Babaları anlatmak ve anmak elbette bir güne sığmaz. Bu hatırlamak adına da yapılmaz.
Ayrıca babalardaki Babalık sırrı ömür boyu da anlaşılmaz. Nasıl mı, bilmem ki nasıl anlatalım?
Sadece aile idaresi yönüyle ele alalım. Bakıyoruz da bu kadar gelişmişlik ve imkanlar içerisinde dert yanıyoruz.
İşte bahaneler arıyoruz, neymiş suyumuz, ekmeğimiz ve gıdamız eksik; paramız şöyle oldu, şuraya gitti buraya geldi.
Bazılarımız sırtımızı devlete dayamışız sabit bir gelirimiz var, bazılarımız esnaf, bazılarımız mütahit vb. şartlara göre ve enflasyona karşı ayarlama da yapılıyor. Bu grupların daha önceden bildikleri o gelirlere göre program ve plan yapması da mümkün, yani ayağımızı yorganımıza göre uzatmamız söz konusu, buna rağmen dert yanıyoruz, endişe duyuyoruz.
Peki şimdi bir babaya bakalım hayret bir şey nasıl anlatayım ki, neresinden anlatayım ki?
Evvela kahramanlığına ve fedakarlığına bir temas edelim. Bu baba bir gün Sivas’tan köye at ile gelmektedir. Sivas ile köyün arasındaki mesafe 15 km’nin üzerindedir. Mevsim kıştır. Fırtına, tipi ve soğuk hep bir aradadır. Şimdi merkez köyü olan o köy o zaman Hafik kazasına bağlıdır.
Hafik’e de yeni bir kaymakam atanmıştır. Kaymakam karlı havada bir atın çektiği kızakla ilçesine gitmektedir. Aynı yolculukta bulunan bu köylüler de yolculuğa şahid olmuşlardır.
Kaymakamın atı da kızağı da Sivas’ın doğusundaki Seyfe Belini indikten sonra gidemez hale gelir. Köylüler köye gelirler ve derler ki Hafik’e yeni bir kaymakam gidiyordu, fakat atı ile beraber bizim gibi tipiye tutuldu. Yolda kaldı o ilçesine zor ulaşır.
Bu anlatacağım baba bunu duyar duymaz onlara soruyor; siz onu o haliyle bırakıp geldiniz mi?
Evet ne yapalım kendimizi kurtardık.
O baba onlara diyor keşke sizde donsaydınız da onu orada bırakmasaydınız.
Aynı kış şartlarında aynı köye henüz yeni gelen bu baba atına biniyor, kaymakamın o durumdan kurtulmasına yardımcı olmak üzere yola revan oluyor.
O esnada da bu baba köyde kayınpederine tembih ediyor ki, siz kaymakamı köye gelir gelmez, o donlardan kurtarmak için buzlardan temizlenmek için tedbir alınız.
Ve gece müthiş bir fırtına, ben şahsen o fırtınada yolculuk yapıp, sıkıntı yaşayanlardan biriyim, fırsat olursa bir gün o fırtınada ne yaşadığımı anlatırım inşallah.
Nihayet köyden şoseye kadar üç dört kilometre mesafeyi, yani Sivas’tan Hafik’e giden yola kadar geliyor ve babanın bindiği at kişlemeye başlıyor.
Etrafa bakma ve görme imkanı yok, öyle bir tipi ve fırtına var ki ağzınızı burnunuzu gözünüzü kapatarak gidiyorsunuz.
Neticede bu baba gözlerini açıyor bakıyor ki bir karartı var. Yaklaşıyor, yaklaşır yaklaşmaz kaymakamın sesini işitiyor.
Orada kim var? Sen Hızır mısın?
Baba cevap veriyor. Benim, yakın köyden ben Mehmet Dumlu.
Kaymakam sen deli misin? Aklını mı yedin, defol git buradan!
Bu baba; hayır elhamdulillah ben akıllıyım ve burada seni donmaya bırakamam ya beraber donarız ya beraber döneriz. Onun için buraya geldim diyor.
Kaymakam şaşırıyor, olmaz böyle bir şey diyor. Ben donuyorum, git sen kendini kurtar benden iş geçti.
Baba diyor ki; hayır şu anda henüz daha elimizde fırsat var, ben size ne söylersem siz onu yapacaksınız!
Kaymakam Allah Allah çattık diyor. Nereden bulduk bu deli adamı ve babaya:
Peki ne söylüyorsan söyle bakalım, diyor. Kahraman baba diyor ki; derhal o kızakdan aşağı in, şu karların üzerinde hareket etmeye başla!
Allah Allah diyor ne olacak? Sen biraz açıl, ataletten kurtul, kendine gel! Ben seni ata bindireceğim. Sen attan düşmeden, ona tutunursan yeter. Bu at seni gideceğin yere götürecek diyor.
Sen ne yapacaksın diyor kaymakam?
Ben de diyor bu atı kurtarmaya çalışacağım.
Bırak diyor, deli olma diyor, bu at dondu zaten, sen kendini kurtar diyor.
Ancak emir komuta artık babadadır. Kaymakam ata bindiriliyor, hatta atın eğerine de sicimle bağlanıyor, şayet dengesi bozulur düşerse hiç olmazsa attan ayrılmasın diye. Neticede at yola revan oluyor.
Bu fedakar baba, kızakdaki atı çözüyor, ileri geri hareket ettire, ettire atı yerinden oynatıyor. Hatta donmak üzere fakat soğukta zaten bir gayret içinde, kurtulma çabasında olan atı neticede çıkarıyor.
Oradan bu baba atı terkine alıyor ve başlıyor onu hareket ettirmeye, yürütmeye, yürüye yürüye köyün yolunu yarı edince; ondan sonra artık ata da biniyor ve köye geliyor.
Kaymakamı gideceği yerde buluyor ve merak içerisinde kaymakam da ikide bir bu babayı sormaktadır. Ama kendisi de hareket edemiyor, çünkü donmuştur.
Babam bakıyor ki kaymakama ilk müdahale doğru yapılmıştır.
Ne yapılmış biliyor musunuz? Kaymakam yanmış gübreye gömülmüştür. Şayet yanmış gübreye gömülmeseymiş, kaymakam o donmuş halinde, derisi vücudu kim bilir belki kangren olacaktır.
Neticede kaymakam kendine geliyor ve bu hamiyetli baba ile köye ulaşmış oluyor.
Evet bu olayı o kaymakamdan bizzat ben de üniversite imtihanlarına girerken 1969’da Ankara’da dinledim. Bu babanın anlattığını fazlası ile o da anlatmış oldu.
Neticede kaymakamla aralarında geçen olayı burada bıraktıktan sonra ben devam edeyim.
Bu baba böyle kahraman bir baba, devletten bir geliri yok, memur değil, sabit bir ücreti yok esnaf değil, köylü Mehmet ağa. Ne yapar ki?
Tarlaları eker, biçer hasat yapar, ondan ihtiyacını ayırır, fazlası olursa satar, olmazsa şükreder.
İnekleri vardır, sütleri yağları ve yoğurtlarıyla kendi ailesinin efradını, yani on çocuk babası bir çocuk küçük yaşta vefat etmiş, dokuz çocuk hayatta, onların geçimini temin etmeye çalışmıştır.
Kim bu fedakar baba fe Subhannallah… Baba olan bizlere numune-i imtisal.
Ey baba senin sabit bir gelirin yok, devlet memuru değilsin, esnaf değilsin, 12 ay gelirin yok, sen bir yıl çalışırsın, bir ay buğdaydan arpadan sattıklarından elde bişey kalırsa, onu bir yıl boyunca on nüfusla paylaşırsın.
Allah Allah sen on çocuğu nasıl büyütüp, her birini okuyabilecekleri yerlerde okutup, adam olmalarına vesile oldun.
Bu eğitimi nereden aldın? Sen bu bilgiyi görgüyü nereden elde ettin ey numune baba?
Fesubhannallah, bu anlatılanlarla bitiyor mu?
Hayır hayır bakınız:
Bir de bu babanın köyde, köy odası vardır. Köy odasına köylüler gelirler, işte olursa çay içerler. O zaman şekerle çay içmek fermana mahsustur. Ancak üzümle, dutla, kayısıyla çay içilebilir veya şeker varsa birkaç bardağa bir tane şeker ancak verilebilir bir dönemdir.
Dışardan gelenler de burada misafir edilir, onlara da yemek yapılırdı.
Bir bakarsın gece saat ikide uykunun derin yerinde, ikram sever baba, hizmet edecek çocuklarının uykudan uyandırılmasını istemiştir. Çünkü misafir odasına misafir gelmiştir. Anneden de o saatte yemek istenmektedir.
Yemek hazırla gönder!
Misafirimiz var, diye o cefakar anne o saatte, uykuda veya uyanıklık arasında babayı beklerken, kalkar ya da daha uyumamıştır, elbise ve esvapların yırtık ve söküğünü onarmaktadır. Başlar yemek yapmaya.
İşte o zaman hazırda ne yemek var?
Yumurta ya da yoğurt, peynir, bal, tere yağı, işte o zamanın tandır ekmeği ve su… O zamanın eğer varsa akşamdan kalma yemek. Onlarda koyularak sini ile çocuklar vasıtası ile misafir odasına gönderilir.
Şimdi düşünüyorum bu babayı, senin bir gelirin yok, ama böyle fedakar, bonkör, eli açık, ikram seven bir insansın.
Bunu nereden öğrendin? Bu eğitimi sana hangi okul öğretti? Hangi öğretmenlerin öğretti?
Allah Allah yani daha anlatacağım, bu baba kimin babası? Hepimizin babaları böyle değil mi?
Bir gün bu baba Isparta’ya gelmiş, oğlunun yanında misafir olmuş. Oğlu onu Isparta’da gezdiriyor ve izzet ve ikramda bulunuyor. Oğlu da o zaman üniversitede hocadır.
Bir gün bu baba oğluna diyor ki; oğlum sen acından ölürsün!
Bu cümle karşısında şaşıran oğlu babacığım diyor:
Hayrola neden bana böyle söylediniz?
Oğlum senin misafirin gelmiyor, sen acından ölürsün.
Allah Allah o zaman oğlu anlıyor ki bu baba misafire neden bu kadar çok önem veriyor?
Oğlu, bu babanın on çocuğu ile hiçbir sıkıntı çekmeden, kimseden borç almadan, hatta gerekirse sağa sola borç dağıtarak nasıl geçindirdiğini, nasıl yetiştirdiğini ancak anlayabiliyor.
Peki diyor oğlu; babacığım ne yapayım misafir geldi de ben misafir etmedim mi? Kapıdan mı döndürdüm?
Oğlum diyor, senin yerde sofran yok. Bu eve misafir gelmez, yerden sofrası kalkmayanın da evine misafiri gelir. İşte ikram seven baba, aynen böyle, yerden hiç sofrası kalkmaz.
Normal günlerde olsun, bayramlarda seyranlarda olsun, hatta bazan da köyün insanlarını çağırarak onlara yemek verme noktasında da rehberlik yaparlar, mihmandar baba.
Şimdi anlıyorum eğitim farklı bir şey, bambaşka bir şey, eğitim yaşayarak elde edilen bir şey, öğretim gibi değil, onun için bizim maalesef eğitim noktasında çok eksiklerimiz var.
Bu vesileyle babalar gününü kutluyorum ama bir günde kutlanmaz babaların bu fedakarlıkları. Onun için Allah kabul etsin her aklımıza geldikçe, her fırsat buldukça arkasından evrat ve ezkar ve dualarla destek olmaya çalışıyoruz babamıza.
Babamın bana yaptıklarının karşılığını şahsen ben hiçbir zaman ödeyemem, ya bu fedakar babanın emeği ödenebilir mi? Nur içerisinde yatsınlar.
Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu
Nihat Güç
İslam’ın Olmadığı Yerlerde Vahşet Ve Dehşet Kardeş Olur
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Halil MERT
Türkiye’de Değerler Sistemi Çöktü…
Burak Çileli
Vahşî-Sebaî Batı’dan Doğu’ya Akan Lağım!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Memiş OKUYUCU
Kapitalizmin Cinneti Sahillerimizi Vururken!
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Songül KARAMAN
ALLAH DER
Seyfettin BUDAK
Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler
Adnan ÖZ
Samsunspor ve mircea lucescu’nun ardından!
Mehmet BOZKURT
Tarih Konuşuyor, Alınacak Dersler Var! - 1
Recep YAZGAN
Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Ömer Naci Yılmaz
Erbakan ve Teknoloji
Eyüphan KAYA
Veda Hutbesi insanlık için bir kurtuluş reçetesidir
Aydın BENLİ
Cengiz Zor “Aile Çökerse Devlet Ayakta Kalamaz” Diyor
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Bülent ERTEKİN
Engel Bedenlerde Değil, Vicdanlarda Başlar!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
Hakikatı hatırlayış ve öze dönüş!
Ahmet SAĞLAM
Mümin mi, Müslüman mı!
Cevahir AYDIN
Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet
Özlem Gürbüz
Helallik Meselesi
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Hamdi TEMEL
Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Gülay ÇETKİN
Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
İsa ÇOLAKER
Kitap Okurunun Hakları
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Hasan KARADEMİR
HALK (!) PARTİSİ
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Adnan İPEKDAL
Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız?
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Servet ZEYREK
Dünden Bugüne Çarşamba'da Eğitim
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Murat GÜLŞAN
Türk Milliyetçisinin Vicdan Muhasebesi
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)