Yaz ayı malum düğünlerin en çok olduğu ay insanlar yarışa evleniyorlar… Allah (cc) mesut etsin hepsini mutlulukları, huzurları daim olsun inşAllah. Ne güzel zinanın kol gezdiği muta nikâhı ile nikâhım var deyip ortalarda cirit atan şarlatanların bol olduğu onlara ek LGBTİ denilen sapkınlar grubunun neslimizin sağlığını bozup ahlaksız eylemleriyle ailelerimizi yok etme afkurmalarının çoğaldığı şu günlerde Yüce Allah’ın (cc) rızasını gözeterek evlenip yuva kuranlar gerçekten tebrik edilesi insanlar.
Babamın küçüklüğümden beri ısrarla üzerinde durduğu önemliler listesinin ilk sıralarında “düğünler” ve “cenazeler” yer aldığından ben de elimden geldiğince bugünler de sevdiklerimin yanında olmaya çalışıyorum. Bununla ilgili bir arkadaşım her aradığında bir düğünde olmam ve hepsini aklımda tutamayıp duruşma defterine yazmam nedeniyle “düğün anne” taktı adımı. O gün bugün düğün anne olarak geziniyorum ben de ortalarda.
Anlaşıldı bugün ki konu evlilik, eş seçimi vs. diyenleriniz olduysa yok yok (o da tabii başlı başına yazılabilecek konular içinde de) evlilik değil benim bugün size bahsedeceğim konu. “Kınalar.” (Tek başına kınalarda değil aslında.) Kına deyince şimdi garip geldi değil mi? Haklısınız kınanın nesinden bahsedeceksin şimdi anlamadık derseniz sabır biraz hemen anlatacağım.
Kınalar dedim çoğu hanım gibi benim de en sevdiğim kısmı elbette ki oyun kısmı. Kadınlar arasında olduğundan daha bir rahat daha bir eğlenceli.(Kadın erkek karışık kınalar olsa da geneli sadece kadınlar arasında oluyor.) Oyun kısmı tamam da o şarkılar nedir öyle? Kim yapmış onları, kim seçmiş onları biri söylesin lütfen bana? Hepimizin mutlaka defalarca duymuş olduğu en popüler olanını yazayım. Hanım kardeşlerimin çoğu daha ben yazmadan tahmin etti bile şarkının adını; “Ankara’nın bağları” sakın sakın kişilerle alakalı bir şeyden bahsettiğim sanılmasın burada. Şarkıyı yazanı da (anonim olduğu mahkeme kararıyla tespit edilmiş denilmekle birlikte konuya ilişkin ayrıntılı bilgim olmadığı için bir şey diyemem.) (1) söyleyeni de tanımam etmem söyleyenin adını duymuşluğum var ki (Ankaralı Coşkun) tek o da söylemiyor diye biliyorum zaten tek bu şarkı değil bu tarzda birçok şarkı var. En popülerlerinden birisi bu diye bunu yazdım. Şarkının tamamını yazmayacağım buraya şimdi üzerinde duracağım sözlerden bir bölümünü yazmam kâfi diye düşündüm. Şöyle;
“… Ben sevdim eller aldı
İçimde acı kaldı…
Aldın yâri elimden
Boynumu büke koydun…
O yar senin derlerse
On koyun kurbanım var…” (2)
Bu şarkı bangır bangır çalıyor ve biz kına gecesinde gelinin en mutlu günündeyiz yanlış anlaşılmasın. Gelin diyorum genelde kınalarda erkek olmadığı için de günümüzde erkeklerin olduğu kınaların da olduğunu yukarıda belirtmiştim. Damatlar içinde en mutlu gün diyelim hadi.
Şarkıya dönelim; “Ben sevdim eller aldı” diyor şarkıda gelin (damat) dâhil hepimiz nasıl bir oynuyoruz bu şarkıya nasıl bir oynuyoruz sormayın. Kimse de demiyor ki; Gelin hanım /damat bey sevdiğinle evlenmiyor musun? Eğer evlenmiyorsan zorla mı evlendiriyorlar seni? Eğer zorla evlendiriyorlarsa neden mutsuz değilsin bunu söylerken göbek atıyorsun? Kafamda deli sorular… Ha şimdi tüm derdimiz bittiydi buna mı sıra geldi… Durdun durdun bunu mu düşündün gelmiş burada yazıyorsun Zuhal sen de diyenleriniz olduysa durun onu da diyeyim hemen size. Evet, tam olarak asıl derdimiz bu aslında. Ne dediğimizden, neye oynadığımızdan, ne yaptığımızdan maalesef haberimiz yok. Ha bizim haberimiz var da oynuyoruz diyen gelin damat varsa gerekçelerini bilmediğimden onlara bir şey diyemeyeceğim.
Yabancı olsa şarkı diyeceğim ki yabancı dilimiz yok da ondan anlayamıyoruz sözleri öyle müziğe oynuyoruz yok şarkı gayette Türkçe. Bu şarkı mı sadece kınaların dikkat çekenlerinden? Dedim ya hayır tabii ki bu içlerinden en popüler olanlarından biri diye yazdım buraya. Şarkı normalde gayet güzel sözlere sahip ona şüphe yok da, o hüzünlü sözlere sahip şarkıya arkadan eşlik eden müzik neden oyun havasıdır? Neye oynuyoruz biz? Ve bu şarkı neden kına gecesinde? Anlayabilmek inanın çok zor. Sevdiğimi eller aldı içimde acı kaldı diyor adam mantıken üzülüp duygulanmamız lazım bu sözlere değil mi? Yok yok bizi görün bir piste oh ohh ne güzel sevdiğini de alamamışsın içinde acı kalmış hopa atalım göbecikleri mi diyoruz ne yapıyoruz amiyane tabirle neyin kafasını yaşıyoruz? İçmeden kafayı bulanlardan olma başarısına sahibiyiz gerçekten.
Bunun özelliklerine sahip popüler olanlarından bir diğer misal; “Hey onbeşli tokat yolları taşlı” türküsü. Herkesin çalgılarla çengilerle söyleyip oynayıp göbek attığı Çanakkale savaşında yaşanılan acıları anlatan aslında bir ağıt olan bu türküde kınaların vazgeçilmez oyun havalarının içinde. Türkü’nün sözlerini sakin kafayla tam olarak okuduğumuz da türküde anlatılan acıyı anlamamız çok da zor değil.
Türkü (ağıt);
“Hey onbeşli onbeşli
Tokat yolları taşlı
Onbeşliler gidiyor
Kızların gözü yaşlı…
Gidiyom gidemiyom
Sevdim terk edemiyom
Sevdiğim pek gönüllü
Gönlünü edemiyom…” (3) Şeklinde devam ediyor.
Türkü de sözü edilen onbeşliler 1315 doğumlu gençler yani ekseriyeti 15 ila 19 yaşında vatanını korumak için gözlerini kırpmadan korkusuzca cepheye koşan kazandıkları o şanlı zaferden geriye sevdiklerine dönemeyip şehit olan o gencecik fidanlar. Şimdi kınalarda düğünlerde biz bu kadar acı dramatik türküye (ağıta) oynuyoruz.
Misalleri artırmak mümkün ama misaller değil olayımız neyi neden yaptığımızı bilip bilmememiz. Davranışlarımızın arkasında yatan gerçek motifler neler? Biz neyin üzerinden neyi yapıyoruz? Her şeyden önce bu yaptıklarımızı kasıtlı bir bilmemezlik içinde mi yoksa basit sayılabilecek ihmaller içinde mi yapıyoruz? İlk önce bunların cevabını yüksek sesle tüm samimiyetimizle kendimize verip sonunda yine ilk kendimizi ikna etmemiz gerek gibi. Kendimizi yüceltip savunma mekanizmalarına başvurmak yerine başkaları yapıyor diye yapıyoruz basbayağı diğerlerinden etkileniyoruz diyebilmeli kendimize bunu itiraftan korkmamalıyız.
Bu bizim aciz, her türlü etkiye açık olduğumuz anlamına gelmez. Bu bizim ortada sorun olduğunu kavrayıp ona göre davranmamızın önünü açar.
Hayatın birçok cephesi vardır ve biz insanların bu cephelerin hepsinde başarılı olması gerektiğine dair bir kural da yoktur. Bahsettiğimiz konuya ilişkin her hangi bir ihmal ya da özensizliğimiz varsa fark edip bunu düzeltme yoluna gitmeye çalışmamızdır önemli olan.
Anlamak dinlediğimizi sandığımızla değil gerçekten dinlediğimizle olur. Dinlenilenin içine aklın katılması gerekliliğini aklını kullananlar için söyleme gereği duymuyorum.
Bir şarkı sözünden nelere geldim mi aslında basit gibi görünenden basit olmayana geliş bu. Milletimi çok seviyorum ama bu durum bu tür bazı garipliklerimiz olduğu gerçeğini değiştirmiyor ne yazık ki. Rahmetli Cem Karaca’nın 1999’da çıkardığı “Merhaba Gençler ve Her Zaman Genç Kalanlar” adlı albümünün ikinci parçası “İşte geldik gidiyoruz’ bu gibi garipliklerimizden bahseder.
Bu parçanın bir bölümü şöyle;
“…Bir ayvayı dişler gibi
Isır ısır ömrümüzü
Bir girdapta dönüyoruz
Yaşamadan günümüzü
Deli gibi kutluyoruz
Yılbaşı doğum günümüzü
Sevince de kedere de
Doğuma da ölüme de
Çiçekler yolluyoruz…”(5) şeklinde devam ediyor.
Gerçekten de bir girdap da dönüyoruz yaşamıyoruz günlerimizi öyle ortalardayız yaşadıklarımızdan, dediklerimizden, dinlediklerimizden, yaptıklarımızdan bir haber!
Oo saat bayağı ilerlemiş yazarken fark etmiyor insan şimdi gitmem gerek malum yaz ayı bu akşamda kına var. Bu kadar yazıya akşam piste Ankara’nın bağlarına oynamayacağımı mı sanıyorsunuz yoo onu gelin /damat düşünsün hiç alınmadım ki ben üzerime.
Öyle bütünleşmiş bir milletiz ki… Birbirimize olduğu kadar hatalarımıza da… İnanın benim de bu konuda sizden bir farkım yok. Sizden farkım olduğu ya da size akıl vereyim diye de yazmadım zaten tüm bunları. Kanaat önderliğine soyunayım diye de bir arzum yok. Yazdıklarımın hepsini önce kendime yazıyorum, yazmak düşünmeyi gerektirdiğinden önce ben düşünüyorum. Ben düşündüm hadi siz de öyle sadece okuyup durmayın her şeyi benden beklemeyin, kalkın bu düşündüklerime önce kendinizi sonunda beni ikna edin de ben de oynamayım artık kınalarda bu tarz şarkılara.
Kapanış da yine Rahmetli Cem Karaca’dan “Bindik Bi Alamete Gedeyoz Gıyamete” e ye “Sonumuz hayır olsun” u ekleyerek sözümü burada bağlıyorum vesselam…
Kaynaklar:
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)