrakten de bir irfan doğmaz. Bunu nereden anlarız? Yeni bir felaket örüntüsü farklı aktörler ve zeminde tekrar karşısına çıktığında yine başına gelecekten habersiz, mübarek başını meleye meleye belalara uzatır ve bu kısır döngü döndükçe bereketsizleşir, döndükçe kısırlaşır. Sonra yeni bir kılıkla felaket yine geldiğinde aynı şeyler tekrar yaşanır.
Tarihi kırmak gerek. Birilerinin bu mübarek ama aynı zamanda gariban topluluğa; hem topluluk, hem fert planında gerçek var oluşlar inşa edemeyiş sebebini, sebeplerin sebebi olan bu dil meselesini anlaması için ilmen, keşfen müdahale etmesi gerekir. Bütünü gözeterek ama ancak "onlardan bütüne ulaşacak küçük bir kısmını elitleştirmeyi" hedefleyerek eğitim seferberliği vasıta ve kurumları inşa etmeden hiçbir şeyin değişeceği yok. Günlük hayat üzerinden bütün millî varlık unsurlarını basitleştiren bu günlük kültür bertaraf edilip, üst dile, üst ve gerçekten millî kültürün diline, "büyük huzur"un diline geçilmeden her yeni tarih sayfamız ötekinin aynı felaketlerle dolu gelebilir. Bizden söylemesi.
Ezcümle, özetle: elit bir sınıf üzerinden üstün bir dile geçilmezse, bütün toplum da buna teşvik edilmezse daha çok çekilecek dert var demektir.
Ahmet Kubilay
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)