Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cuma Suresi 9. Ayet)
Bazı kimseler, bu ayette cuma namazına çağrılan kimseler için geçen “Ey iman edenler” tabiriyle genel bir ifadenin kullanıldığını, dolayısıyla bu ifadenin kadınlarıda kapsadığını, bu gerekçeyle kadınlara da cuma namazının farz olduğunu savunmaktadır. Halbuki Cuma Suresi 10. Ayet köle, hasta, çocuk ve kadınları cuma namazı farziyetinden istisna etmektedir. Bunu izah edeceğiz. Ama bunun öncesinde şunu iyice izah etmeliyiz ki, Kur'an'da bazı ayetlerde bir genel ifade kullanılarak genelleme yapılır. Aynı veya başka ayette o konuyla alakalı istisna yapılabilmektedir.
Bu konuda bazı örnekler verelim:
Bakara 2/178'de "Ey iman edenler" şeklinde bir genel ifadeyle tüm müminlere hitap edilerek, öldürme konusunda kısas uygulaması farz kılınıyor. Fakat bu genel hitaba rağmen aynı ayette istisna da yapılarak, öldürülen kişinin velisi (yakını) katili affederse, kısas uygulanmayıp, onun yerine diyet alınabileceği anlatılmaktadır.
Maide/6 da “Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın” emriyle suyla abdest alınması için “Ey iman edenler” şeklinde tüm müminlere hitap eden genel bir ifade kullanılmıştır. Ama aynı ayette daha sonra “Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin” denilerek, bazı kimselerin su bulamadıklarında istisna edilerek teyemmüm alabilecekleri dile getirilmiştir.
Yani Ayette, suyla abdest alma emrinin, tüm müminleri kapsadığını göstermek için “Ey iman edenler” gibi bir genel ifade kullanılmasına rağmen, belli bazı şartlara sahip kimseler (su bulamamış hasta, yolcular vs.) istisna tutularak, teyemmüm gibi fiilî bir kolaylık getirilmiş ve bir ruhsat verilmiş oldu.
Bakara/183’de “Ey iman edenler” şeklinde bir genel ifade kullanarak, orucun tüm müminlere farz olduğu bildirilir. Bakara/185’de ise genel bir ifadeyle herkesin Ramazan ayında orucunu tutmasının farz olduğu belirtilmiştir. Bakara Suresi’nin 184. ve 185. ayetleri ise bu farziyetin hastalık ve yolculuk gibi bazı durumlarda istisna edileceğini ve nasıl telafi edileceğini açıklamış olur.
Yani Bakara 183. ve 185. Ayetlerinde orucun farz oluşu ayette tüm müminlere hitaben olsada, hasta ve yolcu olan bazı kimseler istisna tutularak, fiilen o anda oruçtan sorumlu tutulmaz, fiilen oruç sorumluluğundan geçici muaf tutulur. Bakara/185’de genel bir ifadeyle tüm müminlere, orucun zaman dilimi açısından yalnızca Ramazan ayında farz olduğu bildirilmesine rağmen, yine aynı ayette istisna edilen bazı kimselerin Ramazan ayında oruç tutmayabilecekleri, Ramazan ayından sonra tutamadıkları günler sayısınca oruç tutabilecekleri bahsedilmektedir.
Tevbe/29’da “kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın” denilerek genel bir ifade kullanıldığından bu ayet, tüm müminlere savaşın farz olduğu izlenimini vermektedir. Tevbe/38’de, “Ey iman edenler! Size ne oldu ki, Allah yolunda savaşa çıkın denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz? “ diye belirtilerek tüm müminlere savaş farzmış gibi gözükür. Halbuki bu iki ayet, sadece savaş mükellefiyeti olan müminlere yönelik bir çağrıdır. Çünkü Tevbe 9/91, bazı müminleri savaştan istisna etmektedir.
Tevbe/38’de “Ey iman edenler” şeklinde, savaş mükellefiyeti olan kimselere hitap edebilmek için tüm müminleri kapsayacak gibi gözüken genel bir ifade kullanıldığı halde, Tevbe 9/91’de Allah zayıfları, hastaları ve fakirleri savaş mükellefiyetinden istisna edilen yani muaf tutulan kimseler olduğunu belirtmiştir. Ayetteki “zayıflar” ibaresi, kadınlar, yaşlılar ve fiziken dayanıksız olanları kapsayıcıdır.
Yani kadınlar, direkt olarak "zayıflar" kavramı içinde olarak, Tevbe 9/91 kadınları savaş mükellefiyetinden istisna etmektedir.
Tevbe 9/91 sadece hastaları değil, bu ayetteki “zayıflar” ifadesiyle kadınlarıda kapsayacak şekilde güçsüzlüğü genel olarak istisna kılar. Tevbe/38’de “Ey iman edenler” ibaresiyle savaşa katılacak kimseleri belirtmek için müminleri kapsayıcı genel bir ifade kullanılıp, Tevbe 9/91’de savaştan “zayıflar” yani “kadınlar” istisna edildiği halde kadınlara savaşmak farz mı, bu durumda kadınlar savaşa gitmediklerinde günaha mı girecek? Kadınlar savaş mükellefiyetinden istisna edildiği için Tevbe/38’de “Ey iman edenler” şeklinde genel bir ifadeyle müminlerin savaşa katılmaları belirtilmiş olsada, ayetlere bütüncül baktığımızda kadınların savaşa katılması farz değildir.
Nisa/34 de Erkeklerin kavvam (koruyucu, sorumlu) olması ve bazısının bazısından üstün olduğunun belirtilerek kadınlara göre erkeklere bazı yönlerden üstünlük verildiğinin vurgulanması, savaşa katılma konusundaki sorumluluğun öncelikle erkeklerde olacağını, kadınların savaşa katılmasının ise farz olmadığını anlamamızı sağlar.
Allah, erkekleri kadınlar üzerinde kavvâm (sorumlu, koruyucu) kılmıştır. (Nisâ 4/34) Kavvâmlık ise, fiziksel güç ve savaş gibi toplumsal sorumluluk açısından da erkekler için öncelik anlamı taşır. Bu öncelik/sorumluluk/koruyuculuk savaş gibi çok ağır yükümlülüklerde de erkeklere verilmiştir. Bu sebeple kadınlar, bu çok ağır yükümlülükten istisna edilir yani muaf tutulur. Çünkü Nisa/34’ün işaret ettiği gibi asıl yük taşıyıcısı erkeklerdir.
“Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz” (Bakara 2/286)
Bu ayetteki bu açıklama, kadınları savaştan istisna eden ana kaidedir. Bu ayet ile de kadınların savaşa katılmasının farz olmadığını anlarız. Bu ayet-i kerime, kişinin fiziksel ve psikolojik kapasitesine ve kişinin fıtratına göre hüküm verileceği hakikatini vurgular. Genel olarak kadınların yaratılışı, fiziken savaşın güçlüklerini, zorluklarını taşımaya münasip olmadığı için kadınlar, ana kaide olan bu ayetle savaştan istisna edilmiş olur.
Tevbe/38’de savaşa katılması gerekenleri belirtmek üzere “Ey iman edenler” diye genel bir ifade kullanıldığı halde kadınların, savaşa katılması farz olan müminler arasından, bazı ayetlerle istisna tutulduğu ortaya çıkmış oldu. Kadınların, savaşa katılması farz olan kimseler arasından istisna edildiği kabul edilmezse, savaşa gidemeyen kadınların günaha girdiği kabul edilmiş olacak.
Allah sizden (yüklerinizi) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır. (Nisa 4/28)
Bu ayet de Allah’ın, güçlük veya zorluk değil kolaylık dilediğini vurgular. Kadınların savaş ile yükümlü kılınmaması bu genel Kur’an prensibine uygun düşer. Dolayısıyla bu ayetin prensibi de, kadınları savaştan istisna eder.
İşte Cuma Suresi 9. Ayette de “Ey iman edenler” hitabıyla, cuma namazını kılacak kimselerin kimler olduğu belirtmek için genel bir ifade kullanılır. Cuma namazıyla ilgili bu ayetin devamı olan Cuma Suresi 10. Ayette bu konuyla ilgili bir istisna yapılır. Cuma/10’da “namaz bitince yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan rızkınızı arayın” şeklinde bir emir belirtilerek, bu emri yerine getirebilecek olan burada bahsedilen kişiler dışındakilerin, cuma namazı farziyetinden istisna tutulduğu anlaşılır.
İlgili ayet şu şekildedir:
Nihâyet namaz bitince, artık yeryüzünde dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) arayın ve Allah'ı çok zikredin; tâ ki kurtuluşa eresiniz! (Cuma Suresi 10. Ayet)
Cuma namazının hemen ardından yeryüzüne dağılıp, rızık arama emrini/farziyetini yerine getirmesi gereken kişilerin dışındaki kimselerin, Cuma/9’da “Ey iman edenler” ifadesi ile cuma namazına çağrılan kimseler arasında olmadığı, bu kimselerin cuma namazı farziyetinden istisna tutulduğu ortaya çıkar.
Yani kimler ayetteki, cuma namazının hemen ardından yeryüzüne dağılıp, Allah’ın lütfundan rızık arama emrini/farziyetini yerine getirebilecek durumda değilse, bu kimselerin cuma namazı farz olan kimseler dışında istisna tutulan kimseler olduğu ortaya çıkar.
Çünkü Cuma suresi 10. Ayet, “Ey iman edenler” ile başlayan Cuma suresi 9. Ayetin devamı olarak istisna belirtir. Yani Cuma/10 da belirtilen cuma namazının hemen ardından yeryüzüne dağılıp, Allah’ın lütfundan rızık arama emrini/farziyetini yerine getirme durumunda olmayan kimselerden olan kölelere, hastalara, çocuklara, kadınlara cuma namazının farz olmadığını anlamamızı sağlar.
Nur 24/33, Nahl 16/71 ve Nahl 16/75’e göre kölelerin rızık arama farziyeti ve ailesinin geçimini sağlama farziyeti yoktur, bu sorumluluk efendisine aittir. Köleler, karın tokluğuna çalışmaktadır. Köleler kendileri için rızık arama fiilini yerine getirmek isteseler bile genellikle efendileri izin vermeyeceğinden, bu sebeple kölelerde rızık arama fiilini yerine getiremeyeceğinden köleler günaha girmez, bu da kölelerin rızık arama farziyetinin olmadığını gösterir. Çünkü “Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz.” (Bakara 2/286)
Köleler özgür olmadıklarından, Cuma/10’daki “namaz bitince, yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan rızık arayın” emri gibi, Cuma/9’daki cuma namazına çağrı emri de kölelerin fiilen yerine getiremeyecekleri bir yükümlülük olur. Cuma/11’den anlaşıldığı üzere dilerse cuma namazı vakti dışında ticaret yapabilecek durumda olan cuma namazı kendilerine farz özgür kimseler gibi köleler kendileri adına ticaret yapamaz. Özgürlüğü elinden tamamen alınmış kölelerin, bazı gayrimüslim efendileri tarafından asli ihtiyaçları bile karşılanmadığı halde bir gayrimüslimin elinin altındayken cuma namazına gönderilmeyeceklerini kolaylıkla ön görebiliriz. Kölenin, efendisi olan bir gayrimüslim tarafından cuma namazına gitmesine izin verilmediğini, giderse eğer efendisinin köleye ceza vereceğini söylediğini bir düşünün.
Bu köle, bu durumda cuma namazına gidemediğin de günaha mı girecek? Hayır, çünkü rızık arama farziyeti olamayacak durumda olan kölelerin, cuma namazını kılabilme imkanına sahip olamayacak durumlarının olacağı aşikardır. Cuma/9’daki “Ey iman edenler” ifadesini dikkate alıp, rızık arama farziyeti olmayan bu köleleri istisna yapan, Cuma/10’daki “yeryüzünde dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) arayın” ifadesini dikkate almazsanız, bu köleler cuma namazına efendisi izin vermediği için gidemediği halde bu kimselere cuma namazı farz demiş olacaksınız ve bu kimseler cuma namazına gidemediğinde bu görüşe göre günaha girmiş olacak.
Anlaşılıyor ki, köle olduğundan rızık arama farziyeti olmayan erkek köleye dahi cuma namazı farz değil. Çünkü, cuma namazının hemen ardından, Allah’ın lütfundan rızık arama farziyeti olamayacak durumda olan kölelerin, cuma namazını kılabilme imkanına sahip olamayacak durumlarının olacağı çok bellidir. Bu izah kabul edilmediğinde, cuma namazına gidemeyen kölenin günaha girdiği kabul edilmiş olacak. Allah ise haksızlık etmez. İşte Cuma Suresi 10. Ayetteki, “namaz bitince, yeryüzünde dağılın ve Allah'ın lütfundan (rızkınızı) arayın” sözü, rızık arama emrini yerine getirme farziyeti olmayanlar için bir istisna belirtir.
Cuma Suresi 10. Ayette belirtilen, cuma namazının hemen ardından, yeryüzüne dağılıp, Allah’ın lütfundan rızık arama emrini/farziyetini yerine getiremeyecek, yatalak veya çok hasta olan erkeklerin dahi cuma namazına gitmesi farz değildir. Cuma/9’da cuma namazına çağrılan kimseleri belirten “Ey iman edenler” gibi bir genel ifade olduğu halde, yatalak ve çok hasta erkeklerin cuma namazına gitmesi farz diyebilir miyiz? Tabii ki diyemeyiz.
Çünkü Cuma/10’da cuma namazının kimler için farz olduğunu iyice anlamamızı sağlayan ayette de geçen cuma namazından hemen sonra yeryüzüne dağılıp, Allah’ın lütfundan rızık arama emri, bunu yapamayacak yatalak veya çok hasta erkeklere, bu durumda farz değildir. Allah’ın lütfundan rızık arama emrini yerine getiremeyecek durumunda olan yatalak ve çok hasta olan kimseler, nasıl cuma namazına gidebilecek ve nasıl cuma namazı sonrası rızık aramak için yeryüzüne dağılabilen kimselerden olabilsin? Buradan, cuma namazının bu kimselere farz olmadığı öğrenilir.
Bu kabul edilmezse, cuma namazının hemen ardından, Allah'ın lütfundan rızık arama işini yapamayacak durumda olduğundan, cuma namazına da gidemeyecek derecede olan hasta ve yatalak kimselerin günah işlemiş olduğu kabul edilmiş olacak. Allah ise haksızlık etmez.
Cuma/10’daki emir, Cuma/9’daki cuma namazının farz olduğu kimseler için belirtilen “Ey iman edenler” hitabıyla, kimlerin kastedildiğini anlamamızı sağlar. Cuma/10’da emredilen cuma namazı hemen sonrası yeryüzüne dağılıp, Allah’ın lütfundan rızık arama farziyeti olmayan kimselerin, cuma namazı farziyetinin olmadığı yani cuma namazı farziyetinden istisna edildiği ortaya çıkar.
Cuma/10’da bahsedilen, cuma namazı sonrası için "Yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan rızkınızı arayın" emri çocuklara söyleniyor olabilir mi? Çocukların rızık arama veya ailesini geçindirme farziyeti olmadığından, Cuma/9’da “Ey iman edenler” şeklinde bir genel ifade (hitap) olsada , Cuma/10’da geçen cuma namazı sonrasındaki rızık arama emrinden dolayı, çocukların cuma namazı farziyetinden istisna tutulmuş olduğu anlaşılır.
Cuma Suresi 10. Ayetin cuma farziyetinden bazı kimseleri istisna ettiğini kabul etmeyen biri, cuma namazının farz oluşunun, “Ey iman edenler” hitabı sebebiyle istisnasız herkes için genel bir hüküm olduğunu düşünen biri, bir çocuk cuma namazına gitmediğinde günaha girdiğini kabul etmiş olacak.
Cuma Suresi 9. Ayet, “Ey iman edenler” şeklinde genel bir ifadeyle cuma namazını farz kıldıktan sonra bu ayetin devamı niteliğinde Cuma Suresi 10. Ayette, cuma namazı farz kılınan bu kimselerin, ancak cuma namazının hemen ardından, yeryüzüne dağılıp, rızık arama farzını yerine getirecek kimseler olduğunu belirtir. Nisa/34’e göre de kadınların rızık arama farziyeti olmadığından, kadınlara cuma namazı farz değildir. Yani, Cuma Suresi 10. Ayet ile kadınlar cuma namazı farziyetinden istisna tutuldu.
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından (Aile fertlerinin geçimi için) harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. (Nisa Suresi 34. Ayet)
Bu ayette bekar veya evli olsun fark etmeksizin, Allah’ın bazısını bazısından üstün kılması sebebiyle ve mallarından ailesinin geçimi için harcadıklarından erkeklerin, kadınların yöneticisi/idarecisi ve kollayıcısı olduğu belirtilerek, kadınların ailesinin geçimini sağlama gibi bir sorumluluğunun yani farziyetinin olmadığı, bu farziyetin erkekler için olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü ailenin geçiminin sağlanması erkekler üzerinde bir sorumluluk yani farz olduğuna dair ayetten bir sonuç çıkar ama ayette kadınlar için böyle bir sorumluluk bahsedilmediğinden, kadınların ailesinin geçimini sağlama farziyeti yoktur.
Yani Nisa/34’e göre evli veya bekar olsun fark etmeksizin, ailesinin geçimini sağlama sorumluluğu olan erkeklerin, evindeki kadınlar ve çocuklar için ailesinin geçimini sağlama farziyeti olduğu sonucu çıkar. Ayete göre baba, evdeki çocukların annesinin yöneticisi, kollayıcısı (kavvam) olduğuna göre evdeki çocuklarında yöneticisi, kollayıcısı ve geçim sorumlusu oluyor. Yani bu durumda erkeğin ailesinin geçimini, rızık teminini sağlamakla ilgili farziyeti var. İster evli erkek olsun, ister bekar erkek olsun, bir erkeğin ailesinin içerisindeki kadınların (kızının, hanımının, annesinin) ve ailesindeki çocuk yaştaki erkeğin rızkını temin etmek yani ailesinin geçimini sağlama farziyetinin olduğu Nisa/34’den anlaşılır.
Nisa/34’e göre kadınların rızık arama farziyeti olmadığı halde, kadınların Cuma/10 ayetine rağmen cuma namazı farziyetinden istisna edilmediğini savunanlar, tutarlı olmak istiyorlarsa eğer, rızık arama farziyeti olmayan köle kadınların ve henüz buluğa ermemiş kız çocuklarının, rızık arama (kazanma) imkanı bulunmayan çok hasta kadınların cuma namazına gitmediklerinde günaha girmiş olduklarını kabul etmek mecburiyetinde kalacaklardır. Halbuki köle kadınlar, henüz buluğa ermemiş kız çocukları, çok hasta kadınlar gibi rızık arama farziyeti olmayan bu kimselere cuma namazı farz değildir, cuma namazına gitmemeleride günah değildir.
Adnan İPEKDAL
Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği
Nihat Güç
Kur’an’dan Birkaç Mesaj
Bülent ERTEKİN
Ellerinizi aktarcı milletinin üzerinden çekiniz!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Büyük Dedem Kado
Seyfettin BUDAK
“Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…”
Adnan ÖZ
Kazanabileceğimiz maçları kazanamamak alışkanlık oldu!
Halil MERT
Papa Daveti, Fener Patrikhanesi…
Eyüphan KAYA
Kadim Diyanet Reisimiz Ali Erbaş hocadan kamuoyuna
Recep YAZGAN
Papa bizi birleştirdi, gitti!
Vehbi KARA
En Güzel Yazılar Hangisi?
Hamdi TEMEL
Metamfetamin Ölümleri
Erol AYDIN
Bir Damla Kan, Bin Bir Endişe
Ahmet SAĞLAM
Sevindik, Sevinemedik
Ahmet Eren KURT
Gölgenin Derinliğine Doğru İnen Merdivenler
Gülay ÇETKİN
Okula Gelen Gizemli Kişi
Songül KARAMAN
Zikrin Beyindeki Gücü
Özlem Gürbüz
Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi
Mehmet BOZKURT
Öğretmenler Günü- 2025
Servet ZEYREK
Yedinci Oğul Nerede?
Fatih ORUÇ
ENFLASYON neden düşmüyor!
Fatma Saçak Akbulut
Bataklıktan Doğan Saflık: Lotus’un Sessiz Öğretisi; Lotus
Aydın BENLİ
Şehit cenazelerinde edep ve haya dersi şart!
Hüseyin KURT
Telekonferansın Ardındaki Gerçek: Büyük Kürdistan’ın Güncel Senaryosu
Hasan KARADEMİR
Giriş: Foucault'nun Eleştirel Soykütüğünün Temelleri
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Teknoloji Kullanımı: Fırsatlar Ve Tehditler
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı iken oruç tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (1)
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Ahmet AYDIN
Bilir misin?
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Ahmet DÜZGÜN
Putlarımız ve Perestlerimiz
Cevahir AYDIN
Yanlış Anladınız
Mesut CİHAT
Allah'ın Zatı ve Subuti Sıfatları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Batuhan ŞUORUÇ
Şıracılar
Mesut BALYEMEZ
SOSYAL MEDYA KEVAŞELERİ
Bilal Dursun YILMAZ
Her Şey Dâhil Vicdan
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Ravza ZEYBEK
Bulanlar Arayanlardır
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Aydan KURT
Farkında mısınız?
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Mahremiyet, insanın özgür iradesiyle var oluşu!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
İsa ÇOLAKER
Aşık Veysel Şiirinin Renkleri
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Özhan KIZILTAN
Duvarların Ardında Filizlenen Hayat
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Cahit KURBANOĞLU
Nefis nedir ve ne istiyor?
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Emine AYDEMİR
Ateşle oynayan evliya Ateşbaz veli hazretleri
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
Abdullah BİR
Fitne, Kaos, Suriye ve Suriyeliler’e Daire İki Kelam...
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Önder GÜZELARSLAN
İsraf Bir İnsanlık Suçudur!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Levent ERTEKİN
Fakir Halkın Bağışladığı 350 Uçak
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)