Salgından Daha Büyük Tehdit!
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Salgından Daha Büyük Tehdit!
27.01.2021 08:17:00

 

Salgından Daha Büyük Tehdit!

Yerküre üzerinde iklim değişikliğinin etkileri artarak devam ederken, dünya bir de salgın tehdidiyle karşı karşıya kaldı.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, dünyayı tehdit eden iklim değişikliği ve buna bağlı olarak kuraklık tehdidinin boyutlarını Diriliş Postası’na anlattı.

 

2020 yılı dünyada en fazla doğal afet ve iklime bağlı afete varan olayların yaşandığı yıllardan biri oldu. Meteorolojik kökenli doğal afetler;orman yangınları, seller, depremler, kasırgalar, kuraklık ve hatta çekirge istilasının yanına bir de pandemi eklenince 2020 felaketlerin yılı olarak herkesin aklına kazındı. İklim değişikliği, boyutları ve uzun vadeli sonuçları itibarıyla insan hayatını riske atan en önemli küresel sorunlardan biri olarak gelecek nesillerin değil, bugünün sorunu haline gelmiştir. Bu nedenle birçok ülke artık iklim değişikliği konusunda harekete geçerek acil eylem planları üzerinde çalışıyor.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), resmi sitesinde Türkiye’ye ilişkin iki harita paylaşarak su kaynaklarının alarm verdiği gerekçesiyle kuraklık uyarısında bulundu. Türkiye’nin yer altı ve yer üstü kaynaklarının kritik seviyeye geldiğine ilişkin paylaşım, iklim değişikliği ve kuraklığa karşı harekete geçilmesi gerekliliğini yeniden gündeme taşıdı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, dünyayı tehdit eden iklim değişikliği ve buna bağlı olarak kuraklık hakkında Diriliş Postası’na açıklamalarda bulundu.

Bugün bilinçsizce tükettiğimiz suyu yaz aylarında arayabiliriz” dedi. Prof. Dr. Demir, tüm dünya ülkelerinde ve Türkiye’de de bu sürece çok hızlı müdahil olma ulusal ve uluslararası çözümleri geliştirmek zorunda olduğunu belirterek, “Konu milli bir mesele olarak ele alınmalı, yukarıdan aşağıya koordine edilen bir yapıyla yönetilmelidir” şeklinde ifade etti.

 

SALGINDAN DAHA BÜYÜK TEHLİKE

İklim değişikliğinin sadece Türkiye’de değil tüm dünyada önemli bir beka sorunu haline geldiğini vurgulayan, Prof. Dr. Demir, “Dünyada bir yılı aşkın süredir devam eden kovid-19 tehdidi, insanlığın büyük mücadelesi sonucu önümüzdeki bir yıl içerisinde büyük oranda çözülecektir. Ancak son 50-60 yıldır artarak devam eden küresel iklim tehdidi günümüzde pandemiden daha büyük bir sorun haline gelmeye başlamıştır. İnsanlık kısa sürede gerekli hassasiyeti oluşturmaz ve tedbir almazsa önümüzdeki 15-20 yılın en temel sorunu olarak karşımızda duracak ve kısa süreli çözümler imkansız hale gelecektir” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Demir, tüm dünya ülkelerindeve Türkiye’de de bu sürece çok hızlı müdahil olma ulusal ve uluslararası çözümleri geliştirmek zorunda olduğunu belirterek, “Konu milli bir mesele olarak ele alınmalı, yukarıdan aşağıya koordine edilen bir yapıyla yönetilmelidir. Ülkemizdeki her bireyin bu anlamda duyarlı ve bilinçli hale getirilmesi en önemli adımlardan biridir. Nasıl pandemide, ‘maske, mesafe, temizlik’ sloganı ile çözüm üretilmiş, 7’den 70’e herkes duyarlı hale getirilmiş ise bu iklim ve çevre anlamında da benzer slogan, uygulama ve eğitim çalışmaları ile aynı duyarlılıklar oluşturulmalıdır” dedi.

 

DÜNYA HEDEFİN GERİSİNDE

İklim değişikliği ve bu çerçevede belirlenen politika ve önlemler değerlendirildiğinde, sanayici açısından en önemli konuların başında sera gazı salınımlarının azaltılması olduğu görülmektedir. İklim değişikliği ile ortaya çıkması beklenen ve doğrudan üretimi ve rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyecek unsurlara karşı önlemlerin alınmasının öncelikli hale geldiğini dile getiren Prof. Dr. Demir, “Özellikle üretim girdilerinde (su, hammadde, enerji vb.) beklenen azalma (dolayısıyla maliyet artışı) sanayici için ciddi bir risk durumundadır” dedi. Özellikle sanayi tesislerinin kapalı olması ya da düşük kapasiteyle çalışması, gemicilik başta olmak üzere taşımacılık faaliyetlerinde azalma görülmesi, uçuş seferlerinin de en aza indirilmesi gibi faktörlerin sera gazı salınımınıazalttığına değinen Prof. Dr. Demir,pandemiye rağmen arzu edilen hedefin çok gerisinde kalındığını söyledi.

 

TÜRKİYE’NİN VERDİĞİ MÜCADELE

Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere birçok ülke süreci yakından takip etmekte ve periyotlar halinde acil eylem planları hazırlamakta ve uygulamaya çalışmaktadır. Türkiye’nin de bu konuda farklı kurumlar vasıtasıyla süreci yakından izlediğini ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirme gayreti içerisinde olduğunu belirten Prof. Dr. Demir, “Türkiye iklim değişikliği politikalarını kalkınma politikalarıyla entegre etmiş; enerji verimliliğini yaygınlaştırmış; temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmış; iklim değişikliğiyle mücadeleye özel şartları çerçevesinde aktif katılım sağlayan ve yüksek yaşam kalitesiyle refahı tüm vatandaşlarına düşük karbon yoğunluğu ile sunabilen bir ülke olma gayreti içerisindedir” ifadelerini kullandı.

 

İKLİM ODAKLI BİLİM KURULU

Türkiye’nin iklim değişikliğiyle küresel mücadele kapsamında temel amacının, insanlığın ortak kaygısı olan iklim değişikliğini önlemeye yönelik uluslararası tarafl arla işbirliği içerisinde, tarafsız ve bilimsel bulgular ışığında ortak akılla belirlenmiş küresel çabaların içinde olmaktır. Ayrıca sürdürülebilir kalkınma politikalarına uygun olarak, ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar prensibi ve Türkiye’nin özel şartları çerçevesinde katılmak olduğunun altını çizen Prof. Dr. Demir sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, ‘İklim Değişikliğine Uyum Kapasitesinin Geliştirilmesi Ortak Programı’ kapsamında, sanayinin ve sanayicinin yüz yüze olduğu riskler üzerinde önemle durmuş ve Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Programı, Ortak Program’ını sanayi ile ilgili bileşeni olarak hayata geçirmiştir. Ülkemizde en temel sorun konunun yeterince algılanamamış olması, kamuoyu duyarlılığının gelişmemesi ve mevcut kurumsal yapılar arasında ki koordinasyon eksiklikleridir. Öncelikle ülkemizdeki pandemi süreci örneğinde olduğu gibi Sayın Cumhurbaşkanımızın koordinasyonunda, Tarım Bakanlığının yürütme sorumluluğunda bir “İklim, Tarım, Su ve Çevre” konulu bilim kurulu oluşturulmalı, tüm çalışmalar bilimin ışığında koordineli yürütülmelidir. Kanuni ve hukuki mevzuatta gerekli düzenlemeler yapılmalı, konu Dünya’ya entegre topyekûn mücadele zeminine oturtulmalıdır”

 

KÜRESEL ÖLÇEKLİ PROBLEM

İklim değişikliği probleminin küresel ölçekli bir problem olduğunu, çözümünde küresel ölçekte ele alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Demir,“Dünya son 20-30 yıldır bu anlamda önemli mesafeler almış ve çözüm çalışmalarını uygulamaya koymaya başlamıştır. Ancak gelinen noktanın yetersiz olduğu ve çok daha kararlı ve topyekûnmücadelenin gerekliliği açıktır” değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Demir, ABD, Çin gibi sanayisi gelişmiş ülkelere büyük sorumluluk ve görev düştüğünü belirtti.

 

TÜRKİYE SU FAKİRLİĞİNE SÜRÜKLENİYOR

Yaşanan küresel iklim değişiminin dünyanın pek çok bölgesini farklı etkilediğini belirten Prof. Dr. Demir, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekvatorun kuzey bölümünde, özellikle Akdeniz’in kuzeyinde son yıllarda artan bir kuraklık eğiliminin ortaya çıktığını kaydetti. Prof. Dr. Demir, birkaç sezondur yağışların az olması nedeniyle Türkiye için kuraklık uyarısı yapıldığını dile getirerek kuraklığın ‘alarm verici’ seviyede olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Demir, sözlerine şöyle devam etti: “Bu kuraklık ülkemizin güneyinden kuzeyine doğru yayılmakta ve her gün etkisini daha da hissettirmektedir. Özellikle 2020 yılının bütünü incelendiğinde önce kış kuraklığı,daha sonra yaz aylarında başlayan ve halen devam eden kuraklık sürecini pek çok bölgemiz yakından hissetmektedir. NASA verilerine göre mevcut yeraltı su kaynaklarımızın yüzde 80’ine yakın kısmı risk altındadır. Yine aynı veriler kuraklığın ve etkilerinin sürmesi ihtimaline vurgu yapmaktadır. Bu süreç göstermiştir ki su stresi yaşayan ülkemiz hızla su fakirliğine doğru sürüklenmekte, yağış rejiminin değişmesi, mevsimsel kaymalar ve hidrolojik döngünün süreçten etkilenmesi sonucunda hem yerüstü su kaynaklarımız, hem de yeraltı su kaynaklarımız ciddi tehdit altındadır”

Diriliş Postası - Sümeyye Aksu / Ankara / Özel Haber

Salgın Kuraklık Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Prof. Dr. Yusuf Demir Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir Meteoroloji doğal afet Diriliş Postası Amerikan Havacılık ve Uz
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Advert
GALERİLER