HER YENİLGİ SONRASI BARIŞ ANLAŞMASINA OTURTURLAR. BU ASLINDA YENİ BİR SAVAŞIN ÖN HAZIRLIĞIDIR.
BİLİMSEL ALGI VE GELİŞMEYİ ISKALAYINCA VERİMLİ ÜRETİM LÜGATTEN DÜŞER VE BİR İSRAF ÇILGINLIĞI BAŞLAR.
PANİĞE SEBEP OLUR BU DURUM VE HEP BİR SUÇLU ARANILMAYA BAŞLANIR. GİDİŞATA İTİRAZA YELTENENLER MUTLAKA DIŞ GÜÇLERLE İTTİFAK HALİNDELER ALGISI BİR PARANOYAYA YOL AÇAR. HALBUKİ SEBEP BELLİDİR, DOĞRU ANALİZ YAPILAMIYORDUR. BU YANLIŞ TEŞHİSLERE O DA YANLIŞ ÇÖZÜM ÖNERİLERİNE GÖTÜRÜR. İLLİYET BAĞINTISI ORTADAN KALKAR. ARTIK GÜNDELİK DÜŞÜNMEYE VE YAŞANMAYA BAŞLANMIŞTIR. BUNUN İÇİN İLİMDEN DE UZAKLAŞILIR. GÖRGÜSÜZLÜK VE HODBİNLİK ZİRVE YAPMIŞTIR. PEŞİNDEN AHLAKSIZLIK HER ALANI İŞGAL ETMİŞTİR. HEM DE KARŞI CEPHENİN ZAFERLERİ ONLAR GİBİ OLMAK-YAŞAMAK FİKRİYATINA DÖNÜŞMÜŞTÜR.
Hülasa...
Tarih tekerrür ise...tarihi de doğru okumak gerekmiyor mu?
Dünyada devletler arasındaki ilişkiler ekonomik temelli çıkar çatışmaları üzerine kuruludur. 2. Dünya Savaşı da dahil olmak üzere, öncesinde devletler ekonomik çıkarları için gerekirse silaha başvurabiliyordu. 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkım, savaşı devletler arası mücadelenin dışına çıkarttı. Ancak mücadele hiçbir zaman bitmedi, sadece boyut değiştirdi. Günümüzün mücadelesinde savaşı kaybettiğinizi ve yenildiğinizi, yaşanan ekonomik krizlerle anlıyorsunuz. Her ekonomik kriz sonrası galipler, aynı Osmanlı’ya yaptıkları gibi ekonomik krizden çıkışın reçetesi aldı altında bir barış anlaşmasını önünüze koyuyorlar. Bu reçeteyle sizden koparttıkları her taviz, bir sonraki krizin ve yeni verilecek taviz ve feda edilecek varlıkların yolunu hazırlıyor.
Osmanlı'da 16’ncı yüzyıldan itibaren paranın değeri hep düştü. Fiyat artışları ve yüksek enflasyon halkın omuzlarına bindi. 16’nıcı yüzyıldan itibaren devlet, para bulabilmek için sürekli vergileri artırdı. Böylece toplumu ayakta tutan köylü ezilmeye başladı(1). Osmanlı, 17’nci yüzyılda ise büyük bütçe açıklarıyla karşılaşmaya başladı. Bütçe açığını kapatmak için borç arayışına girdi. 1784'te Fas'tan, 1789'da da Flemenk'ten borç istediler. Bu girişimler sonuçsuz kaldı. Osmanlı, borç para bulamayınca, paradaki altın gümüş oranlarını azaltıp paranın ayarını düşürdü. Gümüş miktarı azalan paralar o kadar incelmişti ki halk arasında “paraya pul oldu” deyişi türedi. Sonunda para yokluğu Osmanlı'yı Batı karşısında diz çökmeye mecbur etti.
1838'de İngiltere ile imzalanan Balta Limanı Ticaret anlaşması, Osmanlı'yı açık pazar haline getirdi. Açık pazar haline gelen Osmanlı giderek üretimden koptu; tüketim toplumu haline geldi. Böylece kötüye gidiş daha da hızlandı. Padişahlar çareyi Galata Bankerleri ve dünyaca ünlü tefeci Rothshild ailesinden borçlanmakta buldu. Borç ödemekte sıkıntılar yaşanmaya başlayınca bankerlerde büyük devletlerin garantisi ve denetimi olmadan yeni borç vermeye yanaşmadılar. Bu sefer devreye 1854'ten itibaren İngiltere ve Fransa gibi Avrupa devletleri girdi. Her borç aldığımızda yeni tavizler vermek durumunda kalıyorduk. 1856'da yabancı sermaye yatırımlarına izin verildi. Böylece yabancılar memlekette işe yarar ne varsa satın almaya başladılar. Bu da yeterli olmayınca Osmanlı 1867'de yabancılara toprak satılmasına izin verdi.
1876'da II. Abdülhamit tahta oturduğunda devlet iflas etmiş durumdaydı. Borç ödemesini durdurmuştu. Kötüye gidiş Abdülhamit de, amcası Abdülaziz gibi tahtan indirilip halledilebileceği veya ağabeyi V. Murat gibi ruhi çöküntü bahanesiyle oda hapsine mahkûm edileceği vehmini yaratmıştı. Para bulamazsa bu son kaçınılmaz gözüküyordu. 20 Aralık 1881'de Avrupalı alacaklılarla Duyunu Umumiye İdaresini kuran Muharrem Kararnamesi imzalandı. Doğu Rumeli’den alınan vergilerle tuz, tütün, alkol, ipek, balıkçılık ve damga vergilerinin tahsili Duyunu Umumiye İdaresi'ne bırakıldı. Avrupalı devletler Osmanlı'nın en temel gelirlerine el koyunca kesenin ağzını tekrar açtılar. Çünkü artık borç ödemesini garanti altına alan denetçi bir kurum vardı. Kesenin ağzı açılınca II. Abdülhamit, 1877, 1886, 1888, 1890, 1891, 1893, 1894, 1896, 1902, 1903,1904, 1905, 1908 yıllarında tam 13 defa daha borç anlaşması imzaladı. Her yeni borç, durumu daha da kötüleştirdi. Giderek zayıflayan devlet, Tunus, Mısır, Kıbrıs, Sırbistan, Karadağ ve Romanya olmak üzere bugünkü Türkiye’nin tam 2 katı toprak kaybetti.
Osmanlının sorunu, bilim ve teknolojiden kopması sebebiyle yaşadığı üretimsizlikti. Üretimsizlik nedeniyle oluşan dışa bağımlılık ve bunun bir sonucu olarak kaybedilen savaşlar, artan vergiler, hayat pahalılığı ve enflasyon olarak halkın sırtına binmekteydi. Şartların dayanılmaz halle geldiği durumlarda ise isyanlar patlak vermekte, zaman zaman Yeniçeriler halkın isyanına öncülük etmekteydi. Osmanlı yönetim sistemi tek adam rejimiydi. Meşrutiyet, yani meclisli yönetim denense de başarılı olmamış hemen tek adam rejimine geri dönülmüştü. Her çıkan krizde halk doğal olarak faturayı iktidardaki tek adama kesiyordu. Tek adam zaman zaman birkaç vezirini feda ederek iktidarını koruyor, çoğu zaman ise tahtıyla birlikte canından oluyordu. Ekonomik temelli isyanları önlemek maksadıyla sürekli borçlanma yolunu seçtik. İktidarda kalmak uğruna yeni borçlanmalarla kriz erteleniyor, borç yükü gelecek kuşaklara aktarılırken devlet sürekli zayıflıyordu. Ayrıca “dış güçler”den borçlanılmak zorunda olunduğu için onlarla iyi geçinmek gerekiyor ve onların dayatmalarına boyun eğiliyordu. Bu sebeple çoğu zaman devlet savaşmadan toprak kaybeder olmuştu.
Kötüye gidiş, dönemin en eğitimli kişileri olan din alimleri (ulema) tarafından dinden uzaklaşmaya bağlanmıştı. Herkes Müslümanların refah içinde yaşadığı Asrı Saadet dönemine geri dönme peşindeydi. Bunun için Peygamber dönemindeki örf ve adetler ile hukuk ve devlet düzenine geri dönülmesi gerektiği yargısına düşüldü. Bizim Allah’ımız var düşüncesiyle Allah’a daha çok dua ederek sorunların çözüleceği zannedildi. Ham-kaba-softa muhafazakarlaşması önlem olarak yeterliydi. İnsanlar kendi yaptıkları hataları dua yoluyla Allah’a havale ederek sorunu O’nun çözmesini beklediler. İslam dininin bu yanlış yorumu, halkı taassuba sürükleyerek toplumun bilim, eğitim ve üretimden tamamen kopmasına neden oldu. Bir de toplumun bir kesiminde işin nedeninin muhafazakâr değerler olduğu yargısı oluştu ki bu da dini reddiye demekti. Şiddetli din aleyhtarlığına neden oldu.
Bu açmazda “dış güçler”den alınan borçlar verimli kullanılamadı. Paranın önemli bir kısmını önceki borçları geri çevirmek için kullanılıyordu. Geri kalan para ise maalesef üretime yönelik yatırımlara harcanamadı. Çünkü padişahın tahtını koruyabilmesi için etrafında onu destekleyecek yandaşları beslemesi gerekiyordu. Osmanlı devletinde rüşvet, yolsuzluk, komisyon, adam kayırma, israf almış başını yürümüştü. Borç parayla devletin ihtişamını göstermek adına boğazda saraylar yapılıyor, para betona gömülüyordu. Sonuç itibariyle azaltılması gereken borçlar, yeni borçlanmalarla sürekli arttı ve Osmanlı borcunun faizini ödeyemez duruma geldiğinde de battı. Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr barış antlaşmasıyla da tarih sahnesinden silindi.
Sonrasında kıblesini tamamen batıya çevirmiş bir yeni Türkiye dönemi başladı. İç hesaplaşmalarla geçen bir devrimler süreci. Bütün müesseselerin batıya endekslendiği peyk ülke süreci. Birazcık itiraza meyledilecek ortamlar oluştuğunda darbelerle hizaya getirilen kısa dönemler yaşandı.
Geldik bu günlere.
Sağ ve sığ siyasetle açmazlar...
Sol ve aslında alabildiğince sağ muhalefet...
Tıkanmışlık devam ediyor...Daha da edecek gibi.
E peki ne yapmalı!
Anlatıyoruz da...yıllardır. Ancak bir topluluk kendisini değiştirmeden Allah onları değiştirmez.
Tevbe edelim, dua edelim!
Fehmi Demirbağ
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)