Recm’in Kur’an’daki Delilleri
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Akasyam Haber
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
Recm’in Kur’an’daki Delilleri
25.05.2022 13:23:43

 

Recm’in Kur’an’daki Delilleri

Birtakım çevrelerce vahşet, barbarlık, vandallık, geri kalmışlık, yobazlık, çağ dışılık gibi deyimlerle tanımlanan recm bu tanımlamaların yanında bir kısım çevrelerce de inkâr edilerek yok sayılmaktadır.

Kur’an Müslümanı olduğunu iddia eden, Kur’an İslamını savunduğunu iddia eden, ehlisünnet velcemaati uydurulmuş dine inanmakla itham eden modern kuraniyyun akımı kendi uydurulmuş dinlerini indirilmiş gerçek din olan ehlisünnet akidesinin yerine ikame etmeye çalışarak aslında dinimübin İslam’ın temellerine dinamit koymaktadırlar. Bu kimselerin inkâr ettiği temel konuların başında “recm” gelmektedir.

Recm, dışarıdan baktığımızda gerçekten de korkunç bir vahşet olarak görünebilir, çünkü bir kimseyi yarı bedenine kadar toprağa gömerek taşlayıp öldüren koca bir grup insanlara korkunç bir vahşet işlemiş gibi gözükecektir.

Recm’i detaylarıyla psikolojik etkisi de dahil olmak üzere analiz edersek aslında recmin çok mükemmel bir şekilde tasarlanmış bir ceza olduğunu görürüz.

Bu yazıda recm’in Kur’an–ı azimüşşan’daki delillerini, hikmetini ve hakikatini işleyeceğiz. Bu yazıda bize vahşet olarak gösterilen recmin aslında ne kadar önemli ve hikmet barındıran bir ceza sistemi olduğunu göreceğiz.

Öncelikle Kur’an’a bakacak olursak recmin varlığı ile ilgili doğrudan bir kayıt göremeyiz ama Nur Suresi'ndeki 2. ila 10. ayetler dahil olmak üzere bu ayetlerin arasındaki tüm ayetlerle beraber Nisa Suresi'ndeki 24. ve 25. ayet birlikte anlaşılırsa recmin varlığına Kur’an’da gizli bir işaretin yer aldığını görebiliriz.

Bu ayetlerin meallerini sırayla tahkik edelim:

-Nisa Suresi 24. ayette evli olan kadınlarla (savaş esiri cariyeler olarak alınan evli kadınlar hariç) evlilik haram kılınıyor ve bunların dışındaki bâkire hür kadınlarla (ve savaş esiri olarak evli olsun ya da olmasın alınan cariyelerle) evliliğe izin veriliyor. Ayrıca ayette bâkire hür kadınlarla evlilik durumunda mehirlerinin verilmesi gerektiğinden bahsediyor.

-Nisa Suresi 25. ayetin başındaki   الْمُحْصَنَاتِ kelimesini açarsak  هُنَّ الْمُحْصَنَاتِ ifadesini elde ederiz çünkü  الْمُحْصَنَاتِ kelimesinin gizli zamiri هُنَّ zamiridir. Bu ayette هُنَّzamirinin vurgusu da bir önceki ayette bahse konu bâkire hür kadınlara işarettir. Bu işarete binaen ilgili kelimede kelimeleri belirtili hâle getiren الْ takısı kullanılmıştır.

Bu bilgi kenarda dursun. Bu ayette de bâkire hür kadınlarla evliliğe madden gücün yetmediği hallerde cariyelerle evliliğin konu edildiğini görüyoruz. İffetli cariyeler tanımlanırken  مُحْصَنَاتٍ kelimesini görmekteyiz.  

Bu kelimede belirtili hale getiren الْ takısının kullanılmadığına dikkat ediniz. Bu ayette belirtili hale getiren ilgili ön ek bâkire hür kadınlar için kullanılmaktadır.  

Yine bu ayette cariyeler evlendikten sonra zina ederlerse bu cariyelere verilecek cezada cariyelerle kıyaslama yapılırken yine ayetin başında geçen  الْمُحْصَنَاتِ kelimesi  kullanılmıştır. Bu kelimeyi açarsak  هُنَّ الْمُحْصَنَاتِ ifadesini elde ederiz çünkü  الْمُحْصَنَاتِ kelimesinin gizli zamiri هُنَّ zamiridir.   

Yine buradaki هُنَّzamirinin vurgusu da bir önceki ayette bahse konu bâkire hür kadınlara işarettir. Yani bir cariye evlendiği zaman o evli cariyenin zinasının cezası bâkire hür kadının zinasının cezasının yarısıdır.

Başka bir deyişle bu ayet gereğince evlenmiş bir cariye zina ederse bâkire hür kadının zinasının cezası olan 100 celdenin yarısı olan 50 celde ile cezalandırılır. (100 celde miktarı nur suresi 2. ayetin analizinde işlenecektir.)  

Bu ayeti çarpıtarak, bu kavramı bâkire ve evli olan tüm kadınlara genellemek suretiyle “recmin yarısı olur mu?” diyerek insanları aldatan çağdaş kuraniyyun ekolü bu gerçekleri gizlemektedir.  

Halbuki bu ayette zikrettiğim bu kavram evli hür kadınları kapsamaz çünkü bir önceki ayet olan nisa 24. ayette evli hür kadınlar zaten en başta kapsam dışı bırakılmış ve evlenilecek olan bâkire kadınlardan bahsedilmeye başlanmıştır. Bu kavramı evli hür kadınlara genellemek ayetlerin bağlantısını ve örüntüsünü kopartmaktır.  

Nisa 24. ayette evlenilebilecek bâkire kadınlardan bahsedecek şekilde ve bir sonraki ayette de evli ve bâkire olan tüm kadınları kapsayacak şekilde bir anlam vermek bu ayetleri birbirinden kopartıp bu ayetlerdeki anlam ilgisini paramparça etmektir.

Bu durumda ayetlerin birbiriyle bağlantısını kesmiş oluruz. Buradan hareketle modern kuraniyyun ekolünün “recmin yarısı kuramı” asılsızdır ve çökmektedir. 

Nisa suresinin 24. ve 25. ayetlerinin analizinden sonra Nur Suresinin 2. ayetinden başlayarak 10. ayetine kadar hızlı bir inceleme yapacağız. Bu ayetleri incelerken tıpkı Nisa Suresi 24. ayetten Nisa Suresi 25. ayete geçerken karşılaştığımız anlam ilgilerine dikkat ediniz çünkü buradaki anlam ilgileri konuyu anlamamız açısından çok önem arz etmektedir.

Bu ayetleri 3 grupta inceleyeceğiz.

Birinci grup Nur suresi 2 ve 3. ayetler, ikinci grup Nur suresi 4. ve 5. ayetler, üçüncü grup da 6., 7., 8., 9. ve 10. ayetlerdir. Nur suresi 2. ayette zina eden erkek ve zina eden kadınların 100 celde ile cezalandırılması hükmü işlenmektedir.

Burada kullanılan kelimeler اَلزَّانِيَةُ ve الزَّان۪ي kelimeleridir. Bu kelimeler içlerinde sırasıyla 3. dişil ve 3. eril tekil şahıs zamirlerini barındırmaktadır. Bu kelimelerin aynısını nur suresinin 3. ayetinde de görmekteyiz. Nur süresinin 3. ayetinde bu kelimeler zikredilerek zina eden erkeğin sadece zina eden ve/veya müşrik kadınla, zina eden kadının da sadece zina eden ve/veya müşrik erkekle evlenmesi gerektiği belirtilir.

Burası bizlerin yıllardır es geçtiğimiz bir alandır. Yukarıdaki paragrafta ve bu paragrafın başında ısrarla vurguladığım anlam örgüsünü bu ayetlerde de görmekteyiz. Nur suresinin 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9., ve 10. ayetler dikkatle incelenirse bu anlam örgüsü açık ve net bir şekilde anlaşılacaktır.

Nur suresinin 3. ayetinde evlilikleri gündeme gelen zina eden erkek ve kadınlar bekâr olmak durumundadır. Evli olan insanlar tekrar evlenemeyeceğine göre bahse konu olan zina eden erkek ve kadınlar bekar yani hiç evlenmemiş halde olmak zorundadır.

Başka bir deyişle birinci grupta (Nur suresi 2. ve 3. ayetlerde) zina eden kadın ve erkeklere verilecek cezalardan ve zina edenlerin evlenmek istemeleri halinde evlilikleri ile ilgili durumlardan söz edilmektedir ki evlilikleri konu edilen bu kimseler bâkir ve bâkiredir.

Nur suresinde ayetleri okumaya devam edersek 4. ayette namuslu kadınlara zina iftirası ile ilgili hüküm geçmektedir. Nur suresi 5. ayette de tevbenin önemi zikredilmiş ve bu konu kapatılmıştır. Başka bir deyişle 2. grupta (Nur suresi 4. ve 5. ayetler) masum bir kadına zina iftirası atıldığında izlenmesi gereken yollar işlenmiştir.

3. grup ayetleri yani Nur suresi 6. ayetten itibaren nur suresi 10. ayete kadar incelersek bu bölümde ise evli bir bireyin zina etmesi durumunda bu evli ve zina şüphelisi bireyin eşinin, zina şüphelisi bireyi zina ile suçlaması durumunda takip edilmesi gereken lanetleşme süreci ele alınmıştır ve her iki taraf da lanetleşirse zina şüphelisi bireyden haddin düşeceği ifade edilmiştir.

Bu uygulama islam aile hukukunda “lian” terimi ile ifade edilir. Bu uygulamaya göre eşlerden birisi diğerini suçladığında şahit getiremezse mahkemede suçladığı eşiyle karşılıklı lanetleşir. Suçlanan eş lanetleşmeyi tam olarak icra edemezse üzerine atılı suçu kabul etmiş sayılır.

Suçlanan eş de tam olarak lanetleşmeyi yerine getirirse üzerine atılı suçtan ötürü cezalandırılmaz ve bu çiftin evlilikleri hemen orada sona erer. Hesap gününde Allah zaten kim suçlu ise onu cezalandıracaktır.

En son Nur suresi 10. ayet de Allah’ın rahmetini, lütfunu ve tevbeleri kabul edişini vurgulamaktadır. Buraya kadar 3 adet bölüm inceledik. 3. bölümde lian adı verilen karşılıklı lanetleşme bahsini gördük. Karşılıklı lanetleşmeden sonra suçlanan eşten cezanın kalkacağını ve evliliğin hemen orada biteceğini gördük.

Peki, suçlanan eş üzerine atılı suçu kabul ederse durum nedir? Suçlanan eşin hatasını kabul etmesi hâlinde ceza alması elbette ki kaçınılmazdır ama bu cezanın ne olduğuna burada değinilmemiştir.

Başka bir deyişle suçlu eşin alacağı ceza burada ve kur’an’ın hiçbir yerinde geçmemektedir. Burada suçlu eşin alacağı cezayı ilk grupta incelediğimiz nur suresi 2. ayette bahse konu zina edenlere verilen 100 celde olarak düşünürsek büyük bir yanlışa düşmüş oluruz çünkü Nur Suresi 2. ayette işlediğimiz zina edenler bekârdır ve Nur Suresi 3. ayette bunların evlilikleri konu edilecektir.

Suçlu eşin Nur Suresi 2. ayette işlediğimiz zina eden bekârlar ile bir tutulması bu ayetlerde yer alan anlam örgüsüne ters düşmektedir. Biz zaten bu ayetleri 3 gruba bölerek işledik. Bu 3 grubun anlam örgüsünü dikkatle incelersek gerçekleri görebiliriz.

Kur’an’da evli bir kimsenin yaptığı zina sonucunda alacağı ceza geçmemektedir. Kur’an’da recm için açık bir delil bulunmamasına karşın gizli bir işaretin varlığından söz edebiliriz.

Bu gizli işaretlerden birisi bâkire cariyenin zina etmesi halinde zina eden bâkire cariye için herhangi bir cezadan bahsetmediği halde evlenmiş bir cariyenin zinası için evlilik akdi gereği 50 celde ceza getirilmiş olmasıdır.

Cariyeler arasında bile zinanın cezası için bekar-evli ayrımı yapılmışken hürler arasında böyle bir ayrımın yapılmaması adaletsiz bir durum olacaktır. Bekar cariyelerin zina etmesi halinde bu cariyelere tıpkı bekar hürlere verilen ceza gibi 100 celde ceza verilecek olursa bu sefer evli cariyeler Nisa Suresi 25. ayet gereği 50 celde ile cezalandırılacağı için evli cariyeler bekar cariyelerden daha avantajlı bir konumda olacaktır.

Bu durum zinaya yaklaşmayın şeklindeki katı bir hükme aykırıdır. Bu uygulama evli bir cariyeyi zinaya daha da teşvik edecektir. Nikah akdi cariyeyi hürleştirir gibi anlayışlar da yanlıştır çünkü Kur’an’da bizzat evli cariyelere mahsus 50 celde ceza uygun görülmüştür.

Bekar cariyelere zinalarının sonucunda herhangi bir ceza verilmemiştir. Bekar cariyeler sahiplerinin sorumluluğuna bırakılmıştır ama evli cariyeler her ne kadar sahiplerinin sorumluluğunda olsalar da ekstra 50 celde ile cezalandırılmaktadırlar.

Aslında tek başına bu bilgi bile zinanın cezası için bekar-evli ayrımını gözler önüne sermektedir. Evliliği cinsel dürtüleri tatmin etmenin meşru bir yolu olarak belirleyip insanları evliliğe teşvik eden Kur’an’ın zina günahı için cariyelerde bile bekar-evli ayrımını gözettiği gibi hürlerde de bekar-evli ayrımını gözetmesi gerekir.

Yazıda işlediğim ayet gruplarında zaten hürlerde de bekar-evli ayrımının yapıldığını hatta ve hatta zina eden kimselerin evliliklerinin ayrımının bile yapıldığını görmekteyiz. Başka bir deyişle Kur’an hürlerde zina edenlerin evliliklerini bile ayırmışken bekar ve evlilerin yaptığı zinalardan dolayı bekar ve evlilere aynı cezayı vermemektedir. Zinakârların evliliklerini bile ayıran Allah (s.v.t) zina cezasında bekar-evli ayrımını mutlaka gözetmiştir.

Zinada bekar-evli ayrımı nesil emniyeti ve neslin korunması ile ilişkilidir. Kur’an, nesli bozanları zaten tehdit etmektedir. Allah nesli bozmak adına yapılan tüm eylemleri bozgunculuk olarak görmektedir.

Kur’an-ı azimüşşan’da nesilleri bozmaya çalışanlar helak ve elim bir azapla tehdit edilmektedir. Bu durum evli bir kimsenin zina etmesi hâlinde çok ciddi bir ceza alacağına delildir. Kur’an’ı anlamaya gayret eden birisi hadislere ve kur’an’ın indiği döneme bakmaksızın nesil emniyetinin önemini, zinada bekar-evli ayrımını ve evli bir kimsenin zinasının sonucunda bekar bir kimseye kıyasla çok daha ağır bir cezayı hak ettiğini rahatlıkla görebilir.

Recm hükmü sabit olan ama metin olarak kur’an’da geçmeyen, kur’an’da yazılması murad edilmeyen, lafzen kaldıran bir ayettir. Kur’an’da nesih ve mensuh kavramı hepimizin mâlumudur.

Recm lafsen nesh edilmiş yani kaldırılmış olsa da hükmen geçerli olan bir ayettir ki bunu Hz Ömer bin Hattab (R.A.) ifade etmiştir. Hz Ömer (R.A.), recm ve süt anneliği ile ilgili hükümleri içeren ayetleri kur’an mushafına haşiye yani dipnot şeklinde yazmak istemiş ama bu ayetler lafzen nesh edildiği için bunları kur’an mushafına dipnot şeklinde bile olsa yazmaktan çekinmiştir.

Bu durum sahabelerin Kur’an mushafının korunması konusunda ne kadar hassas olduklarını göstermektedir. Bugün bizler kur’an mushaflarımızın üzerine türlü türlü notlar yazmaktan çekinmezken sahabeler lafzen kalksa da hükmü geçerli olan bir ayeti bile dipnot şeklinde bile olsa kur’an mushafına yazmaktan çekinmişlerdir.

Hz Ömer (R.A.), bu hükmü dipnot şeklinde Kur’an mushafına yazsaydı  Kur’an’a ilave yapıldığı ile ilgili çeşitli tezler ileri sürülebilir ve Kur’an’ın korunmuşluğu insanların zihninde tartışmalara daha fazla müsait olabilirdi.

Kur’an’ın sıhhatinin birtakım çevreler tarafından tartışıldığı günümüzde Kur’an’a saldıran kimselere güçlü bir koz verilmiş olabilirdi ki Hz Ömer (R.A.) feraseti ile bunları ön görebilmiş ve bunların önüne geçebilmiştir.

Nesih ve mensuh ile ilgili Kur’an’da birçok delil vardır. Nesih-mensuh bu yazının konusu değildir. Bu yazıda recm ile ilgili sünnetteki delilleri işlemedim çünkü zaten bu deliller her yerde bolca mevcuttur.

Sonuç olarak recm Kur’an’da açık açık geçmemektedir. Recm Kur’an’da gizli bir şekilde işaret edilmiştir. Nisa Suresinin 24-25. ayetlerinde bekar hür kadınlarla cariyeler kıyaslanmış ve bekar-evli ayrımı cariyelerin zinasının cezasında gözetilmiştir.

Cariyeler elbette ki sahiplerinin sorumluluğundadır. Cariyeler bazen sahiplerinin kötü emelleri doğrultusunda sahipleri tarafından zorla zina günahına düşmekteydi.

Cariye sahiplerinin bazıları cariyelerini hayat kadını (günümüz tabiriyle escort kadın, seks işçisi) olarak kullanmakta ve paralarını da haksız yere gasp etmekteydi ki bu yüzden Allah (c.c.) bâkire cariyelere zinaları sunucu herhangi bir ceza vermedi ama evli bir cariye her ne kadar efendisi zorlasa da evlilik akdi gereği hiçbir şekilde zina etmemelidir ki Allah (c.c.) aslında evli cariyelerden çok bu cariyelerin sahiplerini cezalandırmak amacıyla bu cariyelere 50 celde had cezasının uygulanmasını Kur’an-ı azimüşşan’da emretti.

Buradan hareketle evlilik bağının ve dolayısıyla nesil emniyetinin ne denli önem arz ettiğini görmekteyiz. Evlilik bağını bu kadar önemli kılan konu nesil emniyetidir. Kur’an’da evlilik ve neslin korunması şiddetle tavsiye edilmiştir.

Allah (s.v.t) en doğrusunu, en iyisini bilir ama işin içinde nesil emniyeti olmasa belki de evlilik bağı bu denli önem arz etmeyecekti Allahu alem. İşbu nedenle Allah’ın (c.c) bekar-evli ayrımını cariyeler için gözettiği gibi hürlerde de gözetmesi gerekir. Allah (s.v.t) zaten bekâr-evli ayrımını hürlerde de gözetmiş ve evli olup da zina edene recm cezasını uygun görmüştür.

Ancak, Allah (s.v.t) rahmeti gereği recm cezasını Kur’an- azimüşşan’da açık açık zikretmemiş, lafzen recm cezasını nesh etmiştir. Zaten Allah (c.c) nur suresinin ilgili bölümlerini en son rahmetini, merhametini ve tevbeleri kabul buyurduğunu vurgulayarak sonlandırmıştır.

Buradan anlamalıyız ki recm istenilerek uygulanan bir ceza değil, bir mecburiyettir. Bu yazıda recm ile ilgili gizli işaretleri sunmaya gayret ettim. İnşaAllah meramımı anlatabilmişimdir. Bir sonraki yazımda recmin hikmetini, hakikatini, psikolojisini ve sosyolojisini işlemeye gayret edeceğim.

Vesselam.

Muhammed Emin TOMBAK

Recm’in Kur’an’daki Delilleri
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Web Tasarım