Tırtıl hali ürperti, tiksinti verir insana kelebeğin. Hikmete bakar mısınız? Sanki Hayr bildiklerinizin arkasında şer, şer bildiklerinizin arkasında hayr vardır ayetinin meali gibidir bu mahluk. Kelebek denildiğinde ise insanda sevgi, merhamet hissi uyanır.
Uğur böcekleri de kelebekler gibidir, sevimlidirler. Hani elimize konduklarında “uç uç böceğim, sana şunu bunu alacağım” diye oynaştığımız o sevimli böcek.
Peki, Doğanın en korkunç karabasanı için hazır mısınız? Uğur böceğinin bir zombiye dönüşmesini izlemek acıklı olduğu kadar ilgi çekicidir de. Aslında açgözlü ve sofistike bir yırtıcıdır uğur böceği. Tek bir birey, yaşam süresi boyunca birkaç bin yaprak biti yer. Kurban bulmak için önce antenlerini kullanarak, otçul böceklerin saldırısına uğrayan bitkilerin saldığı kimyasalları saptar. Sinyallerin nereden geldiğini belirledikten sonra, sensör tarayıcısını sadece yaprak bitinin saldığı molekülleri aramaya yöneltir. Ve sonra sessizce yaklaşıp saldırarak, dikenli alt çenesiyle yaprak bitini parçalar.
Bu arada düşmanlarına karşı oldukça etkili bir şekilde korunur. Bize çok sevimli gelen o kırmızı–siyah kabuğu, aslında olası saldırganlara karşı bir uyarıdır. “Yaklaşırsan pişman olursun” anlamına gelir. Kuşların ve diğer bazı hayvanların saldırısına uğradığı anda bacak eklemlerinden zehir salar. Acı kan tadı alan saldırgan, uğurböceğini dışarı tükürür. Böylece düşmanları kırmızılı siyahlı kanatların aslında uzak durulması gereken bir mesaj olarak okunması gerektiğini öğrenir.
Diğer yırtıcılara karşı böylesi güçlü koruma sahibi bir yırtıcı olan uğurböceğinin yaşamı kusursuz olabilirdi. Tabii bedenine yumurta bırakan eşekarısı olmasaydı... Bu eşek arılarından biri de susam tanesi boyutundadır. Yumurtlamaya hazır dişi eşekarısı, uğur böceğine yaklaşır. Hızlı bir hareketle iğnesini bedeninin alt kısmına batırarak kurbanına kimyasal bir karışımla birlikte bir yumurta enjekte eder. Ve yumurtadan çıkan larva, yerleştiği hayvanın beden boşluğundaki sıvılarla beslenmeye başlar.
İçinden yavaş yavaş kemirilen uğur böceğinin dış görüntüsünde herhangi bir değişiklik göze çarpmaz. Yaprak bitlerine bütün gücüyle saldırmaya devam eder. Ama artık, avın sindirilmesi sonucu ortaya çıkan besinler, içindeki parazitin beslenip büyümesine yaramaktadır. Üç hafta kadar sonra eşek arısı larvası yeterince büyümüştür ve kendisini konuk eden hayvanı bırakıp ergin olmaya hazırdır. Uğur böceğinin kabuğundaki bir çatlaktan dışarı çıkar.
Uğur böceğinin bedeni parazitten kurtulmuştur kurtulmasına ama beyni hâlâ esirdir. Eşek arısı larvası, bedeninin altında kendine ipekten bir koza örerken uğur böceği yerinden kımıldamaz. Bu eşek arısı açısından pozitif bir gelişmedir. Çünkü kozanın içinde büyümekte olan eşek arısı son derece savunmasız durumdadır. Sinir kanatlı larvaları ve diğer böcekler onu yemek için can atmaktadır. Ancak bu düşmanlardan birinin yaklaşması durumunda uğur böceği bacaklarını çırparak saldırganı korkutup kaçırır. O, artık parazitin korumasıdır. Bu rolü bir hafta boyunca sadakatle oynar. Ta ki ergin eşek arısı çenesiyle kozayı kesip dışarı çıkana ve uçup gidene kadar. Zombi uğur böceği ancak o zaman, yani parazit amirine verdiği hizmet sona erdiğinde ölür.
Bu ürkütücü sahne bir senaryo yazarının kaleminden çıkmış değil. Kuzey Amerika’nın çoğu kesimlerinde, evlerin bahçelerinde, boş arsalarda, tarlalarda ve yaban çiçekleriyle kaplı çayırlarda eşek arıları uğur böceklerini zombi korumalara dönüştürüyor. Üstelik benekli uğur böceği yegâne örnek değil. Bilim insanları benzer örneklerin böcekten balığa ve memelilere kadar birçok türde yaşandığını kanıtlamış durumda. Bazı canlılar ölümleri pahasına da olsa parazite hizmet ediyor ve doğal dünyanın her yanında aynı soru tekrar tekrar soruluyor: Bir organizma kendini kurtarmak için mücadele etmek yerine neden kendine zarar veren parazitin sağ kalması için çabalar ki?
Haydin tabiattaki bu düzenden yola çıkarak insanların düzenlerine bir göz atalım. “Yahudi, kanını emdiği milletlerin hâkimi olmadıkça ister istemez onların dilini söyler. Fakat diğer milletler kendilerinin köleleri olur olmaz, bütün Yahudiler, hemen bir dünya dilini, esparantoyu öğrenecekler ve onu konuşacaklardır. Gaye bu araç ile Yahudiliğin iktidarını daha kolay sağlamaktan ibarettir. Yahudiler dış görünüşü kurtarmak için bütün bir şiddetle reddettikleri “Protocoles des sages de Sion” (Sion ileri liderlerinin protokolleri) bu milletin bütün hayatının nasıl devamlı bir yalan üzerine inşa edilmiş olduğunu gösteren eşsiz bir örnektir.” (Kavgam, Burak Yayınevi, 1998, s. 382).
Tarihi eski çağlara kadar uzanan Yahudi aleyhtarlığı, 19. yüzyılın son çeyreğinde kurumsallaşmış ve siyasi çevrelerde savunulmaya başlamıştır.
Özellikle, Doğu Avrupa'da Yahudilere karşı yürütülen baskı ve yıldırmalar, binlerce Yahudi'nin yaşadıkları ülkelerden göç etmesine neden olmuştur.
Yahudi liderlere göre Yahudi Sorunu, Yahudi aleyhtarlığının bir sonucuydu ve Yahudiler, kendilerine ait bir ülkeye göçmeden bu soruna çözüm bulunamazdı. Macaristanlı bir Yahudi olan Thedor Herzl, 1895'te yayımladığı Yahudi Devleti (Der Judenstaat) adlı yapıtında Yahudi Sorunu'nu "uluslararası bir sorun" olarak tanımlamış ve sorunu büyük devletlerin gündemine taşımaya karar vermiştir. Herzl'in liderliğinde 27 Ağustos 1897'de İsviçre'nin Basel kentinde toplanan Birinci Siyonist Kongre'de, "Filistin'de egemen bir Yahudi Devleti" kurulmasına ve bu bağlamda ilgili hükümetlerle diyaloga geçilmesine karar verilmiştir.
Tabiatıyla bilinmelidir ki Yahudi konusu konuşulacaksa Osmanlı topraklarında, İzmir’de neşet etmiş olan Sabetay Sevi hareketini bilmeden, anlamadan Avrupa tarihini, Avrupa mezhepler tarihini bilmemek olmaz. Özellikle Endülüs’ün parçalanmasıyla Portekizden kaçan Yahudilerin İngiltereye sığınmaları, diğer Avrupa, Polonya Yahudilerinin İngiltere’de Püriten Hristiyanlık mezhebinin (Anglikan) ortaya çıkması dünyanın alacağı siyasi hareketlerinde başlangıcını oluşturmuştur. Bunların siyasi fikriyatını Sabetaycılık hazırlamıştır. Osmanlının dönüşümünde de, Türkiye devletinin kurulup şekillenmesininde de Sabetaycılığın sevk ve idaresi tartışılmaz amil sebep hükmündedir.
Birinci Siyonist Kongre toplandığı sırada Filistin, Osmanlı Devleti'ne bağlı bir toprak parçasıydı. Herzl, bu nedenle 1896 ile 1902 yılları arasında 5 defa İstanbul'a gelmiş, ziyaretleri sırasında hem Yıldız Sarayı'nda hem de Babıali'de Osmanlı devlet adamları tarafından kabul edilmiştir. Herzl, Sultan
II. Abdülhamit'e oldukça parlak teklifler sunmasına karşın kendisinden Filistin'le ilgili bir taviz koparamamıştır.
Bir ideoloji ve eylem planı olarak 19. Yüzyılın sonlarında dünya siyasetine giren Siyonizm, Osmanlı Devleti'nden bu yana daima Türk kamuoyunun gündeminde olmuştur. Osmanlı Devleti'ne bağlı Filistin topraklarında bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı hedefleyen Siyonizm, Osmanlı devlet adamları tarafından imparatorluğun bütünlüğünü tehdit eden bir unsur olarak algılanmış ve buna karşı kararlı önlemler alınmıştır.
Fakat, I. Dünya Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti'nin tasfiye edilmesiyle birlikte Filistin, Milletler Cemiyeti'nin gözetiminde İngiltere Mandasına bırakılmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti, I. Dünya Savaşı'nda Türklerin maruz kaldığı Arap ayaklanması ve dış politikanın getirdiği bazı etkenlerle manda yıllarında Filistin Sorunu'na karşı mesafeli bir politika takip etmiştir.
Bu dönemde hükümetin etkisinde kalan Türk kamuoyu da Filistin'le ilgilenmekle birlikte genelde tarafsız bir bakışa sahip olmuştur.
Filistin'de süre gelen Arap-Yahudi sorununu tek başına çözemeyen mandater devlet İngiltere, sorunu 1947 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na taşımıştır. Ayrıca, Filistin'de gelecekte kurulacak yönetimin esaslarını belirlemek üzere bir Filistin Özel Komitesi'nin kurulmasını istemiştir.
Türkiye, komitenin kuruluş oylamasında Arapların talepleri doğrultusunda Filistin'in bağımsızlığını savunmuş ve komiteye karşı çıkmıştır. Türkiye, böylelikle Filistin sorunu hakkında uluslararası bir platformda ilk kez görüş belirtmiştir. Aynı şekilde, 1947'de BM Genel Kurulunda oylanan Filistin'in
Arap ve Yahudiler arasında taksim edilmesi kararına da aleyhte oy kullanmıştır. İngiltere'nin Filistin Mandası'nı bıraktığı 14 Mayıs 1948 tarihinde Yahudi Milli Konseyi, Telaviv'de bağımsız İsrail Devleti'nin kurulduğunu ilan etti.
İsrail'in kurulmasından hemen sonra Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak kuvvetlerinin Filistin'e girmesiyle birlikte Arap-İsrail savaşları da başlamış oldu. Türkiye, savaş esnasında tarafsızlığını korudu, ABD ve Fransa ile birlikte Filistin Uzlaştırma Komisyonu'nda yer aldı. İsrail'in kuruluş
sürecinde güvenlik ve toprak bütünlüğü kaygısıyla politika üreten Türkiye,1949'da İsrail'i bir realite olarak tanıdı ve onunla diplomatik ilişki kurdu.
Siyonizm, 1948'de İsrail'in kurulmasıyla birlikte görünürde hedefine ulaşmıştı. Ancak, Siyonist liderlerin "vaat edilmiş topraklar" ve "Nil'den Fırat'a büyük İsrail" gibi Tevrati referanslara dayandırdıkları ruhani söylemler, Siyonizm'in bir tehdit unsuru olarak hala varlığını sürdürdüğünü ortaya koydu. Bu tehdit çemberinde kalan, Filistin'le tarihi ve kültürel
bağları bulunan Türkiye, Siyonizm tehdidinin en çok işlendiği ülkelerden biri oldu. 1948 Arap-İsrail Savaşı'ndan itibaren, devletin reel politikasının aksine, duygusal ve Arap yanlısı bir tavır sergileyen Türk kamuoyu, Siyonizm ve İsrail tehdidini yoğun olarak işlemeye başladı. 1967 Savaşı'nda
Arap ülkelerini hezimete uğratan İsrail'in, savaştan büyük toprak işgaliyle çıkması Türk kamuoyundaki anti Siyonist bakışı zirveye çıkardı.
Doğuşundan beri Türk kamuoyunda zaten ağırlıklı olarak yer tutan Siyonizm tartışmaları, artık daha ateşli ve daha yoğun boyutlarda gündemi işgal etmeye başladı.
Bu arada "adanmışlık" örnekliği veren Teodor efendiyi 'de takdir etmek lazım. Kendisinden öncede Siyonist fikirler besleyen niceleri olmuştu ama o teoriden pratiğe geçme konusunda gayret göstermişti. 41 yaşında öldüğünde(1901 yılı) hayalini kurduğu siyonist yahudi devletinin kurulmasına daha çok yıllar vardı. Önce İngilizleri dönüştürmüşlerdi. Hristiyan akaidlerini Yahudi terminolojisiyle konsolide etmeyi başarmışlardı. Bu mücadele de yaklaşık 400 yıl zamanlarını almıştı Yahudilerin.
Yani bir hayali olmalı insanın da, toplumların da...
Hay Allah! Yazımızın bu kısmında da “Koru beni kelebeği”nden bahsetmeyi unuttuk. Sabredin be kardeşim. Bakın Yahudi nasıl da sabrediyor ama. 2500 yıl boyunca her sabah kahvaltısına oturduklarında ailece nasıl dua etmişti?
“Seneye Kudüs’teyiz!”…
Devam edeceğiz.
Fehmi DEMİRBAĞ
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)