Üreyerek türemeyenler insanlığı tüketmenin peşindeler. Çocuklarımızı kendilerine benzeterek...
1776’ da “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diyen Adam Smith görmeliydi bu günleri; Kapitalist kafanın ve ahlakın nasıl yıkıp geçtiğini bütün insani değerleri. Heleki şehirleşme girdabına sürüklediği insanlığın modernitenin kıskacında nasıl da canhıraş olduğunu. Emperyalizmin-Siyonizmin Püriten ve Pagan manifestolarca bütün insanlığı maddi ve manevi açılardan talan ettiğini…
1789 yılında ilk kez akademik açıdan kullanılan aslı Latince olan terör kavramınında yerli yersiz kullanılan ifadelerden biri olduğunu.
“Anarşi”nin yani kargaşanın olduğu yerlerde “Terör”ün mutlaka olacağını… “Kaos”un ise bilumum beşeri/şer sistemlerin “ruh”u olduğunu…
Mutlak surette “güç”ü ele geçirmeye/geçirmiş egemenlerin, hegemonların adeta bir “yüceler meclisi” oluşturduklarını ve “tanrısallık” iddiasıyla bütün yeryüzünü fitneyle,hüzünle, acıyla donattıklarını…
Bir taraftan hegemonların baskıcı zulümlerine karşı insanların direniş çabaları, bir yandan da aynı hegemonların kendi atraksiyonlarına kılıf hazırlamak için yapmış oldukları organizasyonların eylemleri “terör” olarak ifade edilebilir.
‘Korkudan sarsıntı geçirme’ veya ‘korkudan dehşete düşmeye sebep olma’ anlamında kullanılan “Terör” kavramına biz de bir yaklaşım gösterelim istedik.
Araştırmacılara göre geniş anlamıyla terörizm faaliyetlerine ilk Romalılar döneminde rastlansa da terörizmin modern tanımının Fransız Devrimi’nden sonra oluştuğunu ve Sanayi Devrimi’nden sonra şekillendiğini düşünebiliriz.
1-Ulaşım devrimi: Buharlı makineler ve trenin keşfinden sonra insanlar daha fazla hareket özgürlüğüne sahip olmuşlardır. Bu da terörizm açısından baktığımızda operasyonlar için daha geniş bir saha ve hedef kitle anlamına gelmektedir.
2-İletişim devrimi: Telgraf, telsiz ve telefonla beraber iletişim kolaylaşmış bu da suçluların daha organize hareket edebilmesini sağlamıştır. İletişim devriminin bir diğer sonucu da daha büyük kitlelerin dünyada olan biteni daha hızlı öğrenmesiyle beraber, olayların etkisini arttırmıştır.
3-Teknoloji devrimi: Teknolojinin ilerlemesiyle insanların hayatı kolaylaşmıştır. Fakat teröristler açısından düşünüldüğünde, teknolojik devrimler teröristlere tahrip gücü yüksek eylemler gerçekleştirme imkanı sağlamıştır. Öte yandan günümüzde teknolojik altyapıyı kullanan toplumlarda ve sistemlerde, oluşabilecek ufacık bir arızanın maliyetleri oldukça yüksektir. Bu da insanlarda ne kadar güvende olduklarına dair soru işaretlerine yol açmaktadır.
4-Ekonomik yapının hassaslaşması: 19.yüzyıldan itibaren ekonomik pazarların entegre olmaya başlamasıyla, herhangi bir pazarda meydana gelen sorunların etkisi sadece o pazarla sınırlı kalmayıp, ilişkide bulunduğu diğer pazarları da etkiler hale gelmiştir. Terörün de güç kazanmasında ve küreselleşmesinde bu entegrasyonun etkisi vardır.
5-Kentleşme: 19.yüzyılda Batı Avrupa’da başlayan kentleşme süreci günümüzde tüm dünyada etkisini sürdürmektedir. Terör de hedefleri gereği kırsal değil kentsel yaşamayı tehdit eden bir unsurdur. Çünkü on binlerce kişinin yaşadığı bir şehir merkezinde yapılacak bir eylem hem daha büyük zarara yol açacaktır hem de yankısı daha büyük olacaktır.
6-Demokratikleşme: Siyasi sistem ne kadar geniş kitlelere hitap ederse, sistemi etkileyen aktör sayısında da o derece artış olur. Günümüzde etkisi artmış bir birey söz konusudur ve bireylerin karşılaştıkları tehlikeler kısa sürede siyasi sistem üzerinde baskı oluşturmaktadır. Ulusal düzeyde başlayan bu baskı hızla küresel düzleme de taşınmaktadır.
7-Medyanın oluşumu: Terörün son 19.yüzyıldan başlayarak günümüze kadar gelmesinde ve bugün bu kadar etkin olmasında medyanın etkisi büyüktür. Çünkü medya olmasa, teröristler eylemlerini kitlelere duyuramazlardı.
Kısaca terörizm bütün bu unsurlardan yararlanmış ve gelişimini onlar sayesinde hızlı bir şekilde gerçekleştirmiştir. Yerelden ulusala,ulusaldan bölgesele, bölgeselden küresele geçiş yapmayı başarmıştır. Uluslar arası sistemde ekonomik, siyasi ve diğer alt sistemler ne kadar hassas ve karmaşık olursa, terörün bu sistemler üzerindeki etkileri de o derece büyük olacaktır.
Batı dünyasının patronu Amerika’nın bir 11 Eylül kurmacasıyla hazırladığı ve yıkılan Kominist bloğun yerine yeni bir düşman elde etmek için “İslami terör” oluşturma çabaları…Karşılığında oluşturulan “İslamifobia!”
Afganistan’ın Amerikalılarca işgali ve bu işgal sonrasında (Aynı Afganistan ilk önce 1979’da Sovyetlerce fiilen işgal edilmişti. Sovyetlere direnen gruplar batılılarca desteklendi ve isimleri “mücahit” ti.) dünya eroin üretiminin %94’ü gerçekleşmeye başladı. Amerika’nın Oil Petrol firmasının ortaklarından Bin Ladin İslami devlet kuracakmış. Taliban isimli bir terör örgütü peydahlanır. E bunlara gelir gerekiyordu. Gelirin kaynağıda kilosu 100 dolar olan eroinin komşu ülke Pakistan’a geçirilmesi gerekiyordu. Burada bu işi yapacak yeni bir yapılanma ortaya çıktı; El-Kaide! Eroinin kilosu 5000 dolar. Oradan ver elini şeriatçı İran. Burada da size Pejak verelim! Karşılığında alınan silahlar. Gelsin milyar dolarlar. Gitsin coğrafyanın bilumum kaynakları.
Sırada muasır yaşam kaygısında bulunan seküler ülke, güzel ülkem Türkiyem var. Al sana Pekaka! Eroinin kilosu 22.000 dolar. İran’dan ülkeme girereken 12.000 dolardı.
Bu arada Irak’ı unutmayalım. Saddam sonrası Kürdistan özerk yönetimi kuruluverdi. Pekaka eroini gönderir Atina’ya. Orada 44. 000 dolar. Yolculuk Hollanda’ya. 100.000 dolarlık eroin Amerika’ya ulaştığında 400.000 dolara ulaşır değeri. 65 milyon homeless’in yaşadığı Amerika’ya. Evsizlerin, özgürlüklerin ülkesi Amerika’ya!
Suriye meselesi…Yemen…Aaa unuttuk mu yoksa Libya’yı? Sudan, Somali’yi. Nijerya’da Boko Haram İslami mücadele vermekteler halbuki.
Dünyanın bütün mazlum coğrafyaları hep aynı nakaratın içindeler. Srilanka’da Tamil gerillaları. Burada hem ordunun hem gerillaların yetiştirilmesi görevi Mossad ajanlarında.
Devlet teröründen bahsedilir ara ara.
Amerikan teröründen. Ta kızılderililer döneminden başlayan ve Afrikanın işgaline uzanan. Batının kendi içindeki Faşizm terörüne ne demeki? Hitler, Mussoloni, Stalin, Mao! Koskoca ikinci dünya savaşı. Ardından Kore, vietnam! İnsanlık birbirini yerken kazanan hep bazıları. Devlet üstü yapılanmalar. Şimdilerde çok uluslu şirketler.
Global köyün kavalcıları…
İktidarların sahipleri; bütün erklerin kontrolünü elinde tutan küresel güçler.
İsrail siyonist devlet terörüne ne demeli? Kudüs bizim kırmızı çizgimiz diyerek avunacak mıyız?
Tabi terörü sadece silahlı yapılanmalar üzerinde sabitlemeyelim.
Bütün dünyayı tehdit eden diğer yapılanmaları da göz önünde bulunduralım.
Kültür emperyalizmi terörü misal. Sömürünün önemli araçlarından olan éKültür” başlıbaşına bir silaha dönüştü. Kültür kuvvetleri işgalci güçlerin en önemli argümanlarındandır.
Tarım ve gıda terörünü de konuşalım. İnsanlığı tehdit eden kapsamları bütün detaylarıyla ele alınmalı değil mi? İnsanlığın yoğun bir kısmı açlık tehlikesiyle yüzyüzeyken obeziteyle öldürülen diğer kitlelere de acımalı değil miyiz? Genetiğiyle oynanmış tohumlar yeryüzünün daramatik konularından birisidir. Sağlıksız ve yetersiz beslenmenin yol açtığı hastalıklarla mücadele adına üretilen sentetik ilaçlarda, kimyasallarda insanlığın büyük buhranlarındandar. Yani ilaç terörüne ne demeli?
Sahtekar ve aldatan bilim ve bu bilimin lejyonerleri bilim adamı kılıklı işbirlikçilerin insanlığa olan ihanetlerini nasıl anlatalım?
Sömürü odaklı bütün oluşum ve organizasyonlar terörizmin unsurlarından istifade etmektedirler.
Mafya yapılanmalarını dahi terörizm kapsamına sokmak gerekiyor.
Terörle Mücadele Kanunu’nun 1.maddesinde; ‘Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.’ şeklinde tanımlanmaktadır.
Bizi biz yapan ortalama değerlerimiz tehdit altında ise olayı naif bir şekilde nasıl geçiştirebiliriz. Birileri mutlu azınlık olacak diye genel konsessüsün dışına nasıl çıkarız?
İki veya daha fazla kimsenin birinci fıkrada yazılı terör suçunu işlemek amacıyla birleşmesi halinde bu kanunda yazılı olan örgüt meydana gelmiş sayılır.
Örgüt terimi, Türk Ceza Kanunu ile ceza hükümlerini içeren özel kanunlarda geçen Teşekkül, cemiyet, silahlı cemiyet, çete veya silahlı çeteyi kapsar.
Doğrudur, insanların legal talepleri doğrultusunda birliktelikler oluşturmalrı, örgütlenmeleri haktır. Ancak toplumun genel doğrultularında sapmaya sebep olacaksa bu durum,bu tür yapılara şüpheyle yaklaşmak lazım.
Terörün unsurları nelerdir?
Terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm, bu kavrama siyasi içerik ve süreklilik katmaktadır. Bu doğrultuda terörizm ‘Savaş ve diplomasi ile kazanılmayan sonuçları elde etmek, korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye, felsefeye ve ideolojiye dayanılarak siyasi maksatlarla, iradi olarak terör ve şiddetin sistemli ve hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır.’
Terörizmin temel amacı, bir davaya veya siyasal anlaşmazlığa dikkat çekmeye çalışmaktır. Bu da toplumda oluşturulan korku ile yapılmaktadır. Terörizm kitle iletişim araçlarını da kullanarak ‘benden olanlar’ ve ‘benden olmayanlar şeklinde toplumda bir bloklaşma yaratmaya çalışmaktadır. Böylelikle insanları zorunlu bir şekilde taraf olmaya iter. Bu da toplumun birliğine ve bütünlüğüne zarar verir.
Terörizmin bir diğer amacı da yerleşik toplumsal ve siyasal düzene zarar vermektir. Bunu da yarattığı kaos sayesinde gerçekleştirmeye çalışır. Kitlelere yönelik belli hedefler gözetmeksizin yapılan eylemler karşısında, halkın can derdine düşmesi ve gelişmelere tepkisiz kalması sağlanır. Bunun sonucunda da devlet ve toplum arasında güvensizlik oluşur.
Terörizmin hedeflerinden birisi de toplumun ve karşı olduğu siyasal düzenin kendisine itaat etmesini sağlamaktır. Toplumu yaptığı eylemlerle yıldırarak psikolojik olarak çökertmeye çalışan terörist gruplar, toplumda oluşan devlete karşı güvensizliği de kullanarak devletin kendisine baş eğmesini hedefler.
ideolojik unsur
İdeolojik unsur örgütün hareket noktasını oluşturur. Bu nedenle terörün mutlaka bir ideolojik alt yapıya sahip olması gerekir. Örgütler belirledikleri ideolojilere göre strateji belirlerler. Terör örgütledikleri düzenledikleri siyasi eğitimlerle örgütün temelini oluşturan bu ideolojiyi örgüt mensuplarına benimseterek onları örgütün hedefleri konusunda bilinçlendirmek isterler. Bu süreçte örgüt mensuplarının örgüte olan bağlılığı sağlanır.
Günümüzde terör örgütlerinin kullandığı belli başlı ideolojiler arasında Komünizm, Milliyetçilik, din ve cinsiyetçilik gibi farklı kaynakları temel alan, ancak hedef olarak rejim değişikliğini veya bölünen topraklar üzerinde yeni bir devlet kurmayı amaçlar ideolojiler yer almaktadır.
Örgüt unsuru
Terörle Mücadele Kanunu’na göre örgüt iki veya daha fazla kimsenin aynı amaç etrafında birleşmesiyle meydana gelir.
Örgüt; organize bir yapı içerisinde, aynı ideolojiyi benimseyen ve aynı hedefe yönelmiş kişilerden oluşur. Günümüzde terör örgütleri, çoğunlukla örgüt lideri ile ona bağlı üst düzey sorumlular ve daha alt düzeydeki bölge, il ve birim sorumlularından oluşur.
Bu yapılanmada illegal yapılanma ve gizlilik esastır. Böylece örgütün güvenlik hedefi yerine getirilmiş olur. İllegal faaliyet, legal alanda öne çıkan sempatizanların illegal alana kaydırılmaları ile beslenir. Böylece operasyonlarla ortaya çıkan kadro kayıpları, yeni ve deşifre olmamış örgüt mensuplarının illegal kadrolara aktarılmasıyla giderilmeye çalışır.
Şiddet unsuru
Terör örgütleri şiddeti,hedefledikleri ideolojik sistemi gerçekleştirmek amacıyla kullanırlar. Düzenledikleri şiddet eylemleri ile toplumu korkutup, bıkkınlık ve yılgınlık duygusunu oluştururlar. Böylece halkın devlet otoritesine olan güvenini sarsarak bir kaos ortamı yaratırlar.
Terörizmin özellikleri
Dünya’daki terör örgütlerine baktığımızda benzerlik gösteren şu özellikleri görebiliriz.
1- Terörizm bir ideoloji, bir doktrin ya da sistematik bir fikir olmamakla beraber hedefe ulaşmak için kullanılan bir stratejidir.
2- Terörizm, terör eylemlerini meşrulaştırmak için zemin hazırlar.
3- Terörizm, yeni bir düzen ve menfaatler vaat eder.
4- Terörizm, uluslar arası düzende dış güçlerce daima desteklenir. Aksi halde gelişmesi mümkün değildir.
5- Terörizm, propaganda olmadan güçlenemez hatta ayrılmaz bir bütündürler.
6- Terörizm, mali desteğe ihtiyaç duyar ve bunu elde etmek için de yasadışı yollara başvurur.
7- Terörizm, devlet otoritesine alternatif olduğunu savunur.
8- Terörizm, düzen değişimi, bağımsız bir devlet kurma gibi nedenlerle ortaya çıkabilir.
9- Terör, bilinçli ve kasıtlı yapılan eylemleri içerir.
10- Terörizmin amacı şiddet uygulamaktır çünkü ancak bu şekilde hedeflerine ulaşabileceğini düşünür.
11- Terörizm, genellikle siyasi bir amaca hizmet eder.
12- Terörizm, bireysel değil örgütlü grupların gerçekleştirdiği eylemlerdir.
Terörizmin faaliyet alanları
Terörizm pek çok farklı alanda kendine hareket sahası yaratabilir.
1-İşçi ve memur sendikaları: Bu kuruluşları kullanarak sempatizan bir kitle oluşturmak ve işçi ve memurların haklarını kendi hedefleri doğrultusunda kullanmak.
2-Siyasi partiler ve gençlik kolları: Mevcut siyasi partilere sızarak veya yeni partiler kurarak, propagandalarını yasallaştırmaya çalışmak.
3-Dernek ve vakıflar: Kurdukları dernek ve vakıflar sayesinde, terör örgütleri kendilerini kamufle etmeye çalışırken, bu dernek veya vakıf kapsamında faaliyetlerini yürütmeye çalışırlar.
4-Özel ve tüzel kuruluşlar: Bu kuruluşların içine sızarak, sansasyonel olaylar yaratmak.
5-Eğitim kurumları: Kendisine sempatizan bulmak ve yaratmak için terör örgütlerinin en büyük kaynağı okullardır. Özellikle lise ve üniversite gençliği hedefleridir. Genelde kendi içinde bocalama yaşayan veya bulunduğu sosyal şartlardan memnun olmayan kişileri kendi aralarına katmaya çalışırlar.
Uluslar arası Terörizm
Terörizm uluslar arası ilişkilerde güçsüz ülkeler tarafından güçlü olanlara karşı çıkış noktası olarak kullanılırken, güçlü ülkeler tarafından da rakiplerini saf dışı bırakmak için kullanılan bir araçtır.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan Soğuk Savaş Dönemi’nde terörizm güçlü ülkeler tarafından küçük ve geri kalmış ülkelerde uygulanmış ve demokrasi tam olarak gelişmemiş bu ülkelerde başarılı olmuştur. Bu da uygulayıcı ülkeleri cesaretlendirmiş ve terörün uygulanma alanının genişlemesine neden olmuştur.
Bu noktadan sonra terörizm ülkeler arası savaşın yeni boyutu olarak günümüzde ortaya çıkmıştır. Terör örgütlerine verilen parasal ve lojistik destek sayesinde terörist eylemler giderek yaygınlaşmış ve uluslar arası bir boyut kazanmıştır. Şu anda terörizm dolaylı yıpratma yöntemlerinin kullanıldığı dünya iç savaşı olarak tanımlanabilir.
Terörizmin uluslar arası boyuta ulaşmasında etken olan başlıca nedenler şunlardır:
1-Uluslararası haberleşme ve ulaşım araçlarının hızlı gelişimi
2-Teknolojinin ilerlemesiyle silah ve teçhizatın modernleşmesi
3-Bazı ülkelerin ideolojilerini ve devrimlerini yaymada terörizmi araç olarak kullanması
4-Uluslararası terör örgütleri arasında da iletişimin artmasıyla kendi içlerinde de finans,lojistik ve bilgi paylaşımının artmasıyla yardımlaşmaların olması
Uluslar arası terörizm, bir veya birden çok ülke vatandaşlarınca oluşturulmuş, desteğini içeriden ve dışarıdan , bir veya birçok kaynaktan sağlayan organizasyon, kişi veya gruplarca, herhangi bir toplum, devlet veya devletler üzerinde baskı yaratarak bazı kazançlar sağlamak, etnik ve bölgesel sorunları tahrik ederek, ülkelerin ulusal menfaatlerine zarar vermek amacıyla şiddet eylemlerine başvurulması olarak tanımlanabilir.
Uluslar arası alanda terörizmle ilgili en büyük sorun terörizmin tanımından kaynaklanmaktadır. Bir ülkeye göre özgürlük savaşçısı olarak görünen bir grup, diğer bir ülke tarafından terör örgütü olarak algılanabilmektedir. Bir diğer sorun da her ülkenin sadece kendine zararı olan örgütlerle ilgilenme eğilimidir. Bu nedenle uluslararası alanda yaptırımlar söz konusu olmamakla beraber, çözümler de yeterince uygulanamamaktadır.
En eski güç dengesi politikalarından biri de devletlerin birbirini istikrarsızlığa sürükleyerek avantaj elde etmeye çalışmalarıdır. Özellikle savaş halinin pek mümkün olmadığı durumlarda devletler, diğer devletin sosyal, ekonomik veya etnik sorunlarını kullanarak onların iç işlerini karıştırmayı planlarlar. Böyle durumlarda genelde muhalefet gruplar kullanılır ya da terörist örgütler varsa bu örgütlere destek verilir.
Bu duruma devletler arası ilişkilerden örnekler verecek olursak, Libya 1980 ve 1990lı yıllarda ABD’ye karşı terör örgütlerine destek verirken, Suriye de Türkiye’ye karşı bu gibi örgütsel faaliyetleri desteklemiştir. Terörizme destek veren ülkelerin temel güdüsü kendilerini diğer ülke karşısında zayıf hissetmeleridir.
Buna ek olarak diğer nedenler de şu şekildedir:
1- Büyük ülkeler için de terörizm daha düşük maliyetli ama etkili bir yöntemdir.
2- Terörü kullanarak bir ülke diğer ülkeye dediklerini yaptırabilir. Üstelik bu yöntemle devletlerarası ilişkileri çok fazla da zarara uğramayacaktır.
3- Eğer her iki devlet de güçlüyse, direk etkili bir güce başvurmak her açıdan tehlikeli olabilir ve büyük risk taşır. Özellikle soğuk savaş döneminde Rusya ve ABD çatışmayı göze alamamış ve terör örgütleri vasıtasıyla daha dar kapsamlı çatışmalar olmuştur.
4- Terör örgütleri, büyük devletler için ufak çaplı bir istihbarat örgütü gibi de çalışabilir ve operasyonel fayda sağlarlar.
5- Uluslararası hukuk ve ahlaki açıdan baktığımızda, teröre verilen desteğin kanıtlanması zor olduğundan savaşa girmek yerine terör yaratmak tercih edilmektedir. Çünkü savaşa giren ülkeler ahlaki ve hukuki yaptırımlarla karşılaşabilir.
6- Devletlerin terörü araç kullanmasında bir diğer etken de ideolojiktir. Yine soğuk savaş döneminde birçok ülkede aşırı sol terör SSCB tarafından desteklenmiştir ve sosyalizm yönünde eylemler desteklenmiştir.
7- İnançlar ve kültürel yakınlıklar bazen devletlerin o terör örgütlerine hoşgörü ile yaklaşmalarına neden olabilir. Sol ve sağ teröristlerin Soğuk Savaş döneminde kendilerine yakın ülkelerce görmezden gelinmesi, Kuzey İrlandalı teröristlerin Bağımsız İrlanda’da kolayca sığınak bulması, Ermeni terör örgütü ASALA ve benzerlerinin Fransa gibi ülkelerde çok daha rahat hareket edebilmesi, geçmişte bazı dinci teröristlerin İran üzerinden Türkiye’ye sızışları verilebilecek örneklerden sadece bir kaçıdır.
8- Devletlerin geçmişleri de teröre bakış açılarını etkiler. 19. ve 20. yüzyılda kurulan devletlerin tamamına yakın bağımsızlık savaşlarında terörü bir şekilde kullanmışlardır. İşgal altındaki ülkelerde halk ve bağımsızlık hareketi doğal olarak zayıftır ve kendilerine terör benzeri araçlar dışında çok az savunma olanağı bırakılmıştır. Güçlü işgalciye karşı yoğun bir psikolojik savaşa girilir ve bu ortamda teröre başvurmak kaçınılmaz olabilir. İsrail’in kuruluşu Batı terör kitaplarında ilk modern terör eylemleri olarak geçer. Aynı şekilde Cezayir bağımsızlık savaşında da yoğun bir terör serisi ile karşılaşırız.
Ülkemizde terör kavramı adeta içselleşmiştir. Yıllarca boğuştuğumuz Ermeni terörü, ideolojik sağ-sol çatışmaları, radikal dinci ve mezhepçi terör, etnik bölücü terör başımızın belası olagelmişlerdir.
Ben bir de buna cehalet terörünü eklemek isterim. Bir de sosyal dokumuzu kemiren ahlaksızlık terörünü gündemimize alalım isterim.
Hele ki bütün dünyayı tehdit eden eşcinsel terörünü de artık ciddiye alalım isterim.
CİNSİYETÇİLİK TERÖRÜ
Küreselcilerin İslam memleketleri için ürettiği en büyük 'kanser mikrobu projesi'; özellikle kutsal ayımız mübarek Ramazan'da, "Lut Kavmi'nin çocuklarıyız" diyerek, sapkınlıklarını, iğrenç nümayişlerle şehirlerin meydanlarında sergileyenlemediler mi? Velev ki ibneyiz demediler mi?
Televizyon dizileri, reklam filmleri, dergiler ve şehirlerin en kalabalık alanlarındaki reklam panoları ile zihinlerimiz de ruhlarımız da bize hissettirmeden iğdiş ediliyor.
Gayri meşrû/gayri ahlâkî tüm argümanlar, iblisi kıskandıran bir maharetle, nefislerin kötülüğünü tahrik ederek, görsel araçlarla cezbettiriliyor, teşvik ediliyor.
Müthiş bir şeytanî zeka ile üretilen algı operasyonları, toplumun genetik kodlarındaki ahlâkî insicâmı bozmaya yönelik tasarlanıyor ve sunuluyor.
Küresel emperyalizm, erkekleri kadınsılaştırmanın her türlü iğrenç planı ve baskısı ile, arzuladığı amaçlarına adım adım ulaşmanın ve sömürüsünü arttırmanın keyfini çıkarıyor.
Postmodern haz çağı, çarkları arasına aldığı ruhlarımızı esaretine perçinlemeye hızla devam ediyor. Ve bu iğrenç sefahat tıpkı virüs gibi yayılıyor. Gönülleri kurutuyor, kalpleri kokuşturuyor, ruhları çürütüyor...
Popüler kültürün tefessüh etmiş hâlini bile bile, ışıltılı görünen yalancı vitrini karşısında; 'Muhakkak ki nefis, kötülüğü emreder'in bilincinde olan ve bu dünyaya gelmekten maksadın, yalnız Allah'ı bilmek/kulluk etmek olduğunu en iyi bilen müslümanlar olarak bile, serkeşçe akan debisi yüksek acımasız bir selin önüne kattığı çer-çöp gibiyiz!
Şimdi asıl anlatmak istediğim konuya odaklanmanızı ve bu "SAPIK VE AZGIN KÜRESEL EMPERYALİSTLERİN, DÜNYAYI İĞRENÇLEŞTİRME OPERASYONLARINI mercek altına almanızı rica ediyorum:
National Geographic'in Ocak 2017 kapak konusu: "CİNSİYET DEVRİMİ"
Kapak fotosu: 9 yaşında cinsiyet değiştiren Avery Jackson. "Ee nolmuş" diyenlerinizi duyar gibi oluyorum.
Dergi, Jackson'ın 4 yaşında kendini kadın gibi hissetmeye başladığını, 9 yaşında cinsiyet değiştirme kararı aldığını anlatıyor.
Dört yaşında hissesiyor, Dokuz yaşında karar alıyor!!!
Muhtemelen annesi, bebek yaşta hormon vermeye başladı. Böylece "kadın" olduğunda ergenliğin kalıntıları dahi kalmayacak.
Ergenlikten sonra hormon alınmaya başladı mı tam dönüşüm sağlanamıyormuş. National Geographic'in kapağı ve işi 4 yaşına düşürmeleri bu yüzden.
Natıonal Geographic Tv'nin, cinsiyet değiştirenlerin özenilmesini ve toplumca 5, manken ve model dünyasını, küresel sosyeteyi dizayn eden bir gizli odak, cinsiyetler üzerinde oynuyor ve bunu daha çocuk yaşlarda başlatıyor. Erkeği kadın, kadını erkek yapıyor.
İddialar diyor ki, küreselci medyada trans olmayanların yükselmesi çok zor. Örneğin, Trans olmadan büyük kanallarda sunucu olamazsın, çok kazanan ve hit i yüksek bir top model ya da aktris olamazsın.
Tüm dünya gençlerinin kültürel ve dînî yozlaşmasını sağlayarak, erkekleri6 kadınsılaştırılarak tefessüh etmiş bir toplum ve bakım/güzellik gereçlerine köle ve kapitalizme mahkum olmuş bir dünya dizayn edilmesini planlayan SAPIK KÜRESEL BİR AĞ/ODAK, bugün çocuklarımızı aklen, ruhen, bedenen başka bir mahluka dönüştürüyor. Hem de bütün dünyada hukuki ve ilmi gerekçeleri ve destekleri hazırlayarak.
Çeşitli filmler, diziler ve ilgi çeken programlarla, "trans"lar, "homoseksüel"ler yerlere göklere sığdırılamıyor, ön plana çıkarılarak topluma dayatılıyor, toplumun bilinçaltına yerleştirilerek normalleştirilmeye çalışılıyor. Giyim-kuşam, kılık-kıyafet ile gizli bir el, moda ayağına çocuklarımızı, o erkek mi kadın mı ne idiğü belli olmayan lanetli hilkat garibelerine dönüştürmeye çalışıyor!
Trans Mankenler, homoseksüel pop starlar, gay film yıldızları, "güzel" ve "sexy" kadın diye dünyaya sunuluyor . Kadına ise, "sen çirkinsin, ancak böyle olman gerekir" deniliyor.
Sapık küresel bir odak/ağ, küçük yaşta ele geçirdiği erkek çocuklarını kadına çeviriyor, aralarına giren gerçek kadınların ise kadınlığını siliyor.
Hollywood, bu küresel sapık çetenin mutfağı konumunda. 80 li yıllardan beri, ödül komisyonları ve organizasyonları da bu sapık odak tarafından belirlenmiş festivallerle, nice ödüller verdirilerek dünya gündemine oturtulup ön plana çıkarılarak dünya toplumunun bilinçaltına yerleştirilen figürlerin çoğunluğu TRANSSEKSÜEL!
Çok ünlü bir bakım ürünleri firması, yeni ürününü bir erkek model üzerinde tanıtacakmış. Topluma açık alanlarda reklamları dönüyor.
Meşhur Brad Pitt ve Angelina Joly'nin kızları da o yolda... Çocuk, erkek olmak istiyormuş! Bütün taarruzlar çocuklar üzerinden planlanıyor. E doğumla olmayacağına göre çocukları dönüştürmek gerekiyor.
Müslüman toplumları dejenere edecek olan, zihinlerimizde normalleştirilmeye çalışılan 'trans' projesi aktif olarak devrede!
Özellikle küçük erkek çocuklarının kadınsılaştırılmasını sağlayan iğrenç odak, en önemli silahı, medya gücüyle işbaşında.
Yüzlerce örnek verebilirim.
Bu konuya dikkat çektiğimi düşünerek şimdilik bu hususa bir virgül koyuyorum ve 'PizzaGate' skandalı ile ortaya dökülen küresel pedofili ağının Hollywood'da ve dünya medyasında sanılandan daha çok boyutlarda olduğunu düşünüyorum...
Her fırsatta çocuk istismarı/kadın istismarı diye ortalığı birbirine katarak, bu havarilik üzerinden bir “Eşcinsellik terörü” oluşturulmaya çalışıldığını iddia ediyorum.
Bütün insanlık tehdit altında. Bunlar bir noktada durmayacaklar. Olay kişisel tercih ve yönelimden çıktı, eşcinsel üretim ve çoğaltımına dönüştü. Örgütlendiler ve adeta tekbir millet-ümmet oldular.
Bayrakları tek! Yurtları bütün dünya!
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)