Dengeye ihtiyaç duymayan insan, kendini sorgulayamaz. İnsan, neyi ne ile dengeleyeceğini hesap etmeden, yaşama tutunursa bir gün kendine muhalif bir yüz ile karşı karşıya gelir.
Biriktirdiği her şey avuçlarının arasında kayıp gider.
Bir taraftan zaaflar, diğer taraftan doğruluk tablosunun değer kaybedişi
ve toplum duyarlılığının azalması, hakikat sapmalarının başlangıç noktasında, etkin bir roldür.
Kapana sıkışmış gibi boğucu bir havayı teneffüs eden insan, yaşam estetiğinin farkına vardığında, çok geç diyebilecek mi? Ki bunu demek de marifet…
Ellerimiz ile yok ediyoruz; bizi, biz yapan değerleri. Popülizm tutkusu, yapış yapış kiminin üzerinde, kiminin hayallerinde. Olduğu yer dar geliyor insana. Hep bir ötede aranıyor mutluluk. Denge yoksulluğu, sakat bir karakteri doğurur. Bunun merkezinde ölesiye bir hırs yatar ama masum görür insan kendini. Âdem’in, cenneti bırakış masumiyeti değil bu! O halin dünya ile kirlenişi…
Herkes Yusuf, zindanda demiştir. Oysa Yusuf, zindanı beklemiştir. İnsanın, kendine zindan ettiği dünyayı. Metalin insan ile ilişkisi, düşünsel hayatın zehri gibidir. Büyüyüp serpilen betonların arasında - adına şehir -dedikleri mekânda, insanın hissizliği bölmesi normal belki de.
Geriye bakış dengeyi sağlar. Öz duygularını, taze tutan kişi gerisine tutunur. Çocukluğunun mavi dünyasına açılan pencereleri kapatmaz. (arkadaşımın günlük defterini bir araya geldiğimizde sesli okurduk. İkimizde hüzünlenişimizi birbirimizden saklamaya çalışır ama başaramazdık.
Defterin ortasındaki yazı:
-Bahar günü ve öğle vakti babaannem tatlı bir telaş içinde yemek hazırlıyordu. Bahçeden topladığımız sebzeleri bana yıkatırdı çoğu defa. Her sebzede ayrı bir hikâyesi olurdu babaannemin. Bu da benim çok hoşuma giderdi. Yemek pişirme faslında beni pek yanına almazdı. İçten içe kızsam da belli etmezdim. Mindere oturur, ateş ocağında pişen yemekleri izlerdim. O esnada da devam ederdi babaannemin hikâyeleri. Odunların çıt çıt diye çıkardığı sesler, farklı bir dünyanın içine alırdı insanı. Kendi evimde, yabancı olduğum birçok şeyi çiftlik evinde yaşıyordum ve burada daha çok mutluydum. Bakır sofranın üzerine tabakları yerleştirdikten sonra - hadi dedi, yola çıkıp bakalım (çiftlik evi yol kenarındaydı) misafir buluruz belki. (Misafir eksik olmayan evde babaannem, sıcak yemekleri için misafir arardı) O gün yan komşumuzun kızları yoldan geçiyordu. Tarlada çalışan annelerine su ve yemek getiren iki kız kardeş…
Bir tanesinin saçları uzun ve hep örgülüydü. Her seferinde sıkılmıyor musun o örgülerden dediğimde, önüne bakardı.
Eller yıkanıp sofraya oturulduğunda babaannemin yüzündeki mutluluğu, herkesin görmesini isterdim. Birilerinin karnını doyurmak onu çok mutlu ediyordu. Boğazımdan, yemek geçmiyor sofra kalabalık olmasa derdi. Ah! Bu ne güzel bir hassasiyet böyle. Şimdilerde kimsede olmayan bu incelik o insanlara, huzur vermiştir. Huzuru arayan bizler, biraz düşünmeli neleri yitirdiğimizi…
O gün devam eden hikâye eşliğinde, güzel bir öğlen yemeği anım oldu. Beni etkileyen şey; arkadaşlarımın yemekteki sessizliği olmuştu.
(Saygının güzelliği ile yücelmek böyle bir şey olsa gerek) Onlar, dün ekmeğini, suyunu, sıcak yemeğini paylaşıyordu - bugün biz, hırslarımızı - … Aradaki boşluğun içini siz doldurun.
İç evinde (duyguların muhafaza edildiği yer) huzuru, sakinliği, mutluluğu ve yalnızlığı yakalayabilen güçlü karakter konumundadır.
Güç dediğimiz şeyin, birbirine zıt kutuplarda seyir göstermesi, insanın yapısındaki karmaşıklıktan kaynaklanır. Gücünü çelişkilerinden, bencilliğinden, duyarsızlığından alanlar - yani insanlığını yok edenler- çok şey yaparak, yükseldiklerini sanırlar ama onlar daima küçüldükçe küçülür de farkında olmazlar.
Kontrolsüzlük ve isyan, insanlığı emen bir sülük gibi yapışmıştır yakaya. Değerler kan kaybına uğramıştır. Devreye giren zevkler, çıkmaz akışını daha da kuvvetlendirir.
Özetle İçten içe, kendini tüketir insan.
Aşırı hassasiyeti kullananlar hüznü, acıyı içe gömerek, dış dünyaya kalın bir perde çekerler.
Işık geçirmeyen bu perdenin arkasında hırpalar insan kendini. Dışarıya da güçlü görünüm fotoğrafı verir…
Güç dediğimiz şey aslında sığınaklarımızdır. Kimseye belli etmeden, kendimizi gizlediğimiz odanın, adıdır güç. Hileyi sevmeyen insanın, kendine hile yapması kadar acınası bir durum yoktur. Çok ilginçtir ki, toplum yapısı başka tercih hakkı da bırakmamıştır.
Ne zaman ki birey kendini tanıma, tamamlama sürecini sağlıklı bir şekilde başlatır; işte o zaman insan ve yeryüzü arasında düzenli bir uyum sinyali oluşur.
İnsanın yaşamının ritmik savaşı da, kodlar halinde önüne serilir. İnsanın kendi ile takipleşmesi, iç dünya sınırının keşfinden başka bir şey değildir. Her şey bir dil ağındaki hataların sıfırlanması ile başlar. Asıl yokluk, dildeki yoksulluktur.
Bazıları kendini anlar, anlaşılmaz olur. Bazıları da ters istikamette aslı ve özü ile didişerek kendini tüketir. Bütün renkleri hiçe sayarak, karmaşık kalma arzusu insanın kendine doğrulttuğu bir silahtır.
Anlamak, ağırlıktır,
Olgunluk, yaralanmaktır.
Anladığın şeyin şeklini, gökyüzü verir sana,
Pascal Mercier’ in, “Lizbon’a Gece Treni”… Filminde günlük yaşamını durdurarak kitabın peşinden gidilmesi, yazarın bastırılmış tutku ve arzunun ambalajlanmasına karşıt bir tutum sergilenmesi, yaşın verdiği avantaj ile - rutin yaşamı diskalifiye ediş, izleri takip ederek yaşanmışlığa ulaşma anlatılır. Filmin gizli özeti; direniş ve tükeniştir.
Filmi akıcı kılan gizem döngüsü değil, iç dünya haritasına tutunuştur. “Lizbon’da Gece Treni”, yazarın kendine yaptığı küçük bir yolculuktur. Yolculuk içinde, yolculuk ayrı bir iklim gibi siner ruha ve Mercier, o kodları vermiştir okuyucuya.
İç eğim psikolojisi, filmi durağanlıkla yormuş olsa da, hedef kitle dilin sunumundan memnundur.
İnsan mutlaka gitmeli mi kendini sürükleyene. Bunun cevabı da dengede gizlidir.
Özgürlük için savaşırken neden istila diye sorgulanmalı?
Savaşların özeti; insanlık dokusunun parçalanmasından başka bir şey değildir.
İnsan, dünyaya kendi doğrusunu asma isteğini bir yerlerde gizleyip, toplum yüzünü ret edecek yaşı yakaladığında ( arsızlaştığında) - kendim için yaşamalıyım artık -diyerek asli karakterinin, ham haline kavuşmuş olur. İçinden bir şeyler sökülmüştür ama hissedemez dağılışı. Bu iç hamleyi yapamayan da - aradığımı bulamadım- istediğimi yaşayamadım diye çöküntüye girecektir. Bunun adı yetersizliktir. Büyük fotoğraf budur.
Denge kaybı, hastalıktır. İnsanlığını kaybedenler seni ve beni anlamaz.
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Hüseyin KURT
Sessiz Savaş Türkiye Kıyılarına Yaklaşıyor…
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 24. Ayeti
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)