"Biz bu dünyayı dedelerimizden miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık." Buna benzer ifadeleri gani gani havada uçuşturarak mahvettik dünyayı. Size bu yazımı gelecekten gönderiyorum. Siz şimdilerde Çiftlikbank, KanalD'nin Fatih'i, yaklaşan 2019 seçimleri, kadına şiddet, çocuğa taciz gibi bitmek bilmez gündemlerle oyalanırken ben size geleceğin dünyasındaki yaşadıklarımdan bahsetmek istiyorum.
Yaşadığım şehrin adı The İystanboul. The best of Turkey ülkesinde yaşıyorum. Canal İystanboul un Trakya tarafındayım. Büyük bir sitede, kocaman bir recidancede yaşıyorum.
Önce genel manada yaşadığım zamandan bahsedeyim sizlere. Teknolojik gelişmeler bizi nereye getirdi haberiniz olsun istiyorum. Maddeyi manalaştıran insanlık nasıl bir aşamada bilin istiyorum.
Belki siz şu an denilen periyotta sanıyorsunuz kendinizi ama geleceğin nefesi ensenizde. Hoş dünün keşkeleri de bırakmıyor ya peşinizi.
Sağlıksız beslenme ebterleştirdi nesli. Bir de eblehleşenleri düşünsenize... Bozuk beslenme alışkanlıkları ile özellikle kanser denilen hastalık, teröre bağlı savaş gibi sebeplerle ülkemizin nüfusu öylesine azaldı ki günümüzde hepi topu 15 milyon insan yaşıyor topraklarımızda. Bilim adamlarımız ve siyasiler nihai bir kararla yeni bir yönetsel sürece soktular ülkemizi. Küresel ısınma ile de dünyanın çoğu bölgeleri buzulların erimesiyle sular altında kaldı. Savaşlar, kıtlıklar derken dünyada yaşayan insanların sayısı da 761 milyon 843. Dünyada varlığını sürdüren ülke sayısı 43.
Neyse vakit kalırsa dünyanın genel halinden bahsederim uzun uzun.
Önce biz nasıl yaşıyoruz İystanboul'da onu anlatayım. Klasik İstanbul (eskiden İslambol deniliyormuş) denilen bölge meşhur bir depremle tarumar oldu. Taş üstünde taş kalmadı. Yeni yerleşim yerimiz Canal İystanboul. Yaşadığımız sitenin ismi New Byzantium. 53 büyük bina var sitemizde. Gençliğimde yaşadığım dairenin ismini buradaki konutuma da verdim; Carolin.
Öncelikli olarak yaşadığımız afetlerden sonra nüfus kontrolü planlı olarak yapılmakta. Mevcut kaynaklar insanlara eşit dağıtılmalı diyor okul kitapları. Devletimizin başındaki isim Mr. Nosam. Herkes çocuk sahibi olamıyor. İnsanlar 3 ayrı gruba ayrıldılar. En tepede Erk'ler yaşamaktalar. Onlar fıtri denilen yöntemle yaşıyorlar. Toprakta yetişen şeylerle besleniyorlar. Kadın ve erkekleri klasik yöntemle evlenebiliyorlar. En fazla 3 çocuk sahibi olabiliyorlar. Artık millet isimleri kalmadı. Türk, Kürt gibi isimlendirmeler kullanılmıyor. Erkler, Mutediller ve parazitler olarak gruplandırıldık. Ben mutedillerdenim.
Biraz da bizim gruptan bahsedeyim.
83m2 evlerde yaşarız. Bekarızdır. Evliliklerimizi sanal gerçeklik programlarıyla yaparız. Biz erkekler için evimiz dişidir. Kadınların ise erkek programlı evleri vardır. Evlerimiz aslında büyük bir computerdir. Yani bilgisayar. Bizim hertürlü ihtiyacımızı karşılamaya sistem (devlet) tarafından programlanmıştır.
Hemen evin girişinde ayakkabı konsülün yanında serverimiz vardır. Ses komutuyla çalışır. Eve geldiğimizde "hoş geldin aşkım" diye karşılanırsınız. Mutfak bölümünde eskilerin buzdolabına benzeyen bir makina vardır. Yemeğin tarifini verirsiniz. "Kapuska istiyorum" Bir avuç toprak koyarsınız haznesine. O havadaki elementlerdende istifade ederek kapuska içerikli tableti düşürür porselen tabağınıza.
Sistemden çocuk edinmenize yönelik izin çıkmışsa yetkili firmalar tarafından bu ihtiyacınız 80 ay faizsiz krediyle tedarik edilir. Çocukların ömrü 15 yıldır. Tam bir gerçek çocuk kişiliğindedir. Onları sınavlara hazırlayabilir, ergenlik konularını çocuklarınızla paylaşabilirsiniz. Toplam ömrünüzde 3 kez çocuk sahibi olabilirsiniz. Ürünlerin yedek parça sorunu yoktur. Bir nevi cyborg gibidirler. Gerçek insan dokusuna haizdirler. Gereksiz sorularla sizi bunaltmazlar. "Peki babacığım" demelerine bayılıyorum ben mesela. Ama bu aralar üzgünüm. Son çocuk kontenjanımdayım. Erklere sosyal medyadan bir teklifte bulundum. Sanal Torun istiyorum dedim. Hakkımda soruşturma açıldı ama sanırım kamuoyunda bir beklentiye de sebep oldum. Eğer firmada gerekli kredi puanınız varsa sanal eşinizi de değiştirebilirsiniz. Sanal gerçeklikle gerdeğe girmeniz için gerekli ortam eviniz tarafından itinayla karşılanır.
Dilediğiniz dine mensup olabilirsiniz. Hatta kendinizce karma bir din dahi yapabilirsiniz. Heva hevesleriniz doğrultusunda dilediğinize tapınma hakkınız mahfuzdur. Ama benim kafam çok karışık. Hala eski dinimin etkisindeyim. Özellikle parazit grupta etkin olan Fehministlerinde etkisiyle İslamiyet’e karşı zaafım. İçimden onlar gibi inanıyorum ama bu düzene de pek itiraz edemiyorum. Mecburen konforum kaçmasın diye onlara da ayak uydurmaya çalışıyorum.
Aslında Carolin bir insanın gerçek hayatta isteyipte elde etmek istediği herşeyi size sunmak üzere tasarlanmıştır.
Bir de parazitlerden bahsetmiştim. Yani insanların 3. grubunda bulunan insanlardan. Onlara bu ismi Erk'ler vermiştir.
Bu insanların bir kısım özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Ama şunu belirteyim şunca yıllık hayatımda hiç gerçek bir parazit insan tanımadım. Ama belgesellerden izlediğim kadarıyla tuhaf insanlar oldukları bir gerçek. Onların Erklerle ve biz mutedillerle diyaloga ve ilişkiye geçmeleri yasaktır. Facebook ortamında yaşadıklarını biliyorum, o kadar.
Temizlikçi gelmeden önce evi temizlemek bu hareketin yakın akrabasıdır. Yani dişçiye gitmezden önce diş fırçalayanların.
Lokantalarda onları yakından tanıyabilirsiniz.
-Hesabı alabilir miyiz?
-Ben alayım.
-Hayır bana getirin
-Senin paran burda geçmez.
-Ben ödeyecem.
-Hayır ben.
-Ben!
-BEN ULAN BEN!!!
Parazitlerin yaşayıp yaşamadıkları bir efsane bence. Hem akıl, mantık, ilim, irfan, kültür, sanat onların nasıl yaşadıklarını açıklamaya mecalsizdir.
Misal, "Yok" cevabına "hiç mi yok?" şeklinde karşılık verirler. Devam edeyim mi?
Asansör çağırma tuşuna defalarca basarak daha hızlı gelmesini umarlar. Gazetelerdeki, bilboardlardaki resimlere sakal bıyık çizerler.
Gaz kaçağı olup olmadığını çakmak yakarak kontrol ettiklerini bilmeyen yoktur. Tipsiz biri geçtiğinde yanındaki arkadaşına kanka bak seninki geçiyor derler. Tanıdık birisini görünce arabayı üzerine sürmeye bayılırlar. Evlerinde misafir odası diye bi odaya sahip olmak (o odaya o kadar yabancılardır ki o eve ait değildir sanki, hiç girilmez.)
Konuştukları dili heceleyerek ve bağırarak konuşulduğunda, yabancılar tarafından anlaşılabilen bir lisan olduğunu sanırlar. Özellikle yabancı dili hayatlarına kendi elleriyle-dilleriyle yerleştirmişlerdir. Yeni nesli gavurcayla büyütürler. Her şeylerini gavurca ifade ederler. Islak mendille önce yüzünü sonra elini sonra masayı en son da ayakkabısını silmek milli hasletlerindendir.
Birileri bir şeye koşuyorsa öbürü de koşar, koşarken de "noluyo abi?" diyen bir topluluk varsa hakiki parazittirler.
-Akşam ne yapıyorsun?
-Abi bir kızla tanıştım dışarı çıkacaz.
-Boşta kız arkadaşı var mıymış, sorsana ben de geleyim.
Anneleri olimpiyat sporcusudurlar. Spor aletlerinden olan Terlik ile hedefi 12 den vururlar. Terlik ayakkabı ters duruyorsa gidilir düzeltilir. Uğursuzluk getirdiğine inanılır.
Uyuyan bi insanı uyandırıp uyudun mu diye sordukları yetmez gibi, uyuyan birinin kulağına, burnuna ip soktukları gibi, çalan kapıya 'kim o 'demek hemen her ülkede olmasına rağmen, verilen 'beeenim' cevabı sadece bu türlere aittir.
Eve misafir gelince kah "hoşgeldin dedin mi?", kah "ellerini öptün mü?" deyu deyu çoluk çocuğu darlamaya bayılırlar. Çocuklarını kendi değerleriyle yetiştiremezler. Ağlayan çocuğu döverek susturmaya çalışırlar.
"Odaya (ya da bulunduğu yere) gelen kişiye, "Geldin mi?" diye sorarlar da, soramazlar misal cennet vatan Türkiyeyi nasıl cehenneme çevirdiklerini?
Ev ya da iş ziyaretlerinde bir türlü vedalaşamamak, sohbetin daire kapısında da devam etmesi ülkede yaşanan hiç bir soruna çare üretemez. Gevezeliğe bayılırlar, boş konuşmak sayesinde telekom firmaları ihya olmuştur. Cuma, bayram, kandil mesajları kopyalamak esası üzerinedir.
Ramazan da en hızlı namaz kıldıran hocanın olduğu camiye giderler. Hac'da, Umre'de selfie ibadetin rükunları arasına dahil olmuştur. Bu hastalık öyle ileri boyuta ulaşmıştır babalarını-analarını toprağa verirken bile canlı yayın yaparlar.
Eve gelen misafirlere hayatları boyunca asla görmeyecekleri akrabaların fotoğraflarını göstermek boyut değiştirmiş her türlü melanetlerini cümle alemle sanal alemde paylaşır olmuşlardır.
Okumayan bir millettirler. Yazmayı da sevmezler ama, duvara spreyle "serserin, deli aşkın, ruh öküzün, cennet öküzün" vs vs vs yazdıkları da vakidir. Küfreden birisini "küfretmeyin amk" diye uyarmak delikanlılığın raconlarındandır. Her hangi bir tartışmada ' Sen benim kim olduğumu biliyor musun lan ! ' şeklinde cümle kurmak... olmayacak şeylere 'hallederiz abi' demek.
6 liralık hesaba 11 lira verip, 5 lira bütün kağıt para almak, 3 kuruş kazanıp kredi kartlarıyla 10 kuruşluk yaşamaya çalışmak sonradan da yalandan birilerini suçlamak... Yetinmeyip kahpe kader diyerek kolpalıklarına Rablerini de ortak kılmak isterler. Bilemezler ki cehalet ve fakirlik kader değildir. Ama aldıkları çeyrek altını kutusunda rahat ettirebilmek için altına sünger koymayı ihmal etmezler.
Evleneceği kızın bakire olmasını isterler ama memlekette bakire bırakmamaya ahdetmişlerdir.
Ölümsüzlüğe düşkündürler. Yeni beton dökülen bir yere ismini yazarak ya da ağaçları kazıyarak ya da tarihi eserleri tahrip ederek bunu gerçekleştireceklerini zannederler.
Bir erk atasözü der ki: "Bir parazit'e asla adres sorma; bilmese de tarif eder".
Yeni telefon numarası alıp, zaten arkadaşlarında olmayan o numarayla ''Bu benim yeni numaram'' diye mesaj atarlar...telefonu kapalı ulaşılamıyor? +dur bi de ben arayayım (sen arayınca açık olacak çünkü o telefon).
Dizi, film izlerken sürekli oyuncuya göndermelerde bulunurlarda gerçek hayatta 5 dk sonra ordayım deyip daha evden çıkmamış olarak yalan söylerler.
Say babam say...Parazitlerin özellikleri saymakla bitmez ki.
...
Bir mutedil olarak son zamanlarda canım çok sıkkın. Carolin bile gönlümü teskin edemiyor artık. Hatta öfkeliyim de...Beni oyaladığını zannediyorum Carolinin. Onun için bu mektubu kaleme aldım. Geçmişime göndereceğim. İstiyorum ki bilsinler, Carolin'li günler onlara huzur getirmeyecek. Şimdiden uyarmalıyım geçmişimi. Yeri gelince de yüzüne haykıracağım Carolinin; seni sevmiyorum diye.
Fehmi Demirbağ
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)