Pozitivizm Ve Dindarlar
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Pozitivizm Ve Dindarlar
12.05.2020 13:25:31

 

Pozitivizm Ve Dindarlar

Osmanlı devletinin öncelikle askeri alanda başlattığı batılılaşma çalışmaları, ondokuzuncu yüzyılın sonlarına yirminci yüzyılın başlarına gelindiğinde başlangıcından farklı noktalara evrilmişti. İlk dönem batılılaşma sürecinde Osmanlı devlet erkan ve münevveri ile ondokuzuncu yüzyılın sonu garplılaşma sürecinde Osmanlı devlet ricali ile aydını bariz şeklide birbirinden konuya, bakış, görüş, düşünüş açısından farklılıklar arz ediyordu. Osmanlıyı ve genel anlamda doğu ile batıyı anlama, algılama, mukayase ve değerlendirmede ilk dönem osmalıların yaklaşımını kadim kültürlerini daha iyi bilme ve özümsemeleri açısından daha gerçekçi ve sağlıklı buluyoruz. Burada en güzel örnek olarak Ziya paşayı verebiliriz.

 

Ondokuzuncu yüzyılın özellikle ikinci yarısında batıda dolayısıyla Fransa'da pozitivizm görüşü hakimdir. Auguste Comte'un sistemleştirdiği pozitivizm, özellikle dini kaynaklı bilgileri doğru bilgi olarak kabul etmez. Bilginin gerçekliği olmalı ve bir deneyle kanıtlanmalıdır. Comte de zaten sosyolojiyi deneylerle kanıtlama gayretindedir. Geleneksel olarak anlatıla gelen her türlü bilgi ve öğreti ile dinin va'z ettiği hiçbir esas ve bilgiyi kabul etmez. Bunların maddi bir gerçekliği olmadıkça, doğada bir olgu, bir deneyle kanıtlanmadıkları sürece doğrulukları kabul edilemez. Tek gerçek, var olan, elle tutulup gözle görülen maddi varlık ve esaslardır. Bilgi, olgu ve gerçekler bir deneyle maddi olarak ispatlanmalıdır.

 

Batıdaki bu akımın eğitim için garba gönderilen son dönem Osmanlılarda yansıması ilk dönemdekilere göre kat be kat olmuştur. Dini dışlamanın da ötesinde dini kabullenmemeye evrilen bir yaklaşımı doğurmuştur. Batıda deneye vurgu yapılırken onlar özellikle maddeyi ve maddiyatçılığı öne çıkarmışlardır. Bir şey elle tutulup gözle görülebiliyorsa o vardır, aşikar gerçekliktir. Aksi durumda gerçeklik yoktur. Bu noktada dinin esası olan Tanrı inancı bile zorlanmaya başlanmıştır.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER