Advert
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı İddianamesinde Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı İddianamesinde Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması
12.06.2018 08:52:15

 

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı İddianamesinde Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü Paralel Devlet Yapılanması

Akasyamhaber, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı FETÖ/PDY Soruşturma kapsamında FETULLAHÇI SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ PARALEL DEVLET YAPILANMASI tanımlaması ve örgütün şeması, suç, suça mesnet delilerini ihtiva eden iddianameye ulaştı.

Suç ve suçun tarihi olarak 15 Teemuz 2016 tarihi ve öncesinin belirtildiği iddianamede suçun tanımı şöyle yapılıyor.

1-Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme (T.C.K'nın 309/1)

2-Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını

Engellemeye Teşebbüs Etme (T.C.K.'nın 311/1)

3-Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını

Engellemeye Teşebbüs Etme (T.C.K.'nın 312/1)

4-Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme (T.C.K.'nın 314/1)

FETULLAHÇI SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ PARALEL DEVLET YAPILANMASI

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı İddianamesinde, FETÖ/PDY’nin tanımı şöyle yapılıyor;

Ülkemizde 17/25 Aralık bürokratik darbe girişimi sonrasında gelişen olaylar ve sonrasında 15.07.2016 günü ülke genelinde cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya mevcut düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs eden ve yine cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasına engellemeye yönelik Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde illegal yapılanmış olan üyelerince terör saldırıları gerçekleştirerek darbe yapmaya teşebbüs eden FETÖ/PDY SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ile ilgili;

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığınca hazırlanan FETÖ/PDY Terör Örgütünün yapılanmasının anlatıldığı raporda belirtildiği üzere;

Fetullah GÜLEN, 1958 yılından itibaren çeşitli illerde imam ve vaiz olarak görev yapmıştır. 1970’li yıllara kadar Yeni Asya Grubu içerisinde yer alan Fetullah GÜLEN bu tarihten sonra İzmir Kestanepazarı Kuran Kursunda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile dini motifleri istismar etmek suretiyle örgütünün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil hareket etmeye başlamış, faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç nesil üzerinde yoğunlaştırarak, teyp/video kasetlerine çekilen vaaz ve konuşmaları, sohbet toplantıları ve özellikle yaz kamplarında görüşlerini ulaştırdığı sempatizan grubu ile kendi adı ile anılan yasadışı örgütünü kurmuştur.

ÖRGÜTÜN AMACI

Kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suiistimal ederek ‘Himmet’ adı altında topladığı finans ile yurtiçi/yurtdışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini,  elde ettiği finans ve siyasi gücünü, örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmıştır.

ÖRGÜTÜN STRATEJİSİ

Fetullah GÜLEN, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş, bu nedenle; mevcut sistemi yıkmak yerine devlet modeline uygun bir örgütlenme ile devlete alternatif bir sistem kurmayı hedeflemiştir. Kamuoyunda örgüt için daha çok “Paralel Devlet Yapılanması” kavramının kullanılmasının temel nedeni de budur. Bu nedenle tüm devlet organlarında, yerel yönetimlerde ve sivil sektörde örgütlenmeyi hedeflemiştir. İleride devlet yönetimini kontrol altına alabilmek için tüm kadrolara kendi mensuplarının getirilmesi veya bu kadroları işgal edenlerin kendisine bağlanmasını hedeflemiştir.

Bu kapsamda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün;

Tabanında bulunan insanları istismar ederek kaynak ve meşruiyet devşirme,

Öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan gücü elde etme,

Devlet modeline uygun bir paralel örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızma,

Yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirme,

Dinler arası diyalog çerçevesinde, semavi dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam adına muhatap göstermeye çalışma,

Devlet dışında kendisine bağlı bir ekonomik sistem kurma, şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak zenginler kulübü oluşturma, böylelikle ulusal ve uluslararası ticarette söz sahibi olma,

Kamu, ÖSYS vb. sınavında soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delilerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmaların açılmasını sağlayarak devlet kadrolarından tasfiye etme ve bu kadrolara kendi örgüt elemanlarını yerleştirme yöntemlerini amacına ulaşmak için kullandığı anlaşılmaktadır.

ÖRGÜTÜN HİYERARŞİK YAPISI  ve YAPILANMASI

Fetullah GÜLEN liderliğindeki örgütün bilinen yasadışı örgütlerden çok daha sıkı bir hiyerarşik yapılanması bulunmaktadır. Örgüt sırasıyla istişare kurulu, dünya imamı, coğrafi bölge imamı, ülke imamı, bölge imamı, il imamı, ilçe imamı, semt imamı, mahalle imamı, ışık evleri, ser rehberler belletmenler, öğrenciler ve örgüt mensupları şeklinde hiyerarşik yapılanması bulunmaktadır. Türkiye'den sorumlu imam beş bölge imamı, ona da bu beş bölge imamı oluşturacak şekilde her şehir büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler de semtlere bölünmüştür. Her bölümün başında ayrı yetkili imam bulunmaktadır.

 Fetullah GÜLEN’e doğrudan bağlı; “Tayin Heyeti, İstişare Kurulu, Mollalar Grubu ve Meclis” olarak adlandırılan birimler yer almakta ve örgüt üst organlar olarak bu birimler tarafından sevk ve idare edilmektedir. Meclis’te alınan kararlar, meclis üyesi olan örgüt mensuplarınca silsile yolu ile en alt birimlere kadar iletilmektedir. Bu talimatlar hiyerarşi içerisinde yer alan; “Dünya İmamı, Coğrafi Bölge İmamı, Ülke İmamı, Bölge İmamı, İl İmamı, İlçe İmamı, Semt İmamı, Mahalle İmamı, Ev İmamı, Ser Rehberler, Belletmenler, Öğrenciler ve Cemaat Mensupları” tarafından gizliliğe, istihbarata ve sır saklamaya özen gösterilerek koşulsuzca yerine getirilmektedir. Ayrıca örgütün mali kaynaklarının ne şekilde kullanılacağını “Mütevelli Heyeti” belirlemektedir.

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/52389 nolu soruşturmasının şüphelisi Necati UYSAL'ın bilgisayarı üzerinde yapılan incelemede, Türkiye Cumhuriyeti beş bölgeye bölündüğü, söz konusu excel formatındaki veriye bakıldığında "BL" isimli birinci sütunun bölgeleri gösterdiği, ikinci sütünda yer alan  ŞUBE yazan yerde bulunan rakamların dört haheli oluştuğu, ilk hanenin o şehrin hangi bölgeye ait olduğu, ikinci ve üçüncü hanesinin söz konusu ilin plaka kodunun dördüncü hanesinin ise söz konusu kodlarla ilgili kaç bölgeden oluştuğunu göstermektedir.

Örgüt kurulduğu ilk günden bu yana “Devlet içinde örgütlenme” gayesi ile hareket etmektedir. Bu örgütlenme anlayışı, herhangi bir cemaatin üyelerinin devletin kademelerinde yer almasının ötesinde; devlet yapısı dışında başka bir hiyerarşik düzene göre hareket eden bir yapının varlığını ortaya çıkarmasıdır. Bu kişilerin sistemli ve programlı biçimde önceden, hatta çocuk yaştan seçilerek ileriye dönük hedeflere göre yetiştirilmeleri ve daha sonra da yerleştirilmeleri söz konusudur.

Kıta, ülke, bölge, şehir, ilçe, semt ve ışık evi sorumlularının yanı sıra kamuda (Bakanlıklar ve taşra teşkilatları, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri) ve özel sektörde (Hukuk büroları, bilişim şirketleri, muhasebe firmaları vb.) faaliyet gösteren kurumların her birinin başına örgüt tarafından "imam" olarak adlandırılan ilgili kurumların hiyerarşik yapıları dışında sorumlular atanmaktadır.

Kurumsal imamların genelde kurumun dışından olması söz konusu olmakla birlikte her kurumun ayrıca kendi içerisinden sorumlu imamları da olabilmektedir. Bunlar kurum imamına karşı sorumludurlar.

Mülkiye, Emniyet, TSK, MİT ve Yargı içerisinde faaliyet gösteren imamlar ise ayrı bir yapılanma içerisinde yer almakta, bu yapılanmada yer alanlar, devletin hassas kurumlarında görev yapmaları nedeniyle takip edilmemek için diğer örgüt mensuplarına nazaran daha fazla önlemler almakta ve teknolojinin iletişim konusunda sağladığı imkânlardan kontrollü bir seviyede istifade etmektedir.

Örgütün yurt içinde toplum tarafından bilinen eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları, ekonomik kuruluşları, medya organları ve sağlık kuruluşlarının Türkiye Mütevellisine bağlı ayrı sorumluları bulunmaktadır. Bunlar örgütün önemli birer finans kaynağı olmanın yanı sıra, taban kazanmak ve algı operasyonları yapmak maksatlarıyla da kullanılmaktadır.

İmamlar, işin para kısmından ve maddi anlamda her şeyden sorumludurlar. Küçük bölgelerin parası, büyük bölgenin muhasebecisinde toplanır. Her büyük bölgenin, her eyaletin ve her ilin birer muhasebecisi vardır. Yapı, yukarı doğru bu şekilde sıralanır. Ast-üst ilişkisi, askeri bir hiyerarşiden daha sistemlidir. Toplanan paralar için hiçbir zaman makbuz verilmez. Bölge imamına ve muhasebecisine sonsuz güven vardır.

Her büyük bölgenin bir Zaman Gazetesi sorumlusu bulunmaktadır. Bu kişinin görevi mütevelli esnaflar üzerinden gazeteye abone bulmak ve abonelerin takibini yapmaktır. Her mütevellinin belirli bir gazete aboneliği hedefi vardır. Tiraj önemli olduğu için gazetelerin okunup okunmadığının önemi yoktur. Hatta bir kişinin gazeteye abone olması için okur-yazar olmasına dahi gerek yoktur. Abonelikler yıllık yapılır.  Çoğunlukla kredi kartıyla yapılan bu abonelikleri 'iptal etmek' de mümkün değildir. Hatta bir dönem, zorunlu abonelik Sızıntı Dergisi için de söz konusu olmuştur.

Herkes, haftalık istişarelerde bir üstüyle bir araya gelir ve kendisine bağlı kişilerin örgütle ilişkisinin düzeyindeki gelişmeleri anlatır. Gazete ya da dergiye yapılan abonelikler ile 'toplanan bağışlar' konusunda rapor verir. Kurban Bayramı’nda deri toplanması, okulda bir organizasyon düzenlenmesi gibi, 'proje bazlı' konular, 'istişare toplantıları' adı altında konuşulup karara bağlanır. Bu istişarelerde; daha üst abilerden gelen ve merdiven mantığıyla 'imamdan - imama' tüm Örgüte ulaştırılan 'emir' ve 'tavsiyeler' paylaşılır.

FETÖ/PDY örgütlenmesi gizlilik, hiyerarşik yapılanması, pelur kağıtlarla haberleşme, özgeçmiş raporu ve kod adı kullanmak gibi özellikleri ile yasadışı örgütlenme taktiklerini kullanmaktadır.

MÜTEVELLİ HEYETLERİ VE İLLERİN MALİ YAPILANMASI

Örgütün himmet yolu ile sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden; sohbet toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatları sorgulamaksızın itaat eden ve maddi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılmaktadır.

Sohbet gruplarında zekat, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarından sorumlu tutulmaktadır.

Mütevelliler topladıkları parayı sohbet hocasının yanında getirdiği muhasebecilere vermektedir. Örgütün mali kayıtlarını bu muhasebeciler tutmaktadır. İl imamının da bir muhasebecisi bulunmakta ve il genelinde mali kayıt tutmaktadır.

ÖRGÜTÜN İSTİHBARAT AĞI ve ARŞİVİ

FETÖ/PDY Terör Örgütü Mülkiye, MİT, TSK, Emniyet Ggenel Müdürlüğünde örgütlenerek, güvenlik, bürokrasi ve istihbarat alanında bir ağ oluşturma yoluna gitmiştir.Aynı şekilde yapılanma TÜBİTAK'ın içerisinde yer alan gizli birimlerin bulunduğu Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknoloji Araştırma Teknolojisi'ndeki (BİLGE) kadrolarının devletin üst düzeyde siyasi bürokratlarınca kullanılan kriptolu telefonları dinledikleri tespit edilmiştir.

FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ LİDERİ FETULLAH GÜLEN'İN, ÖRGÜTLE BAĞLANTILI OLAN BANK ASYA BANKASI İLE İLGİLİ ÖRGÜT MENSUPLARINA VERDİĞİ TALİMAT:

FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı Fetullah GÜLEN in terör örgütüne ait olan Bankasya yı kurtarmaya yönelik olarak verdiği talimatlar ile ilgili yapılan açık kaynak araştırmalarında;

15.01.2014 tarihinde Sabah Gazetesi internet sitesinde yayınlanan Gülen'den "Bank Asya'ya para yatırın" talimatı başlığı altındaki haberde;

25 Aralık 2013 tarihinde görüşme kaydına göre, Fethullah Gülen adamlarına talimat vererek zor durumdaki Bank Asya'ya para yatırılmasını istiyor.Bank Asya'ya para yatırılması ile ilgili talimatları.

Görüşme Tarihi: 25 Aralık 2013

- Aloo

- Fethullah Gülen: Efendim

- Efendim hürmet ederim. Bu Ali Bey'in işyeriyle alakalı bu büyük müşterilerden bir kaç tanesi almış yani almış şeylerini. Tabi o bayağı büyük. Bunlar içerisinde henüz belli olmayan THY var bir de banka var. O da alırsa biraz zorlanacak gibi görünüyor. Acaba biz bu arkadaşlarla beraber olacağız birazdan onlarla böyle usturubuyla görüşsek böyle önde gelen olanları 2001'de olduğu gibi şeylerini yatırmalarını istesek uygun olur mu?

- Fethullah Gülen: Ben size demiştim o elinizdeki şeyler olmuyor mu?

- Onlar küçük kalıyor efendim.

- Fethullah Gülen: Öyle mi?

- Evet. Yani bu büyük. Bayağı büyük. Böyle yani bayağı bi arkadaşların da paniğe maniğe sevketmeden külli şeyin olması ancak o şeyleri kapatabilir.

- Fethullah Gülen: Var mı? Yolu var mı onun?

- İşte efendim şu anda bazıları mesela şimdi ihtiyaçtır deyip kendileri aramış. Ama biz bunu aşarız diye bir hafta içerisinde şey olmuş ama fakat şu andaki görüntü THY ne yapacak belli değil? Büyük. 300 küsur. Bir de o bankanın 300 küsur. Öyle büyük toplu şey yaparlarsa o şeymiş. Yapma ihtimalleri çok yüksek şu anda. Çekme ihtimalleri.

- Fethullah Gülen: Ne yapılabilir?

- Efendim arkadaşlarla görüşerek, arkadaşlar bu yakın çevrelerin yani şeylerini oraya 2001'de olduğu gibi yatıracaklar.

- Fethullah Gülen: Mümkün mü o?

- İşte o daha önceden malumalleri yapmıştık zatıalinizin tensibiyle 2001'de.

- Fethullah Gülen: Yapın. Yapın. Hiç ahesteler hissetmeden çarçabuk hemen yapın. Çarçabuk.. Şeklinde olduğu anlaşılmıştır.

http://www.habervitrini.com/gundem/bddkda-adamlarimiz-var-bank-asyaya-birsey-olmaz-312789  sitesinde yayınlanan haberde

Fethullah Gülen'in en yakını olan aynı zamanda herkul sitesinin editörü Osman Şimşek'in konuşmalar sırasında Tayyip Erdoğan için sürekli olarak "BOŞBAKAN" demesi dikkat çekti. Konuşmanın bir yerinde BDDK'da Daire Başkanı, Başkan Yardımcısı ve yönetim kurulunun kendi adamlarından oluştuğunu belirten Şimşek, "Bank Asya'ya birşey yapamazlar" dedi. İnternete sızdırılan ses kayıtlarına şimdi de Fethullah Gülen'in telefon görüşmeleri eklendi. Fethullah Gülen'in birçok önemli kişi ile yaptığı görüşme, soundcloud.com adlı sitede "ahmerdemir999" rumuzuyla yayınlandı.

Kayıtları dinlediğinizde; telefonun bir ucunda Pensilvanya diğer ucunda ise Türkiye var. Dinlemelerin Türkiye merkezli olduğu yüksek ihtimal.

İşadamı Mustafa Koç'la ilgili yapılan görüşmede; Fethullah Gülen, Mustafa Koç'a yapılan vergi denetimleri ile ilgili "Bir şey yapamazlar" diyor ve temaslarla ilgili "büyük patron bilmesin" ifadesini kullanıyor.

Fettullah Gülen’in Bank Asya’ya para yatırılması ile ilgili talimatları: BDDK’da adamlarımız var.

Görüşme Tarihi: 21 Aralık 2013

- Aloooo

- Buyur

- Ya Abdullah Bey.

- buyur Abdullah

- Bi saniye burda bi Şivan sana bi şey söyliycek.

- Söylesin

- Aloo. Abi.

- Efendim

- Ben Osman.

- Buyur.

- Nasılsınız abi, iyisiniz inşallah.

- Teşekkür ediyroum sağolun.

- Abi bu Bank Asya’yla alakalı bir Başbakan’ın talimatıyla Bank Asya’ya girilme durumu vardı da. Onunla alakalı arkadaşlar bir değerlendirme yaptılar. Toptan teknik olarak bir şeye imkan var mı diye. Normalde mümkün değil dediler. Olsa bile kademelerde arkadaşlar var. Bunların hepsinden geçiyor olması lazım. Ben de onları anlattık. Fakat bir çözüm önerisi olarak bir şey söylemişler notlarımın arasında. bunu da sizinle paylaşmamı istedi. Diyor ki abi arkadaşlar yani herhangi bir şekilde bize bakan yönüyle BDDK yönüyle bir sıkıntı olmaz ama arkadaşların tavsiyesi şöyle. Bank Asya hakkında bir söylenti, şayia çıkması banka açısından çok tehlikeli. Şu anda twitterdan bunu yaymaya çalışıyorlar. paranın çekilmesi vs ile alakalı endişeler vatandaşta oluşursa mudilerde, daha önceden böyle bir uygulama yapmışlar mesela

- Biliyorum. Mesela 2001′de oldu.

- Bize değil de bir başkasına da yapmışlar. O bankayı batırmışlar mesela. Dolayısıyla böyle bir şey tehlikeli olabilir. Şöyle bir şey teklif ediyor arkadaşlar. Bunu çok yaymadan 10 tane büyük işadamı abiyle paylaşılsa da bunlardan 5 tanesi veya 10′u bir şekilde 300 milyon TL kadar mevduat getirseler bankaya ve 5 tanesi de kağıt üzerinde Asya Emeklilik Şirketi var ya abi,

-Evet

- Bir kısmını da bunlar satın alsalar. Buradan da 300 milyon TL gibi bir giriş olsa bu durumda şey iyicene sağlamlaşır. Bunların girmesinin önü kapanır. Dolayısıyla Hocaefendi bu yapılabilirsa yapılsın dedi. Size söylememi istedi.

- Bana söyledi de ben detayını bilmiyordum. Bu işin tekniğini yani o bankada teknik olarak kim bilir?

- Şöyle abi, bizim bi ekibimiz, sizin adınıza biz bir ekip kuracaktık ya arkadaşlar destek verecekti.

- Ha anladım

- 3 kişi bir araya geldiler Orada Yakup diye bir arkadaşımız vardı. o sivil bir arkadaşımız. Onlar biraraya geldiler. Bunların bu ihtimaline binaen biz BDDK olarak durumumuz nedir, nasıl koruruz diye.

- Mesela şimdi orada Zafer Bey var. Zafer Beyle kim görüşecekse görüşse Zafer Bey bize ne yapılması gerekiyorsa anlatsa. Yönetimde ya.

- Zafer kim abi?

- Orada (BDDK) Yönetim Kurulu’nda ya. Teknik arkadaş.

- Bununla alakalı olabilir. O da olur ama teknik dili konuşan Ahmet de olabilir.

- O zaman ya Ahmet olsun ya Zafer

- Tamam. aynı dili konuştuklarından teknik bi şey olacaksa Ahmet olursa size daha rahat izah edebilirler bunlar.

- Olsun. O izah etsin o zaman

- Dolayısıyla. Tamam. Yani işadamlarının bulunması ve bu iki husus diyorlar bankayı daha kemikli hale getirir. Dolayısıyla bu süreci baltalar. Bu süreçte böyle bir duruş sergilememizde fayda var diyorlar çünkü fon açısından biraz daha bankanın mevduata ihtiyacı var diyorlar. Hocaefendi bunu yapalım o zaman dedi. “Şu süreçte bir zarar görmemek için bunu yapalım” dedi. Ama normal şartlar altında endişeye mahal bir durum yok. Çünkü orada Başkan Yardımcısı’nı geçmeleri lazım. Daire Başkanı’nı geçmeleri lazım. Onun altında Daire Başkan Yardımcısı’nı geçmeleri lazım. Bunların hepsi bizim arkadaşımız. ama olur da yani bir talimat gelirse endişesinden dolayı bunu yapıyoruz.

- Mühim değil. Ben anladım. Sizin ilgili arkadaş görüşsün. Bize mesela yarın nasıl ulaşacaksa ulaşsın. Yarın ilgili arkadaş teknokrat arkadaş bizi bilgilendirsin.

- Tamam. bizi bilgilendirsin derken Ahmet’i çağırıp ona mı söylesinler abi, yoksa

- Tabi Ahmet’e söylesinler. Ahmet bizi bilgilendirsin.

- Tamam. öyle yapalım. Tamam abi

- Teşekkür ederim.

- Görüşmek üzere kolay gelsin

Görüşme Tarihi: 25 Aralık 2013

- Aloo

- Fettullah Gülen: Efendim

- Efendim hürmet ederim. Bu Ali Bey’in işyeriyle alakalı bu büyük müşterilerden bir kaç tanesi almış yani almış şeylerini. tabi o bayağı büyük. bunlar içerisinde henüz belli olmayan THY var bir de banka var. O da alırsa biraz zorlanacak gibi görünüyor. Acaba biz bu arkadaşlarla beraber olacağız birazdan onlarla böyle usturubuyla görüşsek böyle önde gelen olanları 2001′de olduğu gibi şeylerini yatırmalarını istesek uygun olur mu?

- Fettullah Gülen: Ben size demiştirm o elinizdeki şeyler olmuyor mu?

- Onlar küçük kalıyor efendim.

- Fettullah Gülen: Öyle mi?

- Evet. Yani bu büyük. Bayağı büyük. Böyle yani bayağı bi arkadaşların da paniğe maniğe sevketmeden külli şeyin olması ancak o şeyleri kapatabilir.

- Fettullah Gülen: Var mı? yolu var mı onun?

- İşte efendim şu anda bazıları mesela şimdi ihtiyaçtır deyip kendileri aramış. ama biz bunu aşarız diye bir hafta içerisinde şey olmuş ama fakat şu andaki görüntü THY ne yapacak belli değil? Büyük. 300 küsur. Bir de o Banka’nın 300 küsur. Öyle büyük toplu şey yaparlarsa o şeymiş. yapma ihtimalleri çok yüksek şu anda. Çekme ihtimalleri.

- Fettullah Gülen: Ne yapılabilir?

- Efendim arkadaşlarla görüşerek, arkadaşlar bu yakın çevrelerin yani şeylerini oraya 2001′de olduğu gibi yatıracaklar.

- Fettullah Gülen: Mümkün mü o?

- İşte o daha önceden malumalleri yapmıştık zatıalinizin tensibiyle 2001′de.

- Fettullah Gülen: Yapın. Yapın. hiç ahesteler hissetmeden çarçabuk hemen yapın. Çarçabuk.

- Başüstüne efendim. Bir de efendim bugünkü şeyle alakalı, bugünkü Hüseyin Gülerce’nin yazısı o sulh mü o zatıalinizin bilgisi dahilinde mi yoksa kendiğilinden mi yazdığı bir şey?

- Fettullah Gülen: Hatırlayamadım. Nedir O?

- Efendim 3 şart koşuyor. 1. yolsuzlukların üzerine gidilsin diyor. Yani paralel yapı varsa onları tasfiye edebilir. 2. Dedikodu gıybet etmeyelim. Bu bütün ülkeyi rahatsız ediyor. Sulh yolunu teklif ediyor.

- Fettullah Gülen: Önemli değil.

- Başüstüne

- Haberim yok. Siz şimdi o meseleyi halledin. O meseleyi halledin.

- Başüstüne efendim. Hürmet ediyorum. Allah sağlık sıhhat versin. Şeklinde olduğu anlaşılmıştır.

 Yukarıda belirtilen haberlerden FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı Fetullah GÜLEN'in Bankasya'nın bulunduğu kötü durumdan çakması amacı ile Bankasya'ya para yatırılması talimatını 21 Aralık 2013 ve 25 Aralık 2013 tarihlerinde verdiği, bu talimatların da 15.01.2014 tarihinden itibaren ulusal basında yer almaya başladığı anlaşılmıştır.

ÖRGÜTÜN FAALİYETLERİ

Kuruluş aşamasında, örgüt faaliyetlerinin ağırlıklı olarak legal görünümlü kurum ve kuruluşlar vasıtasıyla yürütüldüğü; dershaneler, özel kolejler, yurt ve öğrenci evleri ile gençliğe yönelik eğitim faaliyetleri gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. bu dönemde yurt içinde ve yurt dışında eğitim kurumları vasıtasıyla, çeşitli dallarda uluslararası başarılar elde etmek suretiyle örgüt propagandası yapılmış ve bu şekilde halkın eğitim kurumlarına rağbet etmesi sağlanarak sempatizan kitlesi genişletilmiştir.

FETÖ/PDY, yurt içinde ve yurt dışında çok miktarda vakıf, dernek, özel okul, şirket, dershane, öğrenci yurdu, yayın organı, gazete, TV istasyonu, faizsiz finans kurumu, sigorta şirketi ve radyo istasyonunu denetim altında bulundurarak; amacına uygun planlı, programlı ve gizli olarak faaliyetlerini yürütmüştür.

Örgüt televizyon, radyo, gazete, dergi gibi iletişim alanındaki faaliyetlere ağırlık vermekte, finansal kaynaklar ise; gruba mensup şirketler, basın yayın alanında elde edilen gelirler, okul, yurt ve pansiyonlardan istifade eden öğrencilerden alınan paralar, toplanan kurban derileri ve gruba ilgi duyan zengin iş adamlarının destekleri ile örgüte üye olan kişilerden himmet adı altında toplanan paralar olarak ortaya çıkmaktadır.

Kamu kurumlarının hassas noktalarında görev alan örgüt mensubu kişiler kod isim kullanmakta, ayrıca örgüte itaat ve bağlılık vurgusu yapılan bir metin doğrultusunda kutsal değerler üzerine yemin ettirilerek örgüt liderine koşulsuz sadakat sağlanmaktadır.

Örgüt, günümüzde elindeki ekonomik gücün yanı sıra devletin hassas ve etkili kurumları içerisindeki kadrolarının sağladığı avantajlardan faydalanmakta, bu sayede siyasal operasyonlara kalkışmakta, hatta devletten bağımsız bir politika izlemektedir.

Örgütün en önemli hedefinin yasal veya yasadışı dinleme, izleme, raporlarla elde ettiği bilgileri, tehdit/şantaj olarak kullanmak ve Türkiye’de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmaktadır.

FETÖ/PDY'nin son dönemde, devletin gizli bilgilerini, gizli toplantılarını, gizli telefon görüşmelerini, devlet kademelerindeki kendi unsurları vasıtasıyla her türlü yolu 'meşru' sayan bir anlayışla ele geçirip montajlayarak; Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınlayarak devleti ve hükümeti, 'itibarsızlaştırmak' suretiyle 'casusluk' faaliyeti içerisine girdiği görülmüştür. Öyle ki devletin en mahrem bilgileri dahi medyaya servis edilebilmektedir.

Örgütün önemli bir ayağını da öğrenciler oluşturmaktadır. Bu öğrenciler, toplumun çeşitli kesimlerinden özellikle de kırsal bölgelerden şehirlere gelen fakir aile çocuklarından oluşmaktadır. Örgütün, okul ve dershanelere yönelmesinin temel amacı PDY'ye öncülük edebilecek ve zamanla kadrolarında yer alabilecek zeki kişileri yetiştirmektir. Bugün gelinen noktada; yıllardır her dile getirildiğinde reddedilmeye çalışılan ve tepki gösterilen; "F.Gülen ve örgütünün amacının, açtıkları okulları sayesinde Türkiye'de ve çevre ülkelerde bir yönetici sınıfı oluşturmak" iddiasının doğrulandığı görülmüştür.

Yapılan hizmetler için gerekli olan maddi kaynaklar ise "ihtiyaç sahibi öğrenciler için yardım" adı altında gelenekçi tarzla fitre, zekât, bağış, hibe, himmet, vb. adlarla doğrudan para temini ya da kurban derisi, gıda yardımı, vb. ayni yardımlar yoluyla karşılanmıştır.

Örgütün mali yapısı, zaman içerisinde örgütlenmesine paralel olarak Türkiye başta olmak üzere Dünyanın pek çok ülkesinden gelir ve gider kalemleri olan son derece geniş bir ağ haline gelmiştir.

Bu kapsamda yapılanma zaman içerisinde profesyonelleşmiş, bünyesinde bankası, holdingleri, basın yayın kuruluşları, eğitim kurumları, ticari işletmeleri, hastaneleri, STK'ları vb. çok sayıda kurum/kuruluşu olan, milyar dolarla ifade edilen gelir/gider rakamlarına ulaşan dev bir organizasyon haline gelmiştir.

Örgütün, kurumsal gelirleri konusunda herhangi bir sıkıntı bulunmamakta olup, "Şirket" ya da "Anonim Şirket" olarak kurulan söz konusu kuruluşlar, elde ettikleri kazançları ticaret veya bankacılık üzerinden sisteme sokmaktadır.

Vakıflar adı altında faaliyet gösteren kurum/kuruluşlar için ise vakıflar için tanınan vergi muafiyetlerinden yararlanılmakta, bir kısım para "bağış" adı altında söz konusu vakıflara verilmektedir.

Örgütün şahıslardan topladığı parayı sorunsuz bir şekilde sisteme sokma yöntemlerinden biri de kamuya yararlı dernek statüsünde bulunan “Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği” gibi derneklerdir.

Örgütün, sisteme sokulması yönünde sıkıntı çektiği gelir grubu, "Himmet" adı altında toplanan paralardır. Şahıslardan alınan paraların doğrudan il/ilçe sorumlusunda (Finans İmamında) toplanması, hem saklanması hem de nereden bulunduğunun sorulması durumunda sıkıntı yaratabilecek hususlardır.

Örgüt bu sorunu, topladığı parayı, kendisine bağlılığı konusunda şüphe duymadığı ve güvendiği mutemet tayin ettiği iş adamları üzerinden aşmakta, toplanan paralar, belirlenen iş adamlarına verilerek yakalandığında kendi parası adı altında legalleştirilmesini sağlamaktadır.

Bu sayede zaten maddi durumu yerinde olan iş adamı gerektiğinde o parayı kendi parasıymış gibi bankaya yatırabilmekte, hem de örgütün o parayla ilgisi olduğuna dair resmiyete dökülebilecek bir sorun ortadan kaldırılmaktadır.

İş adamlarından toplanan paraların bir kısmı bulunan yerleşim yerindeki örgüt kurumlarının ihtiyaçları için harcanmakta, fazla para ise İstanbul'daki merkeze yönlendirilmektedir. Mali yönden sıkıntı yaşayan bölgeler kardeş şehir ya da kardeş ülke olarak kabul edilerek destek sağlanmaktadır.

Örgütün himmet yolu ile sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden; sohbet toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatları sorgulamaksızın itaat eden ve maddi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılmaktadır.

Sohbet gruplarında zekât, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken; mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarından sorumlu tutulmaktadır.

Örgütün himmet yolu ile sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden; sohbet toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatları sorgulamaksızın itaat eden ve maddi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılmaktadır.

Sohbet gruplarında zekât, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken; mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarından sorumlu tutulmaktadır.

Mütevelliler topladıkları parayı sohbet hocasının yanında getirdiği muhasebecilere vermektedir. Örgütün mali kayıtlarını bu muhasebeciler tutmaktadır. İl imamının da bir muhasebecisi bulunmakta ve il genelinde mali kayıt tutmaktadır.

FETÖ/PDY mensuplarının hücresel şekilde birbirleriyle bağlantıları, kendi aralarında bir rapor, talimat alışverişi bulunmaktadır. Alttan yukarıya doğru rapor, yukarıdan aşağıya doğru talimat verilmekte, örgüt mensuplarının, kendilerine yeni örgüt mensupları kazanma faaliyetleri bulunmakta, yeni çocuk ve gençler örgüte alınmakta, eğitilip, yetiştirilerek bu örgütün kadrolarına ilave edilmektedir. Örgütün eğitim malzemeleri, kitabı, bildirisi, ideolojisini anlatan belgeler, evraklar, dokümanları, ordu ve emniyet içerisinde teşkilatlanmış silahlı gücü bulunmaktadır. FETÖ/PDY de diğer terör örgütleri gibi bir inanca dayanmaktadır. Fetullahçı Terör Örgütü, üyelerinin uğrunda zorluklarına katlanabildiği, fedakârlıkta bulunduğu, amacına yönelik bir şeyler yapabildiği, bir inanç, bir ideoloji sistemidir. Örgüt kadrolarının sızdığı devletin güvenlik kurumlarının silahlı olması ve bu silahları kullanma yetkisinin bulunması, örgütün silahlı ve askeri eğilimini göstermesi açısından çok önemlidir. Hasan Sabbah'ın çevresinde kümelenen Haşhaşilerin, yaklaşık bin yıl kadar önce afyon çekip fedailerini kullanarak devlet görevlilerini öldüren bir terör örgütü olarak ortaya çıkmalarında olduğu gibi FETÖ/PDY üyeleri de mutlak itaat ve cennete kavuşacakları saiki ile hareket ederek devlet içinde suikast benzeri hareketlere başvurmuştur.

Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden örgütün, dini değerler değişmezken,zamana ve şartlara göre kendisini değiştirmesi, ülkesi ve devleti ile barışık olması beklenirken devleti kendisine hasım ve karşı cephe olarak görmesi, tüm yapısıyla açık ve şeffaf olması gerekirken bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetlerini yurt dışından idare etmesi ve Türkiye’ye gelmekten ısrarla imtina etmesi, hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasa dışı faaliyeti kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, diğer terör örgütleriyle temas kurması ve onlara istihbarat, lojistik, eylem tarzı türü destek sağlaması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize bir terör örgütü olduğunu ortaya koyan unsurlardır.

Yaklaşık yarım asırdır Türkiye'nin sosyo-politik gündeminde sözde dini referanslar üzerinden kendisine toplumsal ve kamusal bir varlık ve meşruiyet zemini inşa eden sosyolojik bünyesi itibariyle sıkı bir cemaatsel dokuya sahip olan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü, müntesiplerini ilgili yapıya tümden sadakat ilkesi çerçevesinde doktrine etmiş, yapı mensuplarının ahlâk ve hukuk dışı her türlü eylemlerini mübah görmüştür. Mistik bir otoriteye (mehdîlik) inanmışlıkla, yandaşları için merkezi sınavlarda soru çalma, masumiyet karinesini çiğneyerek, haklarındaki suçlamayı dahi bildirmeden insanları yıllarca ceza infaz kurumunda tutarak hürriyetlerini kısıtlama şeklindeki eylemlerinde olduğu gibi kişi haklarını pervasız biçimde ihlal etme, kayırma, yalan söyleme, delil uydurma, iftirada bulunma gibi ahlâk ve hukuk dışılıkları gerçekleştirmekte ve hedefleri uğruna suç işlemekte herhangi bir beis görmemişlerdir.

Talimatlar yoluyla kollektif bir şekilde mobilize olan, kamu erkinin kritik bürokratik alanları başta olmak üzere, kamusal alanı ele geçirme refleksi ile hareket eden, mülkiye, adliye, emniyet, eğitim ve ordu içerisinde kendi özel hiyerarşisi ile illegal şekilde kadrolaşan, devletin tüm kurumlarına yerleştirdiği örgüt üyeleri ile devlet teşkilatını kendisine hizmet eder hale getiren ve adeta devlet içinde ayrı bir devlet yapısı oluşturan örgütte, sözde lider Fetullah GÜLEN tarafından verilen;

"-Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!; bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!

-Türkiye’deki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım, erken sayılır.

-Adliye, mülkiye veya başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlar bizim varlığımızın teminatıdır.

-Arkadaşlarımız o sahada kabiliyetlerini geliştirmeli, müktesebatlarını geliştirmeli esas ve zannediyorum iki yanlı olmaları itibariyle de sergileyecekleri performansta da daima takdir toplayacaklardır. Yani bu bizim cepheyi öğrenmeleri lazım arkadaşların. Yani bizim hukuk sistemimizi didik didik etmelidirler, biz bir taraftan çalışıp onların istifade edecekleri şekle getirmeliyiz, onu öyle formüle etmeliyiz, öyle tertip ve temkide tabi tutmalıyız.

-Allah'ın Resulü kuvvet dengesinin olmadığı bir yerde ortaya atılmasının hezimet ve mağlubiyetle neticeleneceğini herkesten iyi değerlendirdi ve bu sebeple de stratejisini hep temkin ve tedbirle örgütledi. Denge gözetilmediğinde hezimet ve mağlubiyetin kaçınılmaz olduğu şartlarda kahramanlık gösterisi ihanettir.

-Yani siz hâkim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekte yarar var ki geriye adım atmayalım… yani her şey bir oyundur. Kungfu gibi oyun, tekvando gibi bir oyun, judo gibi bir oyun her zaman insan hasmını yenmesi öyle yumruk vurup yere sermesi gibi bir şey değildir, Bazen hasımdan kaçmak, bile çok önemli bir manevra (kesinti var) çok iyi bilecek, çok iyi planlayacak ona göre yürüyeceksiniz. Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik, yerine sizin kalbiniz önemlidir.

-Ben yine kuvvet dengesinin olmadığı için şahsen o yol yerine kendi düşüncemi yayma, kendi düşünce sistemim adına varlığı her tarafı fethetme, ele geçirme yolunu şahsen tercih ederim.

-Zaman henüz uygun değil. Bütün dünyayı omuzlayıp taşıyabileceğimiz zamana dek tamam olacağınız ve koşulların uygun olacağı zamana dek beklemelisiniz! Bilhassa, haber alma hususunda her zaman hasım cephenin çok önünde olunmalıdır.

-Toplumun büyük kesimlerine, büyük kısımlarına, bu duygu ve düşünceyle ulaşma açısından, belli bir noktaya, belli bir kıvama gelecekleri ana kadar, bu şekilde hizmet etmeleri şart, zaruri, lüzumlu…yanlışı telafi edemeyiz.

-Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (…) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (…) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.

-Yüzlerce arkadaşlar, yüzlerce diyorum tabi. Türkiye’nin içinde binlerce yurt dışında burs veriyorlar. Amerika’da otuz küsur değişik üniversitelerde kariyer yapıyorlar. Kariyerin yapılmasının yanında kariyer yapmanın yanında da aynı zamanda bu arkadaşlarımız orada hizmette yapıyorlar ve bu iki üç senelik ömrü olan bir şey. Daha öncede vardı üç beş arkadaş ama fakat bunlar Allah'a çok şükür organize edildi. Himmetler belli bir noktada…(kesinti) edildi ve şimdi orada çok iyi güdülüyorlar Allah’ın inayet ve keremiyle her sene de besleniyorlar.İngiltere’den Almanya’ya oradan Avusturalya’ya oradan Amerika’ya kadar her yerde kariyer yapan arkadaşlarımız besleniyorlar ve bu arkadaşlar bizim gayeyi hayalimize göre gelecekte o dünyalardaki üniversitelerdeki bizim tebliğcilerimiz olacaklar. Türkiye’ye döndükleri zaman da burada el üstünde üniversitelerdeki hocalarım olacaklar.

-Dünyada satın alınmayacak adam yoktur. Sadece fiyatları farklıdır. Birini az fiyata birini çok fiyata alırsın.

-İcabında Mahkemenin altını üstüne getireceksiniz, avucuna alacaksın, bu dershaneleri destekliyoruz,. Avukat da kiralayacaksınız, hakim de kiralayacaksınız"

Şeklindeki talimatlar, bir yandan kadrolaşmanın örgüt için arz ettiği önemi, diğer yandan ise, kadrolaşmanın Anayasal düzeni ele geçirmek için izlenen bir stratejik yöntem olduğunu ortaya koymaktadır.

Kuruluş aşamasında, örgüt faaliyetlerinin ağırlıklı olarak legal görünümlü kurum ve kuruluşlar vasıtasıyla yürütüldüğü; dershaneler, özel kolejler, yurt ve öğrenci evleri ile gençliğe yönelik eğitim faaliyetleri gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Bu dönemde yurt içinde ve yurt dışında eğitim kurumları vasıtasıyla, çeşitli dallarda ulusal ve uluslararası başarılar elde etmek suretiyle örgüt propagandası yapılmış ve bu şekilde eğitim kurumlarına halkın rağbet etmesi sağlanarak sempatizan kitlesi genişletilmiştir.

Örgüt televizyon, radyo, gazete, dergi gibi iletişim alanındaki faaliyetlere ağırlık vermekte;  fınansal kaynaklar ise gruba mensup şirketler, basın-yayın alanında elde edilen gelirler, okul, yurt ve pansiyonlardan istifade eden öğrencilerden alınan paralar, toplanan kurban derileri ve gruba ilgi duyan zengin iş adamlarının destekleri ile örgüte üye olan kişilerden himmet adı altında alınan paralar olarak ortaya çıkmaktadır.

Kamu kurumlarının hassas noktalarında görev alan örgüt mensubu kişiler kod isim kullanmakta, ayrıca örgüte itaat ve bağlılık vurgusu yapılan bir metin doğrultusunda kutsal değerler üzerine yemin ettirilerek, örgüt liderine koşulsuz sadakatleri sağlanmaktadır.

Örgüt günümüzde, elindeki ekonomik gücün yanı sıra devletin hassas ve etkili kurumları içerisindeki kadrolarının sağladığı avantajlardan faydalanmakta, bu sayede siyasal operasyonlara kalkışmakta, hatta devletten bağımsız bir dış politika izlemektedir.

Örgütün en önemli hedefinin yasal veya yasadışı dinleme, izleme, raporlarla elde ettiği bilgileri, tehdit/şantaj olarak kullanmak ve Türkiye'de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük, etkili bir siyasi ve ekonomik güç haline gelmek olduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği gibi 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunundan farklı ve bağımsız bir örgüt tanımı ortaya koyarak bunu yaptırıma bağlamaktadır.

Kanunun 1. Maddesinde , "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutmak, yıldırmak, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biri ile Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." şeklinde tanımlanmıştır.

Yine aynı Kanunun 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleri ile birinci maddede belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere, terör örgütü kuranlar, yönetenler ile bu örgüte üye olanlar Türk Ceza Kanununun 314.maddesi hükümlerine göre cezalandırılır. Örgütün faaliyetini düzenleyenler de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılır." şeklinde yapılan düzenleme ile de terör örgütü kuran, yöneten ve üye olanlara ilişkin yaptırımlar ön görülmüştür. Dolayısıyla Kanunun 7inci maddesinde yer alan "terör örgütü " kurma, yönetme ve üye olma, suçlarının emir/yasak kuralını birinci maddede yapılan terör tanımı oluşturmaktadır.

Bu söylenenler ışığında bir yapılanmanın "terör örgütü" olarak nitelendirilebilmesi için tamamının varlığı aynı zamanda gerekli olan özellikler şunlardır:

YAPILANMANIN;

Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek,

Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak,

Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek,

Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek,

Temel hak ve hürriyetleri yok etmek,

Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak, Amaçlarından biri veya birkaçına sahip olması gereklidir, (ideoloji)

Mevzuatımızda "terör suçları" örgütlü olarak işlenebilecek suçlar niteliğinde olduğundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220. maddesi gereğince bu yapılanmanın üye sayısının en az üç kişi olması gereklidir, (örgütlü yapı)

Yapılanmanın yukarıda sayılan amaçlara ulaşabilmek için mutlaka cebir ve şiddet kullanması gerekir, (cebir ve şiddet)

Bu kapsamda "Fetullah Gülen Grubu" isimli yapının 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 ve 7. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler açısından bir değerlendirme yapmak gerekirse:

İdeoloji unsuru;

Örgütün ideolojisinin Türkiye'de devletin bütün anayasal kurumlarını, güvenlik birimlerini, mülki ve adli yapısını ele geçirmek ve aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili bir güç haline gelmek olduğu anlaşılmıştır.

Bu kapsamda, örgütün temel hedefinin yasal olmayan faaliyetleri ile (Şantaj, tehdit, yasadışı dinleme vb.) devlet otoritesini kendi amaçları doğrultusunda baskı altına almak, O'nu yönlendirmek, alternatif bir otorite olarak ortaya çıkmak ve neticede devlet otoritesini ele geçirmek şeklinde tezahür eden siyasal bir hedefi olduğu söylenebilir.

 Örgütlü yapı;

"Fetullah Gülen Örgütü" isimli yapılanmanın; belirlenen amaçlar etrafında insan sayısı olarak üçten fazla kişinin bir araya geldiği, hiyerarşik görev dağılımının yapıldığı, gizliliğin esas alındığı, iş bölümünün, faaliyet alanlarının, sorumlulukların önceden tespit edildiği, eleman ve finansal kaynak temini ile üyelerinin eğitiminin ne şekilde yapılacağı gibi hususların, açıkça ortaya konulduğu, iletişimin gizliliğe riayet ederek ulaklar vasıtası ile sağlandığı, kod isim ve yemin uygulaması olan, kendine özgü ceza ve ödül sistemi bulunan profesyonel bir örgütlenme olduğu anlaşılmıştır.

Fetullah Gülen Örgütünün Kolluk Kuvvetleri ve Yargı içerisinde yer alan mensupları tarafından kurgulanmış soruşturmaların sahte ihbar mektupları, yasadışı dinlemeler, gerçeğe aykırı deliller üzerine inşa edildiği; bu sayede verilen mahkûmiyetlerle toplum nezdinde başta Yargı olmak üzere kamu kurumlarına duyulan güvenin yok edildiği, kendilerinden olmayanlara karşı yürütülen baskı, korkutma, yıldırma, sindirme ve tehdit faaliyetlerinin Kolluk Kuvvetleri, Kamu Kurumları ve Yargı'da görev alan bağlıları yardımıyla gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.

 NETİCE VE KANAAT,

"Fetullah Gülen Örgütü" isimli yapılanmanın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 1 ve 7 inci maddelerinde ifade edilen anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi hukuki; sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, devletin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla kurulmuş terör örgütü niteliğinde örgütlü yapıya sahip bir örgütlenme olduğu,

"Cebir ve Şiddet" başlığı altında ifade edilebilecek faaliyetler dikkate alındığında;  17 ve 25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen soruşturmaların hemen öncesinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine yönelik terörle ilişkilendirme çalışmalarının hızlandığı, bu kapsamda haklarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülen örgüt üyeleri  tarafından,  sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturmasının yürütüldüğü tarihlerde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı olan Prof. Dr. Sayın Ahmet DAVUTOĞLU’nun Basın Danışmanı O.S. hakkında yapmış olduğu herhangi bir suç içermeyen 3 (üç) adet görüşme gerekçe gösterilip, 13/11/2013 tarihinde iletişim tespit (dinleme) kararı talep edilip alındığı, Sayın Başbakanın (Dışişleri Bakanı) Başdanışmanı D.A.S hakkında, 18/03/2013 tarihinde yapmış olduğu ve devam eden tarihlerde gıyabında yapılmış olan herhangi bir suç unsuru içermeyen toplam üç (3) adet telefon görüşmesi gerekçe gösterilerek 15/11/2013 tarihinde hakkında iletişim tespiti (dinleme) kararı talep edilip alındığı,

 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Başdanışmanları S.T ve M.V.'nin bir kısmı gıyaplarında yapılmış olan herhangi bir suç unsuru içermeyen telefon görüşmeleri gerekçe gösterilerek haklarında, 22/11/2013 tarihinde iletişim tespit (dinleme) kararı talep edilerek alındığı, soruşturmanın yürütüldüğü tarihlerde Genel Başkanı olduğu HAS Parti’den ayrılarak Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçen ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nde Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ’un danışmanı F.T. hakkında 06/12/2011 (iki görüşme) ve 20/12/2011 (iki görüşme) tarihlerinde yaptığı herhangi bir suç unsuru içermeyen görüşmeler gerekçe gösterilerek bu görüşmelerden yaklaşık dokuz ay sonra 14/09/2012 tarihinde iletişim tespit (dinleme) kararı talep edilerek alındığı ve adı geçen müştekilerin soruşturmaya dahil edildikleri ve terörle ilişkilendirildikleri tespit edilmiştir.

Kolluk kuvvetlerince yapılan açık kaynak çalışmalarında, Eylül 2012 tarihinde Prof. Dr. Numan KURTULMUŞ’un Adalet ve Kalkınma Partisi'ne üye olduğu ve danışmanı hakkındaki dinleme talebinin bu tarihe yakın zamanda talep edildiği ve alındığı, bununla birlikte dosya içeriğindeki kişilerin terörle ilişkilendirildiği şahıs tespit tutanaklarının 11-12-13-14-15 Aralık 2013 tarihlerinde düzenlendiği,

K.Y’nun getirdiği iddia edilen dokümanlarla ilgili inceleme tutanağının 14/12/2013 tarihinde düzenlendiği, dosya kapsamındaki kişilere ait e-mail inceleme tutanaklarının 05/12/2013-06/12/2013 ve 20/12/2013 (dosyanın 18/12/2013 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğine dair üst yazı bulunmasına rağmen) tarihlerinde düzenlendiği iletişim tespit tutanaklarının Kasım-Aralık 2013 tarihlerinde yoğunlaşılarak (17-25 Aralık soruşturmalarıyla eş zamanlı olarak) düzenlendiği, şüpheli M.S’ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 11/12/2014 tarihli ek ifadesinde, 2011/.... Sayılı soruşturmanın savcılık talimatı ile sonlandırılarak dinleme yapan tüm personelin yoğun bir şekilde tape (iletişim tespit tutanağı) yaptığını ve bu durumun her zamanki çalışma temposunun üzerinde olduğunu belirttiği anlaşılmıştır.

Sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturması kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı (Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı) Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner YILDIZ’ın, Türkiye Cumhuriyeti Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan FİDAN’ın ve üst düzey devlet yöneticisi ve bürokratları ile bu kişilerin danışman ve başdanışmanlarının herhangi bir suç unsuru içermeyen, terörle ya da herhangi bir suçla hiçbir ilgisi olmayan, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarı ile gizli kalması gereken” nitelikteki çok sayıda görüşmesinin örgütsel bağlantı kurulmak ve kişilerin terörle ilişkilendirilmesi maksadıyla iletişim tespit tutanağı haline getirildiği, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (Başbakan) Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın yabancı ülke devlet başkanları ile yaptığı görüşmeler de dahil olmak üzere birçok görüşmesinin dinlenerek kayıt altına alındığı,

Sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü kapsamında, haklarında soruşturma yürütülen ancak 3 yıl 7 aylık süre zarfında herhangi bir delil bulunamayan kişileri, terörle ve Tayland Ülkesindeki İsrail Büyükelçiliği'nde meydana gelen patlamayla irtibatlandırmak amacıyla sahte delil oluşturularak, ‘El-Kaide Terör Örgütü Üyeliği’ suçundan gözaltına alınan, açık kimlik ve adres bilgileri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kasasında saklı kişinin ‘Şafak’ adı altında sahte gizli tanık yapıldığı, şahsın ‘El-Kaide Terör Örgütü Üyeliği’ suçlamasıyla başka bir soruşturmadan gözaltında bulunduğu esnada Gafur Ataç tarafından tehdit edilmek suretiyle 22.03.2013 tarihinde sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü kapsamında gizli tanık sıfatıyla ifade vermesinin sağlandığı,

Kamuoyunda 7 Şubat MİT Krizi olarak bilinen soruşturma dosyasıyla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın (TMK 10. Maddesi ile Görevli Bölümü) 22/03/2013 gün ve 2013/.... karar numaralı kararı ile şüpheliler Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı H.F. Milli İstihbarat Teşkilatı Eski Müsteşarı E.T, Milli İstihbarat Teşkilatı eski Müsteşar Yardımcısı F.A.G ve iki Milli İstihbarat Teşkilatı personeli hakkında “PKK/KCK Terör Örgütü içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek ve soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek” suçlarından, 17/02/2012 tarih ve 6278 Sayılı Kanunun 1. maddesi ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26. maddesinde yapılan değişiklik hakkındaki kanun uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı’ndan soruşturma izni istenildiği halde, izin verme/vermeme şeklindeki yazı cevabı gelmeden yeniden soruşturma yapılmak üzere 27/06/2012 tarihinde (7 Şubat 2012’den yaklaşık 4 ay 20 gün sonra) 2010/....numaralı soruşturma (7 Şubat MİT Dosyası) dosyasından ayrıldığı, 17/12/2013 tarihi itibariyle sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü dosyasında teknik takibi (dinlemeleri) yapılan kişilerle birlikte eş zamanlı olarak, ayrılan dosya üzerinden hakkında soruşturma yürütülen Mehmet ÖCALAN’ın da teknik takibinin sonlandırıldığı,

Görüldüğü üzere, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu dosyasında,  haklarında soruşturma yapılanların, kamuoyunda 7 Şubat MİT krizi dosyası olarak bilinen ve takipsizlik kararıyla sonuçlanan, üst düzey MİT yetkilileri ile ilgili soruşturmayı sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturma dosyası üzerinden yeniden canlandırarak, "Milli Birlik ve Barış Projesi" olarak adlandırılan “Çözüm Süreci” kapsamında yapılan çalışmaları yürüten Milli İstihbarat Teşkilatı yetkililerini PKK Terör Örgütü lideri Abdullah ÖCALAN’ın kardeşi Mehmet ÖCALAN üzerinden PKK/KCK Terör Örgütü ile irtibatlandırmaya çalıştıkları anlaşılmıştır.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı FETÖ/
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert