“Ben evliliği kariyeri için ertelemiş kırk yaşına gelmiş bir kadınım. Etrafımda bana ilgisi olan fakat bu ilgisini direkt söyleyemeyen erkekler olduğunu hissetmekteyim. Dolaylı olarak beğenisini ve duygularını ima eden birkaç erkek var. Fakat bu hislere sahip bir erkeğin neden doğrudan evlilik teklifi etmeyip dolaylı olarak ima etmelerini anlayamamaktayım. Direkt söylenmediği müddetçe sürekli arada kalınacak ve bu durum böyle devam edecek gibi geliyor bana. Bu durumda ilk adımı benim mı atmam gerekiyor, öyleyse ben ne yapabilirim? Özellikle sitedeki erkeklerden cevap bekliyorum.
Ayrıca 40 yaşına gelmiş hatta geçmiş bir erkeğin evlenmeme sebepleri neler olabilir? (Cinsel hayatı ile ilgili sorunları olabilir mi?)Bu durumda olan erkeklerin düşüncelerini merak ediyorum. Bu yaş grubu erkeklerle olan evlilik görüşmelerinde aklıma bu tarz sorular gelip de soramamaktayim.”
Yukarıda ki bu ifadeler sayın Sema Maraşlı’nın www.cocukaile.net isimli sitesinde ki bir yazının altına yorum yazan bir bayana ait.
Aslında bu hanımefendi içinde bulunduğu durum, çıkmaz anlamında pek de yalnız sayılmadığı gibi ülkemizde yaşayan ve kariyeri için yuva kurmayı geciktirmiş yüzbinlerce (sayıda abartı yok) BEKÂR, YALNIZ, MUTSUZ, HUZURSUZ ve UMUTSUZ hanımlardan birisi.
Bundan on sekiz, yirmi yıl önce bu hanımın akranları yirmili yaşlarda evlenip yuva, koca, çocuk ve aile sahibi olmak için çeyiz düzer ve hayırlı olması duasıyla kısmetlerini beklerken kendisini ve geleceğini KARİYER PUTU’na kurban etmiş bu vb durumda ki hanımlar üniversitelerde master, doktora veya iş hayatında kariyer yapma peşinde koşmakla meşgulken yaşlarının 35 olduğunu bile fark etmediler. Hatta bu hanımefendilerin bir çoğu gördüğü kariyer rüyasından yaşları 36-37 olana kadar uyanamadı bile. Yaş 38-40 olup da uyandıklarında ise gördüklerinin pembe bir rüya değil, kabus olduğunu, zaman denilen ömür öğütücüsünün, değirmeninin ne kadar hızlı çalıştığını ve ne denli acımasız olduğunu fark ettiler.
Bu fark ediş ve kâbustan uyanış onları hem korkuttu, hem de yıllardır sahip olmak için kırk türlü eziyete katlandıkları kariyerlerine yaslanan o özgüvenlerini yerle bir etti.
Bu hanımlar yerle yeksan olmuş özgüvenlerinin enkazını tam olarak kaldıramadan içinde bulundukları yaşlarda (38-40 yaş) 10-15 yıl önce olduğu gibi evlenmek için erkek ADAYLAR ARASINDAN SEÇİM YAPAN DEĞİL, evlenmek isteyen erkekler için SEÇİME TABİ TUTULAN, yani evlilik konusunda tercih eden değil, tercih edilmek için bekleyen aday oldukları gerçeği ile de yüzleşmek zorunda kaldılar.
Bu bayanların birçoğuna aileleri, akrabaları, evli çocukluk arkadaşları ve hatta komşularının “hala evlenmiyor musun, neden evlenmedin, evlenmek için daha ne bekliyorsun” vb sözlerle yaptığı mahalle baskısına dayanamayarak acele ve hatalı bir evlilik yaparak veya bir bölümünün de hiç evlenmeyerek kalan hayatlarını da sıkıntıya soktukları, hatta perişan ettikleri sık yaşanan bir sonuçtur.
Yukarıda ki ifadeleri yazan hanımefendi henüz bu aşamaya gelmiş değil. Ama o yolda hızla ilerlediği de inkar edilemez bir gerçek.
Biz de hanımefendinin talebi üzerine kendisini (ilmimiz ve gücümüz yettiği kadar) bu iki kötü akıbetten kurtarma konusunda yardımcı olmaya çalıştık.
Aşağıda ki yazı ilk bakışta bu hanımefendinin sorularına verilmiş özel cevaplarmış gibi görünse de biz şehrimiz ve ülkemizde benzer durumlara ve sıkıntılara muhatap olduğu halde derdini en yakınında ki insanlarla bile paylaşamayan on binlerce kızımız olduğunu biliyoruz.
Bu nedenle bu hanıma cevap olarak yazılmış bu yazının o kızlarımızdan birisine bile faydası dokunur umuduyla ve duasıyla köşeme taşımayı uygun gördüğüm.
Cumamızın ubarek ve hayırlara vesile olması duasıyla…
LEYLA HANIM’a…
Öncelikle “hakkınızda hayırlısı olsun” diyerek sorduğunuz sorulara ilmimiz, tecrübelerimiz ve dilimiz döndüğü kadarıyla cevap vermeye çalışalım.
“Etrafımda BANA İLGİSİ OLAN fakat bu ilgisini direkt söyleyemeyen erkekler olduğunu hissetmekteyim” DEMİŞSİNİZ…
Bu konuda ki hislerinizin sizi yanıltmadığı kuvvetle muhtemel. Çünkü kadınlar erkeklerden farklıdır ve hisleri erkeklerden daha kuvvetli olduğu için bir şeyi BİLMEDEN/ÖĞRENMEDEN önce HİSSEDERLER.
Kadınların yaratılıştan gelen bu özellikleri hayatın doğal akışı içinde kendileri ile ilgili durumlar haricinde, yani başkalarının kararsız kaldıkları zamanlarda doğruları görmesi, anlaması ve doğru karar vermesi için ciddi bir REFERANS ve AVANTAJ iken kendileri ile ilgili duygusal olay ve konularda genellikle DEZAVANTAJ’a dönüşür.
Çünkü, kadının nefsinin ( benliği, enesi, istekleri, beklentileri ) konunun direkt muhatabı, öznesi olduğu AŞK, SEVGİ, HOŞLANMA, NEFRET, KİN, İNTİKAM ARZUSU vb durumlarda kadınların çoğu mantıklı ve aklı başında davranmak yerine sizin ifade ettiğiniz manada HİSLERİ ( öngörü, basiret, altıncı his vb) ile DEĞİL olumlu veya olumsuz DUYGULARI ( içgüdüleri ) ile düşünür, karar verir ve kararlarını eyleme döker.
Bu şekilde ki davranışları da kısa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede telafisi güç hatalar yapmalarına, bu hatalar yüzünden sıkıntı ve acı çekmelerine, ağır bedel ödemelerine ve uzun süreli pişmanlık yaşamalarına sebep olur.
Bu nedenle özellikle sizin yaşınızdaki bekar bir bayanın yapacağı en mantıklı ve doğru davranış şekli size karşı ilgisi olduğunu düşündüğünüz erkekler arasında sizin de ilgi duyduğunuz, nefsinizin hoşuna giden, kişiliği/karakteri ve şartları size en uygun olduğunu düşündüğünüz erkek ile EN YAKIN ZAMANDA ve AÇIKÇA konuşarak o erkeğin niyetinin ( günü geçirmek, kısa süreli sevgili veya cinsel partner olmak, evlenmek vb) ne olduğunu sormak ve anlamak olmalıdır.
“Dolaylı olarak beğenisini ve duygularını ima eden birkaç erkek var. Fakat bu hislere sahip bir erkeğin neden doğrudan evlilik teklifi etmeyip dolaylı olarak ima etmelerini anlayamamaktayım” DEMİŞSİNİZ
Bu soruyu bizim gençlik zamanımızda (yaklaşık 25 yıl önce) sormuş olsaydınız size direkt ” Bir çok erkeğin daha önce sevgilisi olmadığı, yetiştikleri aile, çevre, aldıkları dini terbiye, sahip oldukları ahlak ve utangaç karakterli oldukları veya reddedilmekten korktukları için niyetlerini direkt ifade etmeye ve size açılmaya çekiniyor olabilirler” derdim, ama içinde bulunduğumuz bu zamanın gençlerinin ve erkeklerinin ezici çoğunluğunda bu özelliklerin kalmadığını bildiğim için bu sorunuza (neden doğrudan evlilik teklifi etmeyip dolaylı olarak ima etmelerini anlayamamaktayım ) verilebilecek en mantıklı ve doğru iki cevap var.
1- Bu erkekler bir veya bir kaç sebepten dolayı ( sizi daha yakından tanıma isteği, size karşı olan duygularının karşılıksız olma düşüncesi veya reddedilme korkusu, 6284 sayılı yasa ve TMK nın süresiz nafaka, mal paylaşımı vb konularda erkeklerin aleyhine olan maddeleri) ya sizden çekiniyor ve bu nedenle size evlilik teklifinde bulunmuyor
2- Yada bu erkekler sizinle sadece zaman geçirmek, flört etmek, sevgili ve cinsel partner olmak istedikleri, sizinle uzun vadeli bir ilişki ( evlilik, aile ve yuva kurma ) yaşama niyeti olmadığı için size evlilik tekfinde bulunmuyorlar.
“Bu durumda ilk adımı benim mı atmam gerekiyor, öyleyse ben ne yapabilirim?” DEMİŞSİNİZ
Bu konuda nefsani olan duygularınızla ( bastırılmış cinsel arzular, pembe hayaller, mahalle baskısının zorlamasınin üzerinizde ki psikolojık yansımları vb) değilde aklınız ve muhakeme yeteneğinizle düşüneceğinize ve karar vereceğinize inanıyorsanız yukarıda ifade ettiği çerçevede (size karşı ilgisi olduğunu düşündüğünüz erkekler arasında sizin de ilgi duyduğunuz, nefsinizin hoşuna giden, kişiliği/karakteri ve şartları size en uygun olduğunu düşündüğünüz erkek ile EN YAKIN ZAMANDA ve AÇIKÇA konuşarak) ilk adımı sizin atmanızda bir mahsur yok.
Böyle davranmanız hem sizin kafanızda o erkeğin size karşı olan duygularının, ilişki kurma amacının ve niyetinin ne olduğu ile ilgili sorulara cevap bulmanıza hem de size karşı benzer davranışlarda bulunan diğer erkeklerin niyetlerini onlarla konuşmadan ANLAMANIZA fayda sağlayacaktır.
“Ayrıca 40 yaşına gelmiş hatta geçmiş bir erkeğin evlenmeme sebepleri neler olabilir? (Cinsel hayatı ile ilgili sorunları olabilir mi?) Bu durumda olan erkeklerin düşüncelerini merak ediyorum”
Sizin tabirinizle “O DURUMDA” değilim ama yine de bu sorunuza cevap vermeye çalışayım.
Günümüzden 15-20 yıl önceki ve günümüzde ki çocukların ve gençlerin ne tür şeyler (kimyasal katkılı, GDO lu, hormonlu, asitli, hazır, paket gıdalar ve içecekler vb) ile beslendiğini, özellikle büyükşehirlerde ki yaşam şeklini ( hızlı, stresli, yorucu, boğucu) ve teknolojınin insan bedeni ve ruhu üzerinde ki olumsuz etkilerini ( Wi-Fi, 4.5 G manyetik alanların ve radyo sinyallerinin yoğunluğu ve çokluğu vb) dikkate aldığımızda erkeklerin önemli bir bölümünün 30 lu yaşların sonlarında, hatta daha önce ki yaşlarda bile cinsel isteksizlik ve yetersizlik ( ereksiyon) sorunu yaşaması söz konusu. Ancak günümüzde erkeklerinin bu konuda ki sıkıntısını çözecek bitkisel ve kimyasal çözümlere hızlı, kolay ve ucuz bir şekilde ulaşabilmesi bu sorunun erkeklerin cinsel olarak yetersiz kalma ve mahcup olma sebebiyle evlenmekten kaçınması tezini büyük oranda geçersiz kıldığını düşünüyorum.
Ancak, ifade ettiğiniz yaş grubunda ki erkeklerin evlenmemesi konusunda tek sebebin cinsel isteksizlik ve yetersizlik olduğunu da düşünmüyorum.
Bu sebebe ek olarak kadınlara kolay ulaşma ve elde etme, evliliğin sorumluluklarından kaçınma, medeni kanunun evli erkeği kadınların kölesi haline getirmesi, “tek çiçekle bahar olmaz, her çiçekten bal alayım, günümü gün edeyim” zihniyeti, cinsel gücü fazla erkeklerin yaratılış kodları gereği tek eşliliğe uygun olmamasının getirdiği cinsel doyumsuzluk/tatminsizlik, bekar ve sorumsuz yaşam sekline alışmak vb diğer sebeplerin de günümüz erkeklerinin geç evlenmesi veya evlenmekten kaçınmasının temel ve önemli sebeplerinden bazılarıdır.
“Bu yaş grubu erkeklerle olan evlilik görüşmelerinde aklıma bu tarz sorular gelip de soramamaktayim”
Kadın ve erkek arasında evlilik niyeti ile yapılan görüşmeler belli bir aşamaya geldiğinde tarafların birbirlerine ilk sorması gereken sorulardan birisi, hatta en önemlisi CİNSEL OLARAK EŞİNDEN/BENDEN BEKLENTİN NEDİR, KISA, ORTA VE UZUN VADE DE ( ilk 1-3 yıl, 3-5 yıl, 5-10 yıl ve sonrası ) NE KADAR SIKLIKLA CİNSEL İLİŞKİ İSTERSİN, CİNSEL İLİŞKİDE Kİ FANTAZİLERİN ve SINIRLARIN NEDİR vb ifadeler ile karşı tarafa cinsellikle ilgili sorular sorulmalıdır.
Çünkü günümüzde mahkemelere yansımış boşanma davalarında görünürde ki sebep farklı olsa da ifade edilenin arkasında yatan, yani gerçekte ki boşanma sebebi cinsel(siz)lik, veya cinsel tatminsizliktir.
Ancak…
Evlenmek için görüşme yaptığınız erkek ile cinselliği konuşurken yaşınızın 40 olduğunu ve hormonlarınız dolayısıyla kısa bir süre ( muhtemelen 7-10 yıl) sonra cinselliğin sizin öncelikleriniz arasında ilk 3 veya beş sıralamasında yer almayacağını, kocanızın ise aynı yaşlarda ( yine hormon kaynaklı) cinsel arzularının tavan yapabileceğini ve sizin onun sex ihtiyacına her seferinde olumlu yanıt veremeyeceğinizi hesaba katmayı unutmayın.
Yani bir başka ifade ile AVA GİDERKEN AVLANMAYIN.
Hayırlı düşünce, karar ve eylemlerinizde Allah yar ve yardımcınız olsun inşaAllah (Amin
Recep YAZGAN
Bütün Kitaplar Tek Kitabı Anlamak Üzere Okunur
Nihat Güç
Müslüman Ahlaklıdır
Eyüphan KAYA
Şu Meclisin kapısına kilit vurmak lazım!
Aydın BENLİ
Analık Sadece Doğurmak Değil
Bülent ERTEKİN
Bir Adamın Ardından Değil, Bir Dağın Gölgesinden
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
Songül KARAMAN
Mahalle Kültürü Bitiyor Mu
Burak Çileli
Sumud filosu işkencesine kısas milli haysiyet meselemizdir
Seyfettin BUDAK
Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
Adnan ÖZ
Galatasaray maçında averaj düzelttik!
Mehmet BOZKURT
Maskelerin Ardından Çürümüşlük
Ömer Naci Yılmaz
Ali Kolcu Hoca’mızı Hakk’a Uğurladık
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Özlem Gürbüz
Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim
Hamdi TEMEL
Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz
Gülay ÇETKİN
Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli
Halil MERT
Türklük Tanımının Güncellenmesi
Hasan KARADEMİR
HİKMET KIVILCIMLININ DİNİ ANLAYIŞININ ELEŞTİRİSİ
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Murat GÜLŞAN
Camilerimizde Türk Bayrağı Olmalı
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Hüseyin KURT
Yeni Neslin Görünmeyen Krizi
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ahmet DÜZGÜN
Artık seviye eğitim sistemi şart
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Mesut CİHAT
İmamoğlu'nu Özel'e, Özel'i Belediyelerine Vursan
Aydan KURT
ÇOK FAZLA ANLAM YÜKLEMEYİN...Part 3 (The End)
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Vehbi KARA
İnsan Çok Zalim Ve Çok Cahildir
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Mesut BALYEMEZ
Yarım (Sahte) Hocalar Toplanmalı
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Ziya GÜNDÜZ
Atasoy Müftüoğlu Ve Hiçliğin Kıyısında
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)