Kur’an’da net bir biçimde nafaka (yiyecek, giyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılama) görevi erkeğe farz olarak yüklenmiştir. (Bkz. Nisa 4/34, Bakara 2/233, Talak/7) Bu farziyet, sadece nafaka görevini değil, nafakayı temin etmek amacıyla yapılan tüketim alışverişini de kapsar.
“Erkekler, kadınlar üzerinde kavvâmdırlar; çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar.” (Nisa 4/34)
“…Onların (annelerin) örfe uygun olarak beslenmesi ve giyimi babaya aittir.” (Bakara 2/233)
“Geniş imkâna sahip olan, nafakayı imkânına göre versin. Rızkı kısıtlı olan da, Allah’ın kendisine verdiğinden versin...” (Talak 65/7)
Burada geçen ifadeler, geçim ve temel ihtiyaçları temin etmenin erkeğe farz olduğunu gösterir. Erkeğin bu farzı yerine getirmesinin aracı da alışveriştir. Farz olan sonucun (nafaka) gerçekleşmesi için gerekli olan sebep (alışveriş) de bu bağlamda farz olur.
Erkeğin alışveriş yapması bir araçtır, amaç nafakayı temin etmektir. Amaç (nafaka) farzsa, amaca götüren yolda (alışveriş de) farzdır. Yani alışveriş yapmak burada nafaka yükümlülüğünün bir uzantısıdır.
Kur’an’da kadınlara yönelik "evin geçimini sağlayın", "alışveriş yapın", "nafaka temin edin" minvalinde tek bir emir yoktur. Aksine, Kur’an’da kadınlara bu yükümlülüğün verilmediği açıktır. Kur'an'da nafaka temin edilmesi görevinin ev bağlamında erkeğe verildiği de açıktır.
Kur’an’da kadınlara bu şekilde nafaka temin etme görevi verilmediğine göre, bu işi yapmayan kadının günaha girmesi söz konusu değildir. Bu da gösterir ki alışveriş yapmak kadına farz değildir, tercihe bağlıdır. Kadın yaparsa eşinin yükünü paylaşmış olduğundan hayır işler ve sevap kazanır, lakin yapmayı tercih etmezse günaha girmez.
Kur’an’da direkt olarak “alışveriş yapın” emri yoktur ama nafaka temin etme görevi doğrudan vardır. Bu nafaka görevinin gerçekleşmesi için alışveriş yapılması bir zorunluluktur Tıpkı Maide/6’da “su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin” buyruğunda, “su arayın” emri direkt geçmesede dolaylı bir emir olarak verilmiş olması gibi… Çünkü su abdest için gereklidir. Nafaka meselesi de böyledir. Nafakanın temini için alışveriş yapmak da farz hükmüne girmiş olur. Bu görevde erkeğe verilmiştir.
Maide/6'da namaz abdesti anlatılırken "yıkayın" ifadesi geçer ama direkt olarak "su kullanın” denmez, lakin abdest için su zorunludur. Aynı şekilde Kur'an'da erkeğe hitaben direkt olarak “alışveriş yap” denmez lakin nafaka temini için alışveriş zorunludur.
Nafaka farz olduğuna göre, bu farzın gerçekleşmesini sağlayan alışveriş de bu bağlamda farz olur. Kur’an’da nafaka sağlama görevi net biçimde erkeğe verildiğinden bu da geçim temini ve alışveriş yapma sorumluluğunu da beraberinde getirir. Kadının nafaka sağlama sorumluluğu olmadığı için alışveriş yapmak kadın için değil de, erkek için bir görev olur. O halde kadın alışveriş yapmayı tercih etmediğinde sorumlu tutulmaz. Erkek bu görevi yapmazsa eğer, Kur’an’daki nafaka sağlama emrini ihmal etmiş olacağından günaha girmiş olur.
Nur/37’de, alışveriş ve ticaretin erkeklere yönelik kullanılmış olması, alışveriş ve ticaret yapan erkeklerin Allah’ı unutmaması bahsedilerek, kadınlardan hiç bahsedilmemesi, alışveriş ve ticaret gibi rızık temini ve geçimle ilgili faaliyetlerin erkekler tarafından yapılmasının farz olduğuna işaret eder.
Nisa/34’e göre, kadının çalışması, alışveriş yapması, evin geçimini sağlaması gibi bir dini yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, Cuma/9’daki “alışverişi bırakın” emri üzerinden cuma namazına çağrılma emri, yalnızca bu tür yükümlülükleri olan erkeklere yöneltilmiştir.
Cuma 62/10: “Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızkından) arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.”
Bu ayet, cuma namazından sonra tekrar rızık aramaya, yani ticarete, alışverişe, işe dönüşe izni veriyor. “Allah’ın lütfundan (rızkınızı) arayın” emri, net bir şekilde geçim için kazanç peşine düşmeyi kasteder. Bu da, bir önceki ayet olan Cuma/9’da cuma namazı için işi, alışverişi durdurma emri verilen kimselerin, alışveriş, geçim ve ticaretle yükümlü olanlar olduğunu göstermektedir. Kadın, alışveriş, geçimi temin etme ve ticaret yükümlüsü olmadığı için, bu yükümlülüğü taşıyan kimselere yönelik gelen cuma namazı emrinin muhatabı da değildir.
Kadınların alışveriş yapma sorumluluğu, nafaka ve ticaret yükümlülükleri yoktur. (Nisa 4/34, Bakara 2/233, Talâk 65/6-7) Cuma 62/9’daki alışverişi bırakma emri, geçim sorumluluğu erkeklere ait olduğu için onlara yöneliktir. Kesintiye uğrayan alışverişin, ticaretin devam ettirilmesini amaçlayan Cuma 62/10’da rızık arama emri ve Nur 24/37’de rızık temini ile ilişkilendirilen sorumluluğun erkeklere ait olduğuna işaret edilmesi birlikte değerlendirilirse, cuma namazı emrinin muhatabının erkekler olduğu anlaşılır.
Cuma/9’daki “el-bey” kelimesi pazar alışverişi manasına geldiği gibi ticaret manasına da gelir. Bakara/275 de “Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı.” şeklinde belirtilen ayette geçen “el-bey” yani alışveriş, hem market ve pazar alışverişi, hem de ticaret anlamına gelir.
Zaten Cuma/10’daki “Allah’ın lütfundan (rızkınızı) arayın” emrinden anlaşılacağı üzere, Cuma/9’daki bırakılması istenen alışverişteki maksadın aynı zamanda ticaret de olduğu anlaşılır, buradaki alışveriş sadece market veya pazar alışverişi değildir.
Kadınların alışveriş ve ticaret sorumluluğu Kur’an'da hiçbir âyette olmadığı için Cuma/9’daki alışverişi bırakma emri, Cuma/10’daki alışveriş ve ticaret sorumluluğuna sahip rızık arama farziyeti olanları kastettiğinden, muhatabın erkekler olduğunu anlarız.
Şunuda belirtmek isterim ki, Cuma/10’daki “Allah'ın lütfundan (rızkınızı) arayın” ifadesi emir sigasında gelmiştir. Rızık arama farziyetini yerine getirmesi gereken kimselere, bu ayetteki “Allah’ın lütfundan (rızkınızı) arayın” sözü mantıken tavsiye olmaz zaten, anlam açısından çelişki olmaması için bu bir emir olur. Bir de bunun üstüne emir sigasıyla gelmiş olması rızık arama farziyetini yerine getirmesi gereken kimseler için tavsiye değil de emir/farziyet anlamına geldiği iyice ortaya çıkar.
Cuma namazı emriyle aynı muhataba yönelik gelen Cuma 62/9’daki alışverişi bırakma ve Cuma 62/10’daki rızık arama emirlerinin kadınlara değil de, erkeklere hitap ettiğinin en güçlü delillerinden biri şudur:
Cuma/9’da “Ey iman edenler” hitabının ardından gelen cuma namazı emri, alışverişi bırakma ve rızık arama emri hep aynı muhataba yöneliktir. Bu üç emir, alışveriş ve rızık arama sorumluluğu olmayan mümin çocukları kapsamadığı gibi, bu sorumluluğa sahip olmayan kadınları da kapsamaz. Dolayısıyla cuma namazı emri, bu sorumluluğa sahip olan erkeklere yöneliktir.
Bu hakikati destekleyen Nur/36-37 üzerinden delilimizi anlatmaya çalışalım.
(Bu kandil, bu nûr) birtakım evlerde (mescidlerde)dir ki Allah, onların (kıymetlerinin) yükseltilmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir; buralarda (bu evlerde) sabah akşam O'nu tesbîh eder(ler). (Nur 24/36)
(O mescidlerde) öyle adamlar (vardır ki) onları ne bir ticâret, ne bir alışveriş Allâh’ı zikretmekten, dosdoğru namaz kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin (dehşetle) döneceği günden korkarlar. (Nur 24/37)
Nur 24/37’de “ticaret ve alışverişin Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı” kişiler, direkt “Ricalun” ifadesiyle lafzen "Erkekler" olarak övülmektedir. Bu âyette, ticaret ve alışverişin ibadetten alıkoymadığı kimseler arasında kadınlardan hiç söz edilmezken sadece erkeklerin övülmesi, o dönemde genellikle ticaret ve alışverişle fiilen uğraşanların erkekler olduğunu kanıtlamaktadır. Bu fiilî durum, Cuma/9’daki cuma namazı emriyle birlikte aynı muhataba yönelik gelen “alışverişi bırakın” emrinin, o dönemde fiilen o işin öznesi olan erkekleri muhatap aldığını destekler.
Bu sayede, Cuma/9’da cuma namazı emriyle hitap edilen; alışverişi yapan kimselerin, Cuma/10’daki rızık arama emri ile tekrar alışverişe ve ticarete dönecek kimselerin, Cuma/11’de geçen ticarete yönelen kimselerin erkekler olduğu Nur/37 ile ispatlanır. Yani Cuma/9’da “Ey iman edenler” denirken o dönemde alışveriş ve ticaret yapan erkeklere hitap edilmiş oldu.
Çünkü Nur/36-37’de, ticaret ve alışveriş içinde bulunsalar da mescide Allah’ın zikrine koşan/yönelen kimseler, “ricâlun” (erkekler) ifadesiyle övülmüştür. Bu durum, genel olarak o dönemde ticaret ve alışverişle fiilen uğraşanların erkekler olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Nur/36-37, ticaret ve alışverişle meşgul oldukları halde mescide Allah’ı zikretmeye koşan/yönelen kimselerin erkekler olduğunu net bir biçimde gösterir. Kadınlar ise Nur/36-37’de ne özne olarak ne de ima yoluyla yer almamaktadır.
Dolayısıyla Cuma/9’da, alışverişi bırakıp Allah’ın zikrine (cuma namazına) koşmaları emredilen kişilerin, aynı şekilde Nur/37’de ticaret ve alışveriş yaptığı halde kendini mescitten alıkoymayan erkekler olduğu anlaşılır. Zaten Cuma/10’da “artık namaz bitince yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (rızkınızı) arayın” emride, tekrar alışveriş ve ticarete dönecek olanların erkekler olduğunu teyit etmektedir.
Ayetlere bütüncül ve bağlamsal olarak bakıldığında, Cuma/9’daki “Allah’ın zikrine koşun” emrinin; yine aynı ayette geçen “alışverişi bırakın” emriyle, ardından Cuma/10’daki alışverişe, ticarete yönlendiren rızık arama emriyle ve Cuma/11’deki “ticarete yöneldiler” şeklindeki uyarıyla birlikte hep aynı muhataba yönelik olduğu açıkça görülür. Bu muhataplar, fiilen alışveriş ve ticaret yapan kişilerdir. Bu bağlam, Cuma/9’da “Allah’ın zikrine koşun” emrinin de, Nur/37’deki ticaret ve alışveriş yaptığı hâlde mescide yönelmekten geri durmayan erkeklere hitap ettiğini açıkça ortaya koyar.
Böylece, cuma namazı emriyle birlikte gelen, Cuma Suresi 9, 10 ve 11. ayetlerdeki emir ve uyarıların muhatabının kadınlar değil, o dönemde fiilen alışveriş ve ticaretle meşgul olan erkeklere yönelik olduğu netleşir.
Cuma namazının farz olduğu kimselere hitap eden ayetlerde, Cuma/9’da "alışverişi bırakın" emir ve uyarısı, Cuma/10’da alışveriş ve ticarete yönelten “Allah'ın lütfundan arayın” emri, Cuma/11’de "ticarete yöneldiler" şeklinde bir uyarı yer almaktadır. Cuma namazının farz olduğu kişiler, cuma namazı emriyle birlikte gelen bu emir ve uyarılardan sorumludur.
Eğer o dönemde ticaretin ve alışverişin öznesi erkekler ise (ki Nur/37 bunu desteklemektedir), o halde Cuma Suresi 9, 10 ve 11. ayetlerde bahsedilen bu emir ve uyarıların asıl muhatabı erkeklerdir. Cuma namazı emri yani Allah’ın zikrine koşun emride bu bahsettiğimiz emir ve uyarılarla birlikte aynı muhataba (erkeklere) yönelik gelmiştir.
Nur/36-37, ticaret ve alışverişin, mescide Allah’ın zikrine koşmaya/yönelmeye engel olmasına izin vermeyen kimseleri erkekler olarak bize göstermektedir. Bu ayetlerde, ticaret ve alışverişle meşgul olmalarına rağmen erkeklerin mescitlerde Allah’ı zikretmeye devam ettikleri, namaz kıldıkları ve ibadetlerini aksatmadıkları vurgulanmaktadır. Yani Nur/36-37’de bahsedilen erkekler, cuma vaktinde alışveriş ve ticaret yerine mescide cuma namazına da yani Allah'ın zikrine de koşan kişilerdir. Nur/36-37 ayetleri bu yönüyle cuma namazının kadınlara değil, erkeklere farz olduğunu destekleyen güçlü bir delildir.
Çünkü Nur/36-37, kadınlardan hiç bahsetmeyip, “mescide Allah'ın zikrine koşmaktan (yönelmekten) kendilerini alıkoymayan ticaret ve alışverişin, öznesi erkeklerdir” sonucunu sağlayarak, cuma namazının erkeklere farz olduğunu desteklemektedir.
Cuma/9’daki “alışverişi bırakın” uyarısı, o dönem genel olarak erkekler alışveriş yaptığından, cuma namazı vakti alışverişe yönelmeleriyle ilgili bir ikaz için sadece erkeklere yönelik indiği tarihi bilgilerle bize aktarılmaktadır. Ayrıca, o dönemde genel olarak erkekler ticaret yaptığından, Cuma/11’deki “ticarete yöneldiler” ifadesiyle belirtilen, Hz. Peygamber’i ayakta bırakarak ticarete yönelen kimselerin, erkekler olduğu ve bu âyetteki uyarınında erkeklere yapıldığı tarihi bilgilerle sabittir. Bu tarihî bilgiler, Nur/37 ayetini desteklemektedir, çünkü Nur/37 ayeti o dönemde genel olarak alışveriş ve ticareti erkeklerin yaptığını, kadınlardan hiç bahsetmeden açıkça göstermektedir.
Dolayısıyla cuma namazı emri, o dönemde fiilen alışveriş ve ticaretle uğraşan erkeklere hitaben indirildi. Zira Cuma suresinin 9, 10 ve 11. ayetlerinde geçen “alışverişi bırakın”, “Allah’ın zikrine (mescide) koşun”, “Allah'ın lütfundan arayın” ve “ticarete yöneldiler” gibi emir ve uyarılar, bu işleri yapan erkeklere yöneliktir. Çünkü Nur/37’de ticaret ve alışveriş halinde olmalarına rağmen, mescide Allah’ın zikrine koşanların/yönelenlerin erkekler olduğu açıkça belirtilmiştir. Ayetlere bütüncül baktığımızda, cuma namazı için belirtilen “Allah’ın zikrine koşun” emrinin kadınlara değil, o dönemde ticaret ve alışverişi bırakıp, mescide Allah’ın zikrine koşan/yönelen erkeklere hitaben olduğu ortaya çıkar.
Toparlayacak olursak, şunları söyleyebiliriz:
Kur’an’da alışveriş, ticaret ve geçim temini sorumluluğunun sadece erkeklere yüklenmiş olması; Nur/36-37’de alışveriş ve ticaretle meşgul oldukları halde mescitte Allah'ı zikretmekten alıkonulmayanların sadece erkekler olduğunun belirtilmesi; Cuma/9’daki “alışverişi bırakın” ve “Allah’ın zikrine koşun” emirlerinin, Cuma/10’daki rızık arama emrinin ve Cuma/11’de ticarete yönelenlerin uyarılmasının her seferinde bu geçim temini sorumluluğuna sahip olan erkeklere hitap etmesi birlikte değerlendirildiğinde, cuma namazı emrinin Kur’an’a göre kadınlara değil, erkeklere farz olduğu net bir biçimde anlaşılır.
Kadınların cuma vaktinde ne yapabileceğine şöyle bir değinelim:
Öğle vaktinde yer alan cuma namazına gitmeyen veya gidemeyen kadınlar onun yerine farz olan öğle namazını kılar. Kadınlar dilerse, öğlen vaktinde yer alan cuma namazına gider ve erkekler gibi onlarda cuma namazını kılıp, aynı zamanda öğle namazını da eda etmiş sayılır. Ama bu durum, kadınlara cuma namazının farz olduğu anlamına gelmez.
Suat Altınbaşak
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)
Bu sebele yazınız fevkalade mühim ve tesirli bir yazıdır.
Diyanetin ikaz edilmesi gerekir.