İsparta’da Süleyman Demirel Üniversitesi’nde görev yaptığım zaman 01.10.1996 tarihinde Dinar depremi olmuştu. Bir ikindi vakti, oğlum Mehmet Halit ile Isparta’da evimizin karşısındaki Yedişehitler Camiinde ikindi namazı kılıyorduk. O esnada sallanmaya başladı. Cemaatin bir kısmı dışarı kaçtı. Ben yerimde duruyordum ancak Mehmet Halit heyecanlanmaya başladı. Sağa sola koşturuyordu, yanıma çağırdım, tuttum elinden, dedim ki sakin ol beraber çıkarız. Şu anda kaçmanın bir faydası yok, her şey, Allah’ın elindedir. Biraz sonra artık sabır sınırını zorlamaya başlıdı. Ondan sonra Mehmet Halit’in elinden tutum, caminin kapısına doğru gelddik. Bir de ne görelim caminin minaresi bir sağa 45° yatıyor bir sola 45° yatıyor. Anlaşılıyor ki şiddetli bir şekilde sarsılıyoruz, ikaz ediyoruz. Elhamdulillah Rabbim nasip etti merdivenlerden aşağı indik, kendimizi boşlukta bulduk. Sarsıntı azaldı, çok şükür o zaman camide de Isparta’da da herhangi bir hasar veya can kaybı olmadı ama Hayırlar Vakfı Camiinin minaresi yıkılmıştı.
Dinar ve çevresinde bütün binalar yerle bir olmuştu.
O zaman Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden bir profesor bu depremden sonra üniversitemize bir konferans verdi. O zaman şunu söyledi, bu deprem seçici bir depremdir.
Bakınız nasıl seçici bir deprem anlatayım: bir parselin içerisine dört blok oturtturulmuş. Zemin etüdü dört blok için aynı yapılmış, temel aynı çimento ve demirle, aynı malzemeden yapılmış. Hepsine aynı proje uygulanmış, ama aynı parselin iki blok zelzele tarafından yıkılmış.
Evet kullanılan metot ve malzeme aynı fakat ne var ki dört bloktan çapraz iki tanesi yıkılıyor, iki tanesi ayakta.
İşte onun için bu deprem seçici bir depremdir diye anlatınca, ister istemez sağdan salondan sorular gelmeye başladı.
Hocam nasıl bir seçici deprem?
Bütün şartları aynı iken dört bloktan çapraz iki blok neden yıkılıyor da diğerleri yakılmıyor?
Böylece yıkılan blok meskunları cezalandırılmış mı oluyor sebebi nedir?
Anlatmış olduğunuz seçici deprem ifadesi bundan sonra literatüre girecek mi, çünki yeni bir tabirle karşı karşıyayız. Bunu anlamlandırmak, ya da konudan ders çıkartmak gerekiyor mu?
Depremin meydana geliş sebepleri; tektonik hareketler, payların kırması, volkanik olaylar vb. şeklinde anlatıyorsunuz. Bu sebeplerden hangisi bu parseldeki iki bloku, hangi hesapla ve gerekçe ile seçti?
Onu anlatmamızın imkanı yoktur diye cevap veriyor bilim adamı. Biz sadece maddi sebep arıyoruz ve ancak böyle isimlendiriyoruz.
Ben üniversite öğrencisiyken başımdan geçen bir olayı hatırladım.
Genel Jeoloji dersini veren bir hocamız dersinde depremin meydana geliş sebeplerini anlatıyor ve yukarda bahsedilen maddeleri sıralıyordu.
Ben de ister istemez sordum, hocam bu maddi sebepler mi zelzeleyi yapıyor?
Hocamızın hemen cevabı hazırdı verdi.
Hocalar, müftüler diyor ki açık saçıldık çoğalmış da ondan deprem oluyormuş. Bunlar safsata diye cevap verdi.
Biz de dedik ki hocam müsade eder misiniz? Size depremin maddi sebeplerinden başka sebepleri de var mı?
Konuyu biz anlattıktan sonra hem siz, hem de arkadaşlar değerlendirsin kabul edip etmemekte serbestsiniz.
Sağ olsun hocamız centilmenlik gösterdi ve kabul etti. Biz ilgili metni hazırlayıp kendisine verdik. Bir ay kadar kendinde kaldı. Bir gün sınıfta, size bir şey okuyacağım dedi.
Arkadaşlarınız depremin meydana gelişi ile ilgili bir metin hazırlamışlar. Şimdi bakalım nedir? Okumaya başladı, metinde başlangıçta Allah’ın azameti, tasarrufu, her şeyin idaresi ve hükmü onun elinde olduğu, delilleriyle ortaya koyuluyordu.
Sonuçta tabi ki bu anlatım, biraz uzun cümle ile devam ettiği için hocamız tarafından “yarım sayfa, bir cümle” diye tenkide uğradı.
Bu esnada sınıftan dinleyen öğrenci arkadaşlar;
Hocam o yazarın üslubudur. Siz ona takılmayın, manaya gelin, lütfen biz dinliyoruz, dediler. Hocamız da sonuna kadar okumak zorunda kaldı.
Okuduğu metinde diyordu ki; kurulu bir tüfeğin kendi kendine ateş edip karşısındaki adamın vurulmasını eğer trafiğe verirseniz, bu adama zulm etmiş olursunuz. Oysa kurulu tüfek sebeptir. Tetiği çeken adamı hesaba çekerseniz haksızlık ortadan kalkar. Bu takdirde öldürülenin hakkını aramış olursunuz. İşte aynen öyle de sizin saymış olduğunuz maddi sebepler kurulu tetik hükmündedir. Onu harekete getiren, fayları kıran, tektonik hareketlere vesile olan, yeraltı volkanlarını patlatan nedir? Bunu dikkate almaz, yaratıcıyı nazara vermezseniz, o zaman bu kadar ölenlerin hakkı, hukuku ne olacak. İşte oradan bir cümlede şöyle diyordu:
“Fakat Kadîr-i Mutlak hikmetinin muktezasıyla (gereği) zahir esbabı tasarrufatına perde ediyor. Zelzeleyi irade ettiği vakit, bazan da bir madeni harekete emredip, ateşlendiriyor. Haydi madenî inkılabat (değişiklikler) dahi olsa, yine emir ve hikmet-i İlahî ile olur; başka olamaz.
Meselâ: Bir adam bir tüfek ile birisini vurdu. Vuran adama hiç bakılmasa, yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasr-ı nazar edip (dikkatini oraya toplayıp), bîçare maktûlün (öldürülenin) büsbütün hukukunu zayi' etmek; ne derece belâhet (ahmaklık) ve divaneliktir. Aynen öyle de: Kadîr-i Zülcelal'in müsahhar (emir dinler) bir memuru, belki bir gemisi, bir tayyaresi olan küre-i arzın içinde bulunan ve hikmet ve irade ile iddihar edilen (depolanan) bir bombayı, ehl-i gaflet (düşüncesiz) ve tuğyanı (inkar içinde olanları) uyandırmak için "ateşlendir" diye olan emr-i Rabbanîyi unutmak ve tabiata sapmak, hamakatın (ahmaklığın) en eşneidir (çirkinidir).”(Sözler/174)
O zaman hocamız; “durun, durun yanlış anladınız. Yerin derinliklerine indikçe, mineralleri ve kristalleri inceledikçe yaratıcıyı daha çok sedeceksiniz” demişti.
"Şu sure kat'iyen ifade ediyor ki: Küre-i arz, hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. "(Zilzal Suresi 1-5)
Şimdi bu kadar anlattıktan sonra 17 Ağutos 2009 Sakarya depremi de ibretlerle doludur. Bir defa bu deprem dere ve deniz yataklarını, yer kazanmak düşüncesi ile değişikliğe uğratmanın bedelinin çok ağır olduğunu dünyaya ilan etti.
Sakarya depreminde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde bir öğrencim, babasının üç çorap fabrikası varmış. Deprem olduğu günün sabahı, fabrikalarının tamamı yerle bir olmuş. Zengin adam çorap kuyruğuna girmiş. Bunu bu genç anlatmıştı.
Sakarya depreminde bir diğer koz öğrencim de anneannesiyle beraber kalıyorlar. Öğrencim depremi şöyle anlatmıştı.
Deprem 3,5 dakika sürüyor ve oldukça da uzun bir süre devam etmişti. Aklımda kaldığı kadarı ile bana dediki hocam o 3,5 dakika inanırmısınız bize 35 sene veya daha uzun geldi. Yaşayarak geçirdiğim ömürden daha uzun geldi. Dakikalar değil saniyeler ilerlemiyor ve geçmiyordu. Korku içerisindesiniz, hareket edemiyorsunuz, dışarı çıkabiliyorsunuz ve içeri girilemiyor. Artık işte böyle bir durumda ben ölümü çok istedim, ama o da gelmedi.
Size sorarım kainatın yaratıcısı ve bizim de yaratıcımız Cenab-ı Allah, merhametiyle, adaleti ile, rahmetiyle, rahimiyetiyle muamele etmese, halimiz ne olurdu. Hayattan lezzet alabilir miydik?
Her gün zelzele olmasına biz ve teknolojimiz mi mani oluyor? Bizi top güllesinden bile 70 kere hızlı giden bu dünyamızda, rahatsız etmeden, el bebek, gül bebek besleyen kimdir?
Yapmış olduğu isyan ve yaramazlıklar karşısında kainat isyan etse de bizi üzerinden atmak istese ne yapabiliriz? Sahi bizim halimiz nice olur?
Sakarya depremi yöresel bir deprem, ancak dünyamızda mevcut olan sistemlerle, yani dağlarıyla, ırmaklarıyla, nehirleriyle, ağaçlarıyla, hayvanlarıyla, bitkileriyle elbetteki alakası vardır.
Peki bunu ne için söylüyorum, bunu şunun için söylüyorum; yani dünyanın bir tarafı sarsılacağı zaman, dünyanın diğer taraflarıyla alakalı ve ilgilidir. Nasıl ki; insanın bir uzvu hasta olsa, hemen anında diğer uzuvları da onunla meşgul oluyorlar ve hasta oluyorlar. Aynen öylede, işte bana göre dünyanın bir bölgesinde meydana gelen depremden, bütün kaynatın haberi var. Titremesinden sistemlerin, gezegenlerin haberi var. O halde insan Allah CC sana bu kadar çok önem veriyor ki; bütün kainatı seninle alakadar ediyor ve senin hizmetine sünüyor.
O halde Halık-ı Zülcelal’i düşün de ölüm uyandırmadan önce uyan. Gafletten at, kulluk ve şükür ibadetini yap!
Prof. Dr. Cahit kurbanoğlu.
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)