Yazının mecra-ı hayatı incelemeye doğrudur. Hayatı incelemek… Hayatı incelemeye âşık birinden… Yazı dünyada ki en büyük mucizelerden olmalı…
Yazmayı ve okumayı çok seven biri olarak böyle düşünüyor olmam gayet doğal gibi… Yazmayı sevmek dedim de öyle kendi kendine sevmek değil bu sevmek, başkalarının da sevmesi, yazıyı sevmek için okumak dolayısıyla okumayı da sevmek… Kendi için yazılsa bu satırlar günlük içinde olmalıydı… Günlüklerin bile zaman zaman diğer insanlara açıldığı dünyaca ünlü klasiklerin içinde yer aldığı düşünülürse günlük olmadığı için sizlere açtığım iddiası da şu an geçerliliğini kaybetmiş durumda. O zaman bunlara hiç girmeden asıl amaçlananı yazmalı.
Bir şeyler yazmak dedik evet de nasıl şeyler yazmak ve o nasıl şeyleri nasıl yazmak? Sözcüklerle ne yapmak istiyoruz? Bunun cevabı verildiğinde izlenmesi gereken yol kendiliğinden önümüze çıkacaktır. Bu yazılacak bir şeylerin içinde insanlığa bir şeyler katmak varsa ‘sanat toplum için’ yoksa ‘sanat sanat için’ münazarası içinde bir karar kılmak. Sanatın hem sanat hem toplum için olduğunun seçilmesi daha yerinde gibi. Kimi zaman sözcükler anlaşılmak istemez gizemli bırakır kendini içine kapanık bir insan gibi kimi zaman ise ortada yaşar hayatını gizlemez kimseden bir şeyini.
Bakmak lazım sözcükler ne şekilde yaşamak istiyor kamuya mal olan bir hayat mı yoksa kendine özel bir hayat mı? Sözcüklere hayat tarzlarını belirleme hakkı vererek yazmak. Dilediğinde seçmiş olduğu bu hayatı değiştirebilecek özgürlüğe sahip olduğu bilgisi ile onları serbest bırakmak. Özgür olan sözcükler kendi iradeleri ve vicdanları yönünde kendi istedikleri kadar kendilerini ortaya koyar ya da koymaz. Yazarın yapacağı kulaklarına onlarla ne yapmak istediğini fısıldayıp geriye çekilmenin sonunda sadece izlemek. Ne giyeceklerine makyaj yapıp yapmayacaklarına ya da örtünüp örtünmeyeceklerine kendilerinin karar vermesi. Onlara sadece nereye gidileceğinin söylenmesi. Kalkın bugün cenazeye gidiyoruz dendiğinde uzun elbisesini giyip Kuranını yanına alıp almamasına ya da kucak dolusu çiçek toplamasına ya da düğüne gidiyoruz dendiğinde allı pullu elbiselerini giyip bir beş sekiz kilo makyaj yapıp yapmamasına karışmamak. Böylelikle onlar yerlerini bulacak mutlu olacaklar ya da olmayacaklar ama nihayetinde kendi tercihlerinin sonuçlarını yaşayacaklar. Sözcükler tarafından hangisi seçilmiş olunursa olsun illa ki yazmak çünkü bilmek; “Ancak yazıya geçmiş düşüncenin değeri vardır; geri kalanlar boş çırpınmalardan, rüzgârın alıp götürdüğü bir saatlik hayallerden, başka bir şey değildir.”(Emile Zola)
Yazmak sayfalarca olur elbet istenilen sayfalarca yazmak mı yoksa bir iki sayfa yazılsa da anlaşılmak mı? Yazmanın içine herkes tarafından anlaşılır olmayı koyunca bu sefer de sözlerin sanatsallığının azalabileceği durumu çıktı karşıma. Hayatta her zaman yaşadığımız olay bu da yani aynı anda tüm güzelliklere sahip olamamak. Bir şeyi tercih ettiğinizde bir diğerinden vazgeçmeniz gerekmekte. Yaptığınız bu tercih yapmak istediklerinize nedenli cevap verebilecek onun değerlendirmesi sonunda ne onu buna ne bunu ona feda etmek, ikisinin arasında bir yolda gitmeye çalışmak en uygunu gibi geldi bana.
Bizim hatıralarımız başkalarının hatıraları güzel olanların mutluluk vermesi, kötü olanların ders vermesi hepsinin önce bizi, önce sizi, sonunda ise bizim üzerimizden sizin üzerinizden toplumu ilgilendirmesi. Bundan hareketle aslında birimizin hatıralarının içinde hepimizi ilgilendirenler bulunmakta. O yüzdendir ki çoğumuz okuduğumuz kitaplarda kendimizden bir parça görür; Aa bu ben! Yazar burada beni anlatmış adeta deriz.
Evet, yazar orada bizi, kendini, toplumu anlatmıştır. Tabii ki bu demek değildir ki yazar her anlattığını kendisi yaşamıştır ya da yaşamalıdır. Yazdıklarının hepsini deneyimleyecek zamanı olanda vardır elbet ama çok büyük bir azınlıktır. Buna gerek de yoktur zaten o nedenle her yazılan yazarın bizzat yaşadığı değildir. Yazar başkalarının ağzından kendisini, kendi ağzından başkalarını konuşturarak bunları hikâyeleştirip sizlere bizlere sunabilir. O nedenle niyet zaman zaman “ben”, zaman zaman “o”, zaman zaman “onlar” diye kimliklerle oynayıp karınca kararınca bir şeyler yazmaya çalışmak.
İnsanın yaşadığı dünya çok karmaşık görünmesi içinde bir o kadar da basitliği barındırır. Bu basit olanı okuyucuya sanat içinde lakin sıkmadan en anlaşılır şekilde sunmak gerekliliğine olan inançtan hareketle köşe yazısını ‘köşe hikâyesi’ yapma tercihine gitmenin kimseye zararı olmayacağı bilakis anlamayı kolaylaştıracağından çok yerinde bir tercih olacağını düşündüm. Bu düşüncemin nedeni çok açıklayıcı gelmedi daha mı ayrıntı istiyorsunuz?
Neden ‘köşe hikâyesi’? Peki, istediğiniz gibi daha ayrıntılı cevaplayayım hatta cevabımı da sizlere dilerseniz bir hikâye ile vereyim;
“Günlerden bir gün ‘Hikâye’ yolda yürürken ‘Hakikate’ rast gelmiş. ‘Hikâye’nin üzerinde kat kat, renk renk süslü giysiler varmış. Bin bir koku sürünmüş. Her tarafına türlü parlak mücevherler, tüyler, takılar takmış, takıştırmış, bu da yetmezmiş gibi giysilerinin uçlarından ziller, çıngıraklar sallanmaktaymış ki hali görülmeye değermiş. Her bir adım atışta şıngırtılı bir müzik eşlik ediyormuş yürüyüşüne adeta. Buna karşın ‘Hakikat ’in hali pek acıklı görünmekteymiş. Üstünde başında eskilikten rengi solmuş, yamalı giysiler, ipince ve bakımsız, yalnız başına yürüyormuş ‘Hakikat’. Hikâye her zamanki güler yüzüyle selam vermiş Hakikate ve dayanamayıp sormuş;
- “Bu ne haldir dostum, sen ki koca Hakikat ’sin, neden böyle perişan ve yalnız gezmektesin?” Hakikat de Hikâyeyi selamlamış ve cevap vermiş; -“Ne yapayım ki insanlar benden kaçıyorlar, hangi evin kapısını çalsam, kapılar yüzüme kapanıyor, kimse beni görmek istemiyor, baktım ki kendimi sevdiremiyorum, böyle avare dolaşıyorum. Uzun zamandır, herkesten uzak!” “Olur, mu hiç öyle şey!” demiş Hikâye, Sensiz kayıptadır insanlar! Sonra üstündeki giysilerin, süslerin, seslerin bir kısmını çıkarıp Hakikate hediye etmiş. Bak gör, bu yeni imajınla herkes seni nasıl sevecek, kapılar açılacak artık sana, anlaşılmama derdin kalmayacak bundan sonra” demiş Hikâye. Gerçekten de ‘Hikâye’nin giysilerine bürünen ‘Hakikat’ böylece insanlarla daha kolay arkadaşlık kurar olmuş ve o günden sonradır ki aramızda kabul görmeye başlamış…(alıntı)
Neden köşe hikâyesinin cevabı işte; Bin bir ağır hakikatlere süslü elbiseler giydirip önce zihninize- zihnimize sonra yüreğinize- yüreğimize en sonu hayatınıza- hayatımıza girme arzusu ile ‘köşe hikâyesi’.
Eskilerde gazetelerin hayatı roman şeklinde anlatan bölümleri vardı (benim zamanımda olanlardan bazılarının gayet iyi olduğunu söylemeliyim) onun öncesinde de annemlerden duyduğum mecmualarda öyle dizi film gibi devam eden yazılar varmış, gençlerin büyük bir kısmı merakla bu yazıları takip edermiş. Ne yazık ki eskilerde olanların çoğunun içinde topluma bir şeyler katacak şeylerin olmadığı mesela aşkın bir nevi nefsani sarhoşluk olarak gösterildiği de söylenir. Buna karşın insanları kendilerine getiren az çok insanlara bir şeyler katmış olanları da yok değilmiş elbet. Olsun hepsinden ayrı hepsinin olumlularına benzer bazen anlaşılan bazen anlaşılamayan, bazen güldüren bazen ağlatan, bazen tüm bu duyguları aynı anda yaşatan “Ruh, yazının icadından beri ölümsüz” diyen Cemil Meriç üstadın dediği gibi ‘ruhu yazı ile ölümsüzleştirme macerasına’ girişelim.
Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir sonuçsuzdur.” (1) HM8697 İbn Hanbel, II, 360) Yüce Allah’ı (cc.) anarak başlama yolunun adı ise; Besmeledir. Besmele çekip bir an önce yukarıda izah etmeye çalıştığım minvalde yazmaya başlamak öyle ise; “Bismillahirrahmanirrahim” (Rahman ve Rahim olan Allah’ın (c.c) adıyla) Hayatı doğru yerinden anlamaya çalışan, ruhu ölümsüzleştirme arzusundaki 'köşe hikâyelerinde’ buluşmak üzere…Maceranın sonunda Ve minallahi’t-tevfik!..(Muvaffakiyet sadece Allah’tandır.) Kulluğa, adalet sahibine yakışır insaflı ve haklı surette Ruşen (aydın) kalın inşAllah…
Zuhal KURTYEMEZ
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)