"O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde fesad çıkarmak, ekin ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise fesadı (bozgunculuğu) sevmez." (Bakara suresi 205. Ayet)
Bu ayet ile ekinleri yok etmenin yasaklandığı anlaşıldığına göre, ayete göre fesat çıkarmak olan ağaçları kesmenin de, tarlaları imha etmenin de günah olduğu öğrenilir.
Savaş esnasında düşmanlara ait ağaçların kesilebileceğine dair bir ayet olmadığı halde, Hz. Peygamberin emriyle sahabeler tarafından ağaçlar kesilmiştir. İşte bu konuyla ilgili ayet şöyledir.
Hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktıysanız hepsi de Allah’ın izniyledir. Bu da (bu izin) fasıkları rezil etmesi içindir. (Haşr suresi 5. Ayet)
Ayette bir savaş sırasında düşmanlara ait ağaçların bir savaşta kesilmesi hadisesinin geçmiş zamanda olduğu bildirilerek, bu işlemin "Allah'ın izniyle" olduğu bu ayette bildirilmiştir. Burası çok önemlidir. Hz. Muhammed'in (s.a.v) bunu şahsına özgü bir karar ile yaptırmayıp tam aksine Allah’ın kendisine izin vermesi ile yaptırıldığı beyan edilir. Hz. Peygambere (a.s) verilen özel bir izinle yani Allah'ın izniyle ağaçların kesildiğinin ayetle bildirilmesi sayesinde, ağaçları kesmek günah iken peygamberin (a.s) ağaçları kestirmesi sebebiyle peygamberimize (a.s) o dönemde ve tüm dönemlerde yapılacak itirazların önüne geçilmiş oldu.
Bu hurma ağaçları kesilmeden önce Allah tarafından ağaçların kesilmesi konusunda, Allah'ın izin verdiğine dair Kur'an'da herhangi bir ayet yoktur. Hatta en başta verdiğimiz Bakara Suresi 205. Ayette ağaçların kesilmesinin ise günah olduğu anlaşılır. Peki ağaçları kesme izni hangi şekilde verildi? Bir Kur'an ayeti olmadan, Allah tarafından Allah Resulüne izin verilmesinden anlıyoruz ki, vahyin denetiminde olan Allah Resulü ile Allah arasında, bu ağaçların kesilmesine izin verilmesi hususunda Kur'an dışında bir iletişim hali olduğu çok açık.
Ayette, "Her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktıysanız hepsi de Allah’ın izniyledir." diye bildirilmekteydi. Kesilen ağaçların ve kesilmeyip kökleri üzerinde dikili bırakılan ağaçların, ilahi bir ölçüye göre Allah'ın muradına uygun bir biçimde bir kısmının kesilerek, bir kısmının kesilmeyip kökleri üzerinde dikili bırakıldığına varıncaya kadar bir ayrıntı verilerek, Allah'ın verdiği iznin nasıl olduğu hakkında bilgi verilerek bize açıklanır. Ayrıca ayette, Allah'ın bu izninin (emrinin), fasıkları rezil etmek için olduğu belirtilir.
Haşr suresi 5. Ayette Rabbimizin Resulüne izin (emir) verdiğini belirtmesiyle, Rabbimiz ve Resulünün Kur'an dışında da bir iletişim halinde olduğu anlaşıldı. Allah Resulüne bir ayet gelmeden Allah'ın emriyle (izniyle) ağaçlar kestirildi. Bakara suresi 205. Ayette ağaçları kesmek günah iken ağaçları savaş durumunda gerektiğinde ölçüyü aşmadan kesmenin günah olmadığı, Hz. Peygamberin emriyle ölçüyü aşmadan ağaçların bir kısmı kestirilip, ağaçların bir kısmına dokunulmaması sayesinde herhangi bir ayet inmeden sünnet ile beyan edilmiş oldu. Herhangi bir ayet henüz inmeden, kitabın dışında indirilmiş hikmet vahyinin uygulanması olan sünnet ile, Kur'an dışında bir beyan (açıklanmış) yapılmış oldu. Haşr Suresi 5. Ayetin, bu hadiseden daha sonra indiğini, ayetin geçmiş bir zamana atıf yapmasından anlamaktayız.
Haşr suresi 5. Ayette geçen Allah'ın izniyle ifadesi, ayette geçen eylemin Resulün kendisiyle sınırlı bir izinle değil de, Allah'ın izniyle (emriyle) olduğunu bildirir. Bu durum, Hz. Peygambere (a.s) kitap ve hikmetin indirildiğini bildiren Nisa Suresi 113. Ayetteki, kitabın dışında bir de hikmetin indirilmiş olduğu gerçeğine delildir. Dikkat ettiyseniz, Haşr suresi 5. Ayet gibi hikmetli bir ayet gelmeden önce, kitabın dışında bir hikmetli vahyin indirilmiş olduğu ve böylece Bakara Suresi 205. Ayetin, bu indirilmiş hikmetin pratik uygulaması olan sünnet ile de beyan edildiği ortaya çıkmış oldu.
Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, bilmediğini sana öğretmiştir. Sana Allah’ın lütfu gerçekten büyük olmuştur. (Nisa Suresi 113. Ayet)
Arapça da vav atıf edatı, aynen türkçedeki "ve" bağlacı gibi iki farklı şeyi birbirinden ayırmak için kullanılır. Dolayısıyla Nisa Suresi 113. Ayette, kitap ve hikmeti birbirinden ayıran vav atıf edatı, kitap ve kitabın dışında hikmetin indirildiğini anlamamızı sağlar.
Kur’an’da ve arap dilinde, kitap ile hikmet eş anlamlı olarak kullanılmamıştır. Kur'an'da hikmet olduğu gibi Kur'an dışındada hikmet vardır. Bakara 2/269, Lokman 31/12, Nahl 16/125, Zuhruf 43/63 ayetlerinde yer alan hikmet kelimesinden Kitap veya Kur'an yerine, bilgelik kastedilmiştir. Kur'an'da peygamber olduğuna dair hiçbir ibare olmayan ve peygamber olmadığı konusunda görüş birliği olan Lokman'a (a.s.), Lokman 31/12 ayetinde hikmet verildiği belirtilir. O halde, "Hikmet sadece Kur'an'dır." diye belirten kardeşlerimize şunu sormak gerekir. Lokman'a (a.s) Kur'an mı verildi? Lokman 31/12-13 ayetlerini okuduğumuzda Lokman'a (a.s) verilen hikmetin, bilgelik manasında olduğunu anlarız.
Kitabın dışında hikmetin indirildiğini, Kur'an dışında bir iletişim hali olduğunu anlayabileceğimiz bazı açıklamalar daha yapmaya çalışalım.
Bir savaşta, savaşın sahadaki komutanı, emrindeki askerlere emrederek, savaşta düşmana ait bir kısım meyve ağaçlarını kestirip, bir kısmını da kestirmeyip bıraktığını düşünelim. Normalde fesat çıkarmak olan bu hadisenin, gerçekleşmesinden daha sonra sahada savaşta olmayan genelkurmay başkanı herhangi bir gerekçeyle ortaya çıkıp, kesilen bir kısım meyve ağaçlarının ve kesilmeyip bırakılan meyve ağaçların kendi izniyle olduğunu, basına bir demeç vererek açıkladığını varsayalım. Bu durumda ağaçları kesme emri veren savaşta görevli sahadaki komutan ile genelkurmay başkanı arasında, bir kısmı kesilip, bir kısmı kesilmeyip bırakılan ağaçlarla ilgili daha önceden bir iletişim olduğu ortaya çıkar.
İşte aynen bu şekilde, Haşr Suresi 5. Ayet gelmeden önce, Kur'an'da yer almayan bir izin ile hurma ağaçlarının bir kısmının kesilip, bir kısmının kesilmemesi, Allah ve Resulü arasında daha önceden bir iletişim olduğunu yani Hz. Peygambere Kur'an dışı vahiyle hikmetin indirildiğini Haşr Suresi 5. Ayette geçen Allah'ın izni ibaresiyle anlamaktayız.
Hani o vakit peygamber, eşlerinden birine gizli bir şeyler söylemişti, eşi bu sözü gizlemeyip, peygamberin diğer eşine haber verdiği zaman Allah da bunu peygambere açıkladı. Bunun üzerine peygamber de sır verdiği hanımına Allah tarafından tamamı bildirilen hadisenin bir kısmını söylemiş bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber olup biteni anlatınca: (eşi) "Sırrını yaydığımı sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber de: "Bana herşeyi bilen herşeyden haberdar olan Allah bildirdi" dedi. (Tahrim suresi 3. Ayet)
Bu ayette Allah Resulünün, eşine söylediği sırrın ifşa edildiğini, bunu da Allah'ın kendisine haber vermesiyle öğrendiğini bildirilmektedir. Oysa bu sırrın ifşa edildiğini daha önce Allah Resulüne haber veren, herhangi bir ayet Kur'an'da yoktur.
Şimdi soruyorum… Kur'an'da yer almayan Rabbimizin izni sayesinde hurma ağaçlarının kesilmiş olması hadisesi ile, Allah Resulü ile eşi arasındaki sırrın ifşa edildiğini, Kur'an'da yer almayan bir iletişim vesilesiyle Allah'ın, Resulüne haber vermesi hadisesi arasında ne fark var? İkisinde de Kur'an dışında bir iletişim hali olduğu belli…
Allah'ın, her göğe işini vahyettiği, (bk. fussilet 41/12), arza vahyettiği (bk. Zilzal 99/5), arıya vahyettiği (bk. Nahl 16/68-69), meleklere vahyettiği (bk. Enfal 8/12), peygamber olmayan havarilere, uymaları farz olan iman etme emrini kendilerine vahiyle bildirdiğini (bk. Maide 5/111), Hz. Musa'nın (a.s) annesine, korkarsa eğer çocuğunu suya bırakmasının, kendisine farz olduğunu anladığımız bir vahiy ilettiğini (bk. Kasas 28/7), ilgili ayetlerde geçen "vahyettik" ibaresiyle Kur'an'da çok net ortaya konmaktadır. Peygamber olmayan Hz. Meryeme, Cibrili bir beşer suretinde göndererek Allah'ın vahyettiğini (bk. Meryem 19/17-19) Kur'an'dan öğrenmekteyiz.
Anlaşıldığı üzere Allah vahyini dilediği kimselere dilediği şekilde yapabilir. Bu konudaki ilahi takdir konusunda biz karar veremeyiz. Bu konudaki ilahi takdirde bir sınırlandırma da yapamayız.
Hurma ağaçları kesilmesiyle ilgili Allah tarafından verilen iznin, Allah ve Resulü arasında nasıl bir iletişim ile olduğunu anlamak için aşağıdaki ayete de bir bakalım.
Bedir Savaşıyla ilgili Enfal suresi 7. ayette: “Hatırlayın ki Allah size iki taifeden (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vaad ediyordu.” diye buyrulmaktadır. Yani kervana ve orduya saldırılması durumunda Allah tarafından müslümanlara galibiyet vaad edilmiş. Ama bu vaadi, Kur'an'da herhangi bir ayette göremiyoruz.
Hz. Peygamberin (a.s), bu vaad herhangi bir ayette olmadığı halde, Kur'an dışı vahiy sayesinde sahabesine daha önce beyan ettiğini, rahatlıkla Enfal Suresi 7. Ayetten anlamaktayız.
Bakara Suresi 205. Ayette, ağaçları kesmenin günah olduğu öğrenilmesine rağmen, savaş durumunda Allah'ın izniyle günah olmadığına dair herhangi bir ayet veya Haşr Suresi 5. Ayet henüz gelmediği halde, Allah Resulünün, ölçüyü aşmamak adına bir kısım ağaçların kesilip, bir kısmının bırakılması için verdiği emre, sahabeler tarafından uyuldu. Savaşta, Allah Resulünün emir verme pozisyonunda olduğunu, Al-i İmran 3/152 ayetten anlayabiliriz. Ayrıca, Allah Resulünün savaşla ilişkili herhangi bir konuda emir verme pozisyonunda olduğunu bazı ayetlerden de anlayabilmekteyiz.
Ağaçları kesmenin günah olduğunu belirten Bakara Suresi 205. Ayeti hakkıyla anlamak için savaş durumunda gerektiğinde, ölçüyü aşmayarak ağaçları kesmenin günah olmadığını göstermesiyle, Resulün Kur'an dışında bir beyanı olduğu, Kur'an dışında Resulün kitap ve hikmeti öğrettiği, Kur'an dışında Resulün örnekliği, Kur'an dışında Resulün hakemliği, Kur'an dışında Resule itaatin olduğu, kitabın dışında da hikmetin olduğu, ağaçları kesmenin Allah'ın izniyle olduğunu belirten Haşr Suresi 5. Ayetin daha sonra inmesi vesilesiyle açıkça ortaya çıktı. Vahyin denetimindeki Hz. Peygamberin, burada sergilediği tutum sayesinde, vahyin kapsamındaki kitap ve kitap dışındaki hikmete, hangi anlayışla nasıl inandığı da ortaya çıktı.
Bakara Suresi 205. Ayete göre ağaçları kesmek günah olmasına rağmen, bazı durumlarda günah olmadığına dair herhangi bir ayet veya Haşr Suresi 5. Ayet henüz gelmediği halde, Allah Resulünün emriyle, ölçüyü aşmayarak bir kısım ağaçları kesip, bir kısmını bırakan sahabelerin, bu konuda Resulün Kur'an dışındaki beyanını; Kur'an dışında da Allah Resulüne itaati; Resulün kitabı, kitap dışındaki hikmetle de öğrettiğini; Resulün Kur'an dışındaki örnekliğini dikkate aldıklarını görmüş oluyoruz.
Ayrıca, Bakara Suresi 205. Ayette ağaçları kesmek çok net şekilde günah olmasına rağmen Resule uyan sahabelerin, kitabın dışında indirilmiş hikmetin olduğu gerçeğini (bk. Nisa 4/113); indirilen kitap ve hikmetin (sünnetin) tek kaynak olduğunu; Resule itaatin Allah'a (indirilmiş kitap ve hikmete) itaat olduğu gerçeğini; bu sebeple Kur'an dışında Resulün hakemliğini (bk. Nisa 4/65) dikkate aldıklarını Haşr Suresi 5. Ayet vesilesiyle görmüş oluyoruz.
Sahabelerin bu savaştaki bu tutumları, Allah tarafından herhangi bir ayetle eleştirilmemektedir. Hatta bu savaştaki sahabelerin bu tutumlarıyla ilgili inanç ve anlayışları, bu olaydan daha sonra gelen Haşr Suresi 5. Ayetten anladığımıza göre Allah'ın verdiği izin ve muradına uygun olduğundan, bu konuyla ilgili gelen Haşr Suresi 5. Ayette Allah tarafından sahabeler uyarılmayarak, bu tutumlarıyla ilgili inanç ve anlayışları Allah tarafından onaylanmış anlamına gelmektedir.
"Haşr Suresi 5. Ayetten öğrenmiş olduğumuz, Hz. Peygamber (a.s) ve sahabelerin bu tutumlarının sebebi olan inanç ve anlayış biçimleri, bizi günümüzde bağlar mı?" gibi bir soru kimisinin aklına gelebilir.
Kimisinin zihninde oluşabilecek böyle bir soruya da cevap vermeye çalışalım.
İletişimde çok önemli bir kural vardır ve iletişim fakültelerinde de bu kural öğretilir. Bu iletişim kuralı şudur: Sizin ne anlattığınızdan daha çok karşı tarafın ne anladığı önemlidir.
Bu iletişim kuralının bir benzeri de, arapça lisan olarak indirilmiş sözlerden oluşan Kur'an ile insan arasında vardır. O da şudur: Kur'an'da anlatılan önemlidir ama Kur'an'a muhatap olan insanın ne anladığı da önemlidir. Bunun böyle olduğunu, Bakara Suresi 137. Ayette geçen "Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa kesinlikle doğru yolu bulmuş olurlar" hakikatinden anlarız. Yani ayette geçen "sizin inandığınız gibi" ifadesinde geçen "siz"den kasıt kimler ise, bu ayet, bu kimselerin inancını onaylama manasına gelip, o kimselerin Kur'an'da anlatılanları doğru anlayıp, doğru inanan kimseler olduğu ve o kimseler gibi inanılması gerektiği, bu ayet ile apaçık ortaya konmuştur.
Bakara Suresi 137. ayette, "sizin inandığınız gibi inanırlarsa" denirken, "siz" ifadesinden kasıt, Hz. Peygamber (a.s) ve sahabelerdir. Yani ayet, Hz. Peygamber ve sahabeler gibi inanmamızı istiyor. Nesh edilmemiş Bakara Suresi 137. Ayetine göre, vahyin denetimindeki Hz. Peygamber ve ona uyan sahabeler gibi (bk. Yusuf 12/108, bk. Bakara 2/13) inanmalıyız. Çünkü nesh edilmemiş olan Bakara Suresinin 137. ayetiyle bizden bu isteniyor. O halde, Haşr Suresi 5. Ayette görülen, Hz. Peygamber ve sahabenin bu tutumlarının sebepleri olan inanç ve anlayışları gibi inanmamız gerektiği gerçeğinden kaçmamalıyız.
Bakara Suresi 137. Ayetin tamamı şöyledir:
Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa kesinlikle doğru yolu bulmuş olurlar; fakat eğer yüz çevirirlerse bilesin ki bir ayrılıkçılığın içindedirler. O takdirde artık onlara karşı Allah sana yeter; O, işitendir, bilendir. (Bakara suresi 137. Ayet)
İletişim fakültelerinde öğretilen az önce bahsettiğimiz iletişim kuralının bir benzerinin, Kur'an ve insan arasında olduğunu gösteren ve çözüm sunan bu ayet, Kur'an'ın hayat ve insan fıtratıyla ne kadar uyumlu olduğunu göstermesi açısından hayranlık vericidir.
Bakara Suresi 137. Ayette, indirilmiş vahyi (kitap ve hikmeti) Hz. Peygamber ve sahabelerin anladığı gibi anlayarak, inanmamız istenmiş, bunu yaparsak, doğru yolu bulacağımız, eğer yüz çevirirsek, bir ayrılıkçılığın içerisinde olacağımız bildirilmiştir. Demek ki, Haşr Suresi 5. Ayetten öğrendiğimiz, Hz. Peygamberin (a.s) ve sahabelerin neye nasıl inandıkları konusu ve anlayış biçimleri, Bakara Suresi 137. Ayete uymanın gereği olarak bizi de bağlar.
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)