Fransa’da Müslümanlar için tahsis edilen mezarlık ayrı bir hüzün. İnsanın yabancı bir memlekette kendi kültürünün yok olup gittiğini görmesi tarifsiz bir duygu. Osmanlının manevi akışının izleri zamana dayanmayıp, yok oluyorlar…
‘’Tarihi yeniden başlatabilmek için yeni bir tarih ve insanlık bilinci gerekir. Yeni bir tarihi başlatabilmek için çığır açan bir dile, çığır açan bir bilince, ahlaka ve bilgeliğe ihtiyacımız var. ‘’Atasoy Müftüoğlu’nun söylediği gibi tarih, zırhından kurtulmalı ve yenilenmeli. Kültürel boşluğumuzun altı çizili kalmamalı.
‘’ Dil, sanat, söylence, din hiç de soyutlanmış, rastgele yaratılar değillerdir. Onlar ortak bir bağla bir arada tutulmaktadırlar. Ama bu bağ skolastik düşüncede düşünüldüğü ve betimlendiği gibi bir vinculum Substantiale(tözsel bir bağ) olmayıp, daha çok bir vinculum Functionale(işlevsel bir bağ)’dır.” Ernest Cassier’ de kültürün anlamı derindir. Ve insanın kültür ile ilişkisi bağlayıcı ve tamamlayıcı seyirde oluşum göstermelidir. Tarih kültürünü yaşatmak içtenliğini, milli duyguların beraberliği gelecek nesle köprü görevini yapar.
Tarih kendi içinde birçok dönemsel tahribatlara uğrasa da bugünün eli, bu nesle sunulabilecek somut şeyleri tamir etmeli.
Bobigny Müslüman mezarlığına on yıl önce gittiğimde, Şehzade Ahmet Nureddin’in
( Sultan II. Abdülhamid'in oğlu) kabri yok olmak üzereydi. Kader onlara vatanlarında yaşama imkânı sunmamıştı. Paris’ in içten içe insanı çıldırtıcı atmosferi ile baş başa kalış ve ait oluşluğu muhafaza etmek için, didinmek ve hayatta kalma çabası ve günlerin umudu silişi. Zor kentte zor olan şey; doğduğu yerdeki anlıların, beyne hücum etmesi ve ruhun hep yarım kalışı…
Mekânların istisnai durumlarda zıtlaşması vardır insan ile. Bir yandan alışmak eylemi ile zıtlaşmak diğer yandan özlemi bastırmak.
Yaşamak için takıntıları sıfırlamak, savaşmak ve her çizgide yeniden doğmak anılara. Hayat zikzaklar sunan heyecan fırtınası.
- ateş. kül. sessizlik.-
Ebediyete akan cehennem yumağı. Yorgun ruhun devasa ümitleri. Sessizlik belki de isyan. Yo sığınak. Sessizliğin özeti… ! Bazen cümleler de yarım kalmalı.
Kader çemberinde iç disiplin sağlama. İnsan ne kadar gerçek ne kadar yalan. İnsan ne kadar tarafsız.
Sessizliğin ipine, içimi diziyorum ucundaki iğne de tarih. Ve mavi gökyüzünün duyguları şımartışını not ediyorum. İnsan ve mekân arasında, satır arası neler yok ki…
‘ Tarihin en çekici ve esrarengiz tarafı, değişen çağlarla birlikte her şeyin tamamen farklılaşması fakat hiçbir şeyin değişmemesidir.’ Aldoux Huxley Hakikat boyutu kapanmayan bir kapıdır.
Yıllardır nedenlerin niçinlerin muhasebesini yaptık. Sürgüne gönderilmiş Osmanlı hanedanlarının bize Osmanlı’ nın bir emaneti olduğunu somut olarak hatırlayamadık.
Şartlardaki dengesizlik, elimizi kolumuzu bağladı. Evet, Osmanlının bir parçası Müslüman olamayan ülkelerde ebedi istirahatgahlarına çekilmiş. Yaşayan Osmanlı torunlarının, bu içsel hüznü omuzlayacak gücü yok mu? ‘’Tarih karşısında nötr kalabileceğimiz bir şey değildir, dikkate almak zorunda olduğumuz bir şeydir. Öğrenmezsek, bilmezsek ve dikkate almazsak, o tarih kendisini bize dayatır, hatırlatır.’’ İlber Ortaylı’nın dediği gibi kaç asır geçerse geçsin, tarih şuuru bir yerde gözleri aydınlatacak ve tekrar tekrar yeni bilinçle doğacaktır.
Bugün Fransa da yaşayan Müslümanların, Türkler’ de dahil olmak üzere Osmanlı kabirlerinden haberleri yok. Yabancı bir ülkede kendi kültürüne uzak yaşayanlarda kimlik bunalımı gözükmesi yadırganacak şey değil mi? Dili ve tarihi gereği gibi analiz edemeyen, puslu bir hayat akışında olur.
Tarihten beslenen bir milletin, tarih için yapacak çok şeyi olmalı. On yıl önceki manzaranın hala devam etmesi üzücü.
Bobigny Belediyesi Mezarlıklar İdaresi arşivinde bulunan dokümanlarda ismi geçen ve II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Sultan'ın anılarını topladığı "Babam Sultan Abdülhamid" kitabında bahsedilen Bobigny Müslüman Mezarlığı'nda yatan Osmanlı hanedanından bazılarının isimleri şu şekilde:
Rabia Peyveste Hanım - Sultan II. Abdülhamid'in eşi
Şehzade Ahmed Nureddin - Sultan II. Abdülhamid'in oğlu
Şehzade Abdürrahim Hayri - Sultan II. Abdülhamid'in oğlu
Şehsuvar Hanım - Halife Abdülmecid'in eşi
Pınardil Fahriye Hanım - Şehzade Abit'in eşi
Şehzade Osman Fuat - Sultan V. Murad'ın torunu
Damad Mehmed Ali Rauf Bey - Ayşe Sultan'ın eşi
Ayşe Sıdıka Hanımsultan- Sultan Abdülmecid'in torunu
Selma Sultan - V. Murad'ın torunu
Birçok hanedan üyesinin ebedi istirahâtgâhı olan bu mezarlıkta, sadece 1945 yılında hayatını kaybeden II. Abdülhamid'in oğlu Şehzade Ahmed Nureddin'in mezar taşı günümüze ulaşabildi.
Bu acı tablonun ruhlara çerçevelenmesi gerek. Dünya maddi ferahlığın güzergâhı değildir. Kim olduğumuz bilincine, gözlerimizi kapatırsak, körleşmiş bir nesil ile karlı karşıya geliriz. Bu iç yıkım, değer yargılarına kayıtsızlıkla da sınırlı kalmaz. Bir özenti yumağı içinde daim Avrupalı gibi yaşama isteği ama doğu kültürü ile şekillenmiş bir dünya. İnsanı dibe çeken bir hayat. Kabul görmeyen arzular ve arada kalış. Sakat bir karakterin taşıyıcısı olarak idame edilen hayat ne kadar sağlıklı ne kadar doğru. İnsanı ayakta tutan, motive eden kültürü diri tutmak için, durmayı bir kenara bırakmalıyız…
Ümit Zeynep Kayabaş