Tarihin en gerçekçi gençlik hareketi nedir diye sorsam? Hani bugünlerde ki seçim ortamının getirdiği tartışmaların ana noktası olan “gençlik” konusunu?..
Hani 17 yaşlarındayken henüz, içinde bulunduğu toplumun çürümesi karşısında yüreği titreyen insanların oluşturduğu “erdemliler hareketi”nin aktif üyelerinden olan, yetim ve fakir bir çocuğun hikayesine başvurun diyeceğim.
Hani herkes kendi günlük batağındayken o 35 yaşından sonra bir kenara çekiliyor, bulunduğu toplumsal etkiden kurtulmak için uzaklaşıyordu ya… Sorulduğunda ise, deniliyordu ki “Ha O mu? Sevgilisiyle buluşmaya gitti!” Yani gönlünüz de ne varsa bilin ki Rabbiniz odur.
Ki kendisini sımsıkı sarıp sarmalayana, “oku” dediğinde o ses, diyordu ya “ben okuma bilmem!” Öyle ya neyi okuyacaktı ki, aynı zamanda okuma bilmediğini söyleyen, dünyanın ilk ve tek ve en güçlü gençlik hareketinin başındaki bu gerçek lider kişi?
Neydi “oku” dan kastedilen şey, o halde…
‘Düşünmekti murad edilen!
Düşünsene ey insan! Seni “kul” kılan yegane özelliğini? Okusana sonra başta kendini, sonra kainat kitabını ve seni muhatap alanın vahyini!
Hikayenin gelişiminde ne mi oldu? Korktu, ürktü… Henüz 40’lı yaşlarında olan…Evine, can yoldaşı eşine koştu. Titriyordu. “Ört beni” dedi. “Kalemle bilmediğini yazmayı öğreten” den bahseden ses yanı başındaydı yine! “Kalk ey örtüsüne bürünen” diyordu. Yani durum onu gösteriyordu ki, saklanmak zamanı değildi.
8 yaşında bir çocuk, kuzeni. “Ben sana inanıyorum” dedi. 17 yaşında Kureyş’te Zülfikar’ını çekecekti mutlak otoriteye ortaklık iddiasında bulunanlara bu çocuk. Hem bir başka çocuk Zeyd’ de henüz yedi yaşında değil miydi kendisine olan inancını belirttiğinde?.. 10 yıl boyunca kan kusturdu bulunduğu şehrin hegemonları bu adama, hürriyetten, adaletten, haktan, hukuktan bahsettiği için. Hepi topu bu süre zarfında 40 kişi inanmıştı kendisine.
Dedesi İbrahim gibi devrimciydi. Gönlünde yer almasına müsaade etmediği için bütün putların imhasından yanaydı. Asla hegemonlarla diyalog ve hoşgörüden yana değildi. Gönlünde yer alan tek ilahtı. O ilah ki tekti. Ortağı yoktu, olamazdı da. Servet, şehvet, şöhret… Masa, kasa, nisa gibi putlardan arınılması gerektiğini haykırıyordu. “Bir günü bir gününde eşit olan zarardadır” diyordu. Dili sevgiceydi. İstiyordu ki bu dil bütün kainatı kuşatsın, hem de kıyamete kadar. “Sizin en iyiniz, insanlara karşı en faydalınızdır.”
“Elinize, dilinize, belinize” sahip çıkın diyordu. Bunlara sahip çıkanların hem dünya hem de ahirette hoşnut olacaklarından dem vuruyordu. Bu değerlere sahip olanların kardeşliğini haykırıyordu. 40 inanırın ortak özellikleri genç olmalarıydı. 32 tanesi 21 yaşın altındaydılar. Zübeyr Bin Avvam 12 yaşındaydı, Saad Bin Ebi Vakkas ismindeki genç 14 yaşındaydı. İslam’ın ilk öğretmeni Mus’ab Bin Umeyr 16 yaşındaydı. Gençti, zengindi ama elleriyle red etti bütün imkanlarını “Emin-Güvenilen” ismindeki bu insanın çağrısına kulak vererek. Bir kör’le yolculuk yaptı sonra bu genç, Yesrib denilen bölge insanlarına evrensel olan bu daveti götürdüklerinde.
Erkam 17 yaşındaydı Müslümanların ilk buluşmalarında, evlerini onlara açarken. Yemen’e vali olarak atanan Muaz da henüz 17’sindeydi.
Yani İslam dininden bahsediyorum; dinimiz olan İslam’dan. Bir gençlik hareketi olan İslam’dan. Bir devrimci dini olan İslam’dan.
Cafer’de, Peygamberimi’in amcası Ebû Talib’in oğlu, Ali’nin ağabeyidir. Mekkelilerin baskıları sonucu Habeşistan’a hicret ettiklerinde Cafer kral Necaşi’ye hitaben söylediği şu sözler, bir genç olarak onun bilgi ve özgüvenini ortaya koymaktadır:
“Ey Kral! Biz putlara tapan, ölü eti yiyen, her türlü fuhşiyatı yapan, akraba ilişkilerini koparan, komşuya kötü davranan cahili bir toplum idik. Bizden güçlü olan, zayıf olanı ezerdi. İşte Allah bize içimizden nesebini, doğruluğunu, güvenilirliğini ve iffetini bildiğimiz bir Rasûl gönderinceye kadar bu haldeydik. Oysa gönderilen bu Rasûl, bizi, Allah’ı birlemeye, O’na kulluk etmeye, O’ndan gayrı babalarımızın taptığı taş ve putları terketmeye çağırdı. Bize doğru sözlülüğü, emaneti yerine getirmeyi, akrabalarla ilişkileri devam ettirmeyi, iyi komşuluğu, haramlardan ve kan dökmekten el çekmeyi emretti ve bizi fuhşiyattan, yalan sözle şahitlikten, yetim malı yemekten, iffetli hanımlara iftira etmekten menetti. Bize yalnızca bir Allah’a kulluk etmemizi ve O’na hiçbir şeyi şirk koşmamayı emretti, namazı, zekatı ve orucu emretti.” Daha başka İslam’ın emirlerini saydıktan sonra devamla “biz de onu derhal tasdik ettik, O’na inandık ve Allah’tan getirdiğine uyduk. Yalnızca Allah’a kulluk ettik ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmadık. O’nun bize haram kıldığını haram, helal kıldığını da helal kıldık…”
Gerçekten de Hz. Cafer’in çok öz bir biçimde ifade ettiği gibi, Hz. Peygamber, asırlardır süregelen bir cahil ve azgın toplumunu, 23 yıllık peygamberliği süresince huzur toplumuna çevirmeyi başarmıştır. Allah’ın hidayeti ve Hz. Peygamber’in gayretleri neticesinde cehalet döneminin zorba ve müşrik insanlarının, çok kısa sürede gerçekleşen bu toplumsal değişimle, nasıl örnek bir nesil olduklarına tarih şahittir. İşte bu sebeple olmalıdır ki, bazı alimler, “Rasûlullah’ın peygamberliğini isbat için hiçbir mucize olmasa dahi, sadece O’nun (sav) genç arkadaşları bile (bunun isbatına) yeter.” demişlerdir. Yani, O’nun örnekliğiyle bu yeni ve medeni toplumun, hedefi olan gençlikle mûcizevî bir değişime referans olmuştur. Yalnızca böyle bir neslin oluşumu bile O’nun (sav) Peygamberliğini isbat eder.
İslam ve böcekler konusunu nereye mi bağlayacağım? Esma’ya! İlk Müslüman olan genç bayanlardan birisi de Hz. Âişe’nin ablası Esma’dır. Onun adı ilk defa, Hz. Peygamber’in hicret hazırlıklarını sürdürdüğü sırada oynadığı rol dolayısıyla ön plana çıkmıştır. Hicret esnasında Hz. Peygamber ve Ebû Bekir’in üç gün saklandıkları Sevr Mağarasına geceleri yemek taşıyan Esma’dır. İslam’ın azılı düşmanı Ebû Cehil’in de aralarında bulunduğu bir grup gelerek Esma’ya babasının nerede olduğunu sormuş, “Bilmiyorum!” demesi üzerine Ebû Cehil eziyet etmiştir.
Sevr mağarasının İslam ve insanlık tarihindeki önemini bilelim. Hani Yüce Kudretin görevlendirdiği güzel insan ve arkadaşının zalimlerden uzaklaşmaya çalıştıklarında, vatanlarından hicret ederlerken sığındıkları mağaraya… Ki mağaranın önünü kapatan örümcek ağının kıssasını bilirsiniz.
Kısaca Örümcekten bahsedeyim de bir böcek hikayesini burada anlatmış olalım. Bir sonraki yazımızda da Kelebekler üzerinden toplumsal tasnifleme konusunu ele alacağım; baby boomers, x-y-z kuşaklarına…
Kur’an-ı Kerim’de, Arapça ‘örümcek’ anlamına gelen Ankebut adında bir sure vardır. Bu surenin 41. âyetinde, “Allah’tan başka veli edinenlerin hâli örümceğin durumu gibidir. Örümcek de bir yuva yapar; fakat yuvaların en zayıfı örümceğin yuvasıdır-keşke bilseler!” buyurur Cenab-ı Hak. Bu âyetin Arapça metninde, bir şeyi yapan veya edinen anlamında olan ‘ittehaze’ kelimesi ‘ittehazet’ şeklinde geçmektedir. Yani kelimenin sonundaki ‘t’, fiile, dişil anlam verir. Açıkça anlaşıldığı üzere buradan, yuva yapan örümceğin dişi olduğu sonucu çıkar.
1984 yılında, dünyaca meşhur Alman bilim dergisi Kosmos, örümceklerle ilgili özel bir sayı çıkardı. Bu ilginç sayıda geçen şu satırları okuduğunuzda, eminiz çok şaşıracak ve bir Kur’an mucizesine daha tanık olmaktan dolayı, mutluluk duyacaksınız:
“Bahçe örümceğinin ağ yapma ve yiyecek yakalama kabiliyeti, sadece dişi örümcekler için geçerlidir. Yâni İslâm Peygamberi’nin gizlendiği mağaranın girişindeki yuvayı, dişi bahçe örümceği örmüştür. Erkek bahçe örümceklerinin hayatı üzerinde ise pek fazla bilgimiz yoktur. Sadece ağ yapma (yuva kurma) kabiliyetlerinin olmadığını biliyoruz….”
Örümcek, Allah’ın yarattığı mucize canlılardan yalnızca biridir. Örümceğin ürettiği ipek, günümüz teknolojisine yön vermiştir. Örümcek ipi, kendi kalınlığındaki çelikten beş kat daha sağlamdır. Ayrıca çok hafiftir. Örneğin dünyanın çevresi boyunca uzatılacak bir ipek ipliğinin ağırlığı, sadece 320 gr. gelir. Bir örümcek türünün ağ ipliği Amerika’da ameliyat ipliği olarak kullanılmaktadır. Kevlar adındaki dokuma türü, örümcek ağı model alınarak yapılmıştır. Emniyet kemerleri, kurşungeçirmez yelekler bu dokumadan yapılır.
Yeryüzünde yüzlerce örümcek türü vardır. Bu türlerden biri olan “Bolas” örümceği, avını kement atarak yakalar. Bolas örümceği avını iki aşamada avlar. İlk aşamada örümcek, ucunda yapışkan bir madde bulunan ip hazırlayıp pusuya yatar. Bu ipi avı geldiğinde kement olarak kullanır. İkinci aşamada avı kendisine çekmek için özel bir kimyasal madde yayar. Bu kimyasal madde, dişi güve kelebeklerinin, erkek güveleri çiftleşmeye çağırırken salgıladığı “feromon” adlı maddedir. Erkek güve bu kokuya gelir, gözleri görmeyen bolas örümceği titreşimden güveyi fark eder ve kemendini atıp avını yakalar. Ağını yukarı doğru sarar ve… Eğer örümcek avını hemen yemezse, salgıladığı bir ipekle güveyi sarar. Bu ipek sayesinde besini uzun süre taze kalır.
Çölde yaşayan Kapı Tuzaklı Örümceğe de bir bakalım. İlk önce toprağı kazarak bir tünel açar. Salgıladığı bir sıvı ile toprak parçacıklarını birleştirerek oluşturduğu tünelin içini sıvar. Daha sonra salgıladığı ipek ile tünelin içini kaplar. Bu sayede tünelin içi, yüksek çöl ısısına karşı yalıtılmış olur. Tünelin giriş bölümüne, salgıladığı ipekle kapak (kapı) yapar. Bu kapağı bir iple içeri bağlar. Yaptığı kapının önünü toprak ve çalı ile kaplar. Kapağa bağlı olan ipte meydana gelen titreşimden, avının geldiğini anlar.
Bu örümcek türü geceleri avlanır ve dişileri neredeyse hiç dışarı çıkmazlar. Avlarını bile arka ayaklarını dışarı çıkarmadan, ön ayakları ile alırlar. 10 yıl yuvalarından hiç dışarı çıkmadan yaşayabilirler.
Bir de Renk Değiştiren Örümcekten bahsedelim. Bu türler çiçeklerin içinde kendilerini gizleyerek ağ örmeden, çiçeğe konan arılarla avlanırlar. Rahatlıkla çiçeğin rengini alarak gizlenebilirler. Ancak burada çok önemli bir detay vardır; örümcek renk körüdür.
Ya Tekerlek Örümceklerine ne diyelim?Afrika’nın Namibia çöllerinde yaşayan bazı örümcek türleri, herhangi bir tehlike karşısında bacaklarını gövdelerine çekerek vücutlarını adeta tekerlek şekline getirirler. Yağmacı dişi yaban arıları, bu türün en büyük düşmanıdır. Örümcek, yuvasını kum tepelerinin üst kısmına yapar. Yaban arıları yuvasını kazmaya başladığında ise dışarı çıkar; önce hız almak için birkaç adım atıp sonra bacaklarını gövdesine çekerek yokuş aşağı hızla yuvarlanan bir tekerlek gibi kaçmaya başlar. Burada ilginç olan, örümceğin yuvasını her zaman kum tepelerinin üst kısmına yapıyor olmasıdır. Şayet yuvayı aşağı bölüme yapmış olsa, herhangi bir tehlike karşısında kaçmak için gerekli hıza ulaşamaz ve yakalanırdı. Bu yazı yalnızca birkaç örümcek türü ve ipek ipi hakkında ilginç birtakım bilgiler içeriyor. Ancak yeryüzünde yüzlerce örümcek türü ve bu türlerin her birinin farklı avlanma yöntemleri olduğunu düşünürsek, Rabbimizin kudretini bir kez daha anlamış oluruz. Siz de karadul örümceklerini bir araştırın bakalım? Erkeğini yiyen dişileri. Buradan İstanbul sözleşmesine, aile yasamız 6284’e bir gönderme yapalım.
DEVAM EDECEĞİZ ALLAH’IN İZNİYLE!
Fehmi DEMİRBAĞ
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Adnan ÖZ
Çarşambaspor ve Samsunspor!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)