Evren ayetindeki Rabbimizin fiilleri (Rububiyeti) üzerinden, Allah'ın sıfat ve isimlerinin delilleri
Tabiat aracılığıyla bize sunulan yiyecek ve içecekler, yalnızca birkaç çeşit olabilirdi. Ayrıca bu gıdalar, bu denli lezzetli olmayabilirdi ve sağlığımız için bu kadar çok faydalı olmayabilirdi. Buna rağmen yine de yaşamımıza devam edebilirdik. Bu nimetlerde şahid olduğumuz merhamet, hikmet ve adalet (düzen), ancak kudretli bir iradenin tecelli etmesi sonucu oluşabilir. Dolayısıyla, üzerinde merhamet, hikmet ve adaletin (düzenin) baskın olduğuna şahid olduğumuz birbirinden lezzetli pek çok çeşit yiyecek ve içecek, "zorunluluk" sonucu oluşamaz.
En uygun ve ideal biçimde yaşayabilmemiz adına ihtiyacımız olan herşey, sonsuz ihtimalde bir ihtimalle her zaman adalet (düzen), hikmet ve merhametle var ediliyor. Bu durum, evrene müdahil bir aşkın varlığa ait irade sıfatının, Er-Rahman (çok merhamet sahibi), El-Hakim (her işi hikmetli) , El-Adl (her şeyi yerli yerine koyan) ismiyle tecelli ettiğinin bir göstergesidir. Her nimette şahid olunan düzen, lütuf, şefkat, merhamet ve hikmetin bir ilimle tecelli etmesi, ancak bir irade sonucu gerçekleşir.
Bu bilgiler sayesinde, mutlak olarak "zorunluluk" ve "nedensellik" ilkesiyle varlığın her daim oluştuğuna dair bir inancın, akleden bir kalp ile ters düştüğü anlaşılır.
Aynı şartlarda 1000 kere deney yapsak, 1000. kez aynı sonuç çıkıyor. 1001. deneyde de aynı sonuç çıkacağına inanılıyor. Bu inancın sebebi, deneylerin süreciyle ilgili geçmişte yapılan gözlemlerdir. Bilimin yaptığı aslında, neden-sonuç ilişkisini ayrıntılı gözlemlemektir. Fakat geçmişteki ve günümüzdeki bilimsel gözlemler, bir deneydeki neden-sonuç ilişkisinde yer alan "neden"e neyin etki ettiğini açıklayamıyor. Buna "nedensellik sorunu" diyoruz.
Natüralist felsefe inancına sahip kimseler, sonuca etki edenin yalnızca gözlemlenen "neden"in olduğunu belirtiyor. Bilimin içine sokuşturulmuş natüralist felsefe, bu inancını bilim kılıfı altında objektiflik olarak sunuyor. Fakat bilimin yaptığı yalnızca süreçleri gözlemlemektir. Süreçleri gözlemlerken, sonuçtan önce geldiğini gördüğümüz "neden"e neyin etki edip, etmediği laboratuvarda deneye tabi tutulmuş değildir.
Dolayısıyla sonuca etki edenin sadece" neden" olduğunu söylemekte, bir Yaratıcı olduğunu söylemekte bir inançtır. Bilimsel olarak neden-sonuç süreçlerinin gözlemlenmesi sonrasında yapılan her yorum bir inançtır.
Neden-sonuç ilişkileri varlığı oluşturan değil, sadece varlığın işleyişini anlamamızı sağlayan bir süreçtir.
İmam Gazali, "nedensellik sorunu" üzerine düşünmüş ve çok zekice bir yorum yapmıştır. Naturalistler, "nedensellik" üzerine olan inançlarını bilimin içine sokuşturarak bile, Gazali'nin bu yorumuna bir cevap veremiyor. Gazali'nin, "nedensellik" konusundaki ateş ve pamuk örneği meşhurdur. Gazali, bir ateşle pamuğu yaktığımızda, pamuğun yanmasındaki nedenin ateş olduğunu söylemenin bir yanılma olduğunu vurgular. Çünkü gözlemci birinin yaptığı sadece süreci gözlemlemektir.
Gazali, ateş ve pamuk örneğindeki yanılmayı, eşek örneğiyle izah etmeye çalışır… Diyelim ki, iki eşek bir yere bağlı duruyor. Her gün ilk eşeğe biri binip onu götürdükten bir müddet sonra, ikinci kişi diğer eşeğe biniyor ve ikinci eşeği götürüyor. Bir gözlemci her gün gözlemlediği bu deneyimlerine dayanarak, ikinci eşeğin hareket edebilmesi için önce birinci eşek hareket etmelidir, sonucuna varır.
İkinci eşek, ilk eşeğin ilerlemesine bağlı olmadan ilerleyebilir ama gözlemcinin süreci gözlemlemesine göre ikinci eşeğin ilerlemesinin tek nedeni, birinci eşeğin ilerlemesi oluyor. "Nedensellik" bundan dolayı hiçbir zaman açıklanamaz. Bir şeyi 1000 kere gözlemlememiz sonucunda, 1001. kez de aynı şeyin olacağına inanılır. Ama 1001. kez aynı şey olmayabilir. Her daim beyaz kuğular görmemiz, siyah kuğunun hiç var olmayacağı anlamına gelmez.
Ayrıca 1001. deneyde, bir önceki deneydeki gibi yine aynı sonucun çıkacağını varsaymak, evrende bir düzenin var olduğu hususunda bir inançtır. Natüralist felsefe, bir düzen olduğu varsayımıyla (inancıyla) bilim yapılabileceğini belirtir. Evrenin tamamında düzen olup olmadığına bakılamadığından, bir düzen olduğu varsayılır. Bu, inancın bir konusudur. Ayrıca natüralist felsefede, evrenin gerçek olduğu varsayılarak (inanılarak), bilim yapılabileceği belirtilir. Bu da bir inanç konusudur. Natüralist felsefenin bu gibi inançlarla bilim yapılabileceğinden bahsediyor olduğu, pek çok Ateist tarafından bilinmiyor.
Bilimsel verilere göre insan gözü sınırlıdır. Mikroorganizmalar ve atomları, çıplak gözle göremeyiz. Evrenin ucak bucak köşesinde ve evrenin ötesinde nelerin var olduğunu görmüyor oluşumuz da, gözümüzün sınırlı olmasıyla ilgilidir. Evrende göremediğimiz pek çok galaksinin var olduğuna, yine de inanırız.
Her daim evrene müdahale eden bir varlığın hakikaten var olduğunu görmüyor oluşumuz, gözümüzün aciz ve sınırlı oluşuyla yani bizim aciz oluşumuzla ilgili bir durumdur. Görmesekte gerçekleşen fiillerden faili anlayabiliriz. Maddi gözümüzün erişemediği yere akıl gözüyle erişmeye çalışarak, sorularımızın cevaplarını bulmaya çalışırız. Zaten bu sayede bilim yapabiliriz.
Evrendeki her yeni faaliyette bir amaç ve hikmet olduğuna göre "nedensellik" silsilesi hikmet sahibi bir yaratıcıya kadar varır. Her şey birbirinin nedeniyse, "nedensellik" tabiatı gereği bir ilk nedene ihtiyaç duyar. Bu da zorunlu varlığa işaret eder.
Bir yazılımcı, sistemli çalışan bir yazılımda bile, yapılacak her bir yeni iş için yeni bir kod yazıyor. Kodların (nedenlerin), yapılacak bazı yeni işler için bazı kurallara göre devamlı yazılıyor olması; canı, ilmi, iradesi, kudreti olan ve her zaman faal bir yazılımcıya işaret eder. Aklı ve bilimi referans aldığını söyleyen, evrenin ve insanın yaratıldıktan sonra başıboş bırakıldığına inanan Deistlerin, bu gibi izahatlar karşısında bir karar vermesi gerekir.
Evrendeki işleyişin her an devam ettirilerek, DNA'ları farklı olan ve birbirine benzemeyen varlıkların her daim var edilmesi, yazılımcı örneğindeki gibi nedenlere müdahil olunduğuna işarettir. Yazılımda yer alan cansız, ilimsiz, kudretsiz kodlar (nedenler), ilim ve hikmetle bir yazılımı var edemediği gibi, evrendeki her an var olan değişiklikleri; cansız, ilimsiz, kudretsiz olan tabiat, yasalar ve sebepler de bir ilim ve hikmetle var edemez. O zaman her ana müdahil bir Yaratıcı olmak zorundadır.
Evrendeki her şeyin bir amacı ve hikmeti olmasına rağmen, insanın var edilmesinde bir amaç olmaması, (haşa) hikmetsiz bir iş olurdu. Sonsuz hikmet, kudret, ilim, merhamet, irade sahibi olduğunu, yarattıkları üzerinden gözlemleyebildiğimiz Yaratıcı, insanı amaçsız ve hikmetsiz bir gayeyle yaratmaz. Çünkü (haşa) sonsuz hikmet sahibi olmasına rağmen hikmetsiz bir iş yaptığını hiçbir insana düşündürtmek istemez. Noksanlıklardan münezzeh olduğuna şahid olduğumuz Yaratıcıya hikmetsizlik yakıştırılamaz. Yaratıcıya inanan bir Deistin bu hakikatler karşısında düşünerek, bu delilleri referans alarak yaşamayı tercih etmesi elzemdir.
Evren göremiyor, duyamıyor, akledemiyor, konuşamıyor, irade edemiyor, ilim öğrenemiyor ama insan bunları yapabiliyor. Şaheser olan insan, küçücük haliyle evrene göre daha üstün sanatlı yaratılmış, evrene göre daha kıymet verilerek yaratılmıştır. Böyle bir kıymet verilerek yaratılan insanın, başıboş bırakılması mümkün mü? Göklere ve yere bir bakalım, amaçsız mı yaratılmış?
Zerreden küreye herşeyin bir görevi ve amacı varken, yaşamın sürekliliği için her daim devam ettirilen gerekli sayısız faaliyet adedince masraf yapılmış insanın, toprak olmak için yaratılmış olması, sonsuz hikmete ve merhamete sığar mı? Ayrıca, insanların yaptığı iyi işlere mükafat ve kendilerine karşı işlenen suçlara ceza verilmeden, bir daha diriltilmemek üzere toprak olmaları, sonsuz merhamet ve adalet sahibine yaraşır mı?
İnek yemyeşil ot yiyor, karnındaki kan ve fışkının arasından karışmadan çıkan, içenlere lezzet veren ve boğazdan kolay geçen bembeyaz süt çıkıyor. Sütün mucizevi bir şekilde merhamet, ilim, hikmet, kudret ile yaratılması söz konusudur. Her gün bu gibi yeni yaratılmalara şahid olunuyor. Deistler bu gibi yaratılmaları, tabiattaki kurulmuş düzene ait bazı yasalara ve sebeplere vererek, kainatın kurulmuş bir saat gibi çalıştığına inanıyor. Kainattaki atomlar adedince ilahın olduğunu kabul etmek anlamına geliyor.
Arılar doğar doğmaz bal yapmaya başlıyor. Arılar doğduktan hemen sonra bal yapacağını ve kovandaki kademesini anlıyor. İşçi arı ve Kraliçe arı görevinin ne olduğu anlayabiliyor. Arılar faal bir biçimde, aynı karından karıştırmadan ayrı ayrı zehir ve bal yapıyor. Arılar hiç durmadan, yorulmadan bir amaca yönelik çalışıyor. Yapılan bilimsel araştırmalara göre, sonradan öğrenilen bu gibi bilgiler DNA'ya kalıtımsal olarak geçmez. Bu durum, arıya bir emirle vahyedildiğinin delilidir. Arıyla kelam sıfatıyla bu şekilde konuşan Yaratıcı, mahlukatın en şereflisi, en kıymetlisi ve kainatın hizmet ettirildiği insanla mı konuşmayacak?
İnsanda konuşma özelliği ve hayvanların kendi arasında iletişim kurabilme özelliği olduğuna göre, onlara bu özelliği veren Yaratıcının da iletişime geçmek adına, bilemeyeceğimiz bir şekilde konuşma (kelam) sıfatının olduğunu anlarız. İletişime geçebilme ve konuşabilme özelliğini verebilen, elbette bilemeyeceğimiz bir mahiyette konuşabilecek güçtedir.
Konuşabilen, akledebilen, ilimli bir insan olarak gönderdiği peygamberler ve kitaplar aracılığıyla Yaratıcının konuşmaması mümkün mü? Arılar gibi canlı-cansız diğer varlıklar, kendilerine vahyederek konuşan Yaratıcının ilahi emrini dinleyerek, görevlerini yerine getiriyor. O zaman insanoğluyla da vahiyle konuşulması şaşırtıcı olmamalıdır. Gören göz, işiten kulak, düşünebilen akıl, tercih edebilen irade ve konuşan dil verilerek, evrene kıyasla bu denli kıymet verilerek yaratılmış ve evrenin hizmet ettiği insana, Yaratıcının kendini tanıtıp, emirleriyle konuşmaması hiç düşünülebilir mi?
Fatma Saçak Akbulut
LEYLEK
Fatih ORUÇ
Abd Ve İngilizlerin Irak Felluce Katliamları
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Hüseyin KURT
Karadeniz’i Atık Çukuru Yapmak
Halil MERT
Türkiye–iran kardeş devletleri için Emperyalizmin büyük tuzaklari
Eyüphan KAYA
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal
Ravza ZEYBEK
Bir Bayrama Uyanmak
Seyfettin BUDAK
Görünmek mi, var olmak mı?
Adnan ÖZ
Türk futbolu böyle yö-ne-ti-le-mez!
Songül KARAMAN
Geçmişten Günümüze Ramazan Gelenekler
Nihat Güç
İsrail-ABD, İran Ve Biz
Özlem Gürbüz
Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi
Hamdi TEMEL
Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Problem Çözmenin Önemi
Mehmet BOZKURT
İran Yalnızlaşırken, Ortadoğu Yanıyor!
Mehmet Nuri BİNGÖL
ABD, İran, Vekâlet Savaşları ve Caydırıcılık Meselesi
Levent ERTEKİN
Karatüre Üzerinden Kültürel Restorasyon (3)
Aydın BENLİ
İran’a saldırı, bölgeye saldırıdır!
Aydan KURT
Oyunlar…
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Z kuşağı daha az zeki mi, yoksa daha fazla yorgun mu?
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 76
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Bülent ERTEKİN
EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Recep YAZGAN
Beyaz leke gösterir…
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SUS GÖNLÜM!
Gülay ÇETKİN
Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi?
Ahmet DÜZGÜN
Bir Oy Vermenin Değeri
Ahmet SAĞLAM
İNANMAK
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Özhan KIZILTAN
İyi Polis ve Kötü Polisten Sonra Mason Polis Tartışması
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Cevahir AYDIN
El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)