MEB kitaplarında evrenin ve canlıların oluşumu halen doğaya bağlanıyor. Laboratuvar ortamında deneylenemeyen evrim inancı hala bilimsellik maskesi altında nesnellik olduğu gibi bir yalan algıyla kitaplarda yerini koruyor. Üniversitelerde yaratılma hadisesi bir hipotez olarak değerlendirilirken, evrim ise teori olarak sunuluyor.
Evrim konusunda derin araştırmalar yapan bilim adamları, insan beyninde herhangi bir evrimleşmenin olmadığını, her hücrenin mühim görevi olduğunu, kusursuz yaratıldığını söylüyor. İnsan beynindeki hücreler bilgiyi algılıyor, yorumluyor, mühim işlerin çıkmasında rol alıyor. Bu gibi hikmetli, düzenli, mühim işlerin çıktığı insan beyni, başıboş ve rastgele oluşmuş olamaz.
İnsanın yaşamı için gerekli olan beyin nimetini veren merhamet, beyin nimetini hangi referansla kullanacağını öğreten kullanma kılavuzunu vermeyerek, insanı sahipsiz ve başıboş bırakmaz.
Maalesef ders kitaplarında, evrenin ve tabiattaki her işleyişin kendiliğinden olduğu, herşeyin başıboş olduğu yönünde materyalist bir evrimci dil kullanılıyor.
Ateizme ve deizme giden yolların taşları döşeniyor. Bilimsel bir hakikat olmayan, pek çok ülkede yasaklanan evrim teorisi argümanları, ders kitaplarımızda materyalist ifadelerle mutlak doğruymuş gibi lanse ediliyor. İslam'a bağlılığı istenilen düzeye ulaşmamış gençler, ders kitaplarındaki evrim argümanlarına yakınlaşmaya başlayabiliyor. Sonraki süreçte akıllarına küfre sokacak bazı sorular düşmeye başlıyor. Cevapları bulamayan ve çok yakın bir Allah inancının öğretilmediği bu kimseler, uzak bir Allah inancının kalplerinde oluşturulması nedeniyle, Yaratıcının gönderdiği dinden ve Yaratıcıdan iyice uzaklaşmaya başlıyor.
Evrim propagandası ve materyalist dil, ilköğretimdeki ders kitaplarında dahi halen yer alıyor. Allah’ın varlığını, birliğini, isim ve sıfatlarını yok sayan bir evrimci anlayışla, ders kitaplarında materyalist ifadeler yer alıyor.
2. Sınıf Hayat Bilgisi Kitabı'nda, "Doğada birçok olay kendiliğinden belli bir düzen içinde oluşur. Doğa ve olaylar bu düzenin sağlanmasında etkilidir" sözleriyle inançsızlık aşılanıyor. Aynı hayat bilgisi kitabında "Cansız varlıkların bazıları doğada kendiliğinden bulunur" yorumu batıl bir inançla aşılanıyor.
Evrimci görüşe ders kitaplarında çoğu kez dikkat çekiliyor. Mesela, Fen Bilimleri 3. Sınıf kitabında, "Canlılar kendiliğinden doğada bulunur" diye belirtiliyor. Aynı kitabın farklı sayfalarında, "Dağ, ova, orman, çayır, akarsu kendiliğinden bulunur", cümlesine yer veriliyor.
Fen Bilgisi kitaplarında azımsanmayacak ölçüde, bu tür evrimci görüşe ait cümlelere yer veriliyor. Evrendeki faaliyetlerin yaratıcı tarafından yapıldığı inancı, tarafsızlık olmadığı düşüncesiyle, ders kitaplarında bahsedilmiyor. Halbuki tarafsızlık olarak sundukları natüralizmin ve evrime ait görüşlerin tarafını tutarak, tarafsızlık yalanını empoze etmeye çalışıyorlar.
Evrim konusunda araştırma yapan bilim adamları, canlı türlerinde kusursuzluk ve mükemmellik yoksa, günümüzdeki var olan canlılardan daha önceki canlıların, bazı canlı türlerinin doğada kendiliğinden evrimleşme sonucu meydana geldiği görüşünü belirtir. Aynı bilim adamları, eğer günümüzdeki canlı türleri eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmışlarsa, o halde sonsuz güç sahibi bir üstün akıl tarafından yaratılmış olmaları gerektiği görüşüne değinir.
Evrim teorisi olarak nitelenen batıl görüşün önde gelen savunucularından Richard Dawkins, sözde teori olan evrime çok büyük darbe vuran Kambriyen hakkında şu itirafı yapmaktadır:
"Kambriyen katmanları, başlıca omurgasız gruplarını bulduğumuz en eski katmanlardır. Bunlar, ilk olarak ortaya çıktıkları halleriyle, oldukça evrimleşmiş bir şekildeler. Sanki hiçbir evrim tarihine sahip olmadan, o halde, orada meydana gelmiş gibiler. Tabii ki bu ani ortaya çıkış yaratılışı savunanları oldukça memnun etmektedir" [1]
Canlı türleriyle ilgili bugüne kadar yapılan araştırmalarda, hiçbir ara geçiş formu ortaya çıkmadı, evrimin bu konudaki yorumu ispat edilemedi.
Her canlı türünün müstakil olarak yaratıldığını gözlemleyebiliyoruz. Her insan, anne karnında tek hücreli bir zigottan başlayarak doğum anına kadar intizamlı değişiklikler yaşar. Ademoğlunun, anne karnındaki geçirdiği tekamül süreci gözlemlendiğinde, gelişiminin her noktasında genetik yapısı insandır. Hiçbir noktada genetik yapısı değişim göstermez. Her canlı türü için yapılan bu tür gözlemlerde, her canlının müstakil olarak var edildiği hakikati, aynı şekilde ortaya çıkar.
İnsanın yaratılırken tekamülü bir seviyeye kadar getirilip, müstakil olarak var edildikten sonra, çevre şartlarına göre bambaşka bir canlı türünün oluşmaması, nedenselliğin bir bilinci ve gücü olmadığını gösterir. Çünkü nedensellik, üstün bir hikmete, ilme, kudrete boyun eğmiş durumdadır. Nedenselliğin hakim bir konumda olmadığını basitçe anlayabiliyoruz.
Ey insan! Ellerin, ayakların ve vücudunun her azası şu anki gibi, doğduğunda büyük değildi… Her zaman değişmekte ve yaşlanmaktasın... Başlangıcın bir hücre değil miydi? Seni bir hücreyken, ilim ve kudretiyle halden hale sokarak, seni insana dönüştüren kimdir? Bunu her an tabiat, yasalar veya sebepler mi yapıyor diyeceksin? Yoksa en rasyonel 4.ihtimal olan El-Alim, El-Hakim olan bir Yaratıcının her an yarattığı hakikatini mi kabul edeceksin?
Canlılar her zaman halden hale sokularak değiştirilmektedir. Ama kendi cinsi ve yapısı El-Hakim, El-Hafız ile her an korunmaktadır. Her tavuk, civcivlikten geçerek birçok şekil ve yapı kazandırılmasıyla şu anki haline dönüşüyor. Fakat yine tavuk halinde kalmaya devam ediyor. Pek çok canlı gibi insanda tek hücreyken, türlü hallerden hikmetle geçirilerek en itidal noktaya getiriliyor. Her insanın kendi cinsi ve yapısı, er-Rahman, El-Hakim, El-Hafız isminin tecellisiyle her an korunmaktadır.
Herhangi bir canlının mükemmelliğe ve kemale ermesi için geçirdiği tüm değişiklikler tekamüldür, evrim değildir.
Evrimcilerin batıl yorumlarındaki gibi bir canlıdan cinsi, yapısı bambaşka bir canlı oluşmuyor. Dünyadaki yapılan gözlemlere ve araştırmalara göre, adetullahın işleyişi böyle bir yapının olduğunu kanıtlamıyor.
Evrimcilerin, evrime delil gösterdikleri mutasyon, DNA'da yer alan bilgilerle ilgili bir durumdur. Canlılardaki her bir işleyişi her an var eden bilinçli bir tasarımcı var. DNA'daki yer alan bilgilere göre mutasyon da olsa, mutasyonu yapan bilinçli bir tasarımcıdır. Mutasyonun rastgele olmadığı, mutasyonun bir ilim ve hikmet sonucu fayda sağlanmasından dolayı anlayabiliriz.
DNA'daki bilgilerin sebep kılınarak, mutasyondan dolayı bazı değişikliklerin düzen içinde ve hikmetle olması Yaratıcının her an faal olduğuna çok önemli bir delildir.
Bilim adamları, farelerin bulundukları zeminin rengine uyum sağladıklarını belirtiyor. Bu uyumu, fareler sağlayamaz. Yaratıcı, farelerin genetiğine daha önce işlemiş olduğu bilgilerle, farelerin bulunduğu zeminle renk uyumunu sağlar. Böylece farelerin hayatiyetlerinin devamını sağlamış olur.
Farenin bulunduğu zeminle ilgili bu renk uyumu için yaratılan mutasyon fareden bambaşka bir canlıyı meydana getirmez. Böyle bir mutasyonun geçmişte ve şu anda olduğuna dair hiçbir delil bulunamamıştır. Dolayısıyla uzak bir Yaratıcı inancına sahip kimselerin ve inançsızların iddia ettiği "kötülük problemine" kanmış kimselerin, dini inançsızlığı seçebilmesi sağlayacak bir argüman burdan çıkmaz.
Bir elinize canlı çiçek alın. Bir elinize de yapma çiçek alın. Yapma çiçeği yapan, kudret ve ilim sahibi bir varlık mıdır? Elbette… Canlı çiçek, yapma çiçekten çok daha hayret verici ve mükemmeldir. Bu canlı çiçek, anlık bir ilahi müdahale nedeniyle Güneş ve suyla temas halinde gelişebiliyor, meyve verebiliyor. Bu muazzam çiçeği yapan, anlık olarak koruyan ve yaşatan bir ilim ve kudret sahibi bir aşkın varlığın olması daha rasyonel değil midir? Meyve veren çiçekleri insana her daim hizmet ettiren, insanı başıboş bırakmış olabilir mi?
Akciğerlerimiz, atmosferdeki hava ile uyumlu olacak şekilde, intizamlı olarak dizayn edilmiş. Güneşi boşlukta tutan kim ise, Güneş ışınlarından faydalanarak cisimleri görebilen gözleri veren de aynı kudrettir. Dolayısıyla canlı ve cansız hiçbir şeyde ateizme ve deizme sürükleyen evrime bir dayanak çıkmaz. Ademoğlu tam bu noktada, hayatını neye göre yaşayacağını belirlemek için bir karar vermek zorundadır.
Fakat maalesef teori olarak ileri sürülen evrim görüşü, pek çok insanın ateizme ve deizme düşmesini ve düştüğü yerde kalmasını sağlayan önemli bir dayanak noktası oluyor.
Halbuki Yaratıcının nedensellikle hükmettiği hakikatini hiçe sayan evrime, darbe vuran somut bilimsel gözlemlere göre, elde edilen görüş şudur:
Solungaçların akciğerlere dönüşmesi, yüzgeçlerin bacağa dönüşmesi, kalp odacıklarının sayısının değişmesi gibi radikal değişikliklerin hiçbiri hassas sistemlerde bir bütün olarak ortaya çıkamaz.
Türlerin müstakil bir yaratılma ile var olduğunu, delilleriyle ortaya koyan bilimsel görüşleri dikkate almalıyız. Çünkü, biyoloji biliminin verilerine göre, kromozonların, genlerin genel yapısı farklı bir türe dönüşmez. Aksi halde hücredeki düzen bozulurdu ve bir düzenden bahsetmiyor olurduk. Bu durum, maddenin düzene mahkum edildiğini, bilinçli bir tasarımcının irade ve kudretiyle süreçlerin gerçekleştiğini gösterir. Evrene anlık müdahalelerde bulunularak, canlı-cansız varlığın yaratılıp, yönetildiğine işaret ediliyor.
Rahmetiyle kendisine şah damarından daha yakın bir zata inanmayan bir Deiste, Rahman'ın insanlıkla iletişime geçtiğine inandırmak çok zorlaşır.
Rahmeti, adaleti, hikmeti, kudreti ile evrene ve insana her an müdahil olduğunu bilmeyen birinin kalbinde, evren ve insandan uzak bir Allah'a iman oluşur. Böyle bir inancı olan birinin, bir ömür Allah ve Resulüne ittibayı kabul ederek, ittiba edebilmesi manevi sünnetullaha aykırıdır. Böyle birinin, müslümanların kötü hallerini bahane ederek, Deist olduğunu söylemesi, daha önce kalbini deistçe bir yaşama hazırladığı hakikatini örtemez.
Natüralist bir anlayışla, türlerin nedensellikle var olduğunu dile getiren teist evrimcilerin de, nedenselliğe bir güç atfederek, uzak bir Allah inancına sahip olmaları yadsınamaz bir hakikattir. Materyalist bir inanca hizmet eden evrimin, en mühim zehiri budur. Ateistlerin ve bazı Deistlerin "kötülük problemi" iddiası gibi, nedenselliğin gücü olduğu iddiası da inançsızlığa alet ediliyor.
Eğer nedenselliğin kendine has bir gücü, iradesi var ise, Allah’ın gücü ve iradesi (haşa) lüzumsuz konumuna sokulmuş olur. Eğer Allah’ın iradesi ve gücü doğrudan nedenselliği oluşturan faktör ise her nedensellik, adetullahtır.
Evlilik sonrasında bir çocuk doğduğunda, çocuğun anne ve babası "bu çocuğu biz yarattık" demiyor. "Rabbim bize lutfedip, çocuğumuzu yarattı" diyor. Yaratıcının nedensellik (adetullah) ile an be an herşeye hükmettiğine inanan bir anne ve baba, nedenselliğin kendine has bağımsız bir gücü olduğunu kabul etmiyor. Çünkü, asıl faili biliyor.
Yasin suresi 41-42. ayetin de, insan eliyle yapılan geminin ve her bineğin Allah tarafından yaratıldığı öğretiliyor. Nedenselliğin bağımsız bir gücü olduğunu kabul etmeyen biri, insan gücüyle yapılmış herhangi bir bineğin, hakiki sebep olan Rahman tarafından yaratıldığını kabul eder. Çünkü gemiyi, uçağı, otomobili yapan insanın içindeki kabiliyeti ve akledebilme özelliğini kimin verdiğini bilir. İnsanın bir işi yapmayı tercih etmesi sonrası, o işin yapılabilmesi için gerçekleşen her fiili kimin yarattığını bilir.
Suyun kaldırma kuvvetini meselesini de böyle düşünmeliyiz. Evrenin ilk başlat düğmesine basılıp, ondan sonra evrendeki her işleyişin kanunlarla olduğu düşüncesi yerine, adetullah gereği nedensellikle evrene anlık müdahale edildiği hakikatini kabul etmeliyiz. Aksi halde determinist bir anlayışla, evren ve insandan uzak bir Yaratıcı anlayışı oluşur. Yaratıcı kendi koyduğu kanunları, (haşa) delemez gibi bir anlayış oluşur.
Rabbimiz, varlık aleminden bir anlığına kudretini ve iradesini çektiğinde, büyük bir kaosla evren dağılarak paramparça olur. Kur'an-ı Kerim'de geçen peygamberlerin mucizeleri, evrendeki faaliyetleri kanunların yapmadığını, an be an Malikü'l-mülkün fiiliyatıyla her şeyin olduğunu göstermektedir.
Evrimin yalanlarıyla bezenmiş natüralist eğitim sistemimiz; evren, insanlar, bitkiler, hayvanlar üzerinde nedenselliğin bağımsız bir gücü olduğuna bazı müslümanları inandırarak, uzak bir Allah inancını aşılıyor. Güç ve kuvvetin ancak Allah'tan olduğu hakikatinin unutturulduğu kimseler, akıl ve kalplerinde sarsıcı bir hengame yaşamaktadır.
Nasipse devam edeceğiz…
Vesselam…
[1] Richard Dawkins, The Blind Watchmaker, W. W. Norton, London, 1986, s. 229.
Aydan KURT
Bir yolculuktan fazlası...
Recep YAZGAN
Samsun’u Kimlik Bunalımına Sürükleme!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Mehmet Ali Çamoğlu
Kendi Ömrünü Çizenler: Bir Çekiç, Bir Anahtar ve Elli Yıl
Songül KARAMAN
Aile İçi İletişimde 10 Altın Kural
Kadir Erol
İnsan Olmak....!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Eyüphan KAYA
AMED Spor Yönetiminin Bahçeli’ye Ziyareti Vacip Oldu
Nihat Güç
Zuhruf Suresi 15. Ayeti
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)