İçinde bulunduğumuz çağda görselliğin, özellikle de medya yoluyla günlük yaşamı kuşatan bir hakimiyeti söz konusudur.
Bunun etkileri eğitime de yansımakta, görsel araç-gereçlerin derslerde kullanımı öğrenmenin ve dersin başarısını belirlemektedir. Eğitim uygulamalarındaki yeni yaklaşımlar, çoklu öğrenme ortamlarını zorunlu kılmaktadır. Yalnızca ders kitaplarına dayanan öğrenme ortamları, derslerin tekdüze hale gelmesi tehlikesini barındırdığı gibi, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarının karşılanmasına da katkıda bulunmamaktadır. Çizgi roman, metinle resmi iç içe geçirerek bütünlüklü bir anlatı haline getiren görsel bir medya aracı olduğundan - özellikle metin unsurunu da içinde barındırdığı ve bu yönüyle okuma anlama becerisine de seslendiği için - Türkçe derslerinde ders malzemesi olarak kullanılmaya son derece uygun araçlardır. Tıpkı diğer metin türleri gibi çizgi romanlar da, derslerde çok farklı biçimlerde kullanılarak öğrencileri kapsamada çeşitli olanaklar sunarlar. Bu çalışmada, çizgi romanın Türkçe derslerinde hangi yönleriyle kullanılabileceğine dair bir örnek sunulmaya çalışılacaktır.
Çizgi roman, bir olayı veya bir öyküyü anlatan bir resim dizisidir. Anlama, kavrama ve ifadelendirme konusunda etkin bir eğitim metodudur. Çizgiroman aynı zamanda sinemanın ilk evresidir; story-board’dır. Kültür ekonomisinin önemli mihenklerindendir. Özellikle internet dünyasında yer almak adına başlama evresidir.
Çevremizi kuşatan sayısız çeşitlilikteki görsel unsur, gündelik yaşamımızın ayrılmaz bir parçasını oluşturmakta ve adeta toplumun gelişimini belirlemektedir. Her geçen gün daha da gelişen medya çağında, sözlü kültürden görsel kültüre adeta bir “Görsel Milat” ile evrilme söz konusudur .
“Aynı anda birden fazla yerde bulunma” özelliklerinden dolayı resimlerin/görsellerin gündelik yaşam içerisinde öğrenme süreçlerine, bilgi edinme süreçlerine ve estetik alımlamaya katkıları giderek daha fazla önem kazanmaktadır.
Resimler/görseller özellikle de çocukların ve gençlerin alımlama alışkanlıklarında gözle görülür avantajlar sağlamaktadır. Çocuklar ve gençler, çizgi roman, televizyon, bilgisayar oyunları, videolar veya cep telefonları gibi çeşitli görsel medya araçlarıyla yetişkinlere göre daha fazla zaman geçiriyorlar. Böylece gerek sözlü, gerekse
yazılı dillerine ve metin yapılarına yansıyan bir etki ortaya çıkmaktadır. Giderek daha fazla öğrencinin, bir metin oluştururken medya araçlarından edindikleri deneyimlerden yararlandıklarını ortaya koymaktadır. Çalışmalar göstermektedir ki belirli bir resim/görsel için öğrenciler tarafından oluşturulan metinlerde medya ile (örneğin belirli kişiler veya olaylar gibi) sıkı bağlar kurulduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlama erkek öğrencilerde, kız öğrencilere oranla iki kat daha fazla rastlanması, ayrı bir çalışmanın konusu niteliğindedir.
Çocukların ve gençlerin okul dışında akınlarca resime/görsele maruz kalmaları, görsel unsurlarla ve bunların
anlamlarıyla ilgili eleştirel bir hesaplaşmayı gerekli kılmaktadır. Otomatikleşmiş ve mekanikleşmiş bir dünya algısının oluşmasını önlemek için öğrenciler, resimleri/görselleri anlamlandırmayı okulda öğrenmeli, böylelikle eleştirel bir medya okuryazarlığı yetisi kazanmalıdır. Görsel yazın, yani görsel iletileri anlamak, oluşturmak ve iletişim surecinde kullanmak, öğrenilmesi gereken bir süreçtir. Farklı biçimlerdeki resimler/görseller ve barındırdıkları olanaklar, derslerde bilinçli bir şekilde kullanılmalıdır. Burada kastedilen, resimlerin derslerde yoğun olarak ele alınması ve çözümlenmesidir. Bu sürece, betimleme, sıralama, yorumlama, eleştirel yansıtma, yargılama ve kendi kendine resim oluşturma gibi tutum ve davranışlar da dahildir. Böyle bir çalışma okullarda, özellikle de anadili olarak Türkçe derslerinde, görsel okur yazarlığın geliştirilmesine katkı olması ve görsel unsurların etkili ve amaca uygun bir şekilde kullanılması için gereklidir.
Burada Türkçe derslerinin, sözlü kültürün görsel kültüre evrilmesi olgusunu nasıl ve hangi araçlarla bir kazanıma dönüştürebileceği sorusu ortaya çıkmaktadır. Dahası, öğrencilerin görsel unsurlarla sorumluluk sahibi ve eleştirel bir ilişki kurabilmeleri yönünde Türkçe derslerinin hangi katkıları sunabileceği üzerine kafa yorulmalıdır.
Özellikle 21. yüzyılda diğer ilgi çekici medya ortamları (internet, bilgisayar, oyunları, tv gibi) arasında çizgi romanların okuma alışkanlığı yaratmadaki öncü rolü de hesaba katıldığında, metin turu olarak çizgi romanın eğitim öğretim faaliyetleri açısından önemi bir kat daha artmaktadır.
Bu anlatımımızda, çizgi roman türünün birçok kullanım biçimi arasından, eğitsel boyutuyla ilgili bir kullanım biçimi önerilmektedir. Çizgi romanın Türkçe derslerine ne tür katkılar sağlayabileceği, okuma ve bilgi edinme sürecini öğrenciler için daha zevkli bir sürece dönüştürmede nasıl kullanılabileceğine dair ifadelendirmelerimiz olacaktır.
Dünyadaki gelişimin bir benzeri olarak Türkiye’de de çizgi roman ilk olarak gülmece içerikli ve resimli çocuk dergilerinde, çizgi bant şeklinde görülmüştür. 1900’lerin başında fıkraların resimlendirilmesi gibi çizgi romana dahil edilmeyecek çizimler kullanılsa da gazetelerde çizgi roman sanatçılarına özel bir yer ayrılmamıştır.
Cumhuriyetin yeni kurulduğu bu dönemde dışarıdan gelecek her türlü ürüne kültürel yozlaşmaya yol açacağı düşüncesiyle sıcak bakılmamıştır . Türkiye’de çizgi romanın genel gelişimine bakıldığında çocuklar için üretimin çok az olduğu, genellikle yabancı kaynaklı çizgi romanların bu açığı kapattığı görülmektedir. Ancak,
60’lı ve 70’li yıllarda sosyo-politik gündemin de etkisiyle Türk çizgi romanı, üretim ve çeşitlilik konusunda oldukça zenginleşmiştir.
Yaklaşık yüz yıllık geçmişiyle oldukça yeni bir anlatı biçimi olan çizgi roman, dersler icin bir öğrenme materyali olarak sınırsız olanaklar sunmaktadır. Görsel malzeme olarak öğrencilere çok kısa sürede çok fazla bilgi aktarma özelliğine sahip olan çizgi roman, aynı zamanda eleştirel ve bilincli bir görsel okuma için zemin sağlar. Özellikle okuma alışkanlığı ve okuma yetisi zayıf olan öğrenciler için daha pratik bir bilgi edinme aracıdır. Anlatı biçimi bakımından diğer yazınsal türlere oranla daha etkin bir anlatı biçimine sahip olan çizgi romanın ders aracı olarak kullanımı pragmatik acıdan son derece yalın ve basittir.
Statik, küçük ve tekil resim panellerinden oluşan çizgi romanlar hem özgün bir metin türü olarak edebiyat ile yakın ilişki içerisindedir, hem de grafik özelliklerinden dolayı görsel medyanın bir parçasıdır. Dünyada da sayısızörneği olan ve ülkemizde Shakespeare, Dostoyevski ve Kafka gibi klasik yazarlara ait edebiyat klasiklerinin çizgi roman haline getirilerek NTV yayınları tarafından seri halinde yayımlanan “Çizgi Roman Dünya Klasikleri “, edebiyat ile çizgi romanın birleşmesine örnek olarak gösterilebilir.
Bu bağlamda çizgi romanın, kullanım biçimine göre yazınsal bir niteliğe de büründüğünü söylemek mümkündür.
Tekil resim panelleri, birbirine bağlı ve anlamlı bir anlatı ağı oluşturarak sayfa içerisinde uygun bir biçimde yerleştirilir. Resimler anlatımı, yazılı metinlere oranla daha açık hale getirmekte ve yoruma daha fazla yer vermektedir. Görsel algı daha kısa sürede, daha dolayımsız gerçekleşir ve doğrudan duygusal boyutta karşılığını bulur. Bir resimden diğerine geçişte doldurulması gereken boşluklar vardır: birinci resim biter, ikinci resim başlar ama ikisinin arasında anlatım acısından anlamlı bir boşluk vardır. Burada söz konusu olan, okuyucunun çıkarsama yoluyla doldurması gereken anlatısal bir boşluktur. Resimler arasındaki bu tamamlama işlemi, yani paneller arasındaki anlatısal bağı kurma işlemi öğrencilerin kendi kendilerine tamamlamaları gereken bir sürectir. Bunun yapılabilmesinin ön koşulu ise tıpkı yazınsal metinlerde olduğu gibi okurun ön bilgileri ve deneyim ufkudur. Çizgi roman okuyucusu, her bir kare için gerekli olan olayların gerçekleşme süresini kendisi belirler. Paneller, okura olaylar örgüsü içinden sadece belirli kesitleri sunar, okuyucu bu kesitler arasındaki boşlukları doldurarak kendi hayal gücünü ve birikimlerini de kullanarak olay örgüsünü tamamlar. Böylece her okur için farklı bir algılama ve alımlama boyutu söz konusudur.
Edebiyat eserlerinin çizgi roman tekniğine uyarlanması, giderek yaygınlaşan ve edebiyat çevrelerinde kabul gören bir yöntemdir. Aynı yöntemin, okullarda ders içeriklerinin çizgi roman tekniğinden yararlanılarak öğrencilere aktarılması surecinde de kullanılması mümkündür. Özellikle metinlerin ders materyali olarak başat
rol oynadığı Türkçe ve edebiyat dersleri için, okuma becerisinin geliştirilmesi bağlamında çizgi roman tekniğinden yararlanılması, hem Türkçe ve edebiyat derslerini tek düze olmaktan çıkaracak, hem de öğrencilerin bireysel öğrenme ortamlarına farklı ve yenilikçi bir anlayışla katkıda bulunacaktır. Belirli bir olay örgüsü ve öğrencilerin kendilerini özdeşleştirebilecekleri farklı karakterler yaratılarak, dersin konusu işlenebilir, dersin kazanımlarını hedef alan bilgi böylelikle öğrenciler tarafından daha rahat anlaşılabilecektir.
Çizgi Romanın ve Çizgi Roman Tekniğinin Eğitsel Amaçları
Çizgi romanların derste kullanımının zengin görsel yapısı, heyecanlı, merak uyandıran kurgusu, kahramanların olumlu nitelikleriyle sempati/empati yaratmaları, öykülerin kısalığıyla çabuk sonuca ulaştırmaları ve okunmalarının, elde edilmelerinin kolaylıkları, ama öncelikle zevk için okunmalarından ötürü, okuma
alışkanlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu belirtmektedir
Araç gereç çeşitliliği sağlamak için, konuyu daha ilginç hale getirmek için, karmaşık bağlantıları görselleştirmek için ve öğrencileri motive etmek için resimlerin ve resimli öyküler gibi görsellerin derslerde amaçlı bir şekilde kullanıldığı bilinmektedir. Bu bağlamda çizgi roman, resimlerin ve görsellerin yerine getirdiği işlevi, sürece metni de dahil ederek bir adım öteye taşımaktadır. Çizgi roman ne resim, ne de yazıdır. Resmin ya da yazının, bütünleyici olarak kullanılan diğer bir unsurla ilişkisi sonucunda ulaşılan bir sentezdir. Yani çizgi roman, birbirinden farklı iki temel unsurun (metin ve resim) kaynaşmasıyla oluşan bir anlatım biçimi, bir kurgu sanatıdır.
Çizgi roman, öğrencileri özellikle okuma eylemine teşvik etmek icin son derece uygun bir araçtır. Özellikle ülkemizde okuma alışkanlığı edinememenin bertaraf edilmesi adına önemli bir çözüm teklifidir. Ancak tek yanlı olan yabancı kaynaklı çizgi romanların kültürel yozlaşmada önemli bir misyon edindikleri gerçeğini de görmezden gelemeyiz. Her konuda olduğu gibi millileşmenin önemini bu konuda daha iyi anlayabiliyoruz. Hele ki ülkemizde basılan kitapların %90’ının tercüme eserlerden ibaret olduğunu düşünecek olursak… Bu konuda acilen çizgi roman sanatçıları yetiştirmeliyiz ki eserleri ortaya koyacak bizden sanatçılarımız olsun. (www.cizgiromanokulu.org)
Bunun yanı sıra çizgi roman, konuşma ve yazma alıştırmaları için de birçok olanak sunmaktadır. Çizgi romanın vazgeçilmez unsurları olan konuşma ve düşünme balonları, boşluk doldurma alıştırmaları düşünüldüğünde, bir anda yararlı birer ders aracı haline dönüşmektedir. Panellerin (çizgi roman karelerinin) sırasının karıştırılmasıyla, öğrencilerin panelleri doğru sıraya göre dizme işlemi, okuma-anlamaya yönelik başka bir alıştırma örneği olarak
gösterilebilir.
İlköğretim Türkçe derslerinde çizgi romanı bir metin turu olarak kullanmak mümkün olduğu gibi, çizgi roman
tekniğinden yararlanılarak ders konularını çizgi romana uyarlamak da mümkündür. Yukarıda da belirtildiği gibi,
çizgi roman bir metin türü olarak özellikle okuma, konuşma ve yazma beceri alanlarına yönelik çok işlevli bir
ders aracı niteliğindedir. Dilbilgisi alanı düşünüldüğünde de, çizgi roman tekniğinin dilbilgisi konularını
aktarmada öğretmen icin büyük olanaklar barındırdığını söylemek mümkündür. Böylelikle öğretim programında
belirtilen kazanımlara ve konulara bağlı kalınarak, öğrencilerin çoğu zaman anlamakta zorlandıkları dilbilgisi
konularının aktarımı hem daha eğlenceli hem de daha yalın bir şekilde gerçekleşecektir.
BULGULAR
Çizgi roman, eğitim-öğretim faaliyetlerinin de ilgi alanına girmeye başlamıştır. Ancak Batı’da 70’ li yıllardan beri ders malzemesi olarak algılanmasına karşın çizgi romanın dil öğretimi derslerindeki kullanım olanakları ile ilgili kısıtlı sayıda kuramsal çalışma bulunmaktadır. Burada, çizgi romanın dil öğretimi dersleri için sunduğu
olanaklara dair bazı yaklaşımların ortaya konulduğu az sayıdaki makale söz konusudur.
Ders aracı olarak çizgi romanın derslerde etkili bir biçimde kullanılabilmesi için öncelikle eğitim-öğretim
bağlamının içerisine yerleştirilmesi gerekmektedir. Çizgi romanı, derslerde zaten kullanılmakta olan resim türlerinin arasına yerleştirilmelidir.. Bu acıdan bakıldığında çizgi roman, resim olarak,
daha doğrusu resimli hikaye gibi de ele alınabilmekte ve “gerçek hayatta karşılaşılan nesne ve canlılarla
doğrudan benzerlik gösteren” görsel araçlardan birini oluşturmaktadır. Öyleyse
çizgi roman bir resim türü olarak ele alındığında, görsel okuma öğretimine dair ortaya konulan görüş ve
kuramların, çizgi roman ile ilgili kuramsal yaklaşımlar ve eğitsel çözümlemeler geliştirmede yararlı veriler ve
dayanaklar sunduğu söylenebilmektedir. Buradan yola çıkarak teklif te bulunmak istiyorum; Düşünsenize tarih derslerinin çizgi roman yöntemiyle çocuklarımıza aktarıldığını.
Çizgi romanlar işaret kodlarından oluştuğundan, sözlü ve görsel araçların arasına yerleştirilmeli ve bir “bileşik araç” olarak sınıflandırılmalıdır . Çizgi roman tekniğinin dil öğretiminde bir ders aracı olarak kullanılmasına olanak sağlayan özellik, sözlü ve görsel unsurların ortaklığının belirleyiciliğidir. Bu bağlamda dil öğretiminde çizgi romandan nasıl yararlanabileceğine dair bazı öneriler şu şekilde sıralanabilir:
1) Çizgi roman tekniği ile kelime dağarcığının geliştirilmesi
2) Konuşma balonları tamamlama
3) Çizgi roman aracılığıyla aktarılan olay, durum veya konu hakkında görüşlerini belirtme
4) Çizgi roman oluşturma veya tamamlama
5) Çizgi roman tekniğinden yararlanarak canlandırmalar yapma ve çizgi roman öyküleri oluşturma
6) Çizgi roman oluşturma (hem içerik hem de biçim olarak)
7) Okunan çizgi romanın sözlü veya yazılı olarak özetlenmesi
8) Aidiyet, algı ve bilgi yüklemlemesi yapılır.
Sekiz yıllık ilköğretim sürecinde Türkçe öğretiminden beklenen, öğrencinin okuma, dinleme/izleme, konuşma ve
yazma becerilerini dilin kurallarına uygun olarak geliştirmesidir. Bir sonraki aşamayı oluşturan ortaöğretim ise
Türkçe’nin imkanları çerçevesinde, tarihi süreçte oluşan edebi dilin gelişimini, özelliklerini ve ürünlerini öğretmeyi hedefler. Bu açıdan bakıldığında ilköğretimin 6, 7 ve 8. sınıfları bir geçiş dönemi özelliği gösterir. Öğrenci bu dönemde, 1ile 5. sınıflarda öğrendiklerini, seviyesine uygun Türk ve dünya edebiyatının seçkin örnekleriyle geliştirir ve kendi anlam dünyasını yapılandırmaya başlar. Bu sebeple 6-8. Sınıflar Türkçe Dersi Öğretim Programı, bu bütünlük ve devamlılık göz önünde bulundurularak hazırlanmaya çalışılmıştır.
Türkçe öğretimi; Dinleme/İzleme, Konuşma, Okuma, Yazma ve Dilbilgisi olmak üzere beş öğrenme alanından
oluşmaktadır. Bu nedenle standart bir yıllık plan uygulanması mümkün değildir. Ancak Türkçe dersi öğretmenleri okutacakları metinlere göre yıllık plan yapmaktadırlar. Dilbilgisine yönelik kazanımlar ise sınıf seviyesine göre değişmekte olup bu kazanımların programda belirtilen sıraya göre verilmesi esastır. Bu çerçevede dilbilgisi kazanımlarının yıllık bir plan dahilinde verilmesi mümkündür.
SONUÇ
Medya (Hele ki sosyal medya) araçları ile ilgili yaratılan talepler, seçenekler ve bunların kullanımı son on yıl içerisinde büyük değişikliler göstermiştir. Günümüz toplumlarında iletişim büyük ölçüde görsel ve elektronik medya araçları yoluyla gerçekleşmektedir. Veriler, bilgiler, hikayeler ve eğlence programları sorunsuz bir şekilde her an her yerde erişilebilir durumdadır. Karmaşık iletişim yapılarının sürdürülebilirliği ve siyaset, ekonomi ve kültür alanlarındaki faaliyetlerin işlerliği için giderek daha yeni medya araçlarına gereksinim duyulmaktadır. Yeni
araçlar, iletileri özellikle resimler ve konuşulan dil yoluyla aktarmaktadır. Bu nedenle görsel araçlar çocuklar
tarafından, yazılı araçlara, yani önce okurun kafasında kendi hayal gücü yardımıyla resimlere dönüştürülmesi
gereken işaretlerle kodlanmış bir dile göre daha kolay anlaşılabilmektedir. (Hayal Fabrikası isimli projemize bakınız.)
Çizgi romanın eğitsel boyutunu ele alan ve çizgi romanın bir ders aracı olarak kullanılmasını öneren çalışmalar,
daha çok sezgisel olarak geliştirilmiştir. Öğretmenlere, çizgi romanı derslerde kullanma konusunda yol
gösterecek, onları teşvik edecek açıklıkta kavramlar ve yaklaşımlar bu zamana kadar ortaya konulmamıştır. Ta ki bizim Türkiye’nin ilk ve tek çizgi roman okulunu kuruncaya dek. Daha ileri aşamada, Türkce derslerinin öğretim amaçlarına uygun olarak hedeflenen kazanımların elde edilmesinde çizgi romanın seçimi için gerekli ölçütlerin de belirlenmesi gerekmektedir. Ki bu konuda da nacizane ortaya somut şeyler ortaya koyan yine biz olduk.
Ne yazık ki ülkemizde bizim dışımızda çizgi romanın eğitsel bir araca dönüştürülmesine dayanak oluşturacak ve bu konuda öğretmenlere yol gösterir nitelikte acık ve net bir yöntem önerisi koyacak kimse yoktur. Öğrencilerin çizgi romana karşı sergiledikleri acık tutum, çizgi romanın eğitim-öğretimde bir ders aracı olarak geliştirilmesi ve kullanılması icin önemli ve olumlu bir ön şartı yerine getirmektedir. Eğitim, gerçeklere odaklanmalıdır. Öğrencilerin çizgi roman ile kurdukları olumlu ilişki de bu gerçeğin bir parçasıdır.
Fehmi DEMİRBAĞ
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)