Tahsil hayatını şehirde gören ama yazın köyde bulunan bir kişi olarak fındık toplama sürecini anlatmak istiyorum.
Fındık sadece 12 ayın bir aylık döneminde hasadı olan ama geriye kalan 11 ayında da aynı zahmeti içeren bir uğraş. İlk olarak toplama aşamasından başlayıp bir sonraki toplama dönemine kadar olan süreci anlatacağım.
Sabah yaklaşık 7-8 gibi tarlada olursunuz.
Öncelikle %60 - %70’lik eğime sahip fındık arazisinde fındık toplamanın zorluklarından biri de olabildiğince düzlük bulup yemek yiyeceğiniz ve oturup istirahat edeceğiniz yeri bulmaktır.
Eğer ki tırpan geç yapıldıysa eyvah deyin! Normal şartlarda zaten zor olan fındık toplamak artık daha zor olmuştur. Bu sebepten diz kapağınıza doğru uzanan otlar sizi karşılar.
Ayağınızı yere basarsanız kaymamak için değişik şekilde durursunuz, dalı kırmamak için iyice değişik pozisyonlara girersiniz. Bu durum sonunda bel ve kol ağrısı yanında gelen cabasıdır.
Neden kendinize zarar veriyorsunuz ki ağaca zarar verin derseniz; Öyle bir şey yok zaten hassas olan dallar kırılır veya bükülüp güneşi az alırsa seneye verimsiz geçer.
Tamam, artık durabiliyorsunuz şimdi kovanızı sabitlemelisiniz, sabitlendi bir iki derken topladıklarınızı kovanıza ya da tenekenize dolduruyorsunuz.
Toplama süreci boyunca kova/ tenekeniz sizden ayrı bir şekilde bağdaşmış uzuv haline geliyor. Tarlada yanında kova veya teneken yoksa sen bir hiçsin başkasıyla toplamak zorunda kalırsın.
Her koparışınızda sırtınızdan aşağı inen daldan gelen tozlar sırtınızı kaşındırır saçınızın aralarına girer, herhangi bir yerinize örümcek, karınca, pis kokulu yeşil böcek, kene ve bil mum her şekilde rahatsızlık verebilecek böcekler düşer. Bu böceklerin arasında ki en illetli olan kenedir eğer ki keneyi fark etmezseniz sizi 10 gün içerisinde öldürebilir.
Bir fındık ağacını bitirdiniz diyelim (ocak bitirmek) Topladığınız ocağın içini ve etrafını toplamak için yere eğilirsiniz. Burada sizi iki güzel seçenek beklemekte ya yere oturup ya da dizinizin üzerinize yüklenip yeri toplarsınız.
Yerde gördüğünüz fındığı almak için elinizi uzatırsınız ama öyle kolay almak var mı? Yok, diken, ısırgan ya da can yakan otlar elinizle temas halinde olurlar. Eldiven takarsanız sadece eldivenin üst tarafından dikenler zarar verebilir ya da etrafınızda kestane ağacı varsa oradan düşen kestaneler günde en az bir defa mutlaka size batar.
Olan zorluğa rağmen ocağın etrafını da topladıysanız bir sonra ki ocağa yine aynı zorlukları yapmaya devam edersiniz.
Ama bir yerden sonra iyice kirlenmeye başlayan tırnaklarınızı ne kadar kısa kesseniz de içi pislik dolar.
Topladınız, çuvala boşaltınız paydos vakti geldi.
Genellikle öğlen vakti seçilen düzlüğe sofra kurulur getirilen şeyler dizilir. Herkes sofraya istisnasız gelir ve ne varsa herkes yer çünkü hayır deme lüksünüz yoktur.
Dallardan tozlar bazen yemeğin, çayın içine düşer bunlar vücuda lazım dersiniz ya da görmezden gelip yemeğinizle beraber yenir. Ama ben dikkat ederim derseniz görebildiğinizi ayıklayıp yersiniz. Bu öğle yemeği yazıyla tarif edilecek bir şey değildir en güzel en huzurlu en iştahlı yenilen yemektir. Çünkü 7 saattir çalışıyorsunuz.
Yemek bitti tekrar toplamaya devam aynı zahmetle aynı toza böceğe rağmen devam. Çünkü bu zahmetin sonunda bir kazanç beklentiniz var.
Bazen şaşırmış ya da genel tabirle kör yılanlar olur. Bu yılanlarla karşılaşmak sürpriz değil, bir olağan akış aslında. Umulmadık bir anda karşınızda görürsünüz veya üstüne basmışsınızdır. Bu durumla karşı karşıya kalan kişi bağırınca herkes yılandan haberdar olur ve tecrübeli kişi tarafından gereken yapılır.
Mesele ben; Fındık faresini dalda yuvasıyla beraber gördüm. Hınzır ve bakir hınzırı gördüm. En heyecanlı kısım geliyor; ayının bizzat kendisini görmesem de bırakmış olduğu izleri ve yediği kabukları gördüm. Ayının bulunduğu tarlada fındık toplanırken ya birkaç el silahla ateş edilir veya öğleye kadar tenekeye sopayla 15 dakikada bir vurursunuz.
Günün sonuna doğru bir yer belirlenir. Bu yer belirleme büyük bir motivasyon kaynağı olarak gücünüzü toparlamaya yardımcı olur, süratle toplarsanız.
Evet, fındık toplama bitti şimdi çuvalların ağzını bağlar ve gücünüz varsa çuvalı tek başına omuzlanıp kaldırırsınız ama aynı omuza 3 defadan fazla yük bindiremezsiniz diğer omuza geçersiniz ve traktörün geçeceği yere taşırsınız.
Römork ya da araçla artık eve dönme vakti gelmiştir.
Eve geldiğinizde yere muşamba serilir çuvallar boşaltılır ve karıştırılır.
Banyoya girersiniz her yerinizden kir akar saçınızı tırnaklarla kazırsınız anca temizlenirsiniz.
Banyodan sonra gelen yorgunlukla koltuğa uzanır ve yatmaya yakın ayaz olursa zarar görmesin diye başka bir muşamba ile fındığın üzeri örtülür.
Sabah, bazen kahvaltıdan önce veya tarlaya gitmeden önce üzeri tekrar açılıp karıştırılır.
İŞÇİ TUTMANIN MALİYETİ
Eğer fındık toplama işinde aile bireyleri olarak yetişemiyorsanız o zaman işçi tutmanız lazım.
4 işçi çağırdığınızı düşünelim, kişi başı ücret 100 lira desek ve çok iyi çalışırlarsa 4 günde biter dersiniz ve size şöyle bir tablo çıkar;
4x100=400 (4 kişinin günlük ücreti)
400x4=1600 (4 kişinin 4 günlük ücreti)
Tarlayı bitirdiniz Allah’a şükürler olsun şimdi ise biraz daha sakin yaşantıya geçersiniz.
Belki bir gün dinlenirsiniz. Ama artık fındığı günde 3-4 sefer karmaya başlarsınız yanıp kuruyup gram ve kalitesi düşmesin diye. Böyle ince hesaplar yaparsınız emeğininiz belki de bir nebze olsun karşılığını ufakta olsa fazla alabilmek için.
Dinlenildikten sonra ki gün sayıca az ama daha kuvvetliler seçilerek tarlaya gidilir.
Aynı fındık toplama meşakkati devam etmektedir ama;
Başak yaparsınız (biten tarlayı tekrar toplamak; yerdeki ve ağaçta kalanları toplama) başak yaparken bir yandan;
Ocağın içinde ki fideleri, verimliliği azalmış dalları belirli şekilde kesersiniz. Kesilen dalları öyle ulu ortaya bırakamazsınız dalları bir kenara güzelce dizersiniz.
Bu dal kesim işimi fındık toplanırken de çok göze batanları kesip kenara yığdırılır.
Bu aşamadan sonra patoz sürecinin zahmeti başlar. Burada sizlerin vaktini almak istemiyorum. İnternetten fındığın patoz sürecini izlemeniz yeterli olacaktır.
BİR SONRAKİ HASAT DÖNEMİNE HAZIRLIK
Yılın 1 ya da 2 döneminde gübre atılır bu gübrelerde öyle ucuzda değildir.
Bu 2 dönemin arasında genellikle olmasa da tarlaya tırpan yapılır.
Zaten bir önceki toplama döneminde kazandığın (!) parayı bir sonra ki dönemin verimliliği artsın diyerek örnek;
Tırpanı da bir defada yaptırdık dersek (bu pek muhtemel değil de) Tırpancı en az 1000 liradan başlıyor.
Gübreyi bir defa attığını hesap edersen çuval başı gübre 70 lira ediyor tarlaya yayınca ortalama 1000 lira ediyor.
Sadece arabayla gidip gelirsen 300 lirayla akaryakıt parası
4 tane 4 günlük işçi parası 1600
30 gün boyunca görünmeyen 500 liralık masraf dersek iyi niyetli hesaplamalarla bütün her şey;
4400 lira
1 tonluk fındığınızın olduğunu hesaplarsak kilo başı 15 liradan hesap edilince 15000 lira eder
15000-4400=10600 lira bu parayı da 12 aya bölerseniz
16000/12=884 lira ediyor
İşte fındık aslında pahalı değil aksine ucuzdur çünkü;
Maddi olarak; Tarlaya gitmek, geri dönmek, tırpanın mazotu, en iyi ihtimal 2 günde bir en az 4 kişi için akan su (odun parası /doğalgazı ilave etmiyorum), Patoz ücreti, işçi ücreti yüktür.
Manevi olarak; Her uyandığında bel, kol, bacak ağrısı gün boyu eşlik etmesi, yorgunluk, toz toprağın içerisinde kirlenmek, senin uyku mahmuru tarlaya hazırlanman. Hükümetin fındık fiyatını ucuz tutması, tüccarında biraz daha aşağı fiyattan alması üzer.
Bu iki sebep içeriğinde eksiklikler bile olmuş olabilir ama fındığı satın aldığınız fiyata satıldığını düşünmeyin. Yaşanılan sıkıntı ve zorluk küçümsenecek bir şey değil.
O nedenle hükümet üreticiyi tüccara kurban etmemeli çünkü veresiye yapılan işler vakti gelmektedir ve bundan haberdar olan tüccar bu durumu kendi fırsatına çevirip ucuza alıyor. Üreticiden alınacak olan fındık alım ücretinin takipçisi olmalı. Aksi halde ilerleyen yıllarda fındık üretiminin bölgelerde tekele dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır.
*Fındık iki yılda bir verimli olan meyvedir.
Ahmet Fatih AKKAŞ
İletişim:
Twitter; Ahmetfatihakkas
İnstagram; ahmetfatihakkas
Facebook; ahmetfatihakkas
E-Mail; [email protected]
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 37. Ayet
Hüseyin KURT
Asabiyenin Gölgesinde Bir Coğrafya
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Seyfettin BUDAK
Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı
Mehmet BOZKURT
Türkiye'nin CHP ile tarihi yolculuğu...
Eyüphan KAYA
Ailenin selameti için 7-S
Recep YAZGAN
Karl Marks’ın Hindistan İhaneti!
Öztürk Samuk
Proje Derin
Mehmet Ali Çamoğlu
Sisli Meydan: At İzi İt İzine Karıştı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)