Eyvah aldandık!
Reklamı Geç
Advert
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Eyvah aldandık!
02.01.2017 08:51:23

 

Eyvah aldandık!

Hıristiyan dünyası yılbaşına kutsiyet vermiş ve kiliseler aracılığı ile bu günlerde çeşitli dini etkinlikler düzenlemişlerdir. Pazar günü kiliseye gitmek, evliklerini yine kilisede yapmak ve öldüklerinde cenaze işlerini yerine getirmek başlıca dini görevlerden bir tanesidir.

Bundan başka önemli bir dini ibadetleri yoktur. Tesettür, dua ve sadaka vermek gibi ibadetler Hristiyan inancında bulunmasına rağmen nerdeyse hiç uygulanmamaktadır. Materyalizm bütün Hristiyan adetlerini adeta yıkmış seküler yaşam bu toplumlarda yeni bir din olarak Hristiyanlığın yerine geçmiştir.

Müslümanların günün beş vaktinde kılmak zorunda oldukları namaz ve senenin bir ayında tutmak zorunda oldukları oruç ibadeti olmadığı için Hristiyanlarda güçlü bir inanç sistemi yoktur. Kolaylıkla materyalistlerden etkilenirler ve “Velediyet-Tanrı’nın çocuk doğurması” fikrine inandıkları için kolaylıkla bir dinsizin sözüne inanabilirler. Sebep-sonuç ilişkileri içerisinde olayların cereyan ettiğini düşündükleri için; her şeyin Kayyum olan Allah tarafından ayakta tutulduğunu idrak etmede güçlük çekerler.

İşte yılbaşını dostlarla birlikte geçirmek, onlara hediye vermek Hristiyanlar için önemli bir ibadet sayılmaktadır. Her ne kadar çam ağaçlarına zarar vermek pahasına da olsa onlara göre yaz-kış yeşilliğini koruyan bu ağaçları kesip süsleyerek aileleri ile birlikte eğlenmek, önemli bir dindarlık ölçüsüdür.

Güney Afrika Cumhuriyetinin Durban şehrine gittiğimizde kilise mensupları gemimizdeki bütün denizcilere bir hediye paketi göndermişti. Benim hesabıma düşen pakette de özenle hazırlanmış hediyelere rastladım. Maddi değerleri küçük olmakla birlikte verilen emek bir hayli fazlaydı. Hele hele bir çocuğun hazırlamış olduğu ve boyanmış elleri ile kâğıt üzerine izler bırakarak süslediği mektup çok hoşuma gitmiş çocuklarımı hatırlamama ve gurbet acısını bir parça hafifletmeye vesile olmuştu. Kısaca “mutlu yıllar” temenni ediliyor, Hıristiyanlara karşı sempati ile bakılması amaçlanıyordu.

Günümüzde ise Hıristiyanların kutsallık atfettiği yılbaşı eğlenceleri değişmiş kutsallık bir yana ahlaksızlığı teşvik eden bir yapıya dönüşmüştür. Bundan Hıristiyanların dindar olanları dahi rahatsızlık duymaktadır. Fakat materyalizm yani maddeye tapınmanın getirdiği deformasyon en çok bu dine mensup olan insanları etkilemiştir. Üstüne üstlük diyalektik materyalizm (komünizm) Hıristiyanlığa öyle şiddetli bir darbe vurmuştur ki Avrupa’nın hem doğusunda hem de batısında boş kalan kiliselere artık kilit asmak gerekmiştir.

Tahrif edilmiş bir dini yıpratmak dinsizler için çok zor olmasa gerek. Lakin zaman ilerledikçe adeta gençleşen İslamiyet her geçen gün insanların kalplerini daha fazla ısıtmakta, din düşmanlarının hilelerini boşa çıkarmaktadır. İnşallah, bu inkişaf kıyamete kadar gelişerek devam edecektir.

Yılbaşı kutlamalarına “Hıristiyanlara benziyoruz” diyerek tepki vermek normal olsa da bu tepkiyi aşırılıklara vardırmak, hiç de doğru bir davranış değildir. Zira ister hicri ister miladi olsun yılbaşının insanlara vereceği çok önemli mesajlar vardır.

Keza “hediyeleşmek” güzel bir davranış ve İslamiyet’te sünnet olduğu için buna gereksiz anlamlar yüklemek iyi bir yol olmasa gerek. İsrafa vardırmamak şartı ile tüketimin bir miktar artması ekonomiyi çökertmez bilakis faydalı bile olacaktır.

Aslında yılbaşı insanın gözünün bir parça açılmasına yol açmaktadır. Özellikle maişet derdi yüzünden yaşamın amacını ve kendini kaybetmiş, dünyası anlamsızlaşmış insanlara kısa bir süre için dahi olsa durup düşünme fırsatı sunmaktadır.

Evet, yılbaşı sayesinde zamanın su gibi akıp gittiğini ve bir daha geri gelmediğini anlayabiliyoruz. Her geçen yıl adeta yaprağı dökülen bir ağaç gibi fani vücudumuzun yıkıldığını bize hatırlatır. Dünyanın ebedi olmadığını aksine gelip geçici olduğunu gözümüze sokar. Akıl ve duygularımıza faniliği hatırlatır.

Yılbaşı sayesinde ömür binamızın bir taşının yıkıldığının farkına varırız. Artık onu yerine koymanın hiçbir imkânı yoktur. Ölen hücrelerimiz her geçen gün artmakta, yenilenen hücrelerin sayısı ile daha da azalmaktadır. Bu gidişat dünyanın dahi fani olduğunu anlamamıza bir vesiledir. Niyazi-i Mısri bu durumu bakın nasıl anlatmış:

Günde bir taşı binâ-yı ömrümün düştü yere,
Can yatar gafil, binası oldu viran bîhaber

Dil bekası, Hak fenâsı istedi mülk-ü tenim,
Bir devâsız derde düştüm, ah ki Lokman bîhaber

Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ,
Yola geldim, lâkin göçmüş cümle kervan bîhaber.
            Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip,
            Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber.

Dünya gamından geçip, yokluğa kanat açıp,
Şevk ile her dem uçup, çağırırım dost, dost!

"Lütf u kahrı şey-i vâhid bilmeyen çekti azab,
Ol azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi."

 O halde miladi yılbaşından dahi ibret almamız gerekiyor. Keşke her başlayan bir günü hatta saati yılbaşı gibi idrak edebilsek. O zaman hayat daha da anlamlı olacaktır. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen de hayatından lezzet alır.

Biz de kâinattaki her şeye güzel ve anlamlı olacak şekilde bakalım. Kavgaya kin ve düşmanlığa gerek yoktur... Eğer mücadele etmek istiyor isek başta nefis ve heva pek de kuvvetli şekilde karşımızda duruyor. Asıl başarı, onları kontrol altına almaktır. Bunu yapabilmek için Kuran tefsirlerini okumak gerekir. Bakınız Bediüzzaman; dünya, hayat ve ömür için ne diyor:

Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik.

O zan sebebi ile bütün bütün zayi ettik.

Evet, şu güzergahı hayat bir uykudur, rüya gibi geçti.

Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibidir uçar gider…

Vehbi KARA

Yılbaşı diyalektik Hristiyan Güney Afrika materyalist
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert