Kur’an’da geçen Hikmet kelimelerinin hepsi aynı manada değildir. Kur'an'da Resul kelimesi Hz. Muhammed (s.a.v) için kullanıldığı gibi, Kur'an'da Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa'da (a.s) Resul olarak geçmektedir. Kur'an'da, Kitap kelimesi Tevrat, İncil, Kur'an, Levh-i Mahfuz (En'am 6/38) içinde kullanılır.
Hikmet kelimesi de Kur’an’da birden fazla manaya gelmektedir. Bunlarla ilgili bazı açıklamaları yavaş yavaş yapacağız.
Şu da bir gerçek ki, Hikmetin defalarca Kur’an'ın yanında zikredilmesi, hikmetin Kur'an ile alakalı ve mühim olduğunu gösterir. Kur'an'ın yanında zikredilen bu hikmetin, ayetlerle sabit olduğu üzere, kesin olarak Resulullah'a (s.a.v)’verilmiş olduğu yadsınamaz. (bkz. Bakara 2/151, Cuma 64/2, Bakara 2/129, Al-i imran 3/164, Nisa 4/113, Bakara 2/231)
Bizlerden herhangi birilerinin isimleri ayetlerde belirtilerek kendilerine hikmetin verildiği geçmediğinden, Resulullah'ın haricinde hiçbirimiz kesin olarak kendisine kitabın isabetli anlaşılıp, isabetli amel edilmesini sağlayan hikmetin verildiğini gaybı bilmişçesine iddia edemez. Ama Hz. Peygamberde (a.s) hikmetin olduğu gerçeği, Kur'an ayetleriyle sabit olup, kesin bir bilgidir.
Bazı kimselerin, Bakara Suresi 269. Ayette bahsedilen kavrama yeteneği olan hikmete kesin bir biçimde sahip olacakmış veya sahip olmuş gibi kendinden kesin bir biçimde emin olması çok ilginçtir. Halbuki bahsi geçen hikmetin, kime verileceği hususunun, Bakara Suresi 269. Ayette,"dilediğine verir" ve "kime hikmet verilmişse" dendiğinden dolayı ancak Allah'ın vermesine bağlı olduğunu anlarız.
(Allah) hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona pek çok hayır verilmiş demektir. Ancak akıl sahipleri düşünüp ibret alırlar. (Bakara 2/269)
Ayette "dilediğine verir" ve "kime hikmet verilmişse" diye vurgulanması, kişi çaba gösterse bile hikmetin kime verileceğinin ya da kime verilmeyeceğinin yine Allah'ın vermesine bağlı olduğunu gösterir. Vahiyle ilgili ilmini artırmaya çabaladığı halde, vahyin ilmiyle her daim hemhal olduğu halde sapkın görüşlü veya pek çok isabetsiz açıklamaları, görüşleri olan kimselerin varlığı herkesçe malumdur. O halde herkese bu türden bir hikmetin verilmediği çoğu kimse tarafından rahatlıkla kabul edilebilir. Bu sebeple hikmetin herkese verilmediği hususunda, "Aklın yolu birdir" mantığı gereğince pek çok kimse mutabıktır.
Hikmet denilince, bazı kimselerin aklına sadece İsra Suresi 39. Ayette bahsedilen vahyin hikmet oluşu geldiğinden şöyle bir açıklama yapalım:
Bakara Suresi 269. Ayette bahsedilen hikmet, vahyin hikmet olduğunu belirten İsra Suresi 39. Ayette geçen hikmet olsaydı eğer, Allah bu hikmeti “…dilediğine verir…” (Bakara 2/269) diye buyurmazdı ve bu sayede Kur’an vahyini okuyan herkes hikmete sahip olabilirdi. Ancak Bakara Suresi 269. Ayetteki kavrama yeteneği olan bu hikmete ulaşılması, sadece kulun çabasına değil, ayette geçtiği üzere Allah’ın dileyip, vermesine de bağlı olduğundan, Bakara Suresi 269. Ayetteki hikmetin bazı kimselere verilen kavrama yeteneği/ bilgelik olduğu, İsra Suresi 39. Ayetteki vahiy olan hikmet olmadığı çok açıktır.
Bakara Suresi 269. Ayette bahsi geçen hikmet pek çok çevirmen tarafından bilgelik veya doğru hüküm verme yeteneği olarak anlaşılmıştır. Cemal Külünkoğlu, Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan, Edip Yüksel ve daha başkalarıda Bakara Suresi 269. Ayette da geçen hikmet kavramını bu şekilde çeviri yapmıştır.
Günümüzdeki bazı çağdaş meal yazarları, Nisa Suresi 113. Ayetteki kitap dışındaki hikmeti, Bakara Suresi 269. Ayetteki gibi doğru hüküm verme yeteneği veya bilgelik olduğu şeklinde meallendirme yapmaktadır. Bu hatalı bir meallendirmedir.
Şimdi bazı çağdaş meal yazarlarının Nisa Suresi 113. Ayette geçen hikmeti yanlış meallendirip, bu konuda yanlış açıklamalar yapıldığını göstermeye çalışacağız.
Allah, sana Kitab'ı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. (allemeke). (Nisa 4/113)
Bu ayetteki "allemeke" ifadesi "sana öğretti" manasında olup, bu "allemeke" ifadesi ile ayette Allah'ın, Resulüne kitabı ve hikmeti indirirek öğrettiği ve bilmediklerini öğrettiği belirtilmektedir. Ayetteki ilim kökünden gelen "allemeke" ifadesi, indirilen kitap ve hikmete atıf yaptığından, kitap ve kitap dışındaki hikmetin, öğrenilen bir ilim olduğu anlaşılır. Yetenek/ bilgelik ilim olmadığından, Nisa 4/113’de geçen ve ilim manasında olan hikmetin, Bakara 2/269’daki Allah vergisi yetenek/ bilgelik olmadığını ayetin kendisi ispat eder.
Nisa 4/113’deki, kitabın dışında indirilmiş olan hikmetin, indirilmiş olmasıyla öğretildiği, ilim kökünden gelen "allemeke (öğretti)" ile bildirildiğine göre, bu hikmetin ilim manasında olduğu anlaşılır.
Nisa 4/113’deki indirilmiş hikmet, Bakara 2/269’daki Allah vergisi yetenek/ bilgelik olamaz. Çünkü gökten, yetenek veya bilgelik inmez. Gökten ilim indirilmiştir. Nisa 4/113’de ilim kökünden gelen "allemeke" ifadesinin indirilen hikmete atıf yapılması, burada bahsi geçen hikmetin ilim olduğunu çok net ispatlar. Ayrıca, indirilen hikmetin "vav" atıf harfiyle kitaptan ayrılmış olması, buradaki hikmetin, kitabın dışında indirilen bir ilim olduğunu anlamamızı sağlar.
Zaten Nisa 4/113’de hikmetin "enzele" ifadesi ile indirilmiş olduğunun belirtilmesi, bu hikmetin, kitabın dışında indirilmiş vahiy olan bir ilim olduğunu anlamamızı sağlar. Bakara 2/269'da ise hikmetin, herkesin öğrenebildiği bir ilim değil de, herkese verilmeyen Allah vergisi bir yetenek/ bilgelik olduğunu anlamamız için ayette, Allah'ın dilemesine bağlı olarak hikmeti dilediğine verdiği, "yu'til (verir) ifadesiyle belirtilir.
Allah’ın hikmeti dilediğine vermesi, maddi zenginliğin Allah'ın dilemesine bağlı olarak bazı kimselere verilmesi gibi bir durumdur.
Görmezler mi ki Allah rızkı dilediğine bol veriyor, dilediğininkini de kısıyor? Kuşkusuz bunda iman eden kimseler için ibretler vardır. (Rum 30/37)
Bir insan günde 13-14 saat bile çalışsa, aklını gereğince kullansa da Allah dilemezse zengin olamaz. Günlük hayatta bunun pek çok örneğini görürüz. Günlük 13-14 saat çalışan ve aklını iyi kullanan birinin zengin olamadığına şahit olabiliyoruz. Ama günde 6-7 saat çalışan biri ise zengin olabiliyor. Kişi, tüm çabasını ortaya koysada, eğer Allah dilerse, o kişi ancak o zaman zengin olabilir.
Bakara 2/269’daki hikmetin bazı kimselere verilmesi de aynen bu şekilde, Allah'ın dilemesine bağlı olarak gerçekleşir.
Bakara 2/269’daki hikmet, Kitap ile birlikte inen değildir, kitap/ vahiy indikten sonra kitap/ vahiy ile hemhal olma sonrasında gün yüzüne çıkan, Allah'ın herkes de değil ama bazı insanlar üzerinde yarattığı, beşeri bir vahyi kavrayış yeteneğinden bahsetmektedir. Dolayısıyla bu Allah vergisi yetenek, Nisa 4/113’de gökten indirildiği bahsedilen hikmet olamaz. Çünkü gökten Allah vergisi yetenek inmez.
Bir kişi vahiyle hemhal olup, Kur’an’daki ilmi öğrenmeye çabalasa ve öğrense bile, Bakara 2/269'da "dilediğine verir" ve "kime verilmişse" dendiğine göre bu kişiye yetenek/ bilgelik verileceği kesin değildir. Allah dilediğine maddi zenginlik vermediği gibi bir başka zenginlik olan hikmeti de, dilediğine vermemektedir.
Bu hikmetin verildiği kimse için ayette “...Kime hikmet verilmişse, ona pek çok hayır verilmiş demektir...” (Bakara 2/269), denilerek, bu hikmetin ne kadar önemli bir zenginlik olduğu ayette belirtilmiştir.
Kur'an'ın ilmini öğrenmek için çaba gösterip, bu ilme olabildiğince sahip olup da, sapkın görüşleri olanların varlığı ve bolca isabetsiz görüşü olanların varlığı, bu türden hikmetin, Kur’an ilmine sahip olmak için çabalamış ve bu ilme olabildiğince sahip olmuş olan herkes de olmadığını kanıtlar.
O zaman Nisa 4/113’de geçen hikmet, Bakara 2/269’daki doğru hüküm verme yeteneği/ bilgelik değildir. Çünkü Nisa 4/113’de bahsi geçen, indirilmesiyle öğretilmiş olduğu “allemeke” ibaresiyle belirtilen hikmet, kitap ile birlikte inmiş bir doğru hüküm verme yeteneği/ bilgelik olsaydı eğer, herkes Kur'an'ı okur, öğrenir ve herkes doğru hüküm verme yeteneğine/ bilgeliğe sahip olurdu. Lakin, Kur'an'ı her okuyan bu yeteneğe/ bilgeliğe sahip değildir.
Demek ki Nisa 4/113’de, "allemeke (öğretti)" ifadesi sayesinde, indirilmesiyle öğretilmiş bir ilim olduğu anlaşılan bu ayetteki hikmet ile, Bakara 2/269’da bahsi geçen, vahyin ilmini öğrenmiş olsa da herkese verilmediğini öğrendiğimiz hikmet (yetenek/ bilgelik) aynı manada değildir.
Zaten Bakara 2/269’daki Allah vergisi yetenek/ bilgelik, Nisa 4/113’de gökten indirildiği belirtilen hikmet asla olamaz. Çünkü gökten Allah vergisi yetenek/ bilgelik inmez.
Bazı çağdaş meal yazarlarının, Nisa 4/113’de, Kitap ile birlikte Bakara 2/269’daki doğru hüküm verme yeteneğinin/ bilgeliğin gökten indirildiğine dair yaptıkları hatalı çevirilerin, bir anlığına doğru olduğunu varsayalım.
Velev ki, Kitap ile birlikte Bakara 2/269’daki yetenek/ bilgelik gökten indirilseydi, “allemeke (sana öğretti)” ifadesi sayesinde indirilmesiyle öğretilmiş olduğu belirtilen bu yeteneği/ bilgeliği öğrenmek için kitabı açıp, okuyan herkes öğrenip, bu yeteneğe/ bilgeliğe herkes sahip olurdu. Bu durumda, Allah'ın hikmeti, herkese vermediği, dilediği bazı kimselere verdiği anlaşılan Bakara 2/269 ayetiyle haşa çelişkiye düşülürdü. Böyle bir çelişki olmaması gerektiğine göre, Nisa 4/113'deki indirilmiş hikmet, Bakara 2/269’daki hikmet (yetenek/ bilgelik) olamaz, bu indirilmiş hikmet ancak bir ilimdir.
Demek ki Nisa 4/113’de bahsedilen, indirilmesiyle öğretilmiş olan hikmet, gökten inmeyen ve herkese verilmeyen Bakara 2/269'daki yetenek/ bilgelik değil, ancak bizim için gökten indirilen, ilim yani bilgidir. Zaten gökten yetenek/ bilgelik indirilmez.
Bakara 2/269’da "Allah dilerse eğer, vahiyle hemhal olan kimselerden bazı kimselere, hikmet verir" diye anlaşılmaktadır. Ayetteki, "yu'til (verir)" ibaresi, Allah'ın dilediği kimselerde yeteneği/ bilgeliği yarattığını vurgular. Yeryüzünde Allah'ın dilediği bazı insanlar üzerinde yaratılan yetenek/ bilgelik gökten iner mi?
Allah vergisi olan, bazı kimselere verilen, bazı kimselere verilmeyen, bir beşer üzerinde yaratılan, beşeri bir vahyi kavrayış yeteneği/ beşeri bir bilgelik gökten iner mi?
Bir meal yazarının, Bakara 2/231’deki hikmete, Bakara 2/269’daki hikmetin manasını verdiğini gördüm. Bununla ilgili de bir açıklama yapmak isterim.
"…size vaaz vermek için (ya'izikum) indirdiği Kitab'ı ve hikmeti hatırlayın (vezkuru)." (Bakara 2/231)
Bakara 2/231’de, vaaz verme manasında olan "ya'izikum" ifadesinin, indirilen kitap ve hikmete atıf yapmasından dolayı, indirilen kitap ve hikmetin vaaz edilen/ öğüt verilen olduğu anlaşılarak, burada geçen hikmetin ilim olduğu, Bakara 2/269’daki doğru hüküm verme yeteneği olmadığı hemen fark edilmektedir.
Çünkü vaaz verme manasında olan "ya'izikum" ifadesi, kitap ve hikmetin üzerine atıf yapıldığından dolayı, burada geçen hikmetin vaaz edilen bir ilim olduğunu anlarız. Zaten, Bakara 2/269'dan, herkese verilmeyeceğini öğrendiğimiz Allah vergisi doğru hüküm verme yeteneği, herkese verilmediği halde herkese verilsin diye, vaaz edilir mi? Bu bir çelişki olurdu. Allah vergisi yetenek vaaz edilir mi hiç? Ayrıca Bakara 2/231’de bu hikmetin indirildiği bahsedilir. Yetenek gökten inmedi ki, gökten inerek, vaaz edilmiş olsun. İlim vaaz edilir. Gökten, Allah vergisi doğru hüküm verme yeteneği de inmez, ilim iner.
Allah vergisi yetenek, Allah’ın dilediği bazı insanlar özelinde yarattığı bir şey olduğu için yeteneğin gökten inmediğini, rahatlıkla anlayabiliriz. O halde Bakara 2/231'de geçen indirilen hikmet, indirilen bir yetenek değil, indirilen bir ilimdir.
Bu ayetteki "indirdiği Kitab’ı ve hikmeti" ifadesinin arasını "vav" atıf harfinin ayırarak, indirilen kitap ve hikmetin birbirinden ayrı olarak indirildiği anlaşılır.
Nasipse devam edeceğiz.
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Hüseyin KURT
Yaşar Doğu’dan Astorya’ya
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Halil MERT
Tarihsel Gerçeklik: İran’da Türk Hâkimiyeti…
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Nihat Güç
ABD-İsrail Ve İran Savaşı
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Ahmet DÜZGÜN
Fabrika Ayarlarına Dönüş
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Ahmet Eren KURT
Sessizlik Bazen Bir Tercih Değil, Son Çaredir
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Memiş OKUYUCU
Zübeyir Yetik’in Ardından…
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)