​Doğru yazamayan neyi doğru yapabilir?
SON DAKİKA
Sol Ok
Sağ Ok
Yazarlar - Köşe Yazıları
Samsun Haber – Akasyam Haber  Samsun'dan son dakika haberler – dünyanın haberi bu sitede
Advert
ANASAYFA Genel Güncel Gündem Siyaset Samsun Haber Kent Kültürü Türkiye Dünya Ekonomi Kültür Tarih
​Doğru yazamayan neyi doğru yapabilir?
03.03.2019 14:00:00

 

​Doğru yazamayan neyi doğru yapabilir?

Latinize edilmiş lisanımızı doğru yazmadığımızda başımıza neler geldiğini gördük. Arapçada meşhur bir örnek vardır. “Yoktan var eden” mânâsındaki “āli” İsmi Celilini bugün hemen herkes “halik” diye yazmakta. Bu şekilde yazmak, Allah-ü Teâlâ Hazretlerine iftira değilse nedir?

1 Kasım 1928 tarihinde “1353 sayılı Yeni Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” ile bin yıllık alfabemiz yasaklanıp, yeni bir şey yapılmış gibi Latin alfabesi “Türk alfabesi” diye dayatılmıştı.

Elbette eskiden kullanılan alfabe Türklere ait değil, Araplara aitti. Ancak İslam ile şereflenen Türkler bu alfabeye P, Ç, J gibi harfler ilave ederek kendi alfabeleri hâline getirmişlerdi.

Latin alfabesi tercihi Türkçeyi yazmak için yeterli olmadığı için de Ç, Ş, Ö, Ü, İ, Ğ gibi harfler eklendi. Kelimelerin uydurulmasının yanı sıra, Türkçeleşmiş olan Arapça ve Farsça kökenli kelimeler atılmak istenmiştı.

Uydurulan dil kifayetsizliği bir yana, Latin alfabesinde bazı kelimeler aynı yazıldığı için harfin alt ve üstüne eklenen işaretle kelime doğru okunulmaktaydı. Kraldan çok kralcıların “şapka” adını taktığı “inceltme işaretleri” bir süre sonra yok sayıldı. Ne yazık ki “kaldırıldı” dedikodusu hâlâ devam ediyor!

Bu yüzden hala ile hâlâ, kar ile kâr, ala ile âlâ, hal ile hâl, arı ile ârî, dahi ile dâhi, ali ile âli aynı şekilde yazılır oldu. Bu yüzden pek çok kişi doğru okumayı unuttu. Çocuklar aradaki farkı bilemez oldu.

Bununla birlikte askerî yerine askeri, mâlî yerine mali yazılmaktadır. Doğrusu dükkan değil dükkândır. Aynı şekilde öykü şeklindeki uydurukçası kullanılan hikâye, hikaye şeklinde yazılıyor. İşte bazı doğru yazılışlar: Hakkâri, Kâzım, Nigâr, Kâmil, Âdem, Ârif, Kâbe, kâğıt, kâfir, mahkûm, mânâ, dergâh, tezgâh, yâdigâr, gâvur, ordugâh, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût.

Latinize edilmiş lisanımızı doğru yazmadığımızda başımıza neler geldiğini gördük. Arapçada meşhur bir örnek vardır. “Yoktan var eden” mânâsındaki “Ḫāliḳ” İsmi Celilini bugün hemen herkes “halik” diye yazmakta. Bu şekilde yazmak, Allah-ü Teâlâ Hazretlerine iftira değilse nedir?

O halde gelin artık Türkçemizi doğru yazıp, doğru okuyalım.

Gerçek Hayat

Türk alfabesi Türkçe
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
GALERİLER
Advert
Advert