Okullarımızda ki eğitimin kökeni evrim teorisine dayanıyor. Doğada her şey kendiliğinden oluyor diye ders kitaplarında anlatılıyor. Halbuki, tek hücreli bir canlının kendi kendine olma ihtimali sonsuzda 1 ihtimaldir. Canlıların evrimleşerek meydana geldiği inancı ispatlanamamıştır. Evrenin hiçbir yerinde kendiliğinden bir hücreli canlının dahi meydana geldiği gözlemlenememiştir. Bir varsayımın bilimsel olarak kabul edilmesi için laboratuvarda defalarca denenerek, gözlemlenebilmesi gerekiyor.
Evrim teorisinde söz edildiği gibi canlıların kendiliğinden var olduğu, laboratuvar deneyleriyle gözlemlenebilen Bir şey değildir. Bilimsel olarak kanıtlanmamış bir şeyin okuldaki eğitim sisteminin merkezinde olması, Yaratıcının olmadığı iddiasının bilimsellikmiş gibi sunularak, büyük bir yalana inanılmasına hizmet etmekten başka bir iş görmüyor. Evrim teorisinin objektiflik ve nesnellik olduğuna inananların çoğunun dayanağı evrim teorisindeki yalanlar oluyor.
Halbuki bazı evrimci Ateistler natüralist felsefenin bir inanç olduğunu itiraf ediyor. Fakat pek çoğu bunun farkında değil. Kendilerine atomlar üzerinden, makro ve mikro bir düzenin Yaratıcıdan olduğu bahsedildiğinde, "bilime içine inancı katarak yorum yapmanız bilimsel değildir" deniyor. Halbuki bilimin içine kendileri, bilimsel olarak laboratuvarda deneylenmemiş natüralist felsefe inancını sokuyorlar.
Dünya yok oluncaya kadar Güneşi hiçbir insan görmeseydi, Güneşin ısısından ve ışığından dolayı aydınlatıcı ve ısıtıcı bir varlığın olduğuna, görülmediği halde inanılırdı. "Bilim bunu ispat edemedi ve inanmıyorum" demek, akli bir çıkarım olmazdı. İşte neden-sonuç ilişkilerindeki süreci sadece madde gözüyle gözlemleyip, Akıl gözünü kullanmayı bırakırsak, böyle akla ziyan görüşler ortaya çıkıyor.
Çıplak gözümüzle göremediğimiz halde radyo dalgaları ve televizyon dalgaları, röntgen ve X ışınlarının bir fayda sağlamak üzere etki edebildiğini gördük. Görebilmesi sınırlı olan gözün, bilimsel olarak tespit edilmesede ve laboratuvarda deneylenmemiş olsa da, bazı karadeliklerin, gezegenlerin daha olduğuna inanıyoruz. Biz, aklımızla buna inanırız. İnsan aklı böyle çalışır.
Akıl böyle çalıştığından, evrende bir düzen olduğu inancına kani olunur. Bu tür akli çıkarımlara olan inançlarından dolayı zaten bilim yapabilir. Natüralistlerden dürüst olanları, bilim yapabilmek için 6 inanç olduğundan bahseder. Aşama aşama bu deneylenmemiş inançlarla hipotezler, teoriler, kanunlar açığa çıkartılır.
Evrenin tamamına bakıp her yerinde düzen olup olmadığına bakmak imkansız olduğundan, evrende gözlemlenebilen düzenli işleyişlerden dolayı, evrende düzen olduğu inancına kani olarak bilim yapılabiliyor. Evrenin gerçek olup olmadığı hususu, evrenin her yerine bakılmadığı için bir inançtır. Evrenin gerçek olduğu inancıyla bilim yapılabiliyor. Natüralistlerden dürüst olanlar, Evrende düzen ve evrenin gerçek olduğu inancı gibi bazı inançların kabulüyle bilim yapılabildiği belirtiyor. İnançsız olan pek çok natüralistin bu konudan haberi yok.
Birbirlerini tanımayan cansız, ilimsiz, iradesiz atomların nasıl olurda birbirleriyle temasa geçerek, nasıl olurda böyle güzel neticeler ortaya koyabildiklerini yorumlamaya dair, yapacağınız her açıklama birer inançtır. Evrendeki faaliyetleri sadece cansız, ilimsiz, iradesiz maddi sebeplere bağlayarak bir açıklama yapmakta bir inançtır. Hemde natüralist bir inançtır. Evrendeki faaliyetleri, birbirini tanımayan cansız, ilimsiz, iradesiz maddelere etki eden bir Yaratıcıya bağlamakta bir inançtır. Eğitim sistemimiz, bir öğrencinin bu iki ayrı inançtan hangisine inanacağını, öğrencinin kendi kararına bırakabilmesi gerekiyor.
İslam'a gönülden bağlı il ve ilçe milli eğitim müdürlerinin gayretiyle, MEB'de tabanda tavana kadar bu konuda güçlü bir ıslah çalışmasının başlatılması elzemdir. İl ve ilçe milli eğitim müdürleri, öğrenci ve velileri de arkasına alıp, onlardan imza toplayarak MEB'a bu konuda başvuruda bulunulması zorunludur. İnançsızlığa bir nebze de olsa gem vurarak, dini yaşama son derece önemli bir katkı sağlanmış olacaktır.
Okullarda, öğrencilere naturalist felsefe inancıyla bilim anlatıldığı dürüstçe söylense ve Yaratıcı tarafından sebep-sonuç ilişkisine etki edildiğine inanılan böyle bir inancında olduğu söylense, daha dürüst bir eğitim sistemi olmuş olurdu. En azından bu dürüstçe ifadeler ders kitaplarında yer almalıdır.
MEB'nın onayıyla basılmış ilkokul kitaplarında bile yağmurun, doğanın işleyişiyle kendiliğinden gerçekleştiği şu şekilde bahsediliyor:
"Yeryüzündeki sular, Güneşin ısısıyla buharlaşır, gökyüzüne doğru yükselir ve bulutları oluşturur. Bulutlarda biriken suların yeryüzüne düşmesi ile yağmur oluşur. Kar ise, su buharlarının havada donarak beyaz tanecikler haline gelmesiyle oluşur ve yeryüzüne iner."
Görüldüğü üzere, doğa ve doğadaki işleyiş (haşa) Yaratıcı yerine konuyor, doğadaki düzeni sağlayan bir Yaratıcı olduğu inancı yok edilmeye çalışılıyor.
Hiçbir insan müdahalesi olmayan, apaçık bir ilahi ayet olan yağmur hadisesine böyle bir yamuk bakış açısıyla bakılıyor. Böylece deistliğe kapı aralanıyor. Küfrün batıl argümanlarıyla zihni daha çok bulandırılan, bu seferde Ateist veya Agnostik olunuyor.
Peygamberimiz (a.s) zamanındaki müşriklerin, Allah'a olan inançlarından şirki çıkardığımızda geriye kalan Allah'a olan inançları, günümüzdeki pek çok Müslümandan daha iyiydi. O zaman ki müşriklere yağmurun nasıl yağdığı sorulduğunda, yağmuru Allah'ın yağdırdığını söylüyorlardı. Lat, Uzza olmasa yağmur yağmaz diye şirk cümlesini de yanına ekliyorlardı. Ama yağmuru Allah'ın yağdırdığını en azından kabul ediyorlardı.
Günümüzdeki bir Müslümana, yağmur nasıl yağıyor diye sorulunca,"kuzeyden gelen rüzgarların ve alçak basıncın etkisiyle, bulutlardaki su damlacıkları soğuk hava tabakasıyla karşılaşarak yağmura dönüşür" diye anlatır. Yağmurun nasıl yağdığını, Rabbimize hiçbir atıf yapmadan anlatır. Hava durumu bültenleri izleyen hiç okul okumamış birine sorulduğunda da aynı cevabı verebiliyor. Etrafımızda bizi kuşatan küfür cümleleri dolaşıyor.
Evrene ve evren içindeki her şeye müdahil bir Yaratıcı yerine, Yaratıcıdan kopuk bir anlayışıyla bilim anlatılarak okullarda, ateizm ve deizm propagandası her daim yapılmaya devam ediyor. Toplumun her katmanında bu propagandanın etkileri görülüyor. Bir de bunun üzerine teknolojinin, konforizm ve modernizmin bazı olumsuz etkileri ilave olduğunda, Yaratıcıya olan ihtiyaç her geçen gün azalarak, dine bağlılık zayıflayıp, giderek yok oluyor.
Hiç okul okumamış bile aşı vurdurduğunda, Allah'ı hesaba katmadan, hastalıktan aşının koruyacağına inanıyor. Etrafta küfür cümlelerin dolaşım hızı giderek artıyor. Bu tür batıl ön kabullerle, Kur'an-ı Kerim'i okusalar da, ayetlerde Rabbimizin neyi kastettiği, muradı hakkıyla anlaşılamıyor. Uzak bir Allah inancı, (haşa) rol modelliği sona ermiş uzak bir peygamber inancına da sebep oluyor. Ahireti, kaderi ve melekleri farklı yorumlamaya kadar büyük sapma ortaya çıkıyor. Akabinde Allah'ın hükümlerini bu batıl perspektifle, korkusuzca yorumlama yarışına girilmesi gündeme geliyor.
Rasulullah'ın öğretisine göre, vahye dayalı bir biçimde toplumu bilinçlendirme seferberliği yapılmazsa, hak olanın yerini bu şekilde batıl dolduruyor.
Zihinlerinde oluşan sorulara hak olan cevapları bulamayanlar, bilim üzerinden yapılan materyalist bir inanca dayalı yorumları, modernist düşünceyi baz almaya başlayarak taklidi imanları kalmayabiliyor ve basitçe küfre girilebiliyor.
Batıl inançların olduğu, natüralist ve modernist eğitim sistemimizle yetişmiş bazı müslümanların, zihinlerinde ve kalplerinde nasıl bir bulanıklığın oluştuğunu daha yakından görmeye çalışalım:
Evrimci teist olan bir Müslüman, "Allah insana güç (pazı gücü) verdiğine göre, atomlara ve moleküllere de bir güç vermiş olamaz mı?" diyebiliyor.
Fakat, Allah'ın insana verdiği güç emanettir. İnsana ait değildir. İnsandaki güç, zahiren (görünen) bir perdedir. Perdenin ardında, insan bedenindeki her işleyişi anlık olarak yaratarak, insanın asla sahibi olmadığı emanet bir gücü anbean kullandıran, mutlak güç ve kudret sahibi var. Mülkün gerçek sahibi, herhangi bir hastalığı veya yaşlılığı yaratarak, insana emanet verilmiş gücü, azaltabiliyor. Güç ve kuvvetin mutlak olarak kime ait olduğu ortaya çıkmış oluyor.
Allah tasavvurunu öğreten Rasulullah'ın, Kur'an'daki kevni ayetleri anlamlandırma usulünden yararlanmak yerine bozuk bir Allah inancına göre kevni ayetleri anlamlandıran evrimci teist olan bu Müslüman, bazı ayetleri batıl inancına delil olarak kabul edebiliyor…
"Biz de dedik: Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve selametli ol!" (Enbiya suresi 69.ayet)
Sözünü ettiğimiz evrimci teist olan bu Müslüman bu ayette, "Allah ateşe yakma! dedi ve ateş yakmadı. Ateşe bu emir verilmeseydi, ateş İbrahim'i yakacaktı. Yakma! emriyle ateşin yakmasına engel olundu. Demek ki, ateşin yakma gücü var, diye belirtiyor."
Halbuki ayetlerde ilahi muradın ne olduğunu bize öğretip, teyit eden Rasulullah'ın öğretisine göre, Rabbimiz ateşe her defasında yak!, yak! dediği için ateş her defasında yakabiliyor." Kün fe yekün" hakikati buna işaret eder. Rabbimiz ateşe yak! dediği için yaktığı gibi, yakma! deyince de yakmamış oldu. Dolayısıyla ateşin bir gücü yoktur.
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih eder; O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız. O halimdir, bağışlayıcıdır. (İsra suresi 44.ayet)
Evrimci teist olan bu Müslüman, bu ayeti de kendi inancına göre yorumluyor. Bu ayetten, atomların bir bilinci olduğu sonucunun çıkacağını belirtiyor.
Fakat, Evrendeki canlı ve cansız bütün varlıklar, Allah'ın emirlerine boyun eğmiştir. Yüce Allah mülk sahibi olduğundan, dilediği gibi her varlıkta tasarrufta bulunur. Canlı ve cansız her şey, tam bir teslimiyet içerisinde itaat ederek sahibinin emirlerine boyun eğmiştir. Onların tesbihleri, zikirleri bu teslimiyetleridir.
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikisi de: "İsteyerek geldik" dediler. (Fussilet suresi 11.ayet)
Evrimci teist olan bu Müslümana göre bu ayet, maddenin kendine has bir gücü ve bilinci olduğuna delildir.
Halbuki mülk Allah'ındır. Rabbimiz, böyle bir çağrıda bulunup, maddenin emrine itaat edip, isteyerek geldiğini bize anlatarak, maddenin anlık ilahi emirlere uymayı istememe ihtimalinin olmadığını gösterir. Maddenin hakim değil de, mahkum olduğuna işaret eder.
Atomlar ve moleküller, düzeni koyana boyun eğmiş bir mahkum konumundadır. Hem mahkum hem hakim olamayacağından, hakim konumda da değildir. Her çeşit madde, kendisini ilgilendiren herhangi fayda veya zarara engel olamaz. Aynen putlar gibi… Atomlar zaman içinde enerji kaybına uğrayabiliyor. Atomun bilinci, kudreti ve iradesi olmadığından kendisinden bomba üretilmesine, kendisinin insanlar tarafından parçalanmasına, kara delikler tarafından yutularak, yok olmasına hiçbir zaman engel olamıyor. Atomlar kendi iradesi ve gücü olmadan çalıştırıldığından, "artık ben çalışmayacağım" da diyemiyor. Dolayısıyla anlıyoruz ki, hiçbir nedenselliğin gücü yoktur.
Nedenselliğe güç atfedilemeyeceği hususunu biraz açmam gerekiyor... Her işte, hakiki sebep vardır, bir de zahiri sebep vardır. Bir perde olan zahiri sebebin muktedir olmadığını defalarca delilleriyle bahsettim. Perdenin ardında, hakiki sebep olan Allah (c.c) var. Zahiri sebep muktedir değilse, o zaman fiillerde görünen nedenselliği, zahiri sebeplere bağlamanın bir anlamı yoktur. Zahiri sebep yapamıyorsa, zahiri sebep yerine hakiki sebebin asıl sebep olduğunu vurgulamalıyız. Nedensellik sadece adetullahtır. Dolayısıyla nedenselliğin hiçbir gücü yoktur.
Rahman suresi 29.ayette, "O her an yaratma halindedir" diye buyruluyor. Kur'an-ı Kerim'de "biz yaptık" diye pek çok ayet vardır.
Kur'an-ı Kerim'in ve Allah Rasulünün perspektifinden, kainata ve insana bakılmazsa bu ayetler yanlış anlaşılır. Yamuk bir bakış açısıyla Kainat ayetlerine bakılması yüzünden, tefsir okunsa bile Kur'an yanlış yorumlanıyor. Bunda dolayı hevasından konuşmayan ilahi bir rehber (peygamber) gereklidir. Doğru anlama zinciri kopunca, batıl düşüncelerin ardı arkası kesilmiyor.
Anlaşılan o ki, kainatı doğru tanımlayan ilahi bir kitap olan Kur'an-ı Kerim'i, hiç şüpheye ve hatalı yorumlamaya mahal vermeyecek şekilde açıklayan, ikna edici ilim ve hikmet dolu bir muallim gereklidir. Doğru anlayıp, anlamadığımızın sağlamasını yapmak için bu zorunlu bir ihtiyaçtır. Anlaşılan o ki, Kur'an-ı Kerim'i doğru yorumlayarak kainatı okuyan, açıklayan ve ikna edici bir peygambere ihtiyaç var.
Yaratıcının hayatımızdaki anlık yaratışına ve korumasına (müdahil oluşuna) ikna olmamış evrimci teist olan bu Müslüman, kıyamete kadar her an ilahi lütuf olarak muallimliği korunan bir peygamberimiz olduğu konusunda da tabii ki ikna olmayacak, olmuyor da… Uzak bir Allah inancına sahip böyle birinin, (haşa) "postacı" hükmünü vereceği kendisinden uzak bir peygambere inanması da kaçınılmazdır.
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)