Samimiyet, insan oluşun başladığı noktadır. Dostluklar bu noktanın etrafında döner. İnsanı değerli kılan, unutulmaz yapan samimi duruşudur.sam
Ve İyilik evini oluşturan parçalar, birbiri içine öyle titiz yerleştirilmiş ki; birinde hafif bir sallantı vuku bulduğu an, diğerleri hemen yıkılmaya başlar. Sonrası duygu iflası, hissizlik, sevgisizlik yani insansızlık! Susuşlarda isyan ve küfür. Kendini dünyaya zimmetleyen insan, samimiyet duygusundan çok uzaktadır. O kişi menfaatinden başka bir şey düşünmez. Çağın kirli akışı; riya, yalan, su-i zan yani hayvani güdüler. Bunlar ile yaralanan kalpler. Nasır tutan hislerimiz, sessizliğimiz ve kaçışlarımız. Adını koyamadığımız yalnızlığımız. Yılgınlığımız, korkularımız, içimize itirazlarımız! Taşmaya dahi tereddüt etmeyen halimiz. Kör bir bıçak ve kan lekesi, hikâyenin boyunu kısaltan. Ya da ölüm gibi bekleyiş, Jurnal da.
Bizi engelleyen şeyin ne olduğunu bilemeyecek kadar sevgiye savunmasız kalışımız. Fotokopi ile çoğaltılan, mono roza şiirini ezberleyişimiz. İnsan bazen bir muammadan da öte.
Pencereler hep aynı yöne açılıyor; acıya. Neden, niçin demek bile istemiyoruz. Ama bir şiirin dizesinde, dirilebiliyoruz. ‘Karlı bir gece vakti bir dostu uyandırmak’ ne kadar samimi, ne kadar içten!
Şiirlerin gizemini ülke bilmek, bilinmezliğe sarılmak, bir çocuğun gözyaşını şiirden silmek. Hatırlar ne kadar tanışsa, acılar o kadar yakıcıdır…
Samimiyetin özünden ayrılanlar, bu insanlık dışı ağın içinde insanlığa ağıt yakarlar ama kendi kirliliklerini görmezden gelirler. Samimiyetin rengi beyazdır. Lakin renkler o kadar kirlenmiş ki beyaz sadece isim olarak kalmıştır. Belki de en üşüdüğümüz renk oldu beyaz. Tezatlığımız, ayrıksı duran hislerimiz ve bir yanı eksik olan gölgemiz. Sorgulanmayan samimiyetimiz ve üç noktalarımız…
Samimiyet bir çağrıdır. Yaratıcının kula seslenişidir ve insan o sese tutunur. Güven, teslimiyet dinin tamamlayıcı olan güzel ahlak, tutunuş biçimin özetidir.
Bakara suresi 34. ayeti, insan oluşun özünü, samimiyeti temsil eder…
- Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ vestekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).
-‘ Hani biz meleklere demiştik ki: - Adem’e secde ediniz
– onlar da hemen secde etmişlerdi. Yalnız iblis(şeytan) kaçınmış, kibirlenmiş ve kâfirlerden olmuştur.’
Allah’ı ( c.c.) zikir ile mükellef olan meleklerin, secde anı samimiyettir. Buradan açılan kapı da teslimiyet. Aşk, teslim oluşu arzular. Ve aşkın katlarında kemale ermek; zor ama keyifli. Hakiki aşk; aşığı, teni ve ruhu bir kılıp, temaşa ettirir ki Peygamberimiz’ in (s.a.v) Miraç hadisesi; sırların açıldığı, görme eylemini gerçekleştiren gözün, bütün bedene yayıldığı bir kavuşma anıdır!
Aşk çağlayanında kaybolmaktır bu… Teslimiyet ile kalbin aydınlanması, hazdır. Aşk, bağlılık heyecanı ile demlenir.
Her şeyi geride bırakıp, samimiyet ile baş başa kalışın adıdır, secde. İnsanın başlangıcına secdeyi koyan Allah (c.c.) samimiyeti kullarına göstermek istedi. Secde, kişinin kim olduğunu hatırlayışıdır. Ait olduğu yeri anmasıdır ve aşka, aşk katmasıdır…
Yarına samimiyet, aşk, secde, ihlas bırakmalıyız. Yani bizi biz yapan akışı, insanlığın özünü.
Çağımızdaki teslimiyet, renk değiştirince samimiyet de yok olmaya başladı. Ve aşkın süfli bir duygu gibi ihya edilmesi garip, yıkıntı, travma…
Bir anda parlayıp, bir anda sönen duygular geçici hevesler, insanın yarım kalmış yanlarının tatmin edilişidir. Güzel duyguların, hunharca yok edilişi, hastalıklı ilişkilerin çoğalması ile karakterde dengesizlik ve herkeste bir yakınma, bir arayış, bir hasret. Bazen korku ve tiksinme…
Sonrası güvensizlik ve samimiyete özlem… Oysa aşk huzurdur. Gün batımı renklerinin dile dokunuşu, baharın soluğu ve kar beyazından düğümler ile iki gönlün huşu içinde birbirine yakınlığı. Aşk, soluğun kesilişi. Aşk, mavi ülkelerin haz barınağı, uzağın yakınlığı, hararet ile çoğalma ve tek bir kalpte yok olmadır…
Ve peygamberimiz ‘ din, samimiyettir buyurmuştur’ ( Müslim, İman95 Hadis No: 55)
Bir Müslümanın samimiyetten uzaklaşma lüksü yok. Yarına huzur ve mutluluk bırakmak için hal ile yaşanmalı din.
Samimiyeti özlüyoruz…
Riyasız, gösterişsiz saf duru bir yaşam tarzını yüklenmiş insanlara ne çok ihtiyacımız var. Ne yazık ki içtenlik özlemimiz oldu. Hep yanıldık. Hep sustuk. Anlamak, hissetmek zorlaştı. Betonların içinde, katılaşmış duyguların esiri olduk. Neden duyguların en güzelini, en hızlı bir şekilde tüketiyoruz ki!
Bu ne zillettir böyle! Hepimiz samimiyetten dem vuruyoruz, anlatıyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz ama samimiyeti özlüyoruz.
Çocukluğumuzdaki masumiyeti arıyoruz. Kendi yaptığımız oyuncakları, sofradan doymadan kalkışlarımızı, başucumuza astığımız bayramlıkları , yamalı pantolonlarımız ile huzurlu olduğumuz zamanı özlüyoruz. Meyve ağaçlarından inmediğimiz günleri, simit sattığımız, ayakkabı boyadığımız hayatımızı… Peki, herkesin samimi olduğu o günlerin huzurunu şimdi bulabiliyor muyuz? Yalan söylemenin ayıplandığı, komşuların birbirine saygı duyduğu, herkesin birbirine sahip çıktığı anları, sofrasına oturduğumuz Fatma, Ayşe teyzeyi özlüyoruz….
Belki gaz lambasında ders çalıştığımız günleri, arada geceye fısıldadığımız şiir dolu anların hasretini çekiyoruz. Biz kaybettiğimiz samimiyeti özlüyoruz.
Biz aslında sanal olmayan, gerçek olan dostlukları özlüyoruz.
Samimiyetin merkezde olduğu bir iletişim; yorgunluk, bıkkınlık vermez. Bilakis canlı ve diri tutar. Samimi iletişimde gönül hep rahattır, kalp mutmaindir. Ve her gün katlanarak yaşanır. Mutluluk insanın, insanda zenginleşmesi, aynı acıyı, hüznü, sevinci hissetmektir. Mutluluk, mesafesizliktir. Birbirine sıkıntı vermeyen iletişimler özlemimiz oldu. Herkes geçmişin o saf, duru, çıkarsız dostluklarını arıyor. Fitneden uzak içinde haset olmayan, sizi siz olduğu için seven dostlukları… Menfaatin bulaşmadığı, marazi hallerin uzağında, kulağa Mevlâna ve Şemsi fısıldayan dostlukları.
Hayat kısa deriz hep. Ama kısalığı algılamamak için de direniriz. Zira gerçekte hayatın ansızın kapanan, bir an olduğunu idrak etsek, bu denli kıramayız birbirimizi. Samimiyetsiz, dürüstlükten uzak, küstahça üsluplar ile ayıp arayarak, yara olmazdık birbirimize. Dile dur demesini bilirdik. Fani olarak görebilseydik yeryüzünü, ölüm ve saat arasındaki ilişkiye yakın olabilseydik; su-i zanlar biriktirip, kirletmezdik ruhumuzu. Hoş görü içinde ikazlar yapar, dostlukları kaybetmezdik.
Dağların üzerinde çakan şimşek gibi dikilmezdik birbirimizin karşısına, bahar sakinliği ile tutardık ellerimizi. Bize ne oluyor diyebilmemiz için, yarına ne bırakıyorum diyerek öz kültürün güzelliği ile süzmezsek duygularımızı, insan olan yanarımızı da yitiririz. Mutsuz, ruhsuz yaşayan bir ölüden farkımız kalmaz.
Samimiyet dil değiştirdi… İnce düşünmeye zaman yok gibi. Telaşlar biriktiriyor insanlar birbirine. Hassas, düşünceli yürekler eskide kaldı.
Bugün kültürlü, ilim sahibi kişiler de küfürlü cümleler bırakıyor yarına.
Bu kadar kimliksizleşmeye, değer yargılarımız bir anda silinişine bir mana veremiyorum. Hırs denilen o illet şey, insanın güzelliğini yok ediyor.
Öz ile kuşatılmış, ama öze muhalif kimliği taşımak; acı ve ürpertici. İşte kaybederse insan samimiyetini dünyada, dünyanın dibine doğru yol alır.
Kendine sağır, kendine zindan maskelerden nasıl kurtulmalı insan diye düşünmeliyiz ciddi ciddi!
Doğruyu savunurken, yanlışın şeklini almak; yarına yıkım bırakmaktır. Oysa omuzlarındaki ağırlığı hissederek büyüdük biz. İnsan olma ödevini yüklendik, kalemi sahiplendik. Aynı yere bakıp, aynı dertlere tutunup, aynı yerden birbirimizi nasıl kırabiliyoruz! Bu savurgan karakter, niçin yapıştı içimize demeyi bilmeliyiz artık! Biz merhameti kaybettik.
Dünyadayken kendini sorgulayan, derviş yürekli insanların dualarını örtersek üzerimize huşu ile tamamlarız ömrü. Ve yarına sağlam bir duruş bırakmış oluruz. Samimiyet yitirildikçe, gerçek farklı gözükür. Herkes kendi boyutundan inceler gerçeği. Bizim gerçeğimiz, samimiyettir oysa. Her şeyi eskittik. Birbirimizi bağışlamayı unuttuk. Hatta eksiklikleri tevazu ile yapıcı bir dil kullanarak onarmayı da unuttuk.. Kıymeti, değeri, ölen arkadaşlarımızın arkasından yaktığımız ağıtta hatırladık. O da birkaç gün… Dijital çağın vebası; unutmak, tüketmek, silmek…
Yusuf un kardeşlerini affetmesi, samimiyettir. Birebirimize Yusuf un bakışları ile bakmaya ne çok ihtiyacımız var.
Balığın karnında Yunus’un (a.s.) okuduğu dua ihlastır:
‘La ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minez-zalimin ‘ diyerek ihlas ile Hakkı anan Yunus’un (a.s.) kalbine değmeli, kalplerimiz…
İçimiz Yunus çağrısı olmalı! Denizin güneşi dokunurken kirpiklerimize, kalbimiz aşk cennetine ram olmuş o heyecan, o hararet ile ‘ya hu!’ diye seslenirken göklere, unuttuğumuz her şeyi hatırlamalıyız o eriyişte…
Samimiyet, aşk makamıdır…
Hz. Peygamber’i ( Sav.) Sevr mağarasında yalnız bırakmayan, Ebu Bekir in titreyişi dostu için, endişe edişi…
Evet, bizim imanımızın köklerinde, bu mağara hikâyesi yatmaktadır. Ruhun pencereleri ‘ korkma’ sesine açılan ve burada sükûta eren, emaneti koruyan, vefadan ayrılmayan, dostluk coşkusu. Tuttuğu el ile yürüyüş, beraber oluşun hazzı ve bir mağara duası. İki dostun kalbinde, kalplerin sahibi…
Bu zaman aralığına yemin gibi sarılış, gözleri bir başka boyuta taşır. Mağaranın esrarı görmeyi de bitirir. Burada anlamak, hissetmek, bakmak tatmak farklı bir lezzettedir.
Yarına mağaranın samimiyetini bırakmalıyız.
Necip Fazıl’ın ’Ah samimiyet, ah samimiyet; senin olmadığın yerde hiçbir şeyin gerçeği kalmıyor! ‘ deyişi ile yenilenmeli yürekler.
Hakikatin nefesine ne çok ihtiyacımız var. Belki çok yıprandık, yorulduk, kırıla kırıla büyüdük ama içimizdeki samimiyet umudunu hiç kaybetmedik. Belki de şairlerin yüreğimize sert, etkili dokunuşlarına ihtiyacımız var. Biz samimiyeti, dostluğu, sevgiyi şiir gibi yaşamayı arzulayan, bir milletiz…
‘Her şey zayıflar, yok olur gider bir gün. Bir şey kalmalı bizden’ diyor Andre Biton .
Gerginliğin karşısına dikilecek bir duyu bırakmalıyız; şeffaf, onurlu ve asaleti temsil eden. Bizden geriye samimiyet, içtenlik kalmalı. Evet, biz insanlığı bırakmalıyız insanlara…
Ümit Zeynep Kayabaş
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)