Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Kadınlarla iyi geçinin.” (Nisâ, 4/19) Rasulullah (s.a.s.)’de şöyle bildirmektedir: “Mü’minlerin iman yönünden en mükemmel olanı, ahlâken en iyi olanıdır ve sizin en hayırlınız da kadınlara karşı en iyi davrananızdır.”1 “En güzel dünya nimeti, insanın sahip olabileceği nimetlerin en hayırlısı: Zikreden dil, şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda (müslümanca) yaşamasına yardımcı olan kadındır.”2 “Bir kimse, karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.”3 Esasen hiçbir insan kusursuz ve mükemmel değildir. Dolayısıyla “kusursuz dost arayan dostsuz kalır” atasözünü aklımızdan çıkarmayalım. Bizlerin eşlerimiz için bir elbise, onların da bizim için bir elbise olduğunu ve birbirimizi tamamladığımızı unutmayalım. (Bakara, 2/1879)
Herkese ve özellikle eşimize karşı nazik ve kibar olalım. Onları asla incitmeyelim. Aile yuvasında üstlendiğimiz sorumluluğu yerine getirelim. Televizyon ve internetten daha ziyade eşimize ve çocuklarımıza zaman ayıralım. Onlarla nitelikli ve kaliteli zaman geçirelim. Şu fani dünyada eşlerimize karşı daima merhametli ve şefkatli olalım.Eşler arasındaki güzel geçimin, mutluluğun formülü 5 S’de gizlidir: Sevgi, saygı, sadakat, sabır ve sorumluluk. Bu hususlara dikat edildiğinde mutlu, huzurlu bir aile ortamı olur. Bu 5 S’yi kısaca izah etmeye çalışalım:
1- Sevgi
Sevgi; sevme duygusu, bir kimseye veya bir şeye muhabbet besleme hissi! Sevgi, insanlarda doğuştan bulunan fıtrî bir duygudur. Sevgi; insanın, harcandıkça çoğalan tek sermayesidir. Sevgi, huzur ve mutluluktur. Sevgi ile insanların kalpleri birleşir ve huzur bulur. Sevgi ile topluma huzur ve barış gelir. Kur’an sevginin huzur ve mutluluk vereceğini bildirir.“Huzura kavuşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması, Allah’ın âyetlerinden (O’nun varlığı, birliği ve yüceliğine dair işaretlerden)dir.”( Rûm, 30/21) Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Allah, insan fıtratını sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Her insan doğal olarak sevmek ve sevilmek ister, bu Allah’ın insana bahşetmiş olduğu en güzel hediyelerden biridir.
Hayatımızın devamı, mutlu bir yaşam için sevgiye ihtiyacımız var, öyleyse kendi kalbimizi ve eşimizin kalbini sevgiyle dolduralım. Kadının belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey sevgidir, erkekler bu ihtiyacı eşlerinden esirgememelidirler. Eşlerin hem evliliğe başvururken hem de evliliği sürdürürken muhtaç oldukları en önemli kavramdır. Sevgi, ruhun olgunluk hissettiği, çok hoşlandığı şeye karşı meylidir. Sevgi ailenin huzur ve saadeti için son derece önemlidir. Çocukların yetişmesi için de sevgi ortamı çok mühimdir. Sevgi ve saygı esasına dayanmayan aile müessesesi varlığını sürdüremez. Aile yuvasında temel kural, karşılıklı sevgi ve saygıdır. Sevgi ve saygıdan yoksun olan aile bireylerinin mutlu olmaları mümkün değildir. Eşler birbirlerini Allah’ın lütfu ve ihsanı olarak görmeli ve birbirlerini sevmelidir. Aile bireyleri birbirlerini bir çıkar veya bir menfaat uğruna sevmemeli, bu sevgi Allah rızâsına dayanmalıdır... İnsan kadını Allah için sevmezse, Allah için muhabbet duymazsa, onu bir et kemik yığını olarak, makine gibi; bulaşık yıkayan, yemek yapan, evi süpüren, ütü yapan, zaman zaman da cinsel ihtiyaçlarını giderdiği bir et parçası gibi görürse, ona değer vermemiş oluyor. Saygı da duymamış oluyor. Dolayısıyla içinde bir öfke oluyor. Onu böyle tüketici bir varlık gibi, bir et yığını gibi görüyor. Kadın sevilip sevilmediğini çok iyi bilir. Özellikle samimi olarak sevilmediğini çok iyi bilir. Bunu fark ettiğinde de tabii bir öfke meydana geliyor... Evlilikler, Allah için olmazsa, eşler birbirlerini Allah için sevmezse, ruhsal birliktelik, gönül birlikteliği, şefkat güzelliğine bağlı birliktelik, âhiret inancına bağlı birliktelik olmaz. Kadın ya da erkek o zaman bir meta gibi olur. Bir fiziksel eğlence vasıtası ve bir oyuncak haline gelir. Oyuncaktan bıkılınca da değiştirme başlar. Batı dünyasında boşanmalarının çok yüksek olmasının sebeplerinden birisi de dünyevî olan evliliklerden bir müddet sonra bıkılması, mânevî, uhrevî bir yönün, Allah ile bir bağın ya hiç bulunmaması ya da doğru bir şekilde olmamasıdır. Ailede sevgi şartsız olmalıdır. Şartsız sevginin illeti yine sevgidir. Şartlı sevgi “şöyle davranırsan seni severim, böyle davranırsan seni sevmem” mesajını verir. Şartsız sevgi “seni, sen olduğun için, Allah rızâsı için seviyorum”der. Bu sevginin artması ve devamı için yakın ilgi, güven, sabır, hoşgörü, güleryüz, güzel söz, iyi davranış ve hediyeleşmek de gerekir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: "Din kardeşini (eşini) seven kişi, ona sevdiğini bildirsin.”4 Sakın sevginizi göstermekle değerinizi kaybettiğinizi sanmayın, aksine eşinize sevginizi göstermekle onun gözündeki değeriniz kat kat çoğalacaktır. Evde onu seven ve bekleyen birinin olduğunu bilen bir erkek, biran önce eve varmak için sabırsızlanır. Yunus Emre'nin dediği gibi: “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” dür. Allah’a ve ahiret gününe inanan bir mümin ise, erkek olsun kadın olsun eşini Allah için sever. Peygamberimizin (s.a.s.) tavsiyesine uyarak, “dindar olan bir eşi” tercih eder. Allah için sevginin başlangıcı budur. Allah için sevgide eşler birbirine emanettir. Amaç dünya ve âhiret mutluluğudur. Batılının keşfedemediği bir durumdur bu. Allah için birbirini seven eşler bilirler ki, imanla kabre girerlerse cennette birlikte olacaklar. Ebedi bir şekilde birlikte olacaklar. Konuyla ilgili olarak Yüce Allah bir âyet-i kerimede, “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz” (Zuhruf, 43/7) buyurmaktadır. Eşler birbirlerini Allah için sevdikleri zaman yalnızca bu dünyada belirli bir süre birlikte olacakları kişiler olarak bakmazlar birbirlerine. Aynı zaman da âhirette de birlikte olacakları ebedi dostları olarak görürler eşlerini. Bu nedenle sevgileri daha köklü ve güçlü olur. Böylece aileler dünya ve ahirete mutlu olurlar.
2- Saygı
Eşler arası ilişkilerin sağlıklı yürümesi için sevgi gerekli; ama onu yıpratmamak, tüketmemek, ayağa düşürmemek için saygı da gereklidir. Saygı, eşimizin onurunu koruma, değerlerini ve tercihlerini göz önünde tutma, hakkına ve hukukuna dikkat etme, çevresindekilere değer verme hassasiyetidir. Saygı, karşındakinin varlığını göz önünde bulundurma, sana yapılmasını istemediğini ona yapmamandır. Saygı; ince, kibar, seviyeli ve medeni davranmayı, hak ve hukuka riayet etmeyi gerektirir. Bunun için saygılı bir insan eşine kaba davranmaz, onun düşüncelerini hafife alamaz, onu hiçbir konuda rencide etmez, tarzını ve tavrını aşağılayamaz, değerlerini küçümseyemez, akraba ve çevresini reddedemez. Eşine saygılı olan “hem severim, hem döverim” anlayışını da benimseyemez.
Aile hayatının korunması ve evliliğin devamı, eşlerin birbirlerine karşı saygılı, ölçülü davranmalarını öngörmüş, aile hayatını tehlikeye sokacak tutum ve davranışlardan da eşlerin kaçınmalarını tavsiye etmiştir. Eşine saygılı olmak ve değer vermek, kendine değer vermek demektir. Onu aşağılamak, bir bakıma kendini aşağılamak anlamına gelir. O bakımdan insan eşinin kendisine değer vermesini istiyorsa, ilk önce kendisi ona değer vermeli ve böylece kadir kıymet bilinen bir ortam sağlamaya çalışmalıdır. Eşlerin birbirlerine değer vermeleri her ikisinin de Allah katında değer kazanmalarını sağlayacak çok güzel bir davranıştır. Eşler arasında ne kadar sevgi ve merhamet, saygı ve sorumluluk bilinci varsa o aile o kadar mutludur, o ailede yetişen çocuklarda o kadar sağlıklı, saygılı, edepli ve terbiyelidir. Aile öncelikle sevgiye ve saygıya dayanır. İnsan, Allah için sevdiği bir kişiye değer verir. Aynı zamanda ona saygı duyar.
3- Sabır
Evlilik, bir bakıma sorumluluk yüklenmektir. Sorumluluğu artan kişinin haliyle yükü de artmıştır, rolleri de. Görev ve sorumluluğu artan eşler ailede haliyle bekârlık dönemine göre daha çok yorulabilecektir. Yorulan çiftlerin stresi artacaktır. Stres artınca sataşma veya bağırma da kendini gösterecektir. İşte bu aşamada eşlerin sataşma, bağırma ve dövüşmeye karşı kendilerini frenleyebilmesi için sabır şarttır. Sabır, eşlerin birbirinin bazı olumsuz söz ve davranışlarını sakince, anlayışla ve tepkisizce karşılamada olduğu gibi, eşlerin birbirlerinin isteklerini yerine getirememeleri durumunda da gösterilmesi gereken önemli bir erdemdir. Bu güzel erdem, eşlerin birbirine karşı gösterildiği gibi yakınlarına karşı da gösterilmelidir. Sözgelimi, eşinin fazla konuşmalarına sabreden, onun annesinin konuşmalarına da sabretmelidir. Böyle davranan bir kimsenin Allah katında da büyük mükâfata erişeceği unutulmamalıdır. Eşlerin birbirlerine karşı adaletli, sabırlı olması gerekir.
Eşler, sağlıklı ve mutlu bir aile ortamı oluşturmak istiyorlarsa hayatın zorluklarına birlikte karşı koymak zorunda olduklarını bilmelidirler. Yan yana, el ele, göz göze sohbet etmeli, nitelikli beraberlikler yaşamalıdırlar. Eşler, birbirlerine cesaret verici, takdir edici sevecen sözler söylemeli, hediye almalı, fiziksel temas kurmalı, birbirlerini hoş görmeli ve yardımlaşmalıdırlar. Çiftlerin birbirleriyle ilgilenmeleri, sorumluluklarına dikkat etmeleri, iyi taraflarını görmeleri, birbirlerine güven duymaları mutluluğun yakalanmasında en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Eşlerin, birbirlerine karşı bağışlayıcı ve sabırlı olması, ufak tefek hatalarda öfkelenmeyip öfkesini kontrol altında tutması, eşine değer verdiğini hissettirmesi aile mutluluğunun anahtarı konumundadır. Sabır, mü’minin en önemli özelliklerinden biridir. Kur’an-ı Kerim’de, Allah (c.c.) sabredenlerle beraber olduğunu haber vermektedir. (Bakara, 2/153) Dolayısıyla Eşlerin birbirleiyle iyi geçinmeleri için, sabırlı olmaları gerekir.
4- Sadakat
Sadakat, eşlerin sözlerinde ve işlerinde doğru ve birbirine güven dolu olmaları demektir. Sadakat, içten bağlılık sağlam ve güçlü dostluk... Sadakat duygusu, eşinden râzı olup onunla yetinmeyi, başka arayışlara koyulmamayı, halinden memnun olmayı ifade eder. Ailede olmazsa olmaz kavramların başında sadakat gelir. Sadakat eşler arasında karşılıklı olduğu zaman hayat şartlarının zorluğu, musibetlerin ağırlığı evliliğin temellerini sarsmaz. Bunun aksi eşler arasında hıyanet olduğu zaman evlilik çatısının çökmesine binanın yıkılmasına neden olur. Eşler arasındaki güvensizlik, sadakatsizlik evin içinde sürekli huzursuzluk doğurur. Bunun tabii neticesi de mutsuz bir dünya hayatı, kaçınılmaz bir son olan âhiret kaybıdır. Sadakatsızlık, aldatma ise bir olgunsuzluk, onursuzluk, sebatsızlık, vefasızlık kısacası Allah’ın verdiğine râzı olmamaktır. Sadakatin zıddı “hıyanet”tir. Bu sıfat eşe ve olgun bir Müslüman’a asla yakışmadığından bunu Kur’ân yasaklamış ve Sevgili Peygamberimiz de münafıklığın alâmeti olarak saymıştır. Örneğin Kur’ân’da “Allah’a, Resulü’ne ve emanetiniz altında olanlara (çoluk-çocuk ve eşlerinize) karşı hıyanette bulunmayınız!..” (Enfâl, 8/27) buyrulmaktadır. Müslüman hem eşiyle hem de diğer insanlarla ilişkilerini sadakat ahlâkı üzere, doğruluk, dürüstlük ve açıklık ilkesine göre düzenlemelidir. Eşler hem evdeki görevleri açısından, hem de iffetlerini korumaları açısından birbirlerine karşı sâdık olmalıdırlar. Eşler arasında ise tüm bu anlamları içererek ihanetten, yalandan, zinâdan uzak bir evlilik temelini ifade eder. Dinimiz ise zinâyı kesin bir şekilde yasaklamıştır. Zira Kur’ân-ı Kerim’de, “Zinâya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur” (İsrâ 17/32) buyrulmaktadır. Sadakat, iffetten ayrı düşünülemeyecek bir kavramdır. Eşlerin birbirine kalbî olarak tam bir bağlılık göstermesi ancak iffet duygusuyla birlikte açıklanabilir. Allah Teâlâ kadın erkek ayrımı yapmadan hatta ilk hitabı erkeklere yönelterek, iffetli davranmayı emrediyor: “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar” (Nûr, 24/30-31) Allah Teâlâ Mü’minun Suresi’nde gerçekten kurtuluşa eren mü’minleri zikrederken, onlardan bir grubun da iffetli olan yani zinâ günahını işlemeyen kulları olduğunu ifade etmektedir. (Mü’minün, 23/5) Sevgide sadakat, ilişkilerde sadakat, muamelelerde sadakat, eşler arasına muhabbet katar, huzur verir, güven tesis eder. Böylece eşler mutlu olurlar.
5- Sorumluluk
Sağlam bir aile, buraya kadar sıraladıklarımıza ilave olarak, eşlerin sorumluluk duygusunu hissetmeleriyle mümkündür. Sorumluluk ailede eşin önce kendisini yetiştirmesi, koruması, görev bilincinde olması, yükümlülüklerini yerine getirmesi, sonra da eşi, çocukları, büyükleri ve akrabalarına karşı nasıl davranacağını bilip, bunlara karşı yükümlülüklerini yerine getirmesidir. Ailede maddî sorumluluklarımız vardır, mânevî sorumluluklarımız vardır. Birincisi barınma, yeme içme, giydirme, eğitim, meşru ölçüler içerisinde gezme, eğlenme ve dinlenme ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Eşler, cinselik konusunda da sorumluklarını yerine getirmelidir. Zira cinsellik insan doğasının bir parçasıdır. İslâm, bunun en güzel yolunun da evlilik olduğunu göstermiştir. Evliliğin en önemli amaçlarından birisi de cinsel arzuyu meşru yoldan gidermektir. Ailede mutluluğun en önemli unsuru eşler arası cinsel tatmindir.
Mânevî sorumluluk ise eşin ve aile bireylerinin ruhen sağlıklı olmaları, manen gelişmeleri, kültürel açıdan seviye kazanmaları, gönül dünyalarını genişletmeleri kısacası iyi insan, iyi Müslüman olmanın donanım ve birikimini kazanmaları için elden gelen gayreti sarf etmektir. Çocukların ilmî, imanî, fiziksel ve ruhsal gelişimleriyle birlikte ilgilenmeleri, akrabaları da ilgi çemberine almaları (zira aile ocağı yakınlar ve dostlarla da güçlenir), aile onurunu, namusunu ve sırlarını korumaları, aile kazancını çarçur etmemeleri, güzellikleri paylaşmaları, kötülüklerde birbirlerini engellemeleri, cennete giden yolu birlikte kat etmeye çalışmaları eşlerin sorumlulukları altında olan hususlardır.
Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurur: “Hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Erkek, aile halkından sorumludur. Kadın, kocasının evi ve çocuklarından sorumludur.”5 “Hanımının senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Misafirlerin de senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver.”6 "Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi kişiye günah olarak yeter"7 Bu hadislerde görüldüğü gibi, sorumluluk bilincinin önemine vurgu yapılmaktadır. Müvahhid mü’min sorumluluklarını yerine getirirse dünya ve ahiret sadetine kavuşur!
Dipnot
1. İbn Mâce, Nikâh 50
2. Tirmizî, Birr 13
3. Müslim, Radâ 61
4. Ebû Dâvud, Edeb 113
5. Buhârî, Nikâh 91
6. Buhârî, Savm 51-55
7. Ebû Dâvud, Zekât 45
Süleyman GÜLEK
Mehmet BOZKURT
Tarih konuşuyor, alınacak dersler var-2
Nihat Güç
Müslümanlar, Terör Devleti İsrail ve Dünya Kupası
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Hamdi TEMEL
Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon
Kadir Erol
İnsâni Yardım....!
Öztürk Samuk
Zemin Uygun, Kitle Müsait
Seyfettin BUDAK
Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin!
Halil MERT
Millî Ekonomi: Güçlü Ve Büyük Türkiye'nin Omurgası
Aydan KURT
Müsait Değilim
Hasan KARADEMİR
ÜÇ FIKRA
Ömer Naci Yılmaz
Kürt Kadını
Recep YAZGAN
Gerçekten tuhaf değil mi!
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Eyüphan KAYA
Koç alnına bir kara leke sördü!
Mehmet Ali Çamoğlu
Akıl Oyunları, İlahi Hesap ve Geçilen Tövbeler
Songül KARAMAN
BEKLER KABEM
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Hüseyin KURT
Bir Yanlışı Eleştirmek, Diğerini Savunmak Değildir
Özlem Gürbüz
Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz
Gülay ÇETKİN
Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Bülent ERTEKİN
Engelliler İçin Söz Değil, İcraat Gerekiyor
Aydın BENLİ
Çok Gerginiz Çok!
Adnan ÖZ
Bu sezon samsunspor’a yakıştı!
Vehbi KARA
Kocatepe Muhribi’nin Batması ve Liyakatsizlik Sorunu
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Adnan İPEKDAL
ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı!
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
İsa ÇOLAKER
YAZAR TIKANIKLIĞI
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Mehmet Nuri BİNGÖL
En Büyük Miyar: Kanaat
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Memiş OKUYUCU
İyilikle İyileştirerek Eğitim
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet SAĞLAM
Din Düşmanlığı
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Ravza ZEYBEK
Düştüğü Yerden Kalkacak Ümmet
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Özhan KIZILTAN
Athanor Mason Locası
Fatih ORUÇ
Abd-Suriye Savaşı ve Rakka Katliamı
Cahit KURBANOĞLU
Kutlu Doğum 79
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Unutma Hakkını Kaybeden Toplum: Her Şeyi Hatırlayıp Hiçbir Şeyi Anlamayan İnsanlar
Fatma Saçak Akbulut
İLİŞKİ RUTİNİ
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Emine AYDEMİR
MEVLEVİLİĞİN – TASAVVUFUN İNCELİKLERİ
Ahmet AYDIN
Ünlüymüş, Modelmiş
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Recep Ali AKSOYLU
Lipton’un Çekilmesiyle Kuru Çay Üretiminde Yabancı Kalmadı!
Abdulkadir MENEK
Sumud Kahramanları
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)